Muhsin Yazıcı

Duygusal Zeka / Neden IQ’dan Daha Önemlidir?

Duygusal Zeka / Neden IQ’dan Daha Önemlidir?


‘IQ’ ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ’lu çocuklar, ortalama IQ’ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor? 


Dr. Daniel Goleman, psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, ‘EQ’nun ‘IQ’dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. ‘Duygusal zeka’yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor. 

Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, Dr. Goleman’a göre, duygusal zeka doğuştan gelen bir özellik değil. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor. 

Başta eğitimciler ve ana-babalar olmak üzere, herkesin ufkunu açan bu kitabın çok önemli bir toplumsal mesajı da var: Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduğu, bireylerin duygusal zeka düzeyiyle doğrudan bağlantılı. 

 

 

Duygusal zeka nasıl geliştirilir?

Çocuğunuz temel duygular (öfke, mutluluk, üzüntü, iğrenme, şaşkınlık, korku) ile doğar ve kıskançlık, utanma, sevgi, suçluluk gibi sosyal ve karmaşık duyguları 2 yaşından itibaren öğrenmeye başlar. Duyguları okuyabilme ve tanıyabilme yeteneği, çocuğunuz büyüdükçe gelişir ve yaklaşık 10 yaşına geldiğinde, tüm duyguları yetişkinler kadar iyi okuyabilir ve sosyal ortama uygun olarak sergileyebilirler. Bu bakımdan, duygusal zeka doğuştan değildir, deneyimlerle öğrenilir ve geliştirilir. Bu nedenle çocuğunuzun duygusal zekasını geliştirebilmek adına, size çok büyük rol düşmektedir. 

Çoğu ebeveyn, çocuğuyla ilgilenmek derken tam olarak neyin kastedildiğini anlamakta güçlük çekerler. Mesela, baskı yaparlarsa çocuğu bunaltmaktan, sadece hayat akışlarını sorar ya da gereksinimlerine odaklanırlarsa da bu kez çocukların duygu dünyasına girememiş olmalarından sıkıntı duyarlar. Aslında, duyulan bu kaygı normal ve oldukça yaygındır. Bu yüzden, çocuğunuzun doğumundan itibaren, duygusal zekasının geliştirilmesi, bu sorunların çözümü için atılacak adımlardan en önemlisi olur. 

Ailelere düşen roller

• Duygusal zekanın geliştirilme yollarından en önemlisi, çocuğunuzun bebeklikten itibaren fiziksel (emzirilmesi, doyurulması, altının değiştirilmesi gibi) ve duygusal (dokunma, ninni söyleme, konuşma gibi) ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bebeğinizin bakım veren kişiye güvenmesi, dünyanın güvenli bir yer ve kendisine bakım verilecek kadar değerli bir varlık olduğunu öğrenmesi çok önemlidir. Bu kavrama güvenli bağlanma denir. Çoğu araştırma, kendisine bakım veren kişiye güvenli bağlanan bebeklerin kendilerinin ve diğerlerinin duygularını daha iyi okuyabildiğini, duygularını uygun bir şekilde gösteren, yetişkinlikte de sosyal ilişkilerinde daha sevilen, güven duyan ve duyulan kişiler olduklarını göstermektedir. 

• Bir diğer yol da çocuğunuzun duygularını belirtmesine, adlandırmasına izin verin. Kendi duygularının ayırımında olmayan bir kişi, diğerlerinin duygularını da gözlemleyip, algılayamaz. Bunun için siz de ebeveyn olarak kendi duygularınızdan haberdar olun. Aile içerisinde duygularınızı gösterin, dile getirin, bu durumu normalleştirin. Olumsuz duyguları da hissetmenin normal olduğunu, ancak uygun yollar olduğunu çocuğunuza anlatın, bağırmayın, aşırı cezalardan kaçının ve kendiniz eşinizle ya da sosyal ilişkilerinizde model olun. Örneğin, “Oyuncağı almamış olmam seni sinirlendirdi anlıyorum, benim de kendime almak istediğim şeyler olup, alamadığımda ben de kızıyorum.” gibi. 

• Benzer bir şekilde, siz de duygu dağarcığınızı geliştirmeye çalışın, günlük hayat içerisinde kullandığınız duygu sözcüklerini gözlemleyin, sayısını artırın, adlandırın ve detaylandırın. “Sevindim, mutlu oldum.” yerine “Memnuniyet duydum, keyif aldım.” ya da “Hoşnut oldum.” gibi detaylı ve spesifik duygular kullanın. Ailenizde eşinizle birlikte olumlu duyguların gösterildiği, olumsuz duyguların karşıdakini incitmeden sergilendiği bir atmosfer yaratmaya çalışın. 

• Duygusal zekanın geliştirilmesinin bir diğer yolu, çocuğunuzun kendisinin ya da yakınlarının ona kitap okumasıdır. Kitaplarda, kahramanların ve çevresinin duygularına yer verilmesi, hangi durum karşısında ne tür reaksiyon verildiğinin görülmesi, çocuğunuzun duyguları öğrenmesini hızlandıracaktır. Özellikle kitaplarda duyguların ayrıntılı olarak adlandırılması, isim konulması çocukların duygu dağarcıklarının gelişmesine katkıda bulunur. Kitaplarda, kahramanlar olaylar, sorunlar, ikilemlerle karşılaşır, bazen yanlış davranışlarda bulunur, duygularını kontrol edemezler. Bu bakımdan yaşamın bir benzeri olan kitaplar çocuklar için çok önemli bir model alma kaynağıdır.

Sonuç olarak, yapılan birçok çalışma duyguların farkında olmanın, ayırt edilebilmenin, dürtüleri kontrol edebilmenin; empati yapabilme, paylaşma ve yardımlaşma gibi sosyal davranışlarla yakından ilgili olduğunu ve bu anlamda duygusal zekası yüksek olan kişilerin gerek sosyal ilişkilerde, gerekse akademik olarak daha başarılı, psikolojik olarak daha sağlıklı ve güçlü olduklarını kanıtlamıştır. Yapılan bir diğer çalışmada, duygusal zekası düşük olan bireylerin daha fazla uyumsuz, kavgacı ve agresif oldukları, ders başarılarının düşük olduğu, suça kayabildikleri, madde kullanımlarının yaygın olduğu saptanmıştır. Bu bakımdan sosyal ve iş alanında başarılı olan nesiller bakımından duygusal zeka, tartışılmaz bir biçimde geleneksel akademik zeka kadar önemlidir. 

Psikolog Pınar Dursun

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.