Muhsin Yazıcı

Bilişsel Eğitim Kuramı – Piaget – 3

ÖRNEK OLAY
Gökçe, ilkokul ikinci sınıfta hayat bilgisi dersini yüksek sesle çalışmaktadır. “Evde yaşayan kedi, köpek gibi hayvanlara evcil hayvan denir.” Yanında oturan dört yaşındaki kardeşi Tuğçe ise, “Fareler de evde yaşarlar. O halde fareler de evcil hayvandır” der.
Örnek olayda da görüldüğü gibi akıl yürütmeleri tek yönlüdür.
b. Sezgisel dönem
4 – 7 yaş arasını kapsar. Çocuklar bu dönemde, mantık kurallarına uygun düşünme yerine, sezgilerine dayalı olarak akıl yürütürler ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. Dil, hızla gelişmekte, yaşantılar yoluyla kazanılan davranışların sembolleştirilmesine yardım etmektedir (Senemoğlu 2005).
Bu dönemde çocuklar, henüz üst düzeyde sınıflama yapamazlar. Örneğini nesneleri biçimlerine ya da renklerine göre sınıflayabilirler fakat ilişkilerinin tam olarak farkında değildirler. Ayrıca bütün ve parça arasındaki ilişkileri kuramazlar. Örneğini sınıftaki erkekler mi çok, kızlar mı, sorusuna eğer erkek sayısı çok ise, erkekler diyebilirler. Daha sonra, sınıftaki bütün öğrenciler mi çok, erkekler mi? diye sorulduğunda da erkekler çok” cevabını verebilirler (Senemoğlu 2005).
Korunum henüz gelişmemiştir. Korunum, herhangi bir nesne ya da nesne grubunun fiziksel biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde, nesnenin miktar, sayı, alan hacim vb. özelliklerinin değişmeyeceği ilkesidir.
Çocuklar bu dönemde, nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadırlar. Korunumun kazanılmamasında bu özellikleri etkili olmaktadır. Örneğin “Eşit miktarda dolu olan iki süt bardağından birini, ince uzun bir bardağa, diğerini geniş bir bardağa çocuğun gözünün önünde boşaltalım.” İnce uzun bardaktaki süt daha yüksek göründüğünden çocuk, o bardaktaki sütün daha çok olduğunu söyleyecektir. İki eşit miktardaki çikolata kalıbından birisini parçaladığınızda, çocuk gözü önünde parçalara ayrılmış olan kalıbı daha çok görecektir (Arı 2005, Senemoğlu 2005).
İşlem öncesi dönemin önemli özelliklerinden birisi de, çocuklar işlemleri tersine çeviremezler. Piaget’ye göre, tersine çevirme, düşün¬menin önemli bir yönüdür ve korunumun başlangıç noktasıdır. Örneğin, 6 + 8 = 14 o halde 14 – 6 = 8 işlemini yetişkinler kolaylıkla yapabilir ancak işlem öncesi dönemdeki çocuklar, bu tersine çevirme işlemini yapamazlar. Eğer tersine çevirme işlemini işlem öncesi dönemdeki çocuklar yapabilselerdi, sütün ince uzun bardağa boşaltılmasıyla miktarının değişmeyeceğini de kolayca anlayabileceklerdi. İşte bu zihinsel dönüştürme sürecine işlemler adı verilmektedir (Charles 2000, Senemoğlu 2005).
Korunum ve tersine dönebilirlik kavramlarına, iki örnek olay çevresinde yaklaşalım. Annesi dört yaşında bir çocuk olan Gökberk’e “Pastanı istersen dörde, istersen sekize bölerek yiyebilirsin” deyince Gökberk: “Ama anne sekize bölersem pastam çoğalır, o kadar yiyemem” diye yanıt verir. İkinci örnek dört yaşındaki Can ile öğretmeni arasında geçen bir konuşmayı aktarıyor. Öğretmen “erkek kardeşin var mı Can?” “evet” “adı nedir?” “Taylan” “peki Taylan’ın erkek kardeşi var mı?” “yok”. Korunum kavramı ile ilgili çok bilinen bir başka örnek ise bir kilo pamuğun mu, yoksa bir kilo demirin mi daha ağır olduğu şeklindedir. İşlem öncesi evredeki çocuklara göre, bir kilo demir daha ağırdır (Aydın 2006).
