Muhsin Yazıcı

Bilim haberciliğinin sorumluluğu yüksek ve uzun vadelidir

Bilim haberciliğinin sorumluluğu yüksek ve uzun vadelidir

Açık Bilim Dergisi Yayın Yönetmeni Tevfik Uyar, ‘Mars’ta piramit bulundu’ haberlerinin ardından Türkiye’deki bilim haberciliğini değerlendirdi

Açık Bilim dergisinin kurucu editörlerinden biri olan ve halen yayın yönetmenliğini yapan Tevfik Uyar, T24’te de yayımlanan “Mars’ta Piramit Bulundu” haberi sonrası, Türkiye’de bilim haberlerine imza atan muhabir ve editörlere seslendi.

Bilimsel gelişmelerin çoğunun Türkiye dışında gerçekleştiğini ve bu sebepten de bilim haberi yazan muhabirlerin ve derleyen editörlerin yabancı kaynaklara başvurmak zorunda kaldığını söyleyen Uyar, “Çeviri haber derledikten sonra haberi konunun uzmanından değerlendirmesini isteyin” uyarısında bulundu.

Haberlerde kullanılan “uzman” sıfatının da tehlike barındırdığına işaret eden Uyar, “Kişinin kim olduğuna değil, dile getirdiklerinin ne olduğuna, neye dayandığına bakın” ifadelerini kullandı. Uyar’ın bilim haberi yazan muhabir ve editörlere öğütleri şu şekilde:

Bilginize ve yabancı kaynaklara o kadar güvenmeyin

Bilimsel gelişmelerin kaynağı maalesef genellikle ülkemiz olmuyor. Bu yüzden yabancı kaynaklardan haber derlemenin kaçınılmaz olduğu malum. Kimi zaman kaynakta yer alan bilgi yanlışından, kimi zamansa kendi yanlış bilgimizden ötürü kritik hatalar ortaya çıkabilir. Bu yüzden bir çeviri haber derledikten sonra haberi konunun uzmanından değerlendirmesini isteyin. Bunu hiçbir karşılık beklemeden seve seve yapacak uzmanlar olduğuna inanıyorum.

‘Uzman’ sıfatı tehlikelidir

Uzman” ünvanının içi boş olabilir çünkü onun da çeşitleri var. Falcılar fal uzmanı, ruhçularsa ruh çağırma uzmanıdır. Fakat bu uzmanı oldukları alanın gerçeklik içeren bir alan olduğu anlamına gelmez. Ayrıca bir insan kendi alanında uzman olsa dahi söyledikleri gerçeği yansıtmayabilir. Kişinin kim olduğuna değil, dile getirdiklerinin ne olduğuna, neye dayandığına bakın. Akıl süzgecinden geçirin.

Sözde bilimcilerden kaçının

Sözde bilimler bilimsel gibi görünürler ama bilimin yöntemlerini kullanmazlar. Astroloji, akrofonoloji, iridoloji, nümeroloji gibi disiplinlerden uzak durun. Bu gibi disiplinler akademinin dışındadırlar ve dayandıkları tezler defalarca çürütülmüştür. Güneş’in manyetik kutupları yer değiştiriyorsa danışmanız gerekenler meteorologlar veya astrofizikçilerdir. Sürekli kehanette bulunan ve işkembelerini kullanan astrologlar değil. Konu teorik fizik olmadıkça da “kuantum” kelimesi kullananlardan şüphe edin.

Haberi ve fotoğraflarını teyit edin

Şaşırtıcı olduğunu düşündüğünüz bir haberle karşılaşıyorsanız hemen kolları sıvamayın; haberi teyit etmeye çalışın. Özellikle fotoğraflı haberlerde Google görsel arama motoru işe yarıyor. Daha önce internet alemini tongaya düşüren “Sfenks üzerindeki kar” ya da “Açık arttırmayla satılan Afgan kız” haberlerini unutmayın. Google ile tarama yapılsaydı, sfenksin maket olduğu, Afgan kızın ise satılmadığı ve babasını az evvel bir intihar saldırısında kaybettiği için öfkeli halk tarafından “bu kıza ne olacak” diye yüksek bir yere çıkarıldığı hemen anlaşılabilirdi.

Şüpheciliği elden bırakmayın

Halka doğru bilgi ulaştırma sorumluluğunu elden bırakmayın. Aklınıza yatmayan yerler varsa araştırarak, bilene danışarak ya da haberi başka kaynaklardan teyit ederek doğrulamaya çalışın. İddia büyükse kanıt da büyük olmalıdır. Sagan ilkesi, “Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar” gerektirir der. Bir uçan daire, uzaylı ya da yaratık görüntüsünün gerçek olduğunu öne sürmek, Mars’ta eskiden büyük medeniyetler yaşadığını iddia etmek için bulanık bir fotoğraftan fazlası gerekir.

Kötü bilim haberleri 4 kategoriye ayrılıyor

Bilimsel kuşkucu yazı grubu Yalansavar’ın da üyesi de olan Uyar, Türkiye’deki ulusal medyanın ürettiği “kötü bilim” haberlerini dört kategoriye ayırdığını söyledi.

Bunlardan ilki çeviri hatalarından kaynaklanan, iyi niyetli ancak teknik olarak “yanlış” haberler:  “İngilizce kaynaklardan derlenen haberler çevirmenin haberin konusuyla ilgili bilgi ya da araştırma eksikliği nedeniyle son derece hatalı bir haber olarak ortaya çıkabiliyor. Ulusal basın tarihimizden örnek vermek gerekirse, serbest düşmeyle ses hızını aşmayı hedefleyen Felix Baumgartner’ın ışık hızını aşacağının iddia edilmesi, NASA’nın gönderdiği Grail probunun ayın arkasından gönderdiği ilk fotoğrafların “Ay’ın arka yüzünün ilk fotoğrafları” olarak sunulması bu tür haberlere örnektirBir kısmı da bilimsel araştırma sürecinin işleyiş biçimine hakim olmamaktan kaynaklanıyor. GDO, Küresel Isınma ve Kanser gibi popüler konularda yapılan haberlerin sıkıntısı genelde bu yönde.” 

İkincisi, kötü niyetli yanlış haberler: “Sıklıkla karşılaşılan, ‘bilim insanlarını şok eden canlı’ veya ‘bilimin çözemediği 32 gizem’ gibi, internet haber sitelerine daha fazla tık kazandırması için galeri şeklinde düzenlenen, aslı astarı olmayan ya da internet forumlarındaki ne idüğü belirsiz içeriklere dayanan bu haberler alacakaranlık kuşağı seviyesinde ilerliyor. Bilim kurumunun ciddiyetine gölge düşürüyor, onu magazinleştiriyor.

Üçüncüsü ise sözde bilim haberlerinin bilim kategorisinde sunulması: “Bu haberler 12.12.12 tarihinde insanlığın yeni bir boyuta geçeceği, Venüs-Satürn buluşmasının felaketlere neden olacağı gibi, bilimle uzaktan yakından alakası olmayan fakat içerdiği terimler nedeniyle bilimselmiş gibi görünen hurafeleri, kimi zaman bu hurafeleri üreten şarlatanların görüşleriyle birlikte halka sunuyor. Bu tür haberlerde kimi zaman isim fallarına, ağaçlardaki titreşimlerin insanlara iyi geldiği iddialarına veya bir bitki neremize benziyorsa oramızı tedavi edeceği gibi, insanları tedavi süreçlerinde risk altına sokabilecek sorumsuzluklara rastlayabilirsiniz.” 

