Muhsin Yazıcı

Yaşamın Kodlarını Okumak – 7 / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Daha küçücük yaşında bilime âşık bir çocuk olan en değerli varlığı, kızı Annie’nin anısını, kendisini araştırmalarına daha da çok vererek yaşatmaya çalışır kalbinde.

Kaya midyeleriyle olan çalışmalarını bir dizi kitapta yayınlar.

Bir organın, değişen şartlar sonucunda ufak değişimler geçirerek fonksiyonunu değiştirebileceğine dair kanıtlar bulur.

Yetişkin yapıları birbirinden çok farklı görünen organizmalar arasında, ortak bir atadan gelen benzerlikler (homoloji) olduğunu ve bazı yapıların zamanla değişmesi sonucu bu canlıların farklı ortamlara uyum sağlayabildiğini gösterir.

Ortak bir atadan gelen canlıların, farklı koşullar ve ortamlara adapte olarak, anatomik olarak birbirlerinden uzaklaşabileceklerini yazar notlarına.

İki farklı cinsiyet arasında parazitik çift cinsiyetli bir ara tür keşfeden Darwin, cinsiyet evriminin çok önemli bir örneğini ortaya koyar.

Bu çalışmaları, 1853 yılında Kraliyet Madalyası ile ödüllendirilir.

Bilimsel bulguların ışığında, canlıların zamanla değiştiği yani evrim geçirdiği fikri akademik dünyada giderek daha fazla kabul görür.

Thomas Henry Huxley gibi, evrim fikrine çok şiddetle karşı çıkanlar da vardır.

Ama zaman Darwin’i haklı çıkaracak ve felsefede agnostisizm (Tanrı konusunda bilinmezcilik) kavramını ilk kez ortaya atan İngiliz biyoloji bilgini Huxley, Darwin’in kuramının en önemli savunucularından birisi olacaktır.

Akademisyen bir dostu Darwin’e, Borneo’da çalışan doğabilimci Alfred Russell Wallace’ın yazdığı bir makaleden söz eder.

Makalede, onun fikirleriyle benzerlikler vardır.

Bir makale yazıp, çok emek verdiği bulgularını yayınlaması için Darwin’e baskı yapar.

Darwin için bu durum bir tehdit değildir ama fikirlerini toparlaması gerektiğine inandığından, makaleyi yazmaya başlar.

Öylesine detaycı ve mükemmeliyetçidir ki; makale durmadan eklediği pek çok ayrıntı ile uzadıkça uzar ve sonunda yazdıklarını bir kitap olarak yayınlamaya karar verir.

Kitabı yazarken Wallace da dâhil pek çok bilim insanıyla haberleşir.

Wallace’a, tezlerinde insanın kökenine değinip değinmeyeceğini sorduğunda, “önyargılarla kuşatılmış bu konudan” uzak duracağı cevabını alır.

Kitabını yazarken Wallace’dan aldığı bir mektup onu çok şaşırtır ve kaygılandırır.

Kendisinin çok uzun yıllardır büyük özveriyle yaptığı araştırmalar, Wallace’ın mektubunda, derli toplu bir biçimde, birkaç sayfada özetlidir.

Darwin bu satırları okuduğunda, kitabını yayınlamak için daha uzun bir süre beklerse, kuramı Wallace’dan çaldığının iddia edilebileceğini düşünür.

Konuyu bilim adamı arkadaşlarına danışır.

Darwin’in doğal seçilim fikrini Wallace’dan çok daha önce düşündüğünü ve uzun süredir bu konuda ayrıntılı araştırmalar yaptığını bilen arkadaşları, telif haklarının kaybedilmemesi adına, hem Wallace’ın, hem Darwin’in doğal seçilim tezlerini Londra Linnean Cemiyeti’nde sunarlar.

O gün oğlunu kaybeden Darwin, toplantıya katılamaz.

Sunum çok ilgi çekmez.

Bunun üzerine Darwin kitabına odaklanır ve sonunda tamamlar.

‘’Türlerin Kökeni’’ adlı kitap, 22 Kasım 1859’da, kitapçılara dağıtıldığı gün tükenir.

Ayrıntılı gözlem ve mantıksal çıkarımlara dayanarak doğal seçilim fikrini savunan kitapta, insan evrimine doğrudan değinilmez ama bulguların insanın kökenine ve tarihine ışık tutabileceği söylenir.

Darwin, giriş cümlesinde şunları yazar:

‘’Her canlı türü, yaşaması mümkün olandan daha fazla birey doğurur ve bunun sonucu olarak, sık sık tekrarlayan hayatta kalma savaşında, yaşamın karmaşık ve zaman zaman değişen koşullarında, kendisine fayda sağlayacak herhangi bir değişikliğe sahip olan her canlı, hayatta kalmada daha yüksek şansa sahip olacak ve doğal olarak seçilecektir. Güçlü kalıtım prensibi sayesinde, seçilen her cins kendi yeni ve değişik formunu yayma eğiliminde olacaktır.’’

Kitap, bomba etkisi yaratır; sadece akademide değil, halkın arasında da büyük tartışmalar başlatır.

Darwin, aldığı olumsuz tepkilerin büyük bölümünü, Güneş’in sabit ve Dünya’nın onun çevresinde döndüğünün ilk kez söylendiği ve kilisenin görüşünün geçerliliğini yitirdiği gün verilen tepkilere benzetir.

Kitap kısa zamanda pek çok baskı yapar ve başka dillere çevrilir.

”Türlerin Kökeni,” bilimsel konulara yeni yeni merak duymaya başlayan Avrupa orta sınıfının en çok okuduğu kitaplardan biri olur.

Darwin’le aynı sonuca varan ama adını pek az duyduğumuz Wallace’a ne olduğunu merak ediyorsunuzdur sanırım!

Darwin’in aksine, Wallace’ın tezlerini dayandırdığı bilimsel araştırma bulguları çok sınırlıdır.

Metafizik kavramlara yakındır, Wallace.

Biyolojik evrimle, tanrı inancını bağdaştırmaya çalışır.

Yıllar içinde spiritülellik ve medyumlar yardımıyla ölülerle haberleşme gibi doğaüstü kavramlara yönelir.

O hep Darwin’in gölgesinde kalır ama dostlukları ömür boyu sürer.

“Türlerin Kökeni” çıktığında, Darwin ona şöyle yazar:

“Yerinizde olsa, çoğu insan yıkıcı bir haset ve kıskançlık hissederdi.

İnsanoğlunun bu ortak zaaflarından öyle asil bir şekilde uzaksınız ki!”

Devam edecek…

YAŞAMIN KODLARINI OKUMAK -7Doç. Dr. Şafak NakajimaDaha küçücük yaşında bilime âşık bir çocuk olan en değerli varlığı…

Δημοσιεύτηκε από Doç. Dr. Şafak Nakajima στις Πέμπτη, 7 Σεπτεμβρίου 2017

            

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.