Muhsin Yazıcı

Tüketenler dua ediyor, üretenler araştırma yapıyor

Tüketenler dua ediyor, üretneler araştırma yapıyor

Sanayi 4’ü yakalamak istiyorsak din adamı yerine fizik, kimya, biyoloji ve matematik mühendisleri yetiştirip AR-GE yatırımları hızla artırmalıyız… Dua eden toplum tüketen, araştıran toplum üretendir. Üretenler tüketenleri dua etmeye alıştırırlar ve onları çok daha kolay sömürürler.

Jomo Kenyatta bu durumu çok net ifade etmiştir:

-“Beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı. İncil’i verip bizi uyuttular; gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı”Sömürgeci ülkeler gittikleri her ülkede ilk önce dini önder ve liderleryle işbirliğine girerler, yönlendirirler ve desteklerler. En somut örneğini ülkemizde yaşadık; “Hizmet Hareketi” diye kendini ifade eden kesim sömürgecilerin güdümünde ülkemizde “Truva Atına” dönüştü. Bu sadece ülkemize özgü de değildir. Kapitalizm girdiği her ülkede gerici ve yobaz kesimleri kendilerine müttefik seçerler.

Onun içindir ki, sömürgeci güçler Atatürk ve Bolivarı hiç ama hiç sevmezler. Orta ve Güney Amerika’da Simon Bolivar’ı, Asya ve Afrika’da ise Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncesini getirdiği siyasi ve ekonomik yapılarını yok etmenin çabası içindedirler. 2010 yıllarında Türk Ordusuna kurulan kumpasta bunun içindir. Onlar için Suudi Krallıkları, Katar Emirlikleri ideal yönetim biçimidir.

BOP projesi sömürgeci güçlerin uyguladığı bir oyunun ta kendisidir. ABD ve İsrail kendileri için tehlikeli gördüğü Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi perişan ettiler. Mısır’ı, Türkiye’yi ve İran’ı kuşatıp perişan etmenin gayreti içindeler. Ve bunun içindir ki sürekli olarak Şii – Sünni çatışmasını şiddetle desteklemişlerdir. İŞİD/DEAŞ dedikleri kör şiddet örgütlerini yaratan da bu güçlerdir. İslam adına binlerce insanı öldüren İŞİD’din İsrail’e tek kelime neden etmez?

Kim ki “dua eden toplum” peşinde ise bilin ki onlar ülkelerinin geleceğini çalıyordur. Suudi Arabistan’ın liderliğinde 1962’de kurulan Rabıta’nın (Dünya İslam Birliği) ABD şiddetle neden destekler? “Yeşil Kuşak Projesi” kimler neden destekledi? İşleri bitince yine kimler tarafından yok edildi? Ya da edilmeye çalışılıyor?

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken ve “Kurtuluş” ve “Kuruluş” mücadelesi sırasında düşmanla işbirliği yapanlara çok iyi bakmak gerek. Din elden gidiyor diye sömürgecilerin oltasına kimler takılmıştır?

Bilim üretemeyenler bilim karşıtı olarak karşımıza çıkmaktalar. Bunun içindir ki “Evrim Teorisi” çocuklarımızın kafasını karıştırıyor diye eğitim müfredatından çıkarırlar.

Bırakın iktidar olan bir dini, iktidar olmayı arzulayn bir din bile tutuculaşır. Eşitlikçi ve özgürlükçü bir eksende ilerlemez, tersine geriler… Yapısı gereği meşruluğunu hep geçmişten arar… Gelecek ve şimdiki zaman onlar için bir değer taşımaz. Sadece ve sadece geçmişte olanın nakli yeterlidir. Bu nakilde kendi içerisinde hep sorunlu olmuştur. Bütün dinler ve inançlar için geçerlidir. Dinden demokrasi çıkmaz, kesin olan budur! Yumuşatarak, eğerek-bükerek sonuç değişmez! Dünyanın her yerinde din adamaları toplumu kışkırtmaya kalktığı zman büyük kıyımlar, acılar ve zulum yaşanmıştır. Çin Uygur bölgesi’nde, Myanmar’da Müslümanlara, Mısır’da Kıptı Hristiyanlara, Tibet’te Budistlere hep baskı ve zulum vardır. Dini ne olursa olsun değişmiyor.

Mustafa Kemal Atatürk: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, mürşitler ülkesi olamaz” derken bilim toplumu olması gerektiğinin altını çizmiştir. Bilim toplumu olmayı ve laikliği dinsizlik olarak görüp konuşanlar üreten değil tüketen toplum isterler. Onlar için mürit (iteat eden) gereklidir. Yurttaşlık bilincine ulaşanları asla sevmezler. Çünkü sürekli itiraz eden, eleştiren, karşı çıkan, soru soran insanı etkiliyemezler.

2017 yılında Türkiye’de tüm fizik, matematik, kimya, biyoloji mühendisliklerine kayıt olan öğrenci sayısı hızla düşerken ilahiyat fakültelerine öğrenci kayıdında büyük artış oluyor… Bu rakamı gören ülke yöneticilerinin uykusu kaçmıyorsa sorun büyüktür demektir. Sorun ilahiyat fakültelerindeki artıştan değildir. Temel bilimlere giren öğrenci sayılarında azalıştadır.

Zaten yetişen insanımızın önemli bir kısmı da “beyin göçü” yoluyla yurtdışana gitmektedir.

Muhsin YAZICI – 11.10.2017

            

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.