Sonuncu ‘kötü bilim haberi’ kategorisini ise yukarıdakilerin kesiştiği ve aslında bu yüzden Uyar tarafından başta bilim meraklısı çocuklar olmak üzere toplum için en tehlikeli olan tür olarak belirtilen, “gerçek bir bilimsel gelişmenin hurafelerle harmanlanarak yanlış kişilerin görüşleriyle aktarılması” oluşturuyor: Bu aktarım kimi zaman haberin içeriğini daha sansasyonel hale getirmek için, kimi zamansa  muhabirin ya da editörün kimin bilgisine başvurması gerektiği konusundaki bilgisizliğinden kaynaklanıyor. Güneş’in manyetik kutuplarının yer değiştirmesi hususunda astrologlardan ya da ufologlardan görüş alınması, veyahut T24’te de yer alan, “Mars’ta Piramit Bulundu” haberinde olduğu gibi, bu fotoğraf hakkında gerçek bir uzmana başvurmak yerine, Mars’ta iki ırkın savaştığı ve nükleer savaşla birbirini yok ettiği gibi mesnetsiz, komik iddialarda bulunan bir takım sansasyonel kişi ve hatta internet gruplarının görüşlerine yer verilmesi bu tür haberlere örneklerdir.” 

T24’te de yer alan ‘Mars’ta piramit’ haberinin analizi

Uyar’ın Türkiye’de bilim haberi yazacak muhabir ve düzenleyecek editörlere öğütlerini derledikten sonra, kendisinden bizim de başka bir haber sitesini kaynak göstererek yayınladığımız, “Kızıl gezegenin yüzeyinde piramit bulundu” haberini değerlendirmesini istedik. Uyar’ın T24’te yayınlanan haberle ilgili değerlendirmeleri şu şekilde:

“Şöyle derdim: ‘Uzmanlar Mars’ın renginin kırmızı olmasının nedenini termonükleer bir patlamanın izleri olabileceğine bağlamıştı’ giriş cümlesinde ‘uzmanlar’ ifadesi yanlış. Bu fikri bilimsel bir zeminde öne sürmeye çalışan tek kişi Dr. John E. Brandenburg idi. O da ‘bağlamamış’, bu ihtimalin değerlendirilebileceğini öne sürmüştü. Dayanak noktası da Mars’ta görüntülenen yüze benzeyen bir heykel ve Mars’ta bulunan Xenon 129 izotopunun ancak bir nükleer patlama sonrasında elde edilebileceğiydi. Ne var ki söz konusu yüz heykelinin basit bir dağ, yüz görüntüsünün bir gölge oyunu olduğu daha sonraki Mars görevlerine anlaşıldığı gibi, Xenon 129 izotopunun doğal yollarla oluşamayacağı bilgisi de yanlıştı. Brandenburg’un makalesinin yayımlandığı dergi de öyle ahım şahım bir dergi değil; zaten yayımlanmış olması da doğru olduğu anlamına gelmiyor. Brandenburg’unki bir görüştü, çürütülmesi de zaman almadı.

Brandenburg’un bu iddiası yanlışlanmış olmasına karşın, T24’teki bu haber, bu bilgiyi uzmanların mutabık kaldığı bir bilgi olarak sunuyor. Çok basit bir Google taramasıyla her şeye ulaşılabilirdi oysa. Haberin devamında, ‘2011 yılında ise bilim adamları Mars’ın renginin kırmızı olmasının sebebini gezegende termonükleer bir patlamanın izleri olabileceğine bağlamıştı’ denilerek, yani ‘uzmanlar’ olarak aktarılan özneler “bilim adamları” olarak anılarak facianın boyutu daha da büyütülüyor. Bu haberi okuyan binlerce kişinin, hakikaten de bilim insanlarının Mars’ta termonükleer bir savaş olabileceğini kabul ettiği algısı yaratılıyor.

Haberdeki bir diğer ifade de şu:

Milliyet’te yer alan habere göre, teorisyenler Mars’ın üzerinde keşfettikleri yapıyı eski Mısır Medeniyeti piramitlerinin kopyası olarak adlandırdı. Uzay avcıları olarak adlandırılan uzay meraklıları, mükemmele yakın tasarım ve şekle sahip olduğu düşünülen piramidin eski bir medeniyetin Mars’ta yaşamış olabileceğini gösterdiğini ifade ettiler. Uzay avcıları ayrıca araba büyüklüğünde olduğu tahmin ettikleri piramidin toprak altında daha büyük kısmının gömülü olduğuna dair bir ipucu olabileceğini söylediler.

