Muhsin Yazıcı

Karakuş Hakim

 

Karakuş Hakim 

Kentin kadısı olan Karakuş Hakim, fırının önünden geçerken mis gibi bir koku duymuş. Hemen sormuş fırıncıya: 
– Ne var fırında? 
– Kaz kızartması efendim, bir müşteri getirdi. 
– Pişince bizim eve gönder kaz kızartmasını… 
– Aman yapmayın efendim; belalı bir adamdır sahibi, başım derde girer… 
– Uzun etme ulan. Sonunda bana gelecek değil misiniz? Sen gönder kazı pişince, eve… 
– Sahibi gelince ne diyeyim peki? 
– Uçtu, dersin. 
Karakuş Hâkim, mahkemesinin yolunu tutmuş. Fırıncı da pişen kazı, Karakuş Hakim’in evine göndermiş.

 

Az sonra kazı almaya gelmiş belalı müşteri:

– “Bizim kaz nerede?”

Fırıncı:

-“Sizin kaz, uçtu efendim” demiş.

– “Ne?.. Kesilip yolunup temizlemiş kaz, uçar mı ulan pezevenk?”

Ve bir gözü de kör olan belalı müşteri, çektiği gibi palasını, fırıncının üstüne yürümüş. Fırıncı, kapıdan fırlayıp kaçmaya başlamış. Belalı da, palasıyla peşinden:

-“Vay kazım, vay kazım” diye bağıra bağıra…

Fırıncı can havliyle bir evin bahçesine dalmış. Bahçede hamile genç bir kadın çamaşır yıkıyormuş. Fırıncıyla, peşindeki palalıyı görünce, düşüp bayılmış, çocuğunu düşürmüş.

Bu kez de kızın babası takılmış, belalının arkasından fırıncının peşine:

-“Vay kızım, vay kızım!” diye…

Fırıncı, Karakuş Hakim’in mahkemesine doğru koşuyormuş. Peşinde de, elinde palasıyla:

– “Vay kazım, vay kazım!” diye kendisini kovalayan, bir gözü kör bir belalı; onun da peşinde

-“Vay kızım, vay kızım!” diye koşan bir baba…

O sırada yoldan geçen bir adamın gözüne girip, gözünü çıkarmış belalının palası… Gözü çıkan adam da katılmış fırıncının peşindeki kafileye

-“Vay gözüm, vay gözüm!” diyerek…

Fırıncı nefes nefese Karakuş Hakim’in karşısına çıkmış. Peşinden de, eli palalı belalı, öfkeli yaşlı baba ve gözü çıkmış adam…

Karakuş Hakim:

-“Durun bakalım, demiş, anlatın mesele nedir?”

Belalı, başlamış anlatmaya:

-“Ben kızartması için yolunmuş bir kaz getirdim fırıncıya; almaya gittiğimde, bana ‘kaz uçtu’ dedi…

Karakuş Hakim:

-“Hemen kara kaplı kitaba bakalım” demiş.

Ve yanındaki kara kaplı kitabın sayfalarını çevirdikten sonra:

– “Bak..” demiş, “… kara kaplı kitap ne yazıyor, ‘kaz, uçan bir hayvandır’ diye yazıyor. Demek ki, uçabilir kaz. Sen çekil bakayım kenara…”

Ve yaşlı adama dönmüş:

-“Senin derdin ne?”

-“Efendim hamile kızım bahçede çamaşır yıkıyordu; bu adamlar girdiler bahçeye; kızım korkup bayıldı, çocuğunu düşürdü…” 
– Kaç aylık hamileydi kızın? 
– Üç aylık… 
– Kısasa kısas… Sen şimdi kızını fırıncıya ver. Onu gebe bıraksın. Çocuk üç aylık oluncaya kadar da kendisine bakıp, sonra geri versin sana…”

Yaşlı adam:

-“Vazgeçtim davamdan!” demiş. Sıra palayla bir gözü çıkan adama gelmiş.

O da anlatmış olup biteni.

Karakuş Hakim:

-“Evet, demiş. Kısasa kısas. Sen de palalı adamın bir gözünü çıkaracaksın. Ancak onun zaten bir gözü kör. O nedenle de, o senin bir gözünü daha çıkarsın; sen de onun bir gözünü çıkar, olup bitsin…”

Gözü çıkan adam da, geri almış davasını… 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.