Muhsin Yazıcı

Türkçe Anadil Eğitimine Dokunma! / Kemal Yalçın

Türkçe Anadil Eğitimine Dokunma! / Kemal Yalçın 

Türkiye’deki okurlar için böyle bir başlık şaşırtıcı gelebilir. Ama Almanya’daki Türkler için “Türkçe Anadil Eğitimine Dokunma!” talebi son yıllarda büyük bir önem kazandı. Çünkü Almanya’da en çok konuşulan ikinci dil konumundaki Türkçe, giderek soluyor, bir kültür dili olmaktan uzaklaşıyor. Aile içinde ya da günlük hayatta anlaşma dili düzeyine iniyor.

Azınlık ya da göçmenlik sürecinde yaşayan bir halkın ya da ulusun anadilinin bir kültür dili düzeyinde yaşayıp yaygınlaşabilmesi ancak ilkokuldan itibaren başlayan tutarlı, ilkeli, programlı, bilimsel bir anadil eğitimi ile mümkün olabilir.

Anadil eğitimi ikinci bir yabancı dil eğitiminden, ya da Türkiye’deki Türk dili ve edebiyatı derslerinden çok farklıdır. Almanya’daki Türk öğrenciler için Türkçe anadil dersleri, örneğin İngilizce eğitiminden içerik, amaç ve öğretim yöntemleri bakımından önemli değişiklikler gösterir.

Federal Almanya’da anadil dersleri

Almanya’da anadil eğitimi, yabancı işçilerin yoğun olarak gelmeye başladığı 1960 sonrasındaki yıllarda gündeme geldi. Türkçe anadil eğitimi ise  Türkiye’de yaşayan çocuklara çocuk parası verilmesini önleyen yasanın Almanya’da 1 Ocak 1975’te yürürlüğe girmesinden sonra önemle tartışılmaya, araştırılmaya, uygulanmaya başlandı.

Çünkü, çocuk paralarını alabilmek için binlerce aile Türkiye’deki çocuklarını, okullarını yarıda bıraktırarak Almanya’ya getirmişti. Bu çocukların Almanca ve Türkçe anadil eğitimi için ne Türkiye, ne de Almanya hazırlık yapmıştı. Türkçe anadil dersleri için öğretmen eğitilmemişti. Zaten Türkiye’de Türkçenin dışında en yaygın konuşulan Kürtçe yasaktı. Kürtçe anadil eğitimi, ülkenin bütünlüğünü bölebilecek bir tehlike olarak görülüyordu.

Federal Almanya’da anadil eğitimine 1980 sonrası önem verilmeye başlandı. Eyaletler farklı uygulamalar içindeydi. Anadil eğitimi hakkı için başta Alman ve Türk dilbilimciler olmak üzere çeşitli milletlerden ilericiler, demokratlar, sendikalar, partiler, veli ve öğretmen dernekleri, üniversiteler vb. uzun, sabırlı, tutarlı, bilinçli mücadele verdiler. Anadil eğitimi hakkı mücadele ile kazanıldı.

Türkçe anadil derslerinin veriliş biçimi

Başlangıçta Türkçe  öğretmenleri, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı tarafından seçilerek, dört yıllık sürelerle Almanya’ya gönderiliyordu. Bu öğretmenler genellikle, Türkiye’deki iktidarların siyasi çizgisinden oluyordu. Amaç, anadil eğitiminden çok, Almanya’daki Türk çocuklarına Türk Milli Eğitiminin temel ilkeleri ve müfredatı temelinde eğitim vermekti. Bu yöntem ters tepti. Birçok öğrenci Türkçe derslerinden soğudu, bazı veliler çocuğunu bu derslere göndermez oldu.

Bu olumsuzluklar nedeniyle Sosyal Demokrat Parti’nin iktidarda olduğu eyaletlerden bazıları, 1980 sonrası Türkiye’den öğretmen alımını durdurarak, Türkçe anadil dersleri için öğretmenleri kendileri seçip atadılar.