İşlem öncesi dönemde çocuğun düşünmesi, fiziksel etkinliğe ve nesnelerin dikkati çeken görünüşüne bağlı olduğundan doğru mantık yürütemezler, işlem yapamazlar. Sonuç olarak, bu yaşlardaki çocuklar durumlarla elde edilen verilerin ötesine geçemezler. Yani nesnenin korunumunu kazanmamışlardır. Ancak bu dönemin sonlarına doğru, somut nesnelerle küçük sayıları toplayabilir çıkarabilirler (Senemoğlu 2005).
Dil gelişimi: Çocuklar konuşma dil yeteneklerinin gelişimi için belli bir mekanizma ve kapasite ile doğar. Fakat onlar spontane olarak konuşamazlar. Çevre bu yeteneklerini kazanmak için onlara bir anlam sağlar. Konuşma gelişim oranları çocuktan çocuğa değişiklik gösterir ve direk olarak nörolojik yetenek ve kognitif gelişim ile alakalıdır (Wong et al. 2001). İki yaşındaki çocuk bir veya iki kelimeden oluşan ifadeler kullanabilir. Dil gelişimi 2-5 yaş arasında süratli bir gelişim gösterir. Bir yıl içinde çocuğun dil gelişimi hayret verici bir hızda gelişir. Çocuk 3 yaşını doldurduğunda 3-4 kelimeden oluşan cümleler kullanmaya başlar ve bu cümlelerde fiillerin geçmiş, şimdiki ya da gelecek zamanlarını doğru olarak kullanır. Beş yaşına geldiklerinde çocuklar kendi dillerini başarıyla ve gramer kurallarına uygun olarak kullanabilecek beceriyi kazanmıştır (Cüceloğlu 1999).
4.3. Somut İşlemler (Concrete Operational) Dönemi [7-11 yaş] İşlem öncesi dönemde kavramları edinen çocuk, 7 ile 12 yaşlar arasını kapsayan somut işlemler döneminde işlem yapabilir hale gelir (Bacanlı 2006). Bu dönemde bireyin sınıflama, sınıflandırma, karşılaştırma, dört işlem yapma ve dönüştürme gibi becerileri gelişir, çocuğun işlemleri muhakeme edişi mantıklı bir hale gelir. İşlem öncesi dönemde çözülemeyen korunum problemleri bu dönemde çözülür. Somut işlemler döneminde çocukların bilişsel yapıları bazı problemleri zihinsel olarak çözebilecek düzeye gelmiş olmakla birlikte, bu dönemde bir problemin çözülmesi somut nesnelerle bağlantılı olmasına bağlıdır. Ancak ekonomik durum, toplumsal hareketlilik, uluslararası ilişkiler gibi soyut konulardaki sorulara yanıt vermekte güçlük çekerler. Çünkü bu soruların yanıtları soyut düşünme ve koordinasyon gerektirir. Somut işlemler dönemi zihinsel işlem yapma yeteneğinin henüz gelişmediği işlem öncesi düşünce ile mantık işletme yoluyla muhakeme yapabilen soyut düşünce arasında bir geçiş dönemi olarak kabul edilebilir (Charles 2000, Özmen 2004, Senemoğlu 2005).
Somut işlemler evresinin belki de en temel özelliği, bu evrede miktarın korunum yeteneğinin kazanılmasıdır. Bu yetenek ayniyet, ödünleme ve tersine dönüştürme bilişsel süreçlerini anlamayla yakından ilişkilidir. Ayniyet, çocuk nesneye bir şeyin eklenmediği ya da nesneden bir şey alınmadığında nesnenin aynılığını koruduğunu bilir. Ödünleme (Telafi), çocuk bir yönde meydana gelen gözle görülür değişikliğin diğer bir yönde meydana gelecek değişiklikle ödünleneceğini bilir. Örneğin su dar bir cam kaba boşaltıldığında yüksekliği artacaktır.
Tersine dönüştürme, çocuk yapılan değişikliği zihinsel olarak dikkate almayabilir. Nesnenin bir önceki durumunu zihninde canlandırabilir. Tersine dönüştürebilme yeteneğini kazanmış bir çocuk artık iki yönlü düşünme becerisini kazanmış demektir (Senemoğlu 2005).
