Muhsin Yazıcı

Teknolojinin Eğitime Olumsuz Etkileri

Teknolojinin Eğitime Olumsuz Etkileri

Eğitimde Teknoloji Özne Değil Araçtır;

Eğitim giderek teknolojiye daha çok bağlanıyor. Üniversiteler başta olmak üzere, pek çok eğitim kurumu az ya da çok bilgisayardan, internetten, değişik yazılımlardan hatta iPod gibi cihazlardan faydalanmaya başladı. Türkiye geneline baktığımızda ise bu teknolojilerden geniş kitlelerin faydalandığını söyleyemiyoruz. Hatta zaman zaman teknolojik altyapının bazı kurumlarda çok ileri olması, bazı kurumlarda ise hiç olmaması sayısal uçurumu ve fırsat eşitsizliğini körüklüyor.

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Hasan Sait Ölmez gereken altyapı ülke geneline yayılırsa kısa ve uzun vadede, ekonomik ve toplumsal anlamda çok olumlu sonuçlar alınacağını ifade ediyor. Ölmez, eğitim teknolojilerinin eğitimde hiçbir zaman eğitmenler ve içerik kadar önemli olamayacağını ancak artık eğitimin de bu teknolojiler olmadan düşünülemeyeceğini söylüyor. “Bir ülkenin eğitim teknolojisi ulusal telekomünikasyon ve iletişim altyapısı üzerine inşa edilir” diyen Ölmez’e göre devletin eğitim teknolojilerini kullanma konusunda bir vizyon eksikliği var.

 

  • Türkiye eğitimde gelişen teknolojilerden faydalanmasını biliyor mu?

 

Bu alandaki temel eksikliğin vizyon olduğunu düşünüyorum. Ülkemizdeki en fakir yüzde 20’lik dilim eğitim hizmetlerinin yüzde 5’inden azını kullanıyor. Türkiye, gayri safi milli hasılasının yalnızca yüzde 3’ten biraz fazlasını eğitime ayırıyor. Burada kamu bütçesinden ayrılan kaynaktan bahsediyoruz. Bu rakamın gelişmiş ülkelerde yüzde 7 – 10 arasında olduğunu düşünürsek (Çin’de yüzde 12 civarında) problemin eğitime olan yaklaşımda başladığını görebiliriz.  

 

  • Teknoloji eğitimde neden önemli?

 

Eğitimde teknoloji kullanımındaki temel amaç, mevcut şartları iyileştirmek ve öğrenimden alınacak verimi artırmaktır. Yani her şeyden önce teknolojinin eğitimde var olan sorunları ortadan kaldıracak bir sihirli değnek olmadığını, yalnızca eğitim deneyimini zenginleştiren bir yardımcı araç olduğunu anlamak gerekir. Öncelikle eğitimde ulusal bir strateji belirlemeli ve bu alanda yapılması gereken reformları kaynak, personel ve zaman ayırarak derhal başlatmalıyız. Bu süreç içinde de teknolojiyi eğitim konusundaki hizmetleri geliştirmek için nasıl kullanabileceğimizi planlamalıyız. Teknolojinin kullanımı için gereken altyapı yurt geneline yayılmadan ve bu hizmete ulaşmak makul bir bedelle satın alınabilir olmadan teknoloji fırsat eşitliği sağlamaz aksine şehirler ve kırsal kesim arasındaki farkı daha da arttırır.

Önce genel altyapı tamamlanmalı

 

  • Eğitimde teknolojiyi etkin kullanmak için altyapımız var mı?

 

