Muhsin Yazıcı

‘Çok zekisin’ demeyin

‘Çok zekisin’ demeyin

Öğretmenler için 20 temel psikoloji ilkesi.

Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM’in Amerikan Psikoloji Birliği ile Türkçeye kazandırılması konusunda işbirliği yaptığı bir çalışmada, öğretmenlere yol gösterecek 20 psikolojik ipucu sıralanıyor. 20 temel ilkede, öğrencilerin nasıl düşündüğü ve nasıl öğrendiği, onları nelerin motive ettiği, öğrenmelerini etkileyen sosyal ve duygusal faktörlerin neler olduğu, sınıfın en iyi nasıl yönetileceği ve öğrenci gelişiminin nasıl ölçüleceği konusunda bilgiler ve örnekler yer alıyor.

Çalışmadaki bazı ilkeler:

ÖĞRENCİLERİNİZE ‘ÇOK ZEKİSİN’ DEMEYİN: Öğretmenler övgü kullanımlarında tedbirli olmalı, övgülerin içeriğinin yetenek yerine, çaba veya başarılı stratejilerle ilişkili olmasını sağlamalıdırlar. Öğretmenler özellikle başarısızlığa meyilli öğrencilerin özgüvenlerini korumaya çalıştıklarında, istemeden öğrencinin düşük yetenekli olduğu hakkında dolaylı ve örtük mesajlar verebilirler. Öğretmen, öğrenci zor olmayan bir problemin cevabını hızlı bir şekilde bulduğunda “Sen çok zekisin” diyerek ödüllendirirse, istemeden öğrencinin zekâyı, hız ve çaba eksikliği ile ilişkilendirmesine neden olur.

KISA DÖNEMLİ VE SOMUT HEDEFLER MOTİVE EDER: Öğrencilerin motivasyonu uzun dönemli genel ve aşırı zorlayıcı hedefler yerine kısa dönemli, belirgin ve ortalama zorlayıcılığa sahip hedefler belirlendiğinde daha çok artar. Gelişimsel olarak, en azından orta ergenliğe kadar, öğrenciler uzak gelecekle ilgili somut düşünme konusunda daha az beceri gösterirler.

ÖĞRENCİLERİNİZE ZAMANINDA GERİ BİLDİRİM VERİN: Anlamlı, açıklayıcı ve zamanında verilen geri bildirim öğrenmeyi olumlu etkiler. Öğretmenlerin sıklıkla kullandığı “aferin” ifadesi açıklayıcı ve anlamlı olmadığı için öğrencilerin anlama düzeylerini ya da öğrenme motivasyonlarını artırmaz. Açıklayıcı ve zamanında geri bildirim, öğrencilere öğrenme süreçlerindeki güçlü ve geliştirilebilir noktaları yansıtarak kendi süreçlerini takip edebilmeleri açısından kılavuzluk eder. “Zamanında” anahtar bir ifadedir. Öğrenci bir sınava girdikten, ödev teslim ettikten, performans sergiledikten hemen sonra öğrenme süreci ile ilgili geri bildirim verilmelidir.

ÖĞRENMENİN ANAHTARI ALIŞTIRMA: Bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarımı farklı stratejiler yoluyla gerçekleştirilir ve bu aktarım sürecinin anahtarı alıştırma yapmaktır. Öğrenci alıştırmaları öğretmenler tarafından çeşitli yollarla desteklenebilir.

Sınıf içinde alıştırmayı etkili kullanma yöntemlerinden biri ders tekrarları ve sınavlar olarak düşünülebilir. Açık uçlu soruların olduğu kısa sınavlar özellikle etkilidir, çünkü öğrencilerin sadece uzun süreli bellekten bilgi anımsamasını gerektirmez, ayrıca yeni bilgi oluşturmalarını sağlar.

SINIFTA İYİ HİSSETMEK ÖĞRENMEYİ VE GELİŞİMİ ETKİLER: Duygusal iyi olma hali; sınıfın her gün başarılı bir şekilde işlemesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve öğrenmeyi yakından etkiler. Ayrıca kişilerarası ilişkiler, sosyal gelişim ve genel akıl sağlığı için de önemlidir. Öğretmen, bütün öğrencilerin kabul edildiği, değer ve saygı gördüğü, akademik başarı ve destek için fırsatların sunulduğu, yetişkinler ve akranlarla olumlu sosyal ilişkilere sahip olunan bir iklimi kurmada başrol oynar.

HER ÖĞRENCİYE GÖRE ÖĞRETİM HIZI BELİRLEMELİ: Öğrenme ortamında sosyal karşılaştırmalardan kaçınmak en iyisidir. Yüksek başarılı öğrenciler toplum tarafından bilinmekten hoşlansalar ve başarı seviyeleri bir önceki başarı seviyelerini aştığında övülmeleri gerekse de, zorlananlar veya “aptal” gibi görünmekten endişe edenler için sosyal karşılaştırmalar heves kırıcı olabilir. Sınıf ortamında, öğrenci değerlendirmelerini aktarmanın en iyi yolu öğrenciyle yalnız iletişim kurmaktır. “Mükemmel”, “zekice”, “şaşırtıcı” gibi öğrenciye neyi iyi yaptıkları ile ilgili herhangi bir belirgin bilgi sunmayan övgülerden kaçınılması en iyisidir.

ÖĞRENMEK İÇİN ÖĞRENMEYİ TEŞVİK EDİN: İçsel motivasyona sahip öğrenciler zevkli buldukları için öğrenme etkinlikleri üzerinde çalışırlar. Onlar için katılımın kendisi ödüldür ve öğrenme istekleri övgü, not veya diğer dışsal etmenler gibi maddi ödüllere bağlı değildir. Dışsal motivasyona sahip bir öğrenci ise ödül ve cezaya o kadar çok odaklanabilir ki, öğrenme arka planda kalabilir.

ÖĞRENCİ İÇİN MUTLAK SON SÖZ OLMAMALI: Öğretmenler yüksek beklentilere sahip oldukları öğrencileri için daha destekleyici bir duygusal iklim, daha açık geribildirim, daha fazla dikkat, daha fazla öğretimsel zaman ve sonuçta daha fazla öğrenme fırsatı sağlamaktadırlar. Bu farklılık gösteren davranışlar zaman içerisinde yüksek ve düşük performans gösteren öğrenciler arasındaki başarı farkını artırabilir. Bir öğrencinin zayıf akademik geçmişi, o öğrenci için mutlak son söz olarak algılanmamalıdır. Bunun yerine öğretmen, öğrenci ile ilgili geçici varsayımının yanlış olduğunu göstermek için bunu bir fırsat olarak kullanabilir.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/734124/_Cok_zekisin__demeyin.html

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.