Muhsin Yazıcı

“3000 yıllık denge bozulur”

“3000 yıllık denge bozulur”

Uzmanlar uyarıyor: ”Doğal olarak oluşmuş bir sistemi öyle yapay müdahaleler yaparsanız, ne olacağını kestiremezsiniz.”

Hacettepe Üniversitesi  Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı kamuoyunda ”Çılgın Proje” olarak adlandırılan ”Kanal İstanbul Projesi”ne ilişkin olarak, ”Doğal olarak oluşmuş bir sistemi öyle yapay müdahaleler yaparsanız, ne olacağını kestiremezsiniz.

Boğazlardaki su rejimini değiştirirseniz, İstanbul’un kanalizasyon deşarj sistemini mahvedebilirsiniz. İstanbul’un kanalizasyonu boğazın altına veriliyor ve bu su Karadeniz’e gidiyor” dedi.Karadeniz’den boğazları geçerek Akdeniz’e ulaşan suyun karşıtının tuz dengesini sağlamak için, Akdeniz suyunun da boğazın altından Karadeniz’e ulaştığını anlatan Saydam, ”Bu denge, 3 bin yıllık bir denge, yani çok yeni” diye konuştu.

Projenin, Marmara’nın yüzey akıntılarına ne yapıp yapmayacağına ilişkin kesin bir şey söylemenin mümkün olmadığını belirten Saydam, ”Doğal olarak oluşmuş bir sistemi öyle yapay müdahaleler yaparsanız, ne olacağını kestiremezsiniz” şeklinde konuştu.

Projenin çok detaylı olarak incelenmesi gerektiğini vurgulayan Saydam, şu görüşleri ifade etti:”Ancak ilk olarak söyleyebileceğimiz bir şey var. Doğanın düzeni ile yapay şekilde oynadığınız zaman geri dönüşü olmayan iyi ya da kötü değişimler oluyor. Boğazlardaki su rejimini değiştirirseniz, İstanbul’un kanalizasyon deşarj sistemini mahvedebilirsiniz boyutuna kadar gidebilir olay. İstanbul’un kanalizasyonu boğazın altına veriliyor ve bu su Karadeniz’e gidiyor. Bu sistem 1990’ların başında çalışmaya başladı.

Onun öncesinde 5-6 yıl biz bilim adamları  olarak bunun araştırmasını yaptık. Bunun için bu şehir çok yatırım yaptı. Senelerce araştırma yapıldı bunun için. Ben boğazın altını dört defa kırmızıya boyayan ekibin başıydım.

Sistemi biliyorduk. Ama siz bu dengeler üzerine kurulmuş Marmara Denizi’ne tek taraflı bir suyla girerseniz, o da derinliği çok önemli yani 25 metre olduğu zaman mutlak Karadeniz suyu gelir. Akdeniz suyu oradan geçemez. Çünkü Marmara’daki tabakalaşma 25 metre.

Keşke 50 metre olsa, ikinci boğazı orada yaratır gibi olacak.””Daha açık bir ifadeyle Karadeniz Marmara’ya bir musluktan boşalıyordu, şimdi ikinci musluğu açarsanız Karadeniz’deki su dengesini değiştirirseniz, ne olacağı kestirilemez” diyen Saydam, Marmara Denizi’nin yapısının dünyada tek olduğunu vurgulayarak, ”Dünyada böyle bir deniz yok.

Bu nedenle burada hassas dengeler var. Oynadığınız zaman Marmara’da ne olacağını kestiremezsiniz, balık olsun, üst akıntısı olsun, su rejimi olsun. Marmara’nın su bütçesi ile oynamaya başlarsanız sistemin nasıl cevap vereceğini hiç kestiremezsiniz” dedi.
        
”168 MİLYON 750 BİN METREKÜP TOPRAK HARFİYATI”

         
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Murat Taşdemir de kanal projesini ”imkânsız ve çılgın” olarak değerlendirerek, projenin siyasi etikten, bilimden ve teknikten uzak olduğunu savundu. İstanbul’un siyasete alet edildiğini öne süren Taşdemir, şöyle devam etti:

”25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde, 45 kilometre uzunluğunda bir kanal açmak demek, 168 milyon 750 bin metreküp toprak harfiyatı demek. Bu da yaklaşık 17 milyon kamyon harfiyat demek. Buradan çıkacak toprağı İstanbul’un üzerine sersen, İstanbul’un yüzölçümünü 10 santimetre yükseltirsin. Bu alanda çok ciddi ekolojik tahribat ve orman katliamı yapılacak, çok ciddi bir kentleşme problemi olacak. 45 kilometrelik güzergahta yaşayan insanlar, yerinden yurdundan edilecek.”Projenin İstanbul’un nüfusunu artıracağını ileri süren Taşdemir, İstanbul’un deprem bölgesinde olduğuna da işaret ederek, projenin deprem olması durumunda bir felakete neden olabileceğini öne sürdü. Projenin bölgedeki emlak fiyatlarını da artıracağını belirten Taşdemir, proje ile hukuki olarak mücadele edeceklerini de kaydetti.
        
