Muhsin Yazıcı

Kültür Emperyalizmi – Muammer Aksoy

Vasi devlet, ”Yardım ettiği devlet”in kültürel bağımsızlığına (eğitim işlerinde bağımsız davranmasına) seyirci kalamaz:

Zamanımızda az gelişmiş toplumları bağımlılık durumunda tutabilmek yolundaki amaca ulaşabilmede, sömürücü büyük devletler, en etkili ve önemli araçlarından biri olarak, kültür emperyalizminden geniş ölçüde faydalanmak yoluna gitmektedirler: O ülkenin işbaşındaki kuşakları daha doğrusu bunlardan bir kısmı, ”koruyucu büyük dost” tarafından satın alınmakla yetinilmiyor.

Gelecek kuşakların da aşağılık duygusuyla sakat olmaları ve ”iyi bedelle satılık kişiler haline gelmeyi” bir utanma konusu değil bir iftihar sebebi sayacak kadar çarpık bir düşünüşe ve bozuk ölçülere sahip olmaları ve böylece ”tükenmez gönüllü satılıklar kaynağı” yaratma amacı güdülmektedir.

Bunun için de, ”koruyucu-sömürücü devlet”in, ya da onun şirketlerinin, az gelişmiş ülkenin kamuoyuna egemen olmasını sağlayacak ”kitle eğitim ve haberleşme araçları”, ile kişilerin kafalarını sistemli ve sürekli olarak yıkamaları (daha doğrusu afyonlamaları) gerekmektedir: Basının, radyonun ve televizyonun, bu amaca ulaştıracak bir nitelik kazanmasının tertipleri bulunmakta, tedbirleri alınmaktadır. Eğitim ve kültür kurumları, doğrudan doğruya veya dolambaçlı yollardan bu ”koruyucu-sömürücü devlet”in emrine sokulmaktadır.

Kültür emperyalizmi harcamaları, zamanımızdaki ”yeni emperyalizmin vazgeçilmez yatırımlarından”dır. Bugün az gelişmiş ülkeler, kendi öz aydınlarının öncülüğü ile silkilenerek, gerçek bağımsızlıklarına kavuşamıyorlarsa, bunun en önemli nedenlerinden birini, bu toplumlardaki diplomalıların çoğunluğunun ