Muhsin Yazıcı

Uygulanabilir Bir Eğitim Sistemimiz Var mı?

Ortaya çıkan yeni değerler, üretim ilişkileri, teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşım yolları değiştiğinde eğitim müfredatını yeniden düzenlemek zorunlu hale geliyor. Şu anda ilkokul ya da ortaokula giden öğrenciler için 15-20 yıl sonrası planlanarak eğitim yöntem ve programlarını yeniden düzenlenmelidir.

Biz, eğitim programlasrımızı yenileyeceğiz diye ortaya çıkanlar ise yüzlerce yıl öncesinin insan tipini örnek almaya çalışıyorlar. İroni ötesi bir şey… Bilimi ve bilimsel toplumu yadsayarak dünya devleti hayali kurmak nasıl bir şey?

Yeniledik, yeniliyoruz dedikleri eğitim programları göz boyamadan ibaret…

  • Etkisiz kalmaya mahkümdür.
  • Düşünmeyi engellemektedir.
  • Öğrencinin sınıfın dışına taşabilme olanağı yoktur.
  • Öğrencilere fırsat eşitliği sağlayamamaktadır.
  • Öğretmen bilgi ve düşüncelerini paylaşma fırsatı bulamamaktadır.

Merkezileşmiş bir anlayış öğretmeni ve yaratıcılığı öldürmektedir. İyi yetişmemiş, eğitimci kişiliğini kazanmamış öğretmenler kendi siyasi düşüncelerini ve dini inançlarını aktarmayı marifet sanmaktadırlar. Bu da eğitim sistemimizin önünde ki en büyük engellerden birisidir. Biyoloji eğitimi, din kuralları içerisinde etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Lise çağındaki çocukların kafası karışıyor diye “evrim kuramını” kaldırmak hangi akla hizmet ediyor?

Görünen o ki; çağdaş insanı yetiştirmede yeni bir eğitim modeline gereksinim duyulmaktadır. Dini, eğitimin, yaşamın temeline koyduğunuzda aşağıda belirtilen insanı nasıl yetiştireceksiniz?

Çağdaş eğitimin hedefi:

  • Problem çözme yeteneği gelişmiş, (here şeyi tartışabilen)
  • Bilgiye ulaşma yöntemlerini tanıyan, (bütün bilgilere açık)
  • Analitik düşünme becerisi kazanmış, (farklı çözüm yolları arayan, olgular arasındaki etkileşimin farkında olan)
  • Bilgilenme istekliliğini sürekli canlı tutan.. (bilginin sürekli değiştiğini ve geliştiğini kavrayan),
  • Öğrenciyi ekip çalışmasına yöneltmek ve tüm öğrenme süreci boyunca öğrencilerin aktif olmasını sağlamaktır. (sürekli söyleneni yap, bizim dediğimiz doğrunun dışına çıkma diyerek pasif hale sokmak)

Burada bir daha belirtmek zorundayım ki, eğitim sistemimizin en önemli ayağı öğretmenlerdir. İyi yetişmemiş, öğretmenlik sisteminin getirdiği davranış biçimlerini içselleştirmemiş, kendini sürekli yenilemeyen öğretmenlerle çağdaş eğitime geçiş hayal hayal ötesi bir şeydir.

Çağdaş-bilimsel eğitim hedefinin gerçekleşmesi için öğretmenlerin eğitimi ve meslek-içi eğitimlerinin mutlak şekilde yeniden ve acilen gözden geçirilmesi gerekmektedir.

En önemlisi de nasıl bir öğretmen yetiştireceğiz?

Laik eğitim diyenleri şeytan görmüş gibi olanlar öğretmen yetiştirmeye kalktığında bizi neyin beklediğini düşündüğümüzde, cahilseverlerin ruhları aramızda gezmiş olmuyor mu?

Okullarımıza gelince, fiziksel olarak eğitim bilimi dışında ucube binalardan ibaret. Düşünebiliyor musunuz? Beş-altı katlı ilkokullar. Bahçesi yok, ikili eğitim veriliyor. 40-50 kişilik sınıflar, öğretmenisürekli değişiyor… İlkokulda mutlaka uygulanması gereken labaratuvarlar liselerde bile yetersiz. Sınıfa çevireceğiz diye kapatılanlar…

Okuldaki eğitim ortamları çok yetersiz.