Günümüzde Almanya genelinde toplam 1650 Türkçe öğretmeni vardır. Bunlardan 1250 kadarı eyaletler tarafından atanmıştır. 450 kadarı da Türk Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilmiştir. Bu öğretmenler Türk Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygun gördüğü kitapları ve ders araçlarını kullanmaktadırlar.

Almanya ve Avrupa’nın tek Türkçe öğretmenliği bölümü

Federal Almanya, Türkiye kökenli göçmenlerin en çok olduğu bir göç ülkesidir. Türkçe Almanya’da en çok konuşulan ikinci dildir. Halen üç milyon dolayında insan Türkçe konuşmaktadır. Bu sayı, bazı Avrupa Birliği ülkelerinin nüfusundan fazladır. Alman okullarında 525 bin dolayında Türkiye kökenli öğrenci öğrenim görmektedir.

Anadil derslerine katılan öğrencilerin çoğunluğu Türktür. Bu nedenle Türkçe anadil derslerinin ihtiyaç duyduğu öğretmenleri yetiştirmek için 1995 yılında Essen Üniversitesi’nde, Almanya ve Avrupa’nın ilk ve tek Türkçe Öğretmenliği Bölümü açıldı. Burada dersler Türkçe yapılmaktadır. Bölümün halen 350 kadar öğrencisi vardır.

Türkçe Bölümü, Almanya’daki Türkçe anadil dersleri için önemli bir şans ve akademik bir dayanaktır.

Anadil eğitimi konusunda eyaletlerdeki farklı uygulamalar

Halen Bayern, Berlin, Schleswig-Holstein, Bremen gibi eyaletlerde Türkçe dersleri Türkiye Cumhuriyeti Konsoloslukları ve eğitim ateşeliklerinin sorumluluğunda Türkiye’den gönderilen öğretmenler tarafından Türk Milli eğitiminin müfredat programına göre yapılmaktadır. Dolayısıyla bu eyaletlerde anadil dersleri değil, Türkçe dersi vardır.

Türk işçilerinin yoğun olarak yaşadığı ve Sosyal Demokrat Parti’nin kalesi olan Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti ise anadil eğitiminin öncülüğünü yapmıştır.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde başta Türkçe, Kürtçe, Yunanca, Sıpça, İtalyanca, İspanyolca, Arnavutça, Rusça olmak üzere 24 ayrı dilde anadil eğitimi yapılmaktadır. Bu dersler Alman okullarında, Alman eğitim bakanlığının sorumluluğunda ve Alman eğitim sisteminin ilkeleri doğrultusunda verilmektedir.

Türkçe dersleri iki çeşittir:

1. Seçmeli Türkçe dersi (WP 1): “Gesamtschule” denilen birleştirilmiş ortaöğretim okullarında Fransızcanın ya da Latincenin yerine seçmeli ikinci dil olarak verilmektedir. Bu dersin notları öğrencinin not ortalamasına etki eder. Haftadada 3 ya da 4 ders saati yapılır. Önemli bir derstir.

2. Türkçe anadil dersi (MSU): Bu alınan notlar öğrencinin not ortalamasına hiçbir etki etmez. Ortaokullarda haftada iki saattir. İlkokullarda okul ve  eğitim müdürlüğünün düzenlemesine göre haftada 1 – 2 – 3 – 4 saat olabilir. Anadil dersine katılan öğrenci sayısına göre Anadil dersi öğretmenleri birden fazla okulda ders verirler. 5-6 okulda ders veren Anadil öğretmenleri bile vardır. Notu olmadığından, sınıf geçmeye kalmaya etki etmediğinden bazı öğrenci ve veliler tarafından önemsiz bir ders olarak görülür. Bazı veli ve Alman öğretmenlerde anadil derslerinin Almanca öğrenimini engellediği önyargısı yaygındır. Çocuğu Almanca dil derslerinde zayıf olan bazı veliler “Zaten Türkçe biliyor, Almanca öğrensin!” düşüncesiyle ya hemen çocuğunu anadil derslerinden alıyor ya da hiç göndermiyor.

Türkçe anadil derslerine katılım

Almanya çapında Türkçe anadil derlerine katılım oranı son yıllarda %50’nin altına düşmüştür. Anadil derslerine katılım oranı, Yunanlılarda % 59, Portekizlilerde %70,  İspanyolarda ise %92 dolayındadır.

