Muhsin Yazıcı

Sosyal – Kültürel nir ihtiyaç: Anadilde Eğitim

Sosyal – Kültürel nir ihtiyaç: Anadilde Eğitim

Büyük bilge Konfüçyüs’a “bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” diye sormuşlar. Konfüçyüs cevap vermiş: “İşe önce dili düzeltmekle başlardım. Çünkü dil bozulursa kelimeler düşünceleri iyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve düzen bozulur. Töre ve düzen bozulursa, adalet yoldan sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.“

Kültür, Dil ve Anadil

Dil sadece konuşma-anlaşma aracı değildir. Bir toplumun kültür kodlarını içeren taşıyıcı canlı bir organdır. Toplumun varlığını, kimliğini, toplum doğasının kültürel unsurlarını bir bütün olarak içinde barındıran en büyük taşıyıcıdır. Bu özelliğiyle dil, bir halk topluluğunun tüm anlamlılıklarının ve yapısallıklarının temelini oluşturur.
Her insanın dilini ve kültürünü sevme ve geliştirme hakkı, devletlerin de bu hakkın kullanılmasını hayata geçirme sorumluluğu vardır. Bütün insanlık serüveni, bilim, sanat, tarih, kısaca insanoğlunun tüm yapıp etmeleri dile yansır, dil aracılığıyla taşınır. İnsan kendisini, toplumu, kültürü dille tanır, yorumlar, anlamaya çalışır. Bilimsel anlamda kişinin gelişimi ve eğitim sürecinde başarılı olması için anadilde eğitim en temel koşuldur. Bir toplumun anadilde eğitim görme hakkı, evrensel bir haktır. Batı ülkelerinde genellikle bu kural işlemektedir. Ancak Türkiye gibi bölünme kabusu gören devletler, ülkede yaşayan diğer halkları bu temel haktan alıkoymaktadır. Türkiye’de yaklaşık 25 milyon nüfusa sahip olan Kürt halkının kendi anadiliyle eğitim görmemesi, Kürt halkının bu sosyo-kültürel yaşam hakkından yoksun bırakıldığının bir göstergesidir.

