Muhsin Yazıcı

Bilişsel Eğitim Kuramı – Piaget – 4

ÖRNEK OLAY
Öğretmen ilkokul üçüncü sınıfta, çocuklara şöyle bir test maddesi sorar: “Aşağıdakilerden hangisi, bitki kavramının tanımıdır?” Çocuklardan biri, öğretmenine “Öğretmenim, bitkinin tanımı ‘c’ seçeneğinde yapılmış ama kavram ne demek bilmediğim için doğru cevabın ne olduğunu bulamadım.” der.
Bu örnek olayda da görüldüğü gibi “kavram” terimi çocuk için soyut bir sözcüktür ve gereksiz olarak soru kökünde yer almaktadır. Çocuk, kavramın anlamını bilmediği için, sorunun doğru cevabını bilmesine rağmen cevaplayamamaktadır. Oysa soru kökü, çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak sorulsaydı çocuk bitkinin tanımını kolaylıkla bulacaktı. Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan, millet, ülke vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavram ve deyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekir. Örneğin; Sakla samanı gelir zamanı vb. deyimler somut olarak çocuklara açıklanmalıdır (Senemoğlu 2005).

4.4. Soyut İşlemler (Formal Operational) Dönemi [11- yaş]
Piaget’ye göre birey ergenlik dönemi ile birlikte yetişkin gibi düşünebilme özelliklerini kazanır (Bacanlı 2006). Her konuda kuramlar formüle ederler, gerçek olanlardan başka olasılıklarla ilgilenirler. Onlar yetişkinin düşünme düzeyine ulaşmaktadır (Charles 2000, Senemoğlu 2005).
Piaget’in önerdiği bu yaş sınırları bilimsel araştırmalarla tam olarak kanıtlanamamıştır. Çoğu zaman bireylerin dönemler arasında daha ileri yaşlarda geçiş yaptıkları gözlenmektedir. Piaget’e göre sınıf öğretmenleri öğrencilerinin bireysel farklılıklarını bilişsel gelişim açısından dikkate almalı ve öğrencilerden bilişsel gelişim düzeylerinin üstündeki etkinliklerde başarılı olmaları beklenmemelidir (Özmen 2004).
Bir problemin çözümü, somut yollarla sınırlanmaz. Problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Olası denenceleri geliştirir. Daha sonra da bu denenceleri sırasıyla test eder. Çözüme sistemli bir şekilde ulaşır. Bu dönem¬de tümevarım ve tümdengelim yoluyla akıl yürütme gözlenir (Senemoğlu 2005).
Çocuklar soyut kavramları anlayarak etkili bir şekilde kullanabilirler. Bu dönemde çocuklar, çeşitli ideal fikirleri, değerleri, inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikayla ilgilenir; bir değerler sistemi örgütlemeye yönelirler.
Ergenliğin başlamasıyla, vücutta değişmeler meydana geldiği gibi, beyinde ve beynin fonksiyonlarında da birçok değişme gözlenmektedir. Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına göre ergen, bu dönemde somut işlemler döneminden soyut işlemler dönemine girmektedir. Ergen, tümdengelim ve tümevarım akıl yürütme yollarının her ikisini de birlikte kullanabilir. Bilimsel yöntemle denenceler üretip her birini sırasıyla test ederek problemi çözebilir. Inhelder ve Piaget’ye göre, ergenlikte beynin olgunluğu, bu işlemleri yapmaya uygun hale gelmekle birlikte, soyut işlemleri yapabilmesi çevreden gelen taleplere bağlıdır. Yani, ergenin soyut işlemleri başarabilmesi için beynin olgunlaşmasının yanı sıra soyut işlem yapmasını gerektirecek bir çevrede bulunması da gereklidir. Diğer bir deyişle, tüm gelişimde olduğu gibi, soyut işlemler döneminin özelliklerini kazanabilmek için de, olgunlaşma ve ergenin çevresiyle etkileşimleri sonucu yaşantı kazanması gerekmektedir. Piaget, birçok yetişkinin soyut işlemleri geliştiremediğini ifade etmektedir. Bunun nedeni de; içinde yaşadıkları çevrenin niteliğidir. Örneğin; ilkel bir toplumda yaşayan bireyin soyut işlemler yapmasına; bir problemle ilgili denenceler geliştirip bunları teker teker denemesi ve sonuca ulaşmasına gerek olmayabilir. Kısaca bireyin soyut işlemleri yapabilmesi için, bu tür düşünme tarzını gerektirecek karmaşık problemlerle karşılaşması gerekir. Öğretim, ergenin bilimsel yöntemi kullanmasını sağlayacak biçimde düzenlenmelidir (Özmen 2004, Senemoğlu 2005).
Bu dönemde zihinden işlemler yapılabilir; hipotez geliştirilerek problemlere analitik çözümler bulunabilir. Satranç oyunu bu açıdan hipotetik düşünmeye ağırlık veren bir oyun olarak örnek verilebilir. Soyut işlemler dönemi ile birlikte kişi satranç oynamaya başlayabilir. Daha önceki dönemlerde satranç karmaşık ve anlaşılmaz bir oyundur. Örnek için, bu dönemdeki bir kişiye odanın bir köşesinden öbür köşesine kaç olası yolla gidilebileceği sorulduğunda sonsuz sayıda olduğu cevabı alınabilir. Oysa daha küçük çocuklar iki kenar ve bir orta yol olmak üzere üç yolla gidilebileceğini söylerler. Bu dönemin diğer bir düşünce özelliği de birleştirmeci (kombinasyonel) düşünmedir. Birkaç faktörün birlikte ele alınarak sorunun çözülmesi bu dönemde edinilir. Ayrıca faktörler birbirlerinden bu dönemde soyutlanabilir ve bilimsel sorunlara çözümler aranabilir.
