Muhsin Yazıcı

Anne şiirleri

Anne

Bir zamanlar ben de çocuktum,
Uçurtma kuyruğu hayallerim vardı.
Bir zamanlar ben de uçuktum,
Bilye rengi yarınlarım vardı.

Eski zamanlar vardı anne,
Sen akşamları dualar öğretirdin,
Gaz lambamız, bir de gecekondumuz,
Fakirdik ama, zengin rüyalarımız vardı anne.

Bir bahçemiz vardı anne,
Hani içinde soğan yetiştirdiğimiz,
Bir de kuluçkaya yatırdığımız tavuklarımız,
Bir de hayaller kurduğum dut ağacımız…

Sanki çilen yetmezmiş gibi, direten olmuştum,
Her çocuk gibi bir kardeştir tutturmuştum,
Çok geçmeden bir değil, bin bir Dilek doğmuştu,
Yeni umutlarımız yarınlarımız olmuştu…

Hayat o yıllarda siyah beyaz akıyordu,
Komşuda Türk filmi izlemek için oğlun ne çok ağlıyordu,
Biliyorsun dizlerinden hiç düşmüyordu,
Aslında o yıllar gökkuşağı renginde kayıyordu…

Evin çatısını daha yeni kapattırmıştık,
Babam bir taksi sevdası tutturmuş gidiyordu,
Hani fiyaka olsun diye değil,
Ekmek parası için evi satıp, kiraya çıkmıştık…

İşte ne olduysa ondan sonra oldu,
Hayat senetli ipotekli soldu soldu,
Ankara dar gelmişti, göç şart oldu,
Dertlerin en zalim yeri sungurlu oldu…

İlkokulun yokuşlu yolları ve siftahsız günler,
Halde bir sinema biletine tükenen geceler,
…ve perme perişan geçen en acı yıllar,
…ve Sungurlu, ah!… Sungurlu, diyarı dertler…

Çok dayanamamıştı, yalnız babam,
Çaresiz tası tarağı satıp tekrar Ankara’ya düştük,
O yıllarda Ayhan Işık solan bir kareydi,
Bizler darmadağın, ağlayan babam…

Telsizlerde bir apartman dairesinin giriş katı,
Kim bilirdi en güzel günde sele kapılsın,
…ve suların arasına bilyelerim karışsın,
Defterlerimiz, üstümüz her şeyimiz çamura bulaşsın…

Çok geçmeden sitelere, doğduğumuz yere taşınmıştık,
Dilek’li en güzel okul yıllarım o zamanlara tesadüf eder,
Her sabah aynı terane, dolmuşta iki kişi tek bilet,
…ve soğuk yollar, acımasız kaldırımlar, ağbi üşüdüm…

Yıllar takvim yaprağından bir bir tükeniyordu anne,
Yazlık sinemalar kapanıyor, umutlarımız ölüyordu,
Lunapark mevsimimiz, göz göre göre çürüyordu,
Tükenirken ömrümüz bodrum katlarında, yarınlar ölüyordu anne…

Maalesef geleceğe hep ipotekli yarınlar bıraktık,
Kış günlerinde Dilek’le çok ama çok ip atladık,
Geçer mi bunlar da derken, sözde rahatladık,
Nedense şimdi dünün özlemine daldık…

Hiç yoktan darmadağın olduk anne,
Kimin aklına gelirdi bu zor anne,
Böyle mi olacaktı Ah!.. anne,
Bir parça huzur nerede anne?..
Nerede anne?…         

Murat İnce  

Anne

Büyüdüm anne
Büyüdükçe
Bedenime yabancılaştım
Hâlâ üşüyorum
Üstümü örter misin anne…

Çocuktum
Ağlardım yarıştaymışçasına
Islanırdı gözlerim silerdin
incitmezdi esmer ellerin…

Büyüdüm anne
Bilmem görebiliyor musun
Ama gene ağlıyorum
Farklı anlamlarda
Ağlamam,
Seni hatırlatıyor bana
Gene gözyaşlarımı
Siler misin anne…

Çocuktum
Beni görürgörmez
Sevecen tavırlarınla güldürürdün
Komik bir masal çuvalı
Elindeymiş gibi gülerdim
Durmak bilmeden…

Büyüdüm anne
Bilmem hisedebiliyor musun
En değme mizahçılar bile
Güldürmüyor beni
Açmıyor,
Sönük bir yüz gibi
Yabancılaşan
Hislerim yabancı
Sorsam,
gene güldürür müsün anne…

Çocuktum
Karnım acıkırdı
Telaşlanırdın
Yemez yedirirdin
Aniden, süpriz yapardın
En sevdiğim yemeği
Yerdim,
kontrolsüz maymun iştahımla…

Büyüdüm anne
Bilmem seçebiliyor musun
En gözde menüler
Açmıyor beni, doyamıyorum
Seni hatırlıyorum
Gene karnımı
Doyurur musun anne…

Çocuktum
Huysuzlanırdım
Zamansız rüzgâr gibi
Gezmek isterdim
Çıkmak,
Parkta oynamak
Elimden tutar
Parka götürürdün
Oynardım yorulmak bilmeden
Bakardın soyluca
Bir başka gezegen
Yaratığı gibi…