Türkçe anadil derslerine katılım oranı eyaletlere göre farklılıklar gösteriyor. Türkiye’den gelen öğretmenlerle yapılan anadil derslerine katılım oranları çok düşüktür. Örneğin “küçük İstanbul” olarak adlandırılan ve 200 bin dolayında Türkiye kökenli göçmenin yaşadığı Berlin’de Türk öğrencilerin ancak % 7-8’i anadil derslerine katılmaktadır.

Artık veliler de, öğrenciler de değişti.

Anadil derslerine genel olarak öğrencilerin ve velilerin ilgisi giderek azalıyor.

Anadil dersleri şimdiki haliyle çekiciliğini yitiriyor.

Anadil dersleri konusunda olumsuz gelişmeler

Anadil eğitimi hakkı öncelikle sağcı, tutucu Hıristiyan Demokrat ve Hıristiyan Birlik Parileri’nin iktidara geldiği eyaletlerde kısıntıya uğradı. Dersler Alman okul sisteminin dışına çıkarılmaya başlandı. Birçok okulda anadil dersleri öğleden sonraları yapılıyor. Anadil öğretmenlerinin işine son veriliyor, ya da emekli olanların yerine atama yapılmıyor. Anadil derslerine eyalet bütçesinden ayrılan pay giderek azalıyor. Hükümetler tasarruf tedbirleri adına anadil eğitimi hakkını kısıtlıyor.

Anadil eğitiminin öncülüğünü yapan Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde ise Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyon hükümeti 2003 yılından itibaren emekli olan anadil öğretmenlerinin yerine atama yapmama kararı aldı. Bu yolla 24 dilde anadil eğitimi yapan 1350 öğretmenden 450’sinin kadrosu kademeli olarak kaldırılacak. 900 dolayındaki Türkçe anadil dersi öğretmeni kadrosu 700’e indirilecek; anadil dersleri kısıtlanacak.

Anadil eğitimine karşı alınan politikalar sadece  Almanya’da değil, Holanda’da da çoktan uygulanmaya başlandı. Hıristiyan Demokratların iktidara gelmesinden sonra Hollanda’da anadil eğitimi saldırıya maruz kaldı. Bu saldırlar sırasında Türk velilerden çoğu Türkçe anadil derslerine sahip çıkmadı. Kimisinin haberi bile olmadı. Böylece Hıristiyan Demokrat Hollanda Hükümeti, 2004 Ağustos ayından itibaren ilköğretim okullarından Türkçe derslerini tamamen kaldırdı.

Göçmenlik sürecinde  yeni gelişmeler

1974 yılında Türkiye’den Almanya’ya işçi göçü durduruldu. 1984 yılında on bin marklık teşvik pirimiyle binlerce Türk işçisi Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Bu politikalar sonucu Almanya’daki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısı 1,5 milyona kadar düşürüldü. Fakat 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türkiye’den binlerce insan, siyasi mülteci olarak Almanya’ya geldi.

Ayrıca 1990 sonrasında çoğu yakın akrabalarla yapılan evliliklerle her yıl yirmi otuz bin dolayında gelin ve damat gelmeye başladı. Bunlara Almanya Türkçesinde “ithal gelin – ithal damat” deniyor. Son yıllarda, üç – dört yüz bin dolayında “ithal gelin- damat” gelmiş durumda.

Şu anda ilkokula giden ve gidecek çocukların birçoğu Türkiye’den gelmiş anne veya babaların çocuklarıdır. Bu çocukların birçoğunda dil sorunları görülmektedir.

Öte yandan, “ithal gelin ve damatlar” Almanya’da Türkçe anadil eğitimi ve Türkçenin taze güç alması bakımından olumlu gelişmelere de yardımcı oluyorlar. Çünkü Türkiye’de temel eğitimi ya da lise eğitimini tamamlayarak evlilik yoluyla Almanya gelmiş olan insanlar çoğunlukla Türkçe kitaplar okumakta; Türkçe anadil derslerine Almanya’da doğup büyümüş anne babalara göre daha fazla önem vermektedirler.