Bu dönemin ilk yıllarında 7 kere 9’un 63 ettiği bilinir, ama 9 kere 7 nin de aynı sonucu vereceği henüz anlaşılamaz. A=B’dir, ama henüz B=A değildir. Bu özellik bu dönem içinde kazanılır. Bu özellik sayesinde çocuk işlemleri tersinden de ele alabilir hale gelir. Örneğin buz haline gelen suyun tekrar su haline gelebileceğini de düşünmeye başlar (Bacanlı 2006). Örneğin; benim beş portakalım, senin dört portakalın var. İkimizin portakallarını bir araya getirdiğimizde kaç portakal eder?” diye sorduğumuzda problemi zihinsel olarak çözebilirler (Senemoğlu 2005).
Bu evrede üstesinden gelinen bir diğer önemli işlem sınıflamadır. Sınıflama, çocuğun nesnelerin tek bir özelliğini dikkate alma ve bu özelliğe göre nesneleri gruplandırma yetenekleriyle ilişkilidir. Somut işlemler evresinde bulunan bir çocuk, kendisine farklı renk ve şekilde 12 nesne verildiğinde bunlar içerisinden yuvarlak olanları bir araya getirebilir. Bu evrede daha ileri düzeyde sınıflamalara gidilebilir. Bir sınıf bir başka sınıflama sistemine yerleştirilebilir. Örneğin; taşıt araçlarını otomobiller ve kamyon vb., diğer taşıt araçları olarak gruplayabilir, otomobilleri de, benzinle çalışanlar ve mazot vb. yakıtla çalışan diğer otomobiller olarak sınıflandırabilirler. Örneğin güller ve karanfiller her ikisi de kendi içerisinde ayrı bir sınıftır. Ancak bunlar aynı zamanda bitki ya da çiçek sınıflarında da yer almaktadırlar. Tersine dönüştürebilme ile ilişkili olarak, somut işlemler evresindeki bir çocuk, bir grup nesneyi sınıflandırmanın birden çok yolu olduğunu bilir. Örneğin iki farklı şekil ve renkteki büyük ve küçük halkaları renk, bozukluk ve şekillerine göre yeniden sınıflandırılabilir. Seri oluşturma, büyükten küçüğe ya da tam tersine sıraya dizme işlemidir. Bu işlemi yerine getirebilen çocuk A < B < C gibi mantıklı seriler oluşturabilir. İşlem Öncesi Evredeki çocuk büyük bir olasılıkla “A küçüktür C’den ve B küçüktür C’den dolayısıyla A ve B küçüktürler” işlemini yerine getiremez. Çünkü B’nin A’dan büyük olabilirken C’den küçük olacağını düşünemez. Örneğin; Songül İlknur’dan uzundur. İlknur da Gökçe’den uzundur Bu grupta, en uzun kişinin kim olduğunu somut işlemler dönemindeki çocuklar kolaylıkla bulurlar. Somut İşlemler Evresinde, mantıklı düşünme sistemindeki bu gelişmelere rağmen, bu evredeki çocuklar henüz soyut fikir ve olasılıklara ilişkin denenceler geliştiremezler. Yani soyut düşünmede başarılı olamazlar (Senemoğlu 2005, Bacanlı 2006).
İşlem öncesi dönemde benmerkezci olan çocuk bu dönemde benmerkezciliğinden kurtulur ve Piaget’nin dağılma dediği bir olay gerçekleşir. Çocuk başkalarının da kendilerine göre düşüncelerinin olabileceğini anlamaya başlar. Bu dönem bir anlamda başkalarıyla “başkaları” olarak ilişkinin kurulabildiği dönemdir.
Piaget’nin, arkadaşı Barbel Inhelder ile birlikte yürüttüğü bir deney, işlem öncesi dönemdeki çocuğun bilişsel yetenekleri ile somut işlemler dönemindekinin arasında fark olduğunu gösterir. Bir çocuk, üzerinde renk ve büyüklük olarak farklı kartonpiyerden yapılmış üç dağın yer aldığı bir masaya oturtulur. Masanın diğer tarafına yerleştirilmiş sandalyede bir oyuncak bebek vardır. Çocuğa masanın diğer tarafından dağların görüntüsünü de içeren fotoğraflar gösterilerek çocuktan oyuncak bebeğin bakış açısından dağların nasıl göründüğüne karar verip ona göre bir fotoğraf seçmesi istenir. İşlem öncesi dönemdeki çocuklar, dağları kendi bakış açılarından gösteren fotoğrafı seçmişlerdir. Bu, benmerkezci düşüncenin iyi bir örneğidir. Çocuklar dağları yalnızca kendi bakış açılarından hayal edebilmektedirler. Diğer yandan somut işlemler dönemindeki çocuklar dağları, bebeğin bulunduğu yerden gösteren resmi yani doğrusunu seçebilmişlerdir (Sayıl 2002).
