Muhsin Yazıcı

Mazeret / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Mazeret / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Toplumumuz, üretim kapasitesini sonuna kadar kullanan bir mazeret fabrikası gibi!

Sürekli yakınma, mazeretlerin arkasına saklanma ve çözümün gerektirdiği sorumluluktan kaçıp, ‘’Biri bir şeyler yapsın!’’ mantığıyla sorunun bir parçası haline gelme tutumu, size de çok yabancı değildir sanırım!

• Zaman yok

• Para yok

• Halk cahil

• Memleketin hali ortada

• Devlet yüzünden

• Sevgilim sebep oldu

• Ailem beni böyle yaptı

• Bende şans ne gezer

• Karımın / kocamın yüzünden

• Adaletsiz dünya

Bu yakınmaların bir kısmı veya tamamı haklı olabilir!

Ama onlar hakkında sürekli yakınmak bize ne kazandıracaktır, bir düşünün!

Bu dünyanın bir ‘’Müşteri Hizmetleri’’ departmanı olmadığını göz önüne alırsak, hiçbir şey!

İstediğimiz kadar yakınalım, koşullarımızı veya başkalarını mutsuzluk ve başarısızlıklarımıza mazeret olarak gösterelim, bizler bir şeyler yapmadıkça, kimse bizim adımıza ne kendimizin, ne de yaşadığımız toplumun sorunlarını çözecektir.

Aynen bir başkasının yerimize spor yapamayacağı, uyku uyuyamayacağı gerçeği gibi!

Mazeretlerin arkasına sığınmak, sorunları çözümsüz bırakmayı garantiler.

Eh elbette, ”adaletsiz bir dünyada, hali ortada bir memlekette, zamansız, parasız, şansız bir insan ne yapabilir ki”; değil mi?

Hiçbir şey yapamayacağımıza iyice kendimizi inandırdığımızdaysa, büsbütün umutsuzluğa kapılıp gerçekten hiç çaba sarf etmeyeceğimizden, sorunlarımızın daha da büyüyeceğini, ruh-beden sağlığımızın büsbütün bozulacağını bilmek için kâhin olmaya gerek yok!

Bazılarımız sorumluluk almaya, ancak büyük bir kriz yaşadıktan sonra başlar.

Kötü ilişkiler, kötü çalışma koşulları, kötü evlilikler, kötü toplumsal dinamikler, çoğu kez mazeretlerin arkasına saklanıldığı, tembellik edildiği, sorumluluk ve risk almaktan kaçınıldığı için, yıllar yılı sırtta ağır bir ceset gibi taşınır.

Aslında bir kriz beklemeye gerek yok!

Bunun için bu gün size bir uygulama öneriyorum:

Gün boyunca, hangi konularda ve kaç kez yakındığınıza dikkat edin!

Küçük bir kâğıdı ortadan bölüp yakınmalarınızı bir tarafa not alın.

Sonra da, bu sorunlara dair ne yapabileceğinizi karşısına yazın.

Eğer sorun olarak gördüğünüz şey, yaşınız, ölmüş birine duyduğunuz özlem gibi değiştiremeyeceğiniz bir gerçeklikse, o gerçeği kabul etme, yarattığı sıkıntılı duyguyla başa çıkma konusunda kendinizi geliştirin.

Ama göreceksiniz ki çoğu kez sorunlarınız, çözümleri konusunda çok şeyler yapabileceğiniz nitelikte olacak.

Bunlar arasında, doğru bilgi kaynaklarını araştırıp bulmanız, zamanı iyi kullanmanız, iletişim becerilerinizi ve ilişkilerinizi geliştirmenize yardımcı kitaplar okumanız ve eğitimlerden yararlanmanız, çalışma hayatına katılmanız, toplumun değişimine katkıda bulunacak sivil toplum kuruluşlarında görev almanız, ülke politikaları konusunda sorumluluklar üstlenmeniz gibi pek çok seçenek bulunuyor.

Hak verilmez, alınır; her güzel şey, emek ve alın terinin eseridir!

Mazeretsiz ve çözüm odaklı bir yaşam ise, hakkını vererek yaşamanın yegâne yoludur!

Doç. Dr. Şafak Nakajima

www.muhsinyazici.com

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.