Eğitimde teknolojinin kullanımında aşılması gereken bazı temel zorluklar var ve bunların birçoğu da ülkemize özel değil. Öncelikle teknoloji için gereken altyapı gözden geçirilmelidir. Bir ülkenin eğitim teknolojisi ulusal telekomünikasyon ve iletişim altyapısı üzerine inşa edilir. Günümüzün modern anlayışa sahip bir eğitim teknoloji uygulaması için öncelikle iletişim altyapısının buna müsait olması gerekir. Teknoloji eğitime önderlik edemez, ancak çok amaçlı kullanılabilir. Bundan bir süre önce televizyon yayınlarının eğitimde belli oranda bir başarısıolduysa bu, televizyonun genel haber alma ve eğlence amaçlarına ek olarak eğitim için kullanılmasından olmuştur. İnternetin ve 3G gibi kablosuz altyapıların da benzer bir gelişim takip etmeleri gerekir. Okullarda bilgisayarların ve internet altyapısının kullanılması, kişisel ve ticari kullanım için internetin o bölgede yaygınlaşmasını, yani, bir servis endüstrisinin kuruluşunu takiben gerçekleşir. Bu şartların olgunlaşmasını planlamak ve uygulama dönemini takip etmek gerekir. Önce eğitim sisteminin mevcut analizi doğru ve sağlıklı yapılmalı ve farklı eğitim seviyelerinde amaç ve hedefler ortaya konarak teknolojinin buna nasıl katkıda bulunabileceği dikkatlice araştırılmalıdır. Mevcut finansal kaynakların analizi ile bu kaynakların projeye aktarımı ve yeni kaynak yaratımı tüm sürecin en zor kısımlarından birisi olacaktır.

 

  • Eğitimin hangi aşamalarında teknoloji kullanımı öne çıkmalı?

 

Bugün eğitimde teknolojiden anlamamız gereken yalnızca teknolojik araçların eğitimde etkili ve verimli kullanımı değil, aynı zamanda öğrenme ve öğretme süreçlerinin de tanımlanması, uygulanması ve veriminin ölçülüyor olmasıdır. Bu konuda Apple tarafından yapılan bir araştırma, eğitmen eğitimini de fazlara ayırmıştır. Sınıfta teknoloji kullanımı, Apple tarafından yıllar süren çalışmalarla incelenmiş ve bu çalışma eğitim sistemi üzerine yapılan en sistematik araştırmalardan biri olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmanın temel bulgularından biri, teknolojinin kullanımı ile eğitimde beş safhadan oluşan bir evrimsel gelişme izlenmiş olmasıdır. Eğitmenler teknolojiyi kullandıkça ve profesyonel gelişimleri teknolojiyi eğitime entegre etmelerini kolaylaştırdıkça, uygulamadan olumlu sonuçlar ve verim alınmaktadır. Başlangıç fazında teknoloji ile tanışma gerçekleşmekte ve teknoloji kullanımının temelleri öğrenilmektedir. Bunu benimseme fazı takip etmektedir. Bu fazda teknolojinin geleneksel öğretim yöntemlerine destek sağlaması ve öğrenimi kolaylaştırması amaçlanmaktadır. Uyum sağlama fazında ise teknolojinin klasik sınıf yapısı ile bütünleşmesi sağlanmaktadır. Burada amaç öğrenmeyi kolaylaştırmanın yanı sıra teknolojik araçların kullanımını ile öğrenciyi üretken ve katılımcı hale getirmektir. Bir sonraki içselleştirme fazında ise öğrencilerin hep birlikte araştırma esaslı, proje-tabanlı disiplinler arası çalışmalara odaklanmaları sağlanır. Son faz olan yaratıcılık fazında ise teknolojinin yeni kullanım alanları keşfedilir ve yapılan çalışmalara uyarlanır. Eğitmenlerin uyum sağlama fazını geçtikten sonra teknoloji onlar için müfredatın ve öğretilecek bilgilerin sunulmasında ve öğrencilerin katılımını sağlamada yeni ve yaratıcı bir araç haline gelmiş olur ki amaç da bu olmalıdır.

Tayland, 1995’te eğitimde teknoloji vizyonunu ortaya koydu

 

  • Eğitim teknolojilerinde örnek olabilecek birkaç uygulama örneği verebilir misiniz?

 

Gelişmiş ülkelerde hem teknolojinin eğitimle bütünleşmesi hem de uzaktan eğitim konusunda epeyce örnek var. Ancak gelişmekte olan ülkeler arasında, örneğin Tayland’da 1995’te başlatılan bir çalışma oldukça kayda değer görünüyor. Bu çalışmada Tayland Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, Bilişim ve İletişim Teknolojileri Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı tarafından birlikte yürütülen SchoolNet projesi ile okullar arasında bilgi alış verişi sağlanması, şehirler ve kırsal alanlardaki öğrenciler arasındaki farkın kapanması ve okulların internete bağlantılarının gerçekleştirilmesi planlanmış. Projenin en kritik görevi ulusal dillerinde içerik hazırlanması ve öğretmenlerin eğitimi konusunda yapılan ciddi ve kapsamlı çalışmalar olmuş. Halen devam eden bu proje ile bugün on binlerce okulun öğrencileri ile öğretmenlerinin bu hizmetlerden yararlanması sağlanmış.,

 

  • Bizde neden benzeri bir vizyon uygulanmadı dersiniz?