Okul bireysel öğrenmeden ziyade birlikte öğrenmeye ortam hazırlamalıdır.

Okul ortamı, öğretmenler için öğrettikleri kadar öğrendikleri bir ortam olmalıdır. Her bir öğretmen kendi gelişimi kadar okuldaki diğer öğretmenlerin gelişimine de katkı da bulunmak, okulun genel başarısından kendisinin de sorumlu olduğuna inanmak durumundadır.

Eğitimde yeni yaklaşımlar anlayışına göre, öğretim bir ekip işidir, verimlilik ancak ekip çalışması ile sağlanır.

Günümüz eğitim siteminde teknoloji kaçınılmaz bir hal aldı. 2004’lü yıllarda okullara bilgisayar sınıfları kurarak eğitimde sıçrama yapacağımızı sandık. 2010’lu yıllardan beri de akıllı tahtalarla aynı sonucu alacağımız sanmaya devam ediyoruz.

Asıl önemilisi, teknoloji yoluyla bilgiyi içselleştirmek yerine sadece bilgiye ulaşımı açtık.  Bilinçsiz eğitim teknolojileri yarardan çok zarar da verebiliyor. Yeni teknolojilere egemen olmayan eğitimciler ve eğitim ortamları yaratıcı bireyler yerine, tüketime bağlı bireylerin yetişmesini sağlıyor. Kullanılan ilacın dozu gibi bir durum söz konusudur. İlacın doz aşımı nasıl insan sağlığını tehdit ediyorsa bilinçsiz teknoloji kullanımı da öğrenciye zarar veriyor.

Eğitim teknolojilerinin en büyük zararı “soyut düşünmeyi” engellemesidir. Sürekli gören, gördüğü resimleri, haritaları, videoları, istatistik bilgileri üzerinde kafa yormayan, görmediği sürece düşünmeyen bireylerin oluşmasına katkı da yapabiliyor…

Eğitim teknolojileri “duygusal gelişimin” önünde büyük bir engel olarak karşımıza çıkmakta. İnsan – insan ilişkilerinin yerini sosyal paylaşım etkileşimi almaya başlamıştır. Okul insan-insan ilişkilerinin en yoğun olduğu yerler olmalıdır. Eğitim teknolojilerini bilinçli kullanılmadığı süreçlerde duygusal gelişim giderek zayıflamaktadır.

Çocuklarımız artık gündelik yaşamda, evde her yerde teknolojiyle iç içe yaşamaya başlamışlardır. Bilgiye her an ulaşma olanaklarına sahip olmuşlardır. Eğitim teknolojileri derken bilgiye ulaşma sorunu artık kalmamıştır.

Burada önemli olan ulaştığı bilgiyi nasıl içselleştirecektir?

Ulaştığı bilginin doğruluk süzgecinden nasıl geçirecektir?

Ulaştığı ve özümsediği bilgiyi okul ve sınıf ortamında etkin paylaşımını nasıl gerçekleştirecektir?

Bilgiyi analiz etme yeteneğini nasıl kazanacaktır?

Öğrencinin bireysel olarak öğrendiği bilgiyi, deneyimi grup ya da ekip içerisinde nasıl paylaşacağı önem kazanmaktadır.

Eğitimde veli, okul yönetimi, ar-ge kültürünün oluşması, eğitimin finansmanı, eğitimin her aşamasında öğrencinin tanınması ve yönlendirmesi, sosyal etkinlikler vb eğitim sorunlarını bu toplum ciddi şekilde tartışmıyor.

Tartışılmasını istemeyen siyasal anlayışlarda ortaya çıkıyor.

Bütün ülkeyi ilgilendiren eğitim sorununun bir günde bir kişiye bağlı olarak değiştiğini düşünün…

Tartışma yok, öneri yok, taslak yok…

Ben emrettim kaldırın, getirin, götürün…

O emreden değiştiğinde de getirilen bütün uygulamalarda kaldırılıyor.

Sonuçta elde kalan bir şey yok…

Bugün elde ne var diye sorduğumuzda neyin olduğunu bile anlamadığımız bir eğitim sistemimiz ya da sistemsizliğimiz var.

Muhsin YAZICI / 03.01.2018

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.