Muhsin Yazıcı

Histrionikler / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Histrionikler / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Katıldığınız bir toplantıda, yüksek sesle konuşan, durmadan övünen, hangi ünlülerle arkadaş olduğunu abartılı jest ve mimiklerle anlatan o adam…

Yaşıyla uyumsuz giysileri kadar, ayartıcı ses tonu ve kahkahalarıyla ilgiyi üzerine çeken o kadın, birer histrionik olabilir.

İnsan kişiliği karmaşık ve değişken bir yapıya sahip olduğundan, sınıflandırılması elbette zordur.

Ama bazı temel algı ve davranış eğilimleri bir araya gelerek, belirli kişilik biçimlerinin tanımlanmasını mümkün kılar.

Dış dünyanın sınırlarını ve beklentilerini değerlendirme yeteneğinin yitirildiği durumlarda, tüm kişilik biçimleri, bireyin ailesi ve çevresiyle ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen birer kişilik bozukluğuna dönüşebilir.

Histrionik kişilik biçimi,bozukluğa dönüştüğünde:

• Sürekli dikkat çekmeye ve ilginin merkezi olmaya çalışırlar. Yüksek sesle konuşur, abartılı kahkahalar atarlar. Ayrıntılı öyküleri ve dramatik jestleri vardır.

• Konuşmaları renkli kelimelerle süslü ve aşırı vurguludur ama önemli detaylardan ve derinlikten yoksundur.

• Baştan çıkarıcı davranır, flörtöz cinsel davranışlar sergilerler.
• Yaşlarına uygun olmayacak şekilde, aşırı süslü ve dekolte giyinebilirler. Görünümlerine çok önem verirler.

• Duygularını abartılı biçimde ifade ederler.
Örneğin yeni tanıştığı birine ilan-ı aşk eder ya da olumsuz bir haber karşısında kontrolsüzce ağlarlar.

• İlişkilerin, gerçekte olduğundan daha içten olması gerektiğine inanırlar. Bunu, aşırı samimiyet ve fiziksel yakınlaşma ile gösterirler.

• İlişkileri abartılı, teatral ama yüzeyseldir. ‘’Onlar aşık olmaz! Olamaz! Ama aşka inandırmanın ustasıdırlar!’’ Kişilikler konusunda bir söyleşide, katılımcılardan birisinin histrionikler için yaptığı bu ilginç tespit, aklımda kalmış.

• İstedikleri ilgiyi çektikleri anda dikkatleri başka yöne kayar.

• Stres altında gerçeği değerlendirmeleri kolay bozulur.

• Başkalarından kolayca etkilenirler.

• Eleştiriye veya onaylanmamaya tahammül edemezler.

• Baş ağrısı, bayılma gibi fiziksel belirtileri kullanarak dikkati üzerilerine çekmeye çalışırlar. İntihar tehditleri savurabilir ya da intihar girişiminde bulunabilirler.

• Hayal kırıklıklarına karşı dirençleri düşüktür. Rutin olan her şeyden çok çabuk sıkılır; başladıkları işleri yarım bırakırlar.

• Duygusal halleri hızla değiştiğinden, ani kararlar alırlar. Yakınındakiler onu anlamakta zorlanırlar.

Elbette bu bulguların hepsi bir arada olmayabilir.

Kısacası, toplumda ”ilgi arsızı” diye adlandırılan bu kişiler, başkalarının sürekli ilgi ve onayına ihtiyaç duyduklarından, ilgi çekememek onlarda bir yıkım yaratır. İnsanlarla iyi geçinseler de, ilişkiler sığ ve geçicidir.

Size çok yoğun aşk ve ilgi gösterilerinde bulunan ama gerçekten sizi bu kadar çok sevip sevmediğine bir türlü emin olamadığınız o ilginç kişilik, böyle birisi olabilir mi acaba?

Histrionik kişilik bozukluğunun toplumda, % 2 ya da % 3 oranında görüldüğü bildirilmektedir ve bu tablo kadınlarda daha sık tanımlanmaktadır.

Sanat ve şov dünyasında pek çok histrionik kişi vardır. Ünlü histrioniklerden Marylin Monroe’nun şu sözleri, çoğunuza yabancı olmayabilir:

‘’ Akıllı kadın öper ama aşık olmaz; dinler ama inanmaz ve terkedilmeden önce terkeder!’’

Beraberinde, somatizasyon bozukluğu, majör depresyon ve başka kişilik bozuklukları (borderline, narsistik, antisosyal, bağımlı) bulunabilir.

Genetik faktörler, ebeveynlerin boşanması, aile içinde ilgi dengesizliği ve koşullu sevgi, bu kişiliğin ortaya çıkışında rol oynayabilir.

Ne yazık ki çoğu kez, problemlerinin sebebinin farkında değillerdir.

Kendi davranışları ve düşünceleri yüzünden başkalarını suçlarlar.

Her sorunlu ruhsal süreçte olduğu gibi, kişinin kendisinin ve çevresinin gerçeği kavraması ve bilinçlenmesi, kişiliğin sağlıklı yapılandırılmasında en önemli rolü oynar.

Doç. Dr. Şafak Nakajima

www.muhsinyaici.com

 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.