 

1995 yılında böyle bir vizyonun ortaya konmasında bizde halen bulunmayan Bilim ve Teknoloji ile Bilişim ve İletişim Teknolojileri Bakanlıkları’nın katkısı olduğunu tahmin ediyorum. Ortaya atılmasına ve gelişmesine bizzat tanık olduğum bir başka başarılı girişim ise MIT tarafından 2000 yılında başlatıldı. Massachusetts Institute of Technology (MIT), yaygınlaşan internet erişiminin eğitimde nasıl kullanılabileceğine ve sosyal sorumluluk çerçevesinde MIT’nin buna nasıl katkıda bulunabileceğine cevaben bir açık müfredat (Open Courseware) çalışması başlattılar. Burada amaç bilgiyi paylaşmak ve coğrafik sınırları ortadan kaldırarak tüm dünyadaki öğrencilerin erişimine açık güncel bir müfredat sunmaktı. Bugün mühendislikten sosyal bilimlere, temel bilimlerden dil bilimlerine, işletme ve ekonomiye kadar 35 ana disiplinde 2000’in üzerinde kurs, ders notları, ödevleri, sınavları, tüm ek ders materyalleri, ses ve video kayıtları ile eğitmenlerin, öğrencilerin ve diğer profesyonellerin kullanımına açık bulunmaktadır. Başlangıçta MIT içinde öğretim üyelerinin bir miktar direnci ile karşılaşılmasına rağmen kısa zamanda bu direnç yerini gönüllü bir işbirliğine bırakmış, bu girişim bugün yüksek öğrenimde bu sınıfta başarıya ulaşmış en büyük ölçekli projelerden biri haline gelmiştir.

Eğitmenler daha da önemli hale gelecek

 

  • Sizce bir gün teknoloji eğitmenlerin yerini alabilir mi?

 

Teknoloji eğitmenin yerini almayacak. En azından yakın zamanda bu olmayacak. Hatta teknolojinin günlük yaşamdaki önemi ve gücü arttıkça iyi eğitmenler daha da vazgeçilmez olacak. Şayet eğitmenlerin öğrenimi zenginleştirecek ve verimi artıracak biçimde teknolojiyi kullanmaları bekleniyorsa, onların teknoloji kullanımı konusunda güven kazanmalarını sağlayacak profesyonel desteğin de verilmesi gerekecektir. Uygun şartlarda ilk ve orta öğretimdeki eğitmenlerin kaynaklara ulaşımını sağlayacak düşük yatırımlı projeler eğitmenlerin birbirleriyle iletişim kurarak deneyimlerini paylaşmalarına ve fikir alış verişlerinde bulunabilecekleri bir iletişim ortamı yaratmalarına olanak sağlayarak hem eğitmenlerin profesyonel gelişimine katkıda bulunacak, hem de kırsal alanlarda görev yapan eğitmenlerin izolasyon hissini yenmelerine yardımcı olacaktır.

 

  • Türkiye’de başarılı bulduğunuz bir uygulama var mı?

 

