Muhsin Yazıcı

Hareket ve açık havada oyun

Hareket ve açık havada oyun

Yazdığım tüm yazılar herkesin, çocukları iki konuda kısıtlamanın karanlık gerçekliğine uyanmasını sağlayan bir çağrı niteliğindeydi: Hareket ve açık havada oyun.

Bu mesaj neden bu kadar ilgi gördü ve pek çok insanın kalbinde yankı uyandırdı?

Bu, üç yıl önce yazılan makalelerin arkasında birçok gerçeğin yattığının önemli bir göstergesi. Artık dikkat etmeye başlamamız gereken gerçeklerin… Ve bu gerçekler bugün de değişmiş değil: Çocukların öğrenebilmesi için dikkatlerini verebiliyor olmaları gerekir. Dikkatlerini verebilmeleri içinse hareket etmelerine izin vermemiz gerekiyor!

Çocuklara zarar veriyoruz. İşin aslı, çocukların hareket ve oyun deneyimlerini o kadar fazla kısıtlıyoruz ki, bunun yeni nesil çocuklardaki, yürümeye yeni başlayan bebeklerden ergenliğe kadar uzanan sonuçlarına şahit oluyoruz. Artık bu konuda doruk noktasına ulaştık. Durum endişe verici bir boyutta.

Öğretmenler son 10 yıl içinde çocukların sınıftaki dikkat etme becerilerinde önemli bir düşüş olduğunu, sıralarından daha fazla düşmeye başladıklarını ve görünüşe göre teneffüslerde “ellerini birbirlerinden uzak tutamadıklarını” bildiriyor. Aynı zamanda bu sorunların tedavisi için duyusal bütünleme terapisine ihtiyaç duyan çocukların sayısında da son derece büyük bir artış var.

İster sınıfta çok uzun süreler boyunca oturmak olsun, ister bir etkinlikten başka bir etkinliğe arabayla taşınmak ya da geç saatlere kadar ödev yapmak olsun, her gün saatlerce oturmalarını sürekli olarak onlardan beklediğimizde, çocuklar genellikle çok az duyusal uyarılma yaşar ve sadece dik pozisyonda olurlar.

Çocuklar zannettiğimizden çok daha fazla hareket etmeye ihtiyaç duyarlar. Baş aşağı durmak, kendi etrafında dönmek, tepelerden aşağı yuvarlanmak ya da hatta ağaçlara tırmanmak gibi tüm farklı yönlere bedenlerini hareket ettirmek için bolca imkana ihtiyaç duyarlar. Bu hareket, vestibüler (denge) duyuyu geliştiren saç hücrelerini harekete geçirerek iç kulaktaki sıvının ileri geri hareket etmesini sağlar. Bu duyu, bütünleme duyusudur ve diğer tüm duyuları destekler.

Bugün pek çok çocuk az gelişmiş bir vestibüler duyu ile etrafta yürüyor. Bu, bizim kliniklerde tedavi etmemiz gereken bir numaralı sorundur. Olgun ve gelişmiş bir vestibüler duyu, dikkati, duygusal regülasyonu, göz kası kontrolünü, uzaysal-mekansal farkındalığı ve öğrenmeyi desteklemek için beynin düzenlenmesini destekler! Tahmin edebileceğiniz gibi eğer bol miktarda günlük hareket imkanı yoluyla geliştirilmez ve korunmazsa, çocuklar için öğrenmek çok ama çok zorlaşır.

Bu gerçeği duymak her zaman kolay değildir, özellikle de eyleme geçmeyi gerektiriyorsa…

“Asla kolay olacağını söylemedim” demişti danışmanım geçen sene bana. Kendi kurduğum doğa kampı TimberNook ve çocukları açık havaya çıkarmakla ilgili sorunlar yaşıyordum o dönemde. Haklıydı. Doğru olanı yapmak her zaman en kolay yol olmuyor. Ama en doğru yol oluyor. Başımızı iki yana sallayıp “bu mümkün değil” ya da “gün içinde oyuna ve harekete zamanımız yok” ya da hatta “elimiz kolumuz bağlı” deyivermek, bizim için çok daha kolay olacaktır şüphesiz.

Ama size bir haberim var. Eğer bu mesajı görmezlikten gelirseniz, çocuklar için işler sadece daha da kötüye gidecek. Çocukların gücünde, koordinasyonunda, dengesinde, dikkatinde ve sosyal duygusal becerilerinde bir düşüş görmeye devam edeceğiz.