Bu dönemin en önemli özelliği korunum kavramının kazanılmasıdır. Korunum değişmezliğin anlaşılmasını ifade eder. Örnek için, sıvıların korunumu, sıvının içine konduğu kap değişse bile, eğer herhangi bir ekleme veya çıkarma yapılmamışsa, sıvının miktarının aynı kalacağının anlaşılmasını ifade eder. Korunum Piaget’nin kuramının en çok araştırılan konusu olmuştur. Korunumları şu şekilde özetlemek mümkündür:
* Madde korunumu (bir bütün parçalara ayrılsa bile miktarı değişmez) 6-7 yaş
* Uzunluk korunumu (uzun bir tel parçalansa veya kıvrılsa bile uzunluğu değişmez) 6-7 yaş
* Nitelik değişmezliği (bir kaptan diğerine boşaltılan sıvının miktarı değişmez) 6-7 yaş
* Sayıların korunumu (nesnelerin yakınlaştırılması veya uzaklaştırılması ile miktarda değişme meydana gelmez; 5 top ister bitişik ister ayrı olsun, 5 toptur, sayı değişmez) 7 yaş: Aynı sayıdaki nesnelerin dağınık ya da birbirine yakın halde bulunma koşullarında bile miktarının değişmediğinin öğrenilmesidir.
* Alan korunumu (bir kağıt parçasının kapladığı alan, kağıt kesilip başka şekiller oluşturulsa bile değişmez) 7 yaş
* Ağırlık korunumu (şekli değişen balçığın ağırlığı değişmez) 9-12 yaş: Bir şeyin hacminde ve görünümünde değişiklik olsa bile ağırlığında değişme olmadığının öğrenilmesidir.
* Hacim korunumu (çeşitli şekillere sokulan balçığın taşırdığı su miktarı aynı kalır) 11-12 yaş: Bir şeyin şeklinde değişiklik olsa bile hacminin değişmediğini öğrenilmesi durumudur (Aydın ve ark. 2005, Bayhan ve Artan 2005).
Korunumun kazanılabilmesi için çocuğun üç uslamlama kuralını kavraması gerekir: Özdeşlik (ekleme veya çıkarma yoksa aynıdır), ödünleme (bir yöndeki büyüme, diğer yöndeki azalmayı ödünleyebilir) ve tersinebilirlik (işlem tersine döndürülürse aynı sonuç ortaya yeniden çıkar). Sözgelimi madde korunumunda, eğer bir ekleme veya çıkarma yapılmadıysa aynı madde ile karşı karşıyayız demektir. Nitelik değişmezliğinde, kabın yüksekliğindeki artma, genişlikteki azalma yükseklikteki artmayla telafi ediliyordur (Bacanlı 2006).
ÖRNEK OLAY
Nazlı ilkokul birinci sınıfa giden bir çocuktur. Okuldan gelmiş, matematik ödevini yapmaya çalışmaktadır. Bir ara annesine “anne bu problemi sen çöz”der. Annesi problemi okur. Problemde, elinizde 10.000 TL var. Tanesi 2.500 TL den üç yumurta aldınız geriye kaç liranız kaldı? diye sorulmaktadır.
Anne Nazlı’ya döner “Niçin ben çözeyim kızım?” diye sorar. Nazlı’nın cevabı “Çünkü ben hiç yumurta almıyorum ki sen alıyorsun, bu problem seni ilgilendiriyor” der.
Nazlı’nın bu cevabından eğitimcilerin alması gereken çok ders vardır. Eğer problem de yumurta değil simit, çiklet vb. alınsaydı çocukların ilgisni daha çok çekecek, onlar için daha somut olacak dolayısıyla, gelişim düzeyine daha uygun olacaktı. Çocuk yaşamında işe yarayacak bu problemi çözmekten de zevk alacaktı.

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.