”KAPSAMLI DEĞERLENDİRME İÇİN PROJENİN BÜTÜNÜNÜ GÖRMEK LAZIM”

         
Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar da kanal projesinin  fikir düzeyinde olduğu için değerlendirme yapmadıklarını, ancak Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarını izlediklerini söyledi.Projenin üzerinde kapsamlı bir değerlendirme yapmak için projenin bütününü görmek gerektiğini belirten Uyar, ”Kısmen bakıldığında İstanbul Boğazı’nı rahatlatmak, gemilerin geçişini hızlandırmak anlamında yapılabilir böyle bir kanal.

Ancak tek başına kanaldan değil bir yerleşimden, havaalanından,3. köprü projesinden söz ettiğinizde İstanbul için vahim bir durum ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.Projenin detaylarının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle ilk izlenimlerini anlattığını dile getiren Uyar, şunları söyledi:

”Bütün bir proje olarak bakıldığında, İstanbul’un çok sorunu var, bunları daha da çoğaltacak gibi görünüyor. Hızlanacak bir deniz trafiği Çanakkale Boğazı’nı da risk altına alacaktır. İstanbul’a açıkçası çok somut faydasını tespit etmek mümkün değil. Boğazda bekleyen petrol firmaları açısından mutlaka faydalıdır ama İstanbul kentinin sorunlarını artıracak gibi görünüyor. Yeri, konumu, yaratacağı etkiler, ayrıca değerlendirilmeli.

Temel sorun şu, planlama açısından geçerli mevzuata herkes uyacaksa, İstanbul’un 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı yeni yapıldı. Hedef yılı 2030 olarak belirlendi. Bu planlar gelecek için yapılır. Bu planın içinde ne 3. köprü ne de bu kanal var, ne de Başbakanın 2 kenti var.

Dolayısıyla bu söylenenlerin tamamı buna aykırı. Bu planlar, İstanbul ya da herhangi bir kentte herkesi bağlayan açık hükümlerdir. Keşke Başbakanın projeleri buralarda yer alsaydı.Mutlaka planlar değişebilir ama bu bir ihtiyaç değil.

Seçim öncesi bir proje, gündemi oluşturmak üzere belirlenmiş. Burada beklenildiği gibi büyük bir çılgınlık yok. Kenti Trakya’ya doğru genişleten proje, İstanbul’u bitirir ve ancak bu yönüyle çılgınlık olur.”
        
”ÖNERİMİZ, BÜYÜKÇEKMECE’DEN, ORMANLI KÖYÜ CİVARINA UZANACAK BİR GÜZERGAH”
         
Orman Mühendisleri Odası Başkanı Muhammet Saçma da teknik altyapısıyla oluşmadığından Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları doğrultusunda ilk izlenimlerini paylaşmak istediğini söyledi.
Projede Silivri’den Yalıköy’e uzanacak bir kanaldan söz edildiğini belirten Saçma, şöyle konuştu:

”Boğaz trafiğinin yükünün azaltılması noktasında genel çerçeveye bakıldığında doğru bir yaklaşım. Ancak burada öngörülen kanalın genişliği 150 metre olacak, tahmini uzunluğu 45 kilometre, bunun 20 kilometresi ormanlardan geçiyor. Burada aşağı yukarı 300-350 hektar civarında orman yok olacak, bir kısmı da zarar görecek.

O civarda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından geyik ve yaban hayvanı yetiştirme alanı olarak belirlenen yerler de var. Bu nedenle bu güzergâhın yaban hayatıyla ilgili de ciddi zararları olacağı düşüncesindeyiz.

O yöredeki gerek orman alanları, gerek bitki, gerek hayvan türleri yönünden de proje hayata geçirilmeden önce detaylı inceleme yapmak lazım. Burayı, sadece gemilerin geçeceği yer olarak görmemek gerekir. Bizim önerimiz, Büyükçekmece’den, Ormanlı köyü civarına uzanacak bir güzergah.

Bu da kısmen coğrafi yapısı itibariyle de kanal geçirmeye uygun bir yer. Hem mesafe daha kısa, hem de ormandan geçecek bölümü 7–8 kilometre. Bu güzergâhın hem maliyeti azaltacağını, hem doğaya daha az zarar vereceğini düşünüyoruz. Bu gibi şeyler ihtiyaçsa ‘karşıyız’ demek doğru değil, alternatif öneriler sunmak lazım. Biz de ilk bilgiler ışığında böyle bir öneri geliştirdik.”

www.muhsinyazici.com 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.