Büyüdüm anne
Bilmem tadabiliyor musun
Yorgunum,
Yaşlı bir oblomov gibi
Çıkmak, gezmek
İstemiyor buruk gönlüm
Sana muhtaç acizliğim
Sorsam
Elimden tutar
Parka götürür müsün anne

Büyüdüm anne
Bilmem gururlanıyor musun
Uyuyamıyorum,
Saat gece yarıları
Hâlâ uyuyamıyorum
Beni meşgul eden
Bilinmez bilmeceler
Gece bitiyor
Bana benzeyen yıldızlarla
Sana uzaanıyorum
Sorsam,
Gene uyutur musun anne…

Çocuktum
Düşerdim dizlerim kanardı
Ağır yaralı,
Koşardın,
Büyük bir şefkatle
Sevdaya benzeyen adımlarınla…

Büyüdüm anne
Bilmem kabulleniyor musun
Yine düşüyorum
Ortalıkta kan yok
Acı o acı değil
Karanlıklarda bir acı
Sorsam
Gene yaramı
Dindirir misin anne…
         

Yusuf Değirmenci

  

Anne

ayrılık bahtıma düştü düşeli
gözlerim hep sana ağlıyor anne
her an hüzünlüyüm sanma neşeli
hasretin yaramı dağlıyor anne

gurbetten sılaya gelemiyorum
felek kollarımı bağlıyor anne
kavuşmak ne zaman bilemiyorum
saatler halime ağlıyor anne

yaban ilde sensiz çok üşüyorum
güneş bir saatçik doğmuyor anne
dipsiz bir kuyuya hep düşüyorum
kimseler halimi sormuyor anne
         

Mustafa Kayhan  

Anne

En derinden
En güzel
anne!
Duygularım volkan olup taşsa
içimden,
Yakıp aksa ciğerime
yüreğimden
Manâsını arasam sevginin
dilimden
Bulunmaz bir kelime
anne!
Ekmek ve suya nasıl
Muhtacım
Biri aziz, biri baştacım,
İçimde öyle bir yerdesin
eksik olma
Anneciğim…
         

Ahmet Aksoy   

Anne

Hasretim alev alev, ruhum üşüyor niye?
Senin de gözlerine hüzün dolar mı anne?
Her hatıra canlanıp, dillenip her saniye
Sarılıp kollarına sonra solar mı anne?

Gök maviyi unutup, tek kızıla boyanır
Hasret bağrını keser, can evine dayanır
Sanki düş sandalından, minik bir can uyanır
Sızan gözyaşlarını bir bir siler mi anne?

Rüzgâr ki uğul uğul mor dağlardan seslenir
Bulutlar mı, çağrıya onlar dahi hislenir
Gördüm ki fidan bile anasına yaslanır
Bir sesti, yardı geçti, daha deler mi anne?

Pınardaki hayalim iç çekerek ağlarken
Suya vuran yankısı yüreğini dağlarken
O sûret seni öyle saatlerce eğlerken
Göremeyen kör gurbet beni salar mı anne? 
         

Ayşe Ceyhan

Anne

Işığımsın yolumda,
Kuvvetimsin kolumda,
Çiçek açtım dalında,
Benim canım anneciğim…

Sen yemedin yedirdin,
Hem giymedin giydirdin,
Uykunu bana verdin,
Benim canım anneciğim…

Hastalandım ağladın,
Yaramı sen bağladın,
Olmasan ne yapardım,
Benim canım anneciğim…

Kokladım güllerinden,
Bal akar dillerinden,
Öperim ellerinden,
BENİM CANIM ANNECİĞİM!!!
         

Selime Hacıoğlu   

ANNE

Sen ban karnında can verdiğinde
Sancıyla dünyaya getirdiğinde
Uykunu bölerek emzirdiğinde
Fedakardır dedin anneler anne

Hastalandım baş ucumda ağlardın
Ağlasam sen vardın,gülsem sen vardın
Yorulmadan beşiğimi sallardın
Hala kulağımda ninniler anne

Büyüde topluma karış diyordun
Hayat yorucu bir yarış diyordun
Herkes ile dost ol barış diyordun
Özlenen dostluklar nerdeler anne

Yarışa katıldım sözüne uydum
Sılada değil de gurbette doydum
Ben seni kalbimin içine koydum
İnsanlar doyduğu yerdeler anne

Uzaktaydım aklında hep ben vardım
Sana her gelişte sevgiyle sardın
Ayrılırken gözyaşını saklardın
Gelişimi kimler müjdeler anne

Hastalandı diye haberin aldım
Topladım valizi köyüme vardım
Seni ellerimle toprağa verdim
Sensizlik bahtımı gölgeler anne 
Yusuf Değirmenci   


Anne

Sefil ve gecenin karanlığında
Beklerim seni ayrı umutla
bir melek olduğunu bilmiyor gibi
Ağladım seneler ve yıllarca

Senin özlemin benim için
Sanki nefessiz bir biçim
hayat gibi acılarla büyüyen benim için
Sensiz kalmak ayrı bir acı
         

Ayşegül Akın

 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.