Muhsin Yazıcı

Uluğ Bey kimdir? (1394 – 1449)

Türk matematikçilerden birisi olan Uluğ Bey, Timur’un erkek torunlarından hükümdar olanlardan birinin oğludur. Asıl adı Mehmet’tir. Fakat o, daha çok Uluğ Bey adı ile ünlü olmuştur. 1394 yılında Sultaniye kentinde doğmuştur. Timur’un öldüğü sıralarda Uluğ Bey Semerkant’ta bulunuyordu.

Semerkant ve Maveraünnehir, Mirza Halil Sultan’ın saldırısı ve işgali üzerine babasının yanına gitmek zorunda kalmıştır. Babası buraları yeniden yönetimine alarak on altı yaşında olan Uluğ Bey’e yönetimini bırakmıştır. Uluğ Bey, bu tarihten sonra, hem hükümeti yönetmiş ve hem de öğrenimine devam etmiştir. Devamı…

Bedri Rahmi’nin Ünlü Şiiri Karadut’un Ardında Yatan Kırık Bir Aşk Hikayesi..

Yıl 1949… Yer ise İstanbul Büyük Kulüp… Aralarında Bedri Rahmi ve eşinin de olduğu bir toplantıda, Bedri Rahmi’den bir şiir okunması istendi. O da ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı…

Şiiri okurken gözlerinden süzülen yaşların nedenini, eşi de dahil olmak üzere tüm salon biliyordu. Bedri Rahmi, bu çok duygulu cümleleri, yanında oturan eşi Eren’e değil, kaybettiği aşkı Mari’ye yazmıştı. Devamı…

Günün fıkrası: Eşcinsel Horoz

Çiftinin kümesindeki tek horoz çok yaşlanmıştır ve artık görevini yapamamaktadır. Çiftçi pazardan dönerken genç bir horoz satın alarak kümese koyar.
Yaşlı (bilge) horoz, hemen genç horozu yanına çağırarak kendi yanındaki iki tavuğu gösterir.

-“Benim yanımda gördüğün bu iki tavuğa sakın dokunma, bunlarla benim çok duygusal ilişkilerim var, kümesteki diğer bütün tavuklar ile ilişki kurabilirsin” der. Devamı…

İnsan Zihninin Karanlık Tarafına Işık Tutan Bir Sosyal Psikoloji Kuramı: Bilişsel Çelişki

Psikoloji tarihinde, insanı daha iyi açıklama ve davranışlarının oluştuğu temel kaynağa ulaşma amacıyla birçok deney yürütülmüş, araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların en önemlilerinden biri ise yaklaşık 60 yıl önce ortaya çıkmış olan “Bilişsel Çelişki” kuramı.

Leon Festinger tarafından ortaya koyulan “Bilişsel Çelişki” kuramına göre, insanlar davranışlarını ve düşüncelerini geçmiş deneyimlerine ve değerlerine göre belirlerler. Devamı…

Türk toplumu zamanın ve dünyanın neresinde?

İnsanoğlu eski çağlardan beri, kendisini sorgulamıştır. Diğer canlılardan farkını belirten kimi tanımlar da bulmuştur. İnsan, konuşan hayvandır. İnsan, sosyal hayvandır. İnsan, alet yapan hayvandır, gibi.

Bu tanımlardan en güzeli, Louis Bolk tarafından yapılmıştır: İnsan eksik doğan bir canlıdır. Bu eksikliğini eğitimle tamamlar. Yani zengin içgüdülerle doğan pek çok hayvan, kısa sürede hayata atılıp yetişkin haline gelebilir. Ataları gibi aynı yuva, aynı hareketler, aynı besinlerle hayatını tamamlar. Devamı…

Yolundan dönen çocuk…

“On üç yaşındaydım. Ortaokula gidiyordum. Babam öleli iki yıl olmuştu. Yoksul düşmüştük. Annem terzilik yapıyordu, zar zor geçiniyorduk. Büyük bir evin iki odasında oturuyorduk. Kitaplarımın çoğu noksandı, okul çantam bile yoktu..

Bayram geldi. Annem ne yaptı etti, bana bir ayakkabı aldı. Bir pantolonla bir gömlek dikti. Sabah erkenden kalkıp giyindim. Bir gün önceden sözleşmiştik, iki arkadaşım beni evden alacaklar, birlikte bayram yerine gidecektik. Atlı karıncaya, kiralık bisikletlere binecektik, tatlıcıda tatlı yiyecektik. Belki sinemaya da gidecektik.. Devamı…

Günün sorusu: Çorapla uyumak uyku kalitesini artırır mı?

Siz de ayakları üşüdüğü için uykusunun bölünmesini engellemek için çorapla yatanlardan mısınız? Yoksa çıplak ayaklarınızı battaniyenin altından çıkarıp havalandırmayı mı tercih edersiniz?

Belki daha önce yakınlarınızla iki seçeneğin artı ve eksilerini tartıştınız, ama hangisi daha iyi bulamadınız.

Peki çorapla yatmanın uyku kalitemize bir faydası var mı? Devamı…

Şaşıp Kalıyorum,

Arap İngiliz’le birleşmiş Türk’ü Arabistan’sa arkadan vurmuş;
Ermeni Rus’la birleşmiş,
Doğu Anadolu’yu kana bulamış;

Rum Yunan’la, Yunan İngiliz’le birleşmiş,
Batı Anadolu’yu ele geçirmiş.
Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık, kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış,
Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok!.. Devamı…

İnsanın kendini tanıması

Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin…

Her gün aynı yoldan işine gidersen, yüzyılların getirdiği geleneğe sıkı sıkı kalırsan; ilk defa karşılaştığın kişilerle ve düşüncelerle tanışmaya çalışmasan sen hep içine hapis kalacaksın. Ya da tanışıp kendi dışına çıkacak özgürlüğe adım atacaksın.