Türkiye’den Anadil eğitimi konusunda yardım beklenebilir mi?

Türkiye’deki anadil eğitimi konusundaki bilim dışı uygulamalar Almanya’daki Türkçe anadil eğitimi hakkı mücadelesinde hep ayakbağı oldu. Olmaya da devam ediyor.

Artık Amanya’daki Türkiye kökenli göçmenler anadil eğitimi konusunda kendi göbek bağlarını kendileri kesiyor. Türkçe Anadil eğitimi hakkının savunulması artık Türkiye’den beklenemez. Kendi içinde bilimsel, özgür bir anadil eğitimi vermeyen bir ülkenin, başka bir ülkeye anadil eğitimi konusunda pek söyleyeceği olamaz. Diplomatik ilişkiler çerçevsinde yapılan eleştiri yada öneriler de hayata geçmez.

Buna karşılık Almanya’da otuz yıldan yapılan Türkçe anadil eğitiminin deneyimleri Türkiye’de bir yıl önce kabul edilen Kürtçe anadil eğitiminin uygulanmasına ışık tutabilir. Almanya’daki Türkçe dersleri ile Türkiye’deki Kürtçe dersleri birbirine olumlu yönde yardımcı olabilir. Türkiye’de Kürtçe anadil derslerinin gelişip yaygınlaşması Almanya’daki Türkçe anadil eğitimi hakkının gelişmesine de dolaylı olarak güç verir. “Daha ne istiyorsunuz? Kendi ülkenizde anadil eğitimi var mı?” diye küçümseyici tavır alan gerici Alman politikacıların balonları söndürülmüş olur.

Neler yapılabilir?

– Federal Almanya’da anadil eğitimi hakkının korunup geliştirilmesi için hem Alman, hem de göçmen kamuoyu; veliler ve öğrenciler bilgilendirilmeli; destekleri kazanılmalıdır.

– Türk öğrencilerin, Türkçe anadil derslerine ilgi ve katılımını artıracak yöntemler geliştirilmelidir.

– Türkçe anadil dersleri öğleden önceleri, normal ders saatleri arasında verilmeli; öğleden sonraları yapılan ve öğrenciye fazladan bir yük halinde gelen dersler kaldırılmalıdır.

– Türkçe anadil kitaplarının içerik ve biçimi daha kaliteli olmalıdır.

– Türkçe anadil derslerinin notları, öğrencinin not ortalamasına; sınıfta kalıp geçmesine doğrudan etki etmelidir.

– Anadil dersleri, özellikle Türkçe anadil dersleri Alman eğitim sistemi ile daha uyumlu hale getirilmelidir.

– Anadil dersi öğretmenlerinin bilgi ve becerilerini artıracak meslekiçi eğitim kursları ve seminerler yagınlaştırılmalıdır.

– Türkçe anadil eğitiminin sorunlarıyla ilgilenecek, ders programlarını; araç ve gereçlerini geliştirecek akademik bir kurul oluşturulmalıdır.

Sonuç:

Anadilini öğrenme ve geliştirme hakkı bir insan hakkıdır. Bu hakka sahip çıkmak gerekiyor.

Diğer ulusların da anadil hakkını savunarak, benim hakkımın onların da hakkı olduğunu kabul ederek Türkçe anadil eğitimi mücadelesini güçlendirebiliriz.

Anadil eğitimi bir ülkedeki demokrasinin ölçütlerinden birisidir.

Anadil eğitimi ülkeri ve insanları bölmez, tersine birleştirir.

Anadil eğitimi, Almanlarla göçmen halklar arasındaki kültürel bağları sağlamlaştırır. Anadil derslerini kaldırmak ya da kısıtlamak Almanya’nın ayıbı olur.

Türkçe bir kültür dili olarak Almanya ve Avrupa yaşamalıdır. Türkçe, çok dilli, çok kültürlü Avrupa Birliği için bir zenginliktir. Bilimsel ve tutarlı bir Anadil eğitimi hem insan beyninin sağlıklı gelişmesini; hem de toplumsal uyumu ve kalıcı bir barışı da güçlendirecektir.

Bochum, 2 Haziran 2005 / Kemal Yalçın

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.