İlk ve orta öğretim seviyesinde sayıca sınırlı özel kurumların münferit çalışmaları dışında kamu tarafından bu alanda yapılmış ciddi bir çalışma ne yazık ki yok. Bu nedenle Türkiye’de ilk ve orta öğretim seviyesinde özel okullar dışında teknolojinin henüz kullanılmıyor olduğunu söylemek yanlış olmaz. Üniversiteler teknoloji kullanımı konusunda sağlanan olanaklar bakımından ilk ve orta öğretim kurumlarından kuşkusuz çok daha şanslı. Bugün üniversitelerde teknoloji kullanımı denince öncelikle akla internet erişimi geliyor. TÜBİTAK’a bağlı olarak oluşturulan Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) altyapısı ile internet erişiminden 2,5 milyonun üzerinde eğitmen, araştırmacı ve öğrenci yararlanıyor. ULAKNET mevcut altyapısı bu tür bir kullanıcı yoğunluğuna cevap vermekte zorlanmakla birlikte özellikle öğrencilerin büyük bir kısmına ücretsiz internet erişimi sağlaması açısından önemlidir. Kendi olanaklarıyla internet erişimi ve sayısal kütüphanelere ödenek ayıran üniversitelerde durum daha tatminkar. İspanya merkezli araştırma şirketi Cybermetrics Lab tarafından yapılan web aktiviteleri ile ilgili araştırma sonuçlarına göre, Türk üniversiteleri gelişmiş ülkelerdeki üniversitelere oranla yetersiz çıkmıştır. Ancak üniversitelerde teknoloji kullanımı internet erişiminden ibaret değil. Öğrencilerin ağ üzerinden sayısal kütüphanelere, elektronik makale ve dokümanlara, e-kitaplara ulaşımı da önemli. Son 10 yıl içerisinde bu alanda zengin bir içerik oluşmaya başlamıştır.

Üniversiteler bile bu alanda yetersiz

 

  • Bu çalışmalar yeterli mi?

 

İnternet erişimi konusunda belli olanaklara sahip olmalarına rağmen bunun dışında teknolojinin yararlı olabileceği birçok alanda üniversitelerimizdeki çalışmalar yetersiz. Öğrencilerin proje veya ödev hazırlamak için ihtiyaç duydukları bilgisayarlara ve bu bilgisayarlar üzerinde bulunması gereken yazılım programlarına erişimi çok sınırlı kalıyor. Birçok üniversite öğrencisi çalışma hayatlarında kullanacakları için bilmesi gereken mesleki yazılım programları üzerine yeterli bilgi edinmeden mezun oluyorlar. Ders içeriklerinin web sayfaları üzerinden öğrencilere sunulması, güncellenerek sürekli başvurulabilecek bir kaynak haline dönüştürülmesi gibi kolaylıkla uygulanabilecek hizmetler ya öğretim üyelerinin bilgi eksikliği ya da bu konuda teknik olanakların yetersiz olmasından dolayı yapılamıyor. Üniversitelerimizin birçoğunda aynı nedenlerle elektronik ortam üzerinde yürütülerek daha hızlı, doğru ve verimli yürütülebilecek birçok rutin iş hala iç yazışmalarla ve kırtasiye kullanımıyla çözülmeye çalışılıyor.

 

  • Teknoloji kullanımının eğitimde olumsuz etkileri olabilir mi?

 

Bu konuda genellikle öne sürülen gerekçeler, öğrencilerin öğrenmek için teknolojiye bağımlı kalacakları, insanlarla ilişki kurma ve kendilerini bir başkasının yerine koyarak empati hissetme yönünde sorun yaşayacakları ve internet üzerinde yaşlarına uygun olmayan yayınlara kolayca erişebilecekleri yönünde. Yazma alışkanlıkları internet üzerindeki iletişim kanallarında şekilleşen ve başkaları tarafından gelişigüzel yaratılmış olan kaynakları okuyan öğrencilerin dil gelişiminin olumsuz etkilendiği yönünde tespitler var. Bu şekilde hem Türkçe grameri konusunda zayıf, hem de sürekli belli kanallar üzerindeki sosyal faaliyetlere zaman ayrılması nedeniyle kitap okuma alışkanlıklarını kaybeden ve kelime dağarcığı sınırlı bir nesil yetiştiği iddia ediliyor. Bunların kısmen haklı gerekçeler olabileceğini kabul etmekle beraber öğrencilerin doğru yönlendirilmesi ve yeterli rehberlik sağlanmasıyla bu tür olumsuz etkilerin en aza indirilebileceğini ve teknolojiden azami faydanın sağlanabileceğine inanıyorum.

Hatırlarsanız televizyon için de zamanında benzer endişeler dile getirilmişti. Ancak bilgiye erişimde televizyonun 70’li ve 80’li yıllarda Türkiye’de önemli bir kaynak olduğunu kabul etmek gerekiyor. Teknoloji kabul gördüğü ve yaygın kullanıma geçtiğinde yarattığı momentumun önünde durmak kolay olmuyor.

http://tekeg.blogspot.com.tr/

 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.