İşte o zaman kendini tanımaya başlarsın.

Öğrenilmiş Cehalet

Öğrenilmiş cehalet kavramını ilk Cumhur Doğan’ın ağzından duydum. Daha önce öğrenilmiş olan ve toplumun kültürünün bir parçası haline gelen bilgiler ve bu bilgilere dayalı oluşturulan kurallar, zaman içinde işlevsiz hele geliyorlar ve fayda yerine zarar vermeye başlıyorlar. “Kızını dövmeyen dizini döver,” sözü bence buna güzel bir örnek. Benim büyüdüğüm ortamda bebekler ishal olunca onlara su vermezlerdi, “su verme içi biraz kurusun,” denirdi. Bu nedenle çok bebek su kaybından öldü, ama anlamadık. Bugün bilimsel kavramlar ile baktığımız zaman kızını dövmenin ve ishal olan bebeğe su vermemenin büyük cehalet olduğunu görebiliyoruz. Devamı…

Bizden hatırlatması

Bilimi, bilgiyi, bilmeyi, sanatı, felsefeyi bilmeyen ve içselleştiremeyen bireyin ya da toplumun varacağı yer: “Örgütlü cehalettir.”

“Abbasilerin Darül-Hikma’sının benzeri bir çeviri etkinliği, dünya bilim tarihinde Farabi gibi filozoflar, İbn-i Sina (Avicenna) gibi bir filozof ve tıp uzmanı, Harezmi gibi bir matematikçi, Hayyam gibi bir şair ve matematikçiyi Osmanlı toplumu 500 yılda yetiştirmemiştir.”

Şart midur daaa?

Temel ile Dursun karşılaşırlar…
Temel Dursun’un kulağına eğilerek;
-“Ula Dursun pen ne yaptim bugün biliyur musun, da?”
-“Ne yaptin, da?”
-“Ula Dursun, pen politikaya cirdum, da..”
-“Ula Temel sen deli misun?”
Temel’in buna yanıtı ilginç olur;
-“Şart midur daaa?”

Günün Fıkrası: Beş Yahudi’den Öğütler

1. Yahudi Musa insanlara; “Sizin aklınız var. Neden köleliği kabul ediyorsunuz, aklınızı kullanın” demiş.
2. Yahudi İsa; “Aklınız var, ama bunun yanında kalbiniz de var. Duygularınıza da önem verin” demiş.
3. Yahudi Marks; “Aklınız var, yüreğinizin sesini de dinliyorsunuz, ama karnınız açsa neye yarar” demiş.
4. Yahudi Freud; “Aklınız var, yüreğinizin sesini de dinliyorsunuz, karnınız da tok, ama seks hayatınız sakatsa neye yarar” demiş.
5. Yahudi Einstein ise; “Bu yukarıda söylenenlerin hepsi izafidir” demiş.

İş mülakatında başarının sırrı

İş başvuruları internet üzerinden yapılmaya başlandığından beri, yüz yüze bir mülakat haberi almak bile başlı başına bir başarı sayılıyor. Ama en cesur başvuru sahipleri bile o gün telaşa kapılabilir.

İş mülakatı sırasında uygulanabilecek yararlı teknikler için farklı meslekten insanların tecrübelerini paylaşıp tavsiyelerde bulunduğu anket sitesi Quora’ya başvurduk. Şu öneriler paylaşılıyordu: Devamı…

Bana gerçeği değil, inandığımın doğru olduğunu söyle!

Dünyamızı yakın bir gelecekte çok büyük bir tehlike bekliyor. Bilginin bir öneminin kalmadığı bir süreç dayatılmak isteniyor Doğrunun ne olduğunun gerçeklikle değil de kim neye ne kadar inanıyorsa onunla ölçüldüğü bir süreç. Böyle zamanlarda doğruluk, hakikat, izafi bir kavrama dönüşüyor. Amaç bilgi edinmek olmuyor, öğrenmek olmuyor, amaç inandırmak oluyor ve inandırmak için bilgiye gerek kalmıyor…

Böyle bir dünyada herkes kendi inandığının doğru olduğunu ispatlamak peşinde. Kimse artık gerçek nedir, önemsemiyor. Önemli olan haklı olmak ve haklı olduğunun ispatlanması… Veriler öyle göstermiyorsa, haksız olmayı kabul etmektense haklı olduğunu ispat edecek dataların üretilmesi yoluna gidiliyor ve ALTERNATİF GERÇEKLER yaratılıyor. Devamı…

Günün sorusu: Soğuk suda yüzmek depresyona çare mi?

Hayatta olduğumu en çok kış vakti, soğuk suya daldığımda hissederim. Soğuk suyla temasın yarattığı şok, kontrol edilemez bir nefes alma ihtiyacını beraberinde getirir, o an hızla suya girerim.

Suyun altında ise yoğun bir yanma hissinin yanında, onca senedir bu sporu yapmama rağmen, az da olsa bir panik hissine kapılırım. Ama zihnimdeki huzursuz ve olumsuz diyaloglar da tamimiyle o anda kesiliverir. Devamı…