Anadilin Önemi

Anadil, çocuğun başta annesi olmak üzere, ailesi, soyu, çevresi ve ulusundan sistemli ve bilinçli bir öğrenim süreci olmadan öğrendiği dildir. Bu bakımdan anadili, sadece çocuğun anasının konuştuğu dille ifade etmek yeterli değildir. Anadil kişinin içinde yaşadığı çevre ve kültürüyle bir bütündür. Her toplum anadilinde konuşma, anadilinde eğitim görme özgürlüğüne sahiptir.
Anadiliyle konuşamayan bir toplumun bütün üyeleri bir travmanın içine sürüklenmiş olur. Kürt toplumunun yaşadığı sosyo-psikolojik sorunların çok önemli bir kısmı Kürtçe ile eğitim görmemekten kaynaklanmaktadır. Eğitim, sadece çocukların ana okuldan başlayan peşi sıra gelen okullar serisini kapsamaz. Eğitim insanın tüm yaşamı boyunca devam eden bir öğrenme, yenilenme, değişme, yaratma kısaca kültürel değerlerini zengin yol ve yöntemlerle yeni nesillere aktarma işidir. Anadil eğitimi bir halkın kendi üyesini bu eylemlerle geleceğe hazırlarken hem kolaylaştırıcı bir araç hem de yapılarının öz benliğine göre olmasını sağlayan temel harç olduğu için önemsenir.
Anadiliyle Eğitim Görmeyen Toplum, Sağlıksız Toplumdur
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı; “bireyin bedensel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyi hali” olarak tanımlamaktadır. UNICEF’in yaptığı bazı araştırmalara göre, anadiliyle eğitim gören ve yaşamını sürdüren çocuklar, bu haktan mahrum olan çocuklara göre daha sosyal ve daha sağlıklı bireyler olmaktadır. Bu çocukların uyum yeteneklerinin diğerlerine göre daha gelişkin olduğu, araştırmanın açığa çıkardığı başka bir sonuçtur. Yine bu araştırmanın açığa çıkardığı bir başka çarpıcı sonuç ise, ‘anadili dışındaki bir dille zorla eğitim sürecine alınan çocukların kişiliklerinde ciddi sarsıntılar oluşma ihtimalinin yüksek olduğu’ gerçekliğidir.
Bu bilimsel tespitlerden de anlaşılmalıdır ki Kürt insanının sağlıklı olmamasının birinci ve temel sebebi anadilinde eğitim görmesinden yoksun bırakılmasıdır.
Çok Dilli Eğitim Mümkündür
Günümüz Avrupa ülkelerinin birçoğu birden çok dille eğitim yapmaktadır. Finlandiya, İngiltere, İsveç, İspanya, ülkedeki diğer halklara bu fırsatı tanıyan ülkelerden yalnızca birkaçı… Açıklayıcı olması açısından daha iyi bir örnek vermek gerekirse, İsveç Anayasası’na göre her anne baba kendi çocuklarına anadilinin öğretilmesini isteme hakkına sahip olduğu gibi 2000’li yıllarda İsveç okullarında 138 ayrı dil konuşan öğrenci grupları vardı. Avrupa ülkeleri içerisinde Kürtçenin anadil olarak okutulduğu tek ülke İsveç’tir. 1977’den beri uygulanan bu sistemde bu haktan yararlanabilmenin tek şartı ise en az beş kişiden oluşan bir grup oluşturmaktır. Türkiye’yi ele aldığımızda maalesef bu yöndeki çalışmalar hala yeterli seviyede olmadığı gibi toplum içerisinde birçok tartışmaya, ayrışmaya ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermektedir. Çünkü anadilde eğitimin ülkeyi böleceği düşüncesi ülke insanları arasında yaygındır. Bu konunun politik tartışmalara alet edilmesi, meşru bir hak olarak görülmemesi, iktidar güçlerinin anadilde eğitim istemine kulak tıkaması bu sorunun çözümünü çıkmaza sokmaktadır.
Hepimiz şunu her zaman göz önünde bulundurmak zorundayız ki uluslararası hukuk açısından, dini açıdan, insanı ve etik açıdan anadilde eğitim ve çok dilli yaşam doğal ve anayasal bir haktır. Bu hakkın kullanılması hiçbir şekilde ülkeyi bölmez aksine, her insanın kendi dilinde konuşması, yazması, kendini ifade etmesi, anadilini kamusal alanda kullanması ülkeyi daha güzel, yaşanır bir hale getirir. Dünyada anadilde eğitim yapan ve anadili yaşamın her alanında kullanmaktan dolayı bölünen hiçbir ülke örneği olmadığı gibi Türkiye’de yaşayan insanların bu tür endişelere kapılması da yersizdir.

Ana dilde eğitim ile ilgili uzmanların görüşü şu yöndedir:

