Muhsin Yazıcı

Bilge dede ve aslan ile maymunun hikâyesi

Bir varmış bir yokmuş


Bir dağ köyünün en yakın tepesinde evi olan bir bilge varmış. Bu dağ köyü oldukça kalabalık bir köymüş. Tam 150 hane ve 700 nüfusu varmış bu köyün. Ve üç yüz tane çocuk varmış. Köyün yakınlarında da başka köyler olmadığı için köylüler birbirlerine gider gelir, dostluk, arkadaşlık yaparlarmış.   Her akşam köyün en az 30 hanesinde birbirinde toplanan köylüler masallar, hikâyeler anlatırlarmış birbirlerine. Ama küçük çocuklar en çok aslan ve maymun hikâyesini severlermiş. Bu aslan ve maymun hikâyelerini tepedeki bilge çok güzel anlatırmış. Köyden 100 metre yürüyerek ve yokuş çıkılarak gidilirmiş bilgenin evine.

Her hafta cumartesi günleri köyün bütün çocukları sadece aslan maymun hikâyelerini dinlemek için toplanırmış bilgenin evinin bahçesindeki büyük çardağın altında. Giderek, bütün köyü aslan maymun hikâyeleri düzenleme ve anlatma hatta ezberleme merakı sarmış.

         Bu yüzden cumartesi akşamları köyün gençleri, orta yaşlıları ve bazı yaşlıları da tepeye, bilgenin evine aslan maymun hikâyesi dinlemeye giderlermiş çocuklarla birlikte.

        Her hikâye anlatışı bir seremoni ile başlarmış. Bilge herkesin görebilmesi ve sesini daha iyi duyabilmesi için herkesten daha yukarıda otururmuş.

        Bilgenin rahat rahat oturduğu anlaşılınca ve konuşmaya hazır olduğu görülünce herkes susarmış.        

        Öylesine bir sessizlik olurmuş ki, rüzgârın her hareketini duymak mümkün olurmuş.

        Sonra bilge elini kaldırır ve avucunu gökyüzüne paralel bir şekilde açtığında, bütün çocuklar ayağa kalkarak, “bütün canlılar önemlidir ve değerlidir” diye hep bir ağızdan seslenirlermiş. Bilge avucunu yere doğru açtığında “her canlı birbiriyle aynı ve farklıdır” derlermiş. Sonra Bilge avucunu çocuklara paralel çevirdiğinde tüm çocuklar “Her canlı zavallıdır aslında” derlermiş.

         Sonra Bilge elini yumruk yaptığında tüm çocuklar “her canlı taşır bir omzunda küçücük bir aslan ve taşır küçük yaramaz bir maymun diğer omzunda” diye bağırırlarmış ve sonra otururlarmış yerlerine. Ve başlarmış hikâye, yine küçük bir seremoniyle. “Demek ki neymiş” dermiş bilge.

         Ön sıradan bir çocuk kalkıp ayağa ve “demek ki, maymun hep yaramazlık yaptırırmış her canlıya” der ve oturur, “demek ki, neymiş” dermiş tekrar bilge.

         Ve arka sıradan bir çocuk kalkar “demek ki, aslan korurmuş hep bizi ve uyarırmış” sonra bütün çocuklar ayağa kalkar ve hep bir ağızdan aslanın sözünü tamamlarlarmış.

       “Gitmeyin maymunun izinden, gitmeyin maymunun izinden” İşte, böylece son seremoni de tamamlandığında, Bilge ayağa kalkar ve başlarmış anlatmaya.

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.