Muhsin Yazıcı

Köy Enstitüsü Sistemine Toplu Bir Bakış -2

Köy Enstitüsü Sistemine Toplu Bir Bakış -2

Köy Enstitüsü Öğretim Programları

Köy Enstitülerinin programları uzun bir evrim süreci geçirerek 1943 yılında kesinleşmiştir. Bu süre içinde Enstitülerin, ortaöğretim programlarından da yararlanarak kendi özelliklerine göre program geliştirmelerine önem verilmiştir. İlkede bütünlük sağlanırken, çevre özelliklerine göre program yapma, eğitim sistemimize ilk kez giren bir anlayıştır. Özellikle üretim koşulları, mevsim özellikleri, öğrencilerin düzeyi bu esnekliği gerekli kılıyordu. Enstitüler, yeterli öğrenci bulamazlarsa, ilkokulun son iki yılını kendi bünyelerinde “hazırlık sınıfı” adı ile açabileceklerdi. Üretim konularını, kendi çevre özelliklerine göre, bilimsel çevrelerden aldıkları teknik yardımla kendileri programlayacakları. Bu tutum sadece bir çağdaş program anlayışı getirmiyor, demokratik bir eğitimin de örneğini veriyordu.

1943 programı Genel Kültür/Ziraat/Teknik dersler olmak üzere üç ayrı kategoriden oluşan içeriğe sahip bulunuyor, öğrencilerin haftada 44 saat ders görmeleri gerekiyor. Bunun yarısı genel kültür dersleri (meslek dersleri de içinde), dörtte biri tarım, dörtte biri de teknik derslerden oluşuyor.

Köy Enstitüleri Ders Programı

Kültür Dersleri:

  1. Türkçe,
  2. Tarih,
  3. Coğrafya,
  4. Yurttaşlık Bilgisi,
  5. Matematik,
  6. Fizik,
  7. Kimya,
  8. Tabiat ve Okul Sağlık Bilgisi,
  9. Yabancı Dil,
  10. El Yazısı,
  11. Resim-İş,
  12. Beden Eğitimi ve Ulusal Oyunlar
  13. Müzik,
  14. Askerlik,
  15. Ev İdaresi ve Çocuk Bakımı,
  16. Öğretmenlik Bilgisi: (a) Toplumbilim, (b) İş Eğitimi, (c) Çocuk ve İş Ruhbilimi, (d) İş Eğitimi Tarihi, (e) Öğretim Metodu ve Tatbikat,
  17.  Zirai İşletmeler Ekonomisi ve Kooperatifçilik.

Ziraat Ders ve Çalışmaları:

  1. Tarla Ziraatı,
  2. Bahçe Ziraatı,
  3. Fidancılık, Meyvecilik ve Sebzecilik Bilgisi,
  4. Sanayi Bitkileri Ziraatı,
  5. Zooteknik,
  6. Kümes Hayvanları Bilgisi,
  7. Arıcılık, İpek Böcekçiliği,
  8. Balıkçılık ve Su Ürünleri Bilgisi,
  9. Ziraat Sanatları.

Teknik Dersler ve Çalışmalar:

  1. Köy Demirciliği (nalbantlık, motorculuk),
  2. Köy Dülgerliği (marangozluk),
  3. Köy Yapıcılığı: (a) Tuğlacılık ve Kiremitçilik, (b) Taşçılık, (c) Kireçcilik, (d) Duvarcılık ve Sıvacılık, (e) Betonculuk,
  4. Kızlar için Köy Ev ve El Sanatları: (a) Dikiş-Biçki, Nakış (b) Örücülük ve Dokumacılık, (c) Ziraat Sanatları.

Köy Enstitülerinde haftalık, aylık ve mevsimlik çalışma planları, her Enstitünün özelliğine, işlerinin durumuna, talebesinin seviye ve sayısına, öğretmenlerin özelliklerine, iş araçlarının çeşidine, iş alanlarının genişliğine, hayvanlarının cins ve sayılarına göre hazırlanır.  …Programlar “yarım gün, tam gün, haftalık” olmak üzere, oran ve ağırlıklar değiştirilmeden uygulanabilir. Bundan başka “acele yapılması gereken bina, yol, köprü, su arkı, belli bir müddet zarfında bitirilmesi zaruri ekim, hasat, harman… gibi önemli işler çıktığı taktirde, gereğine göre yeter sayıda ya da bütün öğrenci ve öğretmenler, bütün gün veya birkaç gün aynı işte çalışırlar. Bu gibi işlere iştirak ettirilen öğrencinin, o müddet içinde devam edemediği ders veya işler için, bundan sonraki çalışma planlarında gerekli zaman ayrılarak kaybettikleri telafi edilir. (Köy Enstitüleri Öğretim Programı, Maarif Vekaleti, 1943, s 1-4)

Görüldüğü gibi, Köy Enstitüsü Öğretim Programı’nda ders yükü oldukça ağırdır. Ancak, derslerin bir kısmının uygulamalı olması, Enstitülerin yatılı oluşu, Enstitü yönetimlerine tanınan yetkilerle yük dengelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca zorunlulukların da etkili olduğu düşünülmelidir.

Köy Enstitülerinin Eğitim İlkeleri

Köy Enstitülerini çağdaş, demokratik eğitim kuramları yapan, sadece siyasal bir iktidarın desteğini sağlamış olmaları, onun modernleşme özlemini dile getirmeleri değildir. Yukarda değinildiği gibi, aynı dönemin öteki eğitim kurumlarının aynı sonucu vermemesi de, Köy Enstitülerin daha çağdaş eğitim ilkelerine dayandığını gösterir. Bir bütünlük, bir sistem oluşturan bu ilkeleri, kolaylık olması bakımından ayrı ayrı kısaca gözden geçirelim.