Prof. Dr. Fatma Gök
Anadil, çocuğun içinde büyüdüğü, kimliğini ve kişiliğini bulduğu, kendini ifade ettiği, kendini anlattığı ve anlamlandırdığı, kullanılamadığı anda ise, pek çok pedagojik sorunlara yol açan bir yapıdır. Dünyanın pek çok yerinde yapılan araştırmalardan gördüğümüz kadarıyla çocuklar, hem bir iletişim aracı hem de bir kültürün taşıyıcısı olarak kendi dilini kullanamadığı zaman kendini anlamlandıramıyor. Bu gerçekten hareketle ilkokula başlayan altı yaşındaki bir çocuğa hiç kimsenin bu duyguları yaşatmaya hakkı yok. Böyle yaparak bu çocuklara gerçekten travmatik deneyim yaşatıyoruz.
Kürt çocuklarının dillerini ek ders olarak değil, kendi anadillerinde öğrenmesinin yolu açılmalı. Artık tarihsel olarak yaptığımız bu yanlıştan dönülmesinin zamanı geldi. Bunun için de bir an öce oturup bu işi nasıl çözeceğimizi konuşmalıyız. Bu sağlandığı takdirde beş-on sene içerisinde bunun alt yapısını oluşturmak da mümkün.
”
Gülay Göktürk
Eğer eğitim dili Kürtçe olursa Türkçe’yi doğru dürüst öğrenemez, ömür boyu eksikli kalır, ikinci sınıf vatandaş olur diye düşünenler, Kürt ailelerin, çocuklarının geleceğini herkesten daha çok düşüneceğini unutuyorlar. Nitekim, düşündüğü için de, şu anda açılmış bulunan Kürtçe kurslarına gönderdiğinden daha fazla İngilizce kursuna gönderiyor.
Hele siz kaldırın şu yasağı ve bakın bakalım ne oluyor; Kürtler çocuklarının geleceğini sizden iyi düşünüyor mu, düşünmüyor mu? Ne kadarı çocukları için Kürtçe eğitimi, ne kadarı Türkçe eğitimi seçiyor? Kürtçe eğitimi seçenler çocuklarının bir yandan Türkçe’yi de, İngilizce’yi de ana dili gibi öğrenmesi için neler yapıyor…
Bir hakkın tanınması, onun mutlaka çoğunluk tarafından kullanılacağı anlamına gelmez. Her şeyde olduğu gibi, bu konuda da önemli olan seçme özgürlüğünün bulunmasıdır.

İsmail Beşikçi 
Türkiye, dünyanın, 200 bin nüfuslu Kıbrıs’ı, bağımsız devlet olarak tanımasını istiyor ama, ülkedeki 20 milyon Kürdün en temel haklarını kendisi tanımak istemiyor. Bu ülkede hâlâ Kürtlerin kimliğiyle ve diliyle ilgili sorunlar yaşanıyor.
Mehmed Uzun Türkiye
Kürt dilinin içinde bulunduğu trajik durum söz konusu. Bu çok açık. Bu beni çok üzen bir durum. Kürt dili çok büyük bir tehdit altında. Hiçbir dile karşı bu kadar tahammülsüz, vicdansız bir baskı uygulanmamalı. Anadil temel haktır. Kürtler de bu haktan mahrum bırakılmamalıdır.
Sonuç:
İnsanlar, yaşadığı toplumun kültürel mirasını, o toplumun anadili ile edinir. Anadil, kişinin içinde yaşadığı çevre ve kültürle bir bütündür. Dilin bu kültürel rolünü kaybetmemek için de anadilin sistematik olarak geliştirilmesi gereklidir.
Her toplumun kendi anadilinde eğitim görme hakkı vardır. Birçok dünya ülkesinde her halkın kendi anadilde eğitim görmesi mümkün olduğu halde, ülkemizde Kürt halkının anadilinde eğitim alamaması, büyük bir eksiklik olarak ifade edilmektedir. Keza ülkemizde İngilizce dersi zorunlu olmasına rağmen, aynı ülkede yaşayan Kürt halkının kendi anadilinde eğitim görememesi sosyo-kültürel açıdan üzücü bir durumdur.
Anadil, ana sütü gibi yaşam boyu gereklidir. Kürt halkı da bu ihtiyaçtan mahrum edilmemeli, gerekli anayasal düzenlemelerin yapılmasıyla birlikte anadiliyle eğitim görmelidir.

Kaynakça isteyenler için;
ADALI, Oya (2003) Anlamak ve Anlatmak, İstanbul: Pan
UZUN, Mehmed (2002) Bir Dil Yaratmak, İstanbul: Gendas
A.Ö. Sosyal Bilimler Akademisi (2014) Soykırım, Diyarbakır: Aram
GÖKTÜRK, Gülay (22 Eylül 2010) Anadilde Eğitim, Bugün Gazetesi
DÜZEL, Neşe ( 8 Eylül 2009) İsmail Beşikçi: ‘Kürtler, Kürtlerle yaşasınlar’ , Taraf Gazetesi
ANALİZ, (25 Eylül 2010) Eğitim Bilimcinin Gözüyle “Anadil” ,

 

www.haberdiyarbakir.com

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.