Daha fazla görmeye başlayacaklarımızı şöyle özetleyebilirim:

• Hareket etmeden sessizce oturmakta ve dikkatini vermekte zorlanan çocuklar;

• Sandalyelerden düşen çocuklar;

• Kendi aktivite düzeylerini ve duygularını regüle etme becerisinden yoksun çocuklar;

• Ebeleme gibi oyunlar oynarken çok fazla güçlü vuran çocuklar;

• Mesleğine inançlarını kaybeden öğretmenler;

• Duyusal ve motor bozukluklarda sürekli bir artış.

Yetişkinler olarak hareket etmek istediğimizde ya da istemediğimizde, genellikle seçme hakkımız olur. Çocuklar aynı lükse sahip değiller maalesef. Hareket etme ihtiyacı duysalar bile çoğu kez onlara oturdukları yerde kalmaları söylenir. Altı ila sekiz saat süren bir okul günü içinde “oyun oynamak” için 15 dakikalık teneffüslerinin olması gülünçtür. Genç beyinler öğrenmek için gün boyunca sıklıkla hareket etmeye muhtaçtır, ancak okulların çoğu bu hayati ve temel ihtiyacı karşılamayı beceremez. Ama yine de çocukların sıralarında neden kıpır kıpır olduklarını ya da neden “aşırı” davranışlar sergilediklerini merak eder dururuz.

Çocuklarımızın hareket etme hakkını savunma yükümlülüğüne sahibiz.

Korkuların, endişelerin, mazeretlerin, kuralların ve yönetmeliklerin eğitim dünyasını ele geçirmesine, ona hükmetmesine ve çocuklarımıza küresel bir düzeyde zarar vermesine izin veremeyiz.

Bu sizinle ve benimle başlıyor. Cesaretinizi toplayın ve çocuklarımızın ihtiyacı olan değişimi yaratmak için gereken adımları atmaya başlayın. İşte başlangıç için size birkaç fikir:

• Bu yazıyı ve benzerlerini yöneticilerinize götürün. Değişim yaratmanın sırrı, hareketin ve açık havada oyunun ve bunların çocuk gelişimini nasıl etkilediğinin arkasındaki bilimsel bilgiyi paylaşmaktır. Çoğu ebeveyn çocukları için en iyisini ister. Bu gerçeğe kulak verirlerse, muhtemelen bu pozitif değişim için çalışma arzusu duyacaklardır.

• Yaratıcı Olun. Artık kalıpların dışına çıkarak düşünmenin zamanı geldi. Sınıftaki amaçlarınız neler? Eğer öğretmekse, o zaman bu en iyi, yaparak ve bedeni bir bütün olarak görerek öğrenme ile gerçekleşir. Finlandiya eğitim sistemini araştırın ve notlar alın. Çocukların bir nehrin ekolojisini öğrenmesini istiyorsanız, onları gerçek bir nehre götürün. Tarih, bilim ve güzel sanatları öğrenmek için yerel müzelere gidin. Şiir yazmak için açık havaya çıkın. Bir meslektaşınızla karmaşık bir konu hakkında konuşmak için dışarıda yürüyüşe çıkın. Bir adım daha ileri gidin ve çocukları öğrenirken daha fazla hareket ettirmenin yolları üzerine beyin fırtınası yapacağınız bir komite yaratın.

• Örnek olun. Eğer bir öğretmenseniz, çocukları açık havaya çıkarın ve diğer öğretmenlere de bu yaptığınızı ve gördüğünüz değişimleri anlatın. Eğer bir ebeveynseniz, başka çocukları da davet edin ve onları açık havaya götürün. Eğer çocukları açık havaya çıkaran bir organizasyonsanız, neler yaptığınızı gelip görmeleri ve yaptıklarınızın faydalarıyla ilgili birkaç söz söylemeleri için yerel basını çağırın. Örnek olmak, değişim yaratmanın için en güçlü yollarından biri olabilir.

• Birleşin. Okullar, açık hava sınıfları yaratmaktan son derece büyük faydalar sağlayabilir. Bu girişimi planlamanıza ve finanse etmenize yardımcı olmaları için yerel organizasyonların kapısını çalın. Ebeveynler de aynı şeyi evde yapabilirler. Açık havada oyuna değer veren kafa dengi insanlar bulun ve çocukları açık havada oyuna, kamp gezilerine ya da doğa yürüyüşlerine davet edin.

Bu makaleleri okumak ve “Evet, bu çok iyi” demek yeterli değil. Gerçekten yapacak mısınız?

Angela Hanscom,  Çocuk Terapisti 

http://www.egitimpedia.com/kucuk-cocuklari-sinifta-cok-uzun-sure-oturmaya-zorlamanin-sonuclari/

 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.