Piramit benzeri yapılar doğal yollarla rahatlıkla oluşabiliyor. Habere konu olan fotoğraftaki piramit öyle kusursuz bir piramit değil. Zaten tek bir fotoğraf var. Yani bu uzay avcıları her kimse, onların herhangi bir internet kullanıcısından daha başka bir fotoğrafa ulaşmışlığı yok. Üstelik NASA’nın paylaştığı fotoğrafın ölçeği belli değil. Yani kadraja giren piramitin bir araba büyüklüğünde olması muhtemel olduğu gibi, küçük bir çakıl taşı veyahut da bir dağ olabilmesi de son derece mümkün. Ayrıca araba büyüklüğündeki bir piramit yapının illa ki birilerince inşa edilmiş olması ve kalan kısmının toprak altında olduğundan emin olmanın bir yolu yok. Uzay avcıları denen birkaç internet kullanıcısının fantazilerini habermiş ve üstelik bilim insanları bu konuda mutabıklarmış gibi sunmanın hiç alemi yok. 

Muhtemelen bu tip haberler ısıtılıp ısıtılıp tekrar sunulduğu için şöyle bariz bir hata da yapılmış:

Geçen yıl fizik bilimci Dr. John Brandenburg, Mars üzerinde eski bir medeniyetin olduğunu ve bu medeniyetin başka bir uzaylı ırkı tarafından nükleer saldırıyla yok edildiğine inandığını açıklamıştı.

Oysa Brandenburg bu iddiayı geçen yıl değil, 2011 yılında öne sürmüştü. Haberin çıkışı ayrı bir komedi:

NASA hikâyeyi destekleyen bir açıklama yapmazken, komplo teorisyenlerinin bunun gizli bir uzay projesi olabileceğinin kanıtı olduğu açıklamasına da bir cevap vermedi.

Kusura bakmayın ama, NASA deli saçmalıklarını ciddiye alıp cevap vermiyor. Bunun için ayrı bir birim kurması gerekirdi. NASA’nın sükutunu ikrardan saymak kimin fikri acaba?

‘Bilim haberciliğinin sorumluluğu yüksek ve uzun vadelidir’

Son söz: “İyi bir futbolcu olmak isteyen bir çocuğun spor haberlerini takip etmesi o kadar gerekmeyebilir. Basından öğrendiklerinin yanlış olması neticesinde asla “sporcu zihniyetine” sahip olamama, futbolu yanlış öğrenme riski de yoktur. Ticarete atılmak isteyen ya da dansa merak saran bir çocuk için de benzer durum söz konusudur. Ne var ki bilime ilgi duyan bir çocuğun dünyada olup bitenleri doğru takip edebilmesi, bilimsel düşünme kabiliyeti kazanması, aklının bulanarak hurafe ve safsatalara kurban gitmemesi son derece önemlidir. Bu yüzden bilim haberciliğinin sorumluluğu yüksek ve uzun vadelidir. Türkiye’deki ulusal basının bilime olan ilgisizliği, bu husustaki bilgisizliği ya da baştan aşağıya yanlış ilgisini çeşitli mecralarda sürekli olarak gündeme taşıyoruz. Ne yaparsak yapalım Türkiye’deki bilim haberlerinin ortalama seviyesi “Bilim adamlarını şok eden…” veya “Bilimin çözemediği on gizem” gibi magazinel bir seviyede seyrediyor. Magazinel olmayan güncel haber ve gelişmelerse bilim insanlarından değil sözdebilimcilerden ya da paranoyak komplo teorisyenlerinden görüşler alınarak sulandırılıyor; sırf tiraj ya da hit almak uğruna gerçeklerden uzaklaştırılıyor.

http://t24.com.tr/haber

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.