En Yüce Değer İnsandır

Tonguç’a göre, köy insanı yüzyıllardan beri ezilmiş ve geri bırakılmıştır. Halk egemenliğine dayanmayan imparatorluk düzeni, köylülere devlet yönetimine katılma hakkı tanımamıştır. Cumhuriyet rejimini gerçek bir halk egemenliğine dayandırabilmek için de insanları bir siyasal bilince kavuşturmak gerekir. Köyü kalkındırmak yetmez. Onun rejime sahip çıkması, daha ileri demokratik özlemlere sahip olması onu “canlandırmak”la mümkün olur. Tonguç şöyle diyor:

Köy meselesi bazılarının zannettikleri gibi, mihaniki bir surette ‘köy kalkınması’ değil manalı ve şuurlu bir şekilde köyün içten canlandırılmasıdır. Köyü öylesine canlandırmalı ve şuurlandırmalı ki, hiçbir kuvvet, yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar edemesin. Ona esir ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler şuursuz ve bedava çalışan birer iş hayvanı haline gelmesinler. Onlar da her vatandaş gibi, her zaman haklarına kavuşabilsinler… Köy meselesi bu demektir. (Canlandırılacak Köy, 1939, s. 88).

Köy Enstitüsü sistemi, her insanı, cins, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin bir değer kabul eder. Eleyici değildir. Her insan için bir ödev yardır. Köy Enstitüleri Kanunu, daha en baştan insanca bir kural koymuş ve “öğretmen olamayacakların, başka meslek dallarına ayrılacağını” kurala bağlamıştır (m 3). Güçsüzlerin ve hastaların işlerinin, arkadaşları tarafından yürütüleceği kurala bağlanmıştır. Sistem tam anlamıyla bir kişilik eğitimden yanadır. Her insanın, bilimsel bilgi öğrenme yanında, müzik, spor, sözel sanatlar, resim etkinlikleri gibi etkinliklerden geçerek, çok yönlü gelişmelerine önem verilir. Bu tür etkinlikleri, klasik okulda olduğu gibi sadece özel yetenek sahiplerine özgü saymaz. Kişiliğin çok yönlü gelişimi, bilim ve teknolojiden olduğu kadar güzel sanatlardan da yararlanmayı gerektirir.

Kuram/Uygulama İlişkisi

Köy Enstitüsü sisteminde gerçek rehber bilimdir. Din hakkında bilgi verildiği halde, din eğitiminden ve inanç aşılamaktan sakınılmıştır. Bilimsel bilgiler, deneme ve gözlem olanaklarından yararlanılarak kazandırılmıştır. Merak eden, araştıran, neden sonuç ilişkisi üzerinde ısrarla duran bir anlayış temel alınmıştır.

Bir fizik kuralı sadece anlatılarak geçiştirilmemiştir. Örneğin, bileşik kaplar kuralı öğrencilerin kendi açtıkları su kanalları üzerinde, ısının etkisi demir işleri atölyesinde ya da kiremit ocağında, doğum, çimlenme, büyüme tarlada ya da hayvan ahırlarında gösterilerek, sağlam ve bilimsel bilgi öğretimine önem verilmiş, kuram-uygulama ilişkisi hiçbir zaman gözden kaçırılmamıştır. Aşağıda değineceğimiz “üretici eğitim” ya da “iş eğitimi” bu açıdan da büyük fırsatlar yaratmıştır. Tarım dersi ile Tabiat Bilgisi dersi, İş dersi ile Fizik-Kimya dersleri, Yapıcılık ile Geometri dersi vb. iç içe yürümüştür. Pratik yapılırken de hiçbir zaman kuram gözden kaçırılmamıştır. Öğretimde, belli bir örneğe göre bir eşyayı yapma gibi anlamsızlıklara yer verilmemiştir.

Gerek Köy Enstitülerinde, gerek köy okullarında talebe ve halkın yetiştirilmesinde… herhangi bir derste hayatla hakiki bağlılıklar temini prensibi üzerinde ısrarla durmak gerekir… Köy işlerinde tecrübeden geçmemiş fikirleri gevelemek, serbest tahrir derslerinde köye uygun olan veya uygun olmayan örneği taklit ederek yazı yazmak ve yazdırmak, Aritmetik, Fizik veya Kimya derslerinde manası anlaşılmayan formül ezberletmek gibi hususlardan yasak gibi sakınılmalıdır. (Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu ve İzahname, 1943, s. 96-97)

Köy Enstitülerinde ve köy okulunda bilgi bir vasıtadır. Bu vasıta öğrencinin zekâsını işletmek, tasarım gücünü uyandırmak, onlara bazı çalışma ve düşünme metotları vermek için kullanılacaktır. Basit bilgi, köy Enstitüsünü ve köy okulunu saran iş hüviyetine asla denk düşmeyecektir. Köy Enstitülerinde… kabiliyetli …ruhi kudretinde varlık olan ve fikri kudretiyle iş başaran vatandaşlar yetiştirmemiz lazımdır. (Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu ve İzahname, 1943, s. 111)

Sistemi eleştirenlerin takıldığı konulardan birisi de “pratikle yetinmedir.” Sanırız yukardaki alıntı bunu çürütür. Ayrıca, işbaşındaki acemi kadroları mektup ve görüşmelerle eğitmeye çalışan Tonguç 4 Aralık 1944 tarihli mektubunda “elinizden çıkacak her iş evvela kafanızdan çıkmalı” uyarısında bulunmuştur. (Mektuplarla Köy Enstitüsü Yılları, 1976, s. 93)

http://www.serenti.org/koy-enstitusu-sistemine-toplu-bir-bakis/

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.