Göreli (kişiye, yere, zamana göre değişen) kavramlar da bu dönemde edinilir. Göreli bir kavram olan kardeş kavramını çocuk 2-3 yaşlarında iken (belki doğru) kullanmaya başlar, yani çocuğa kaç kardeşin var dendiği zaman çocuk doğru cevap vermeye başlar. Ama kardeşin ne olduğu, kardeşlerin kaçar kardeşi olduğu gibi başkalarının perspektifinden olaya bakabilme özelliği 12 – 13 yaşlarında edinilir. İlkokul üçüncü sınıf öğrencileri sınıftaki, evdeki kişileri kardeş sayma eğilimi gösterirler. 12 yaş civarındaki ilkokul 5. sınıf öğrencilerinin büyük bir kısmı kardeşin ne olduğunu anlayabilir hale gelmiştir. Benzer bir durum yön kavramları için de geçerlidir. Bir yönden bakıldığında solda olan bir nesnenin, öbür taraftan bakıldığında sağda olacağı soyut işlemler döneminde anlaşılır (Bacanlı 2006).
Bu evrede bulunan çocuklar bir olayı değişik yönlerden görebilirler. Bir problemin çözümünde ya da bir karar verme sürecinde soyut düşünebilirler. Problemde yer alan değişkenler arasında ilişki kurup denenceler geliştirebilirler. Geliştirdikleri denenceleri denerler. Böylece problem çözümünde sistemli bir yol izlerler. Bu evre belirli bir bilişsel gelişimin ürünüdür. Bu bir şekilde sağlanmadığında bazı çocuklar okul yıllarında hatta yaşamları boyunca bu evrede yer alan işlemleri yerine getiremezler.
Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayrıca dil gelişimi bakımından kavramların atasözlerinin, deyimlerin anlaşılmasında artık problemleri yoktur. Ayrıca yazılı dili de bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler (Senemoğlu 2005).
Ergenlik döneminde de ergen benmerkezciliği denilen herkesin ona dikkat ettiği gibi bir düşünce biçimi görülür. Bu düşünce biçimi yüzünden ergen herkesin ona baktığı, onu gözlediğini düşünür ve kendini sürekli olarak sahnede hisseder. Bu benmerkezcilik, görüldüğü gibi çocuğun başkasının perspektifinden olaya bakamamasından farklıdır. Ergen başkalarının perspektifini alabilmeye başladığı için “ya onlar ne der?” diye düşünmeye başlamıştır. Bu dönemdeki kişilere verilecek eğitimde daha çok soyut içeriğe yer verilmesi onların yeni yeni kazanmaya başladıkları düşünce özelliklerini kullanma fırsatı verecektir. Derslerde bu olanağın sunulması yararlıdır. Ancak hatırda tutulması gereken diğer bir husus ta, derste anlatılan bir takım kavramların hala fazla soyut gelebilmesidir. Bu yüzden laboratuar deneyi gibi yöntemler (özellikle daha önceden yaşantılarının olmadığı hususlarda) eğitimde yararlıdır. Ergenlik dönemine giren kişilerin kardeş kavramını bile henüz tam olarak edinmedikleri akıldan çıkarılmamalıdır (Bacanlı 2006).
5. PİAGET’NİN KURAMINA ELEŞTİRİLER
Piaget’nin çalışmaları büyük bir tartışma yaratmıştır. Gelişim psikologları onun, “Bilişsel gelişimde farklı dönemler vardır ve bir çocuk sonraki döneme girmeden, öncekinden geçmelidir” sayıtlısını sorgulamaktadırlar. Bazı araştırmacılar, gelişimin daima düzgün ve ardışık bir sıra içinde ilerlemediğini ve bir çocuğun Piaget’nin önceki dönemlerinden geçmeksizin sonraki bir gelişim dönemine ulaşabileceğini ve onunla ilgili görevleri yapabileceğini tartışmaktadırlar. Diğer araştırmacılara göre ise bilişsel gelişim derece derece oluşan bir süreçtir ve daha ileri yetenek düzeyleri deneyim ve uygulamayla yavaş yavaş kazanılır, aniden ortaya çıkmaz. Piaget’nin kuramında, küçük bebeklerin dünya hakkında çok az bir anlayışa sahip olduklarının var sayılması da eleştirilmiştir (Sayıl 2002).
Kuramını oluştururken birçok yaş dilimi için az sayıdaki çocuğu gözlemiş olması. Yetişkinlerin doğrudan bir etkisi olmaksızın çocukların kendi bilişsel yapılarını oluşturabileceği görüşü, bazı gelişim basamaklarının Piaget’nin öngördüğünden daha önce gerçekleşiyor olması (örn; nesne sürekliliği), işlem öncesi dönemdeki düşünce yapılarını sürekli çocuklarınki ile kıyasladığından sürekli eksiklikler üzerine yoğunlaşması, çocuk çizimlerine ilişkin bazı görüşlerinin kültüre özgü olduğunu kanıtlayan araştırmaların olması (örn; derinlik algısına ilişkin çizimler) kuramın temel sınırlılıklarıdır. Piaget’nin kuramı yukarıda belirtilen sınırlılıklarına rağmen özellikle eğitimde oldukça kabul gören bir yaklaşımdır (Aydın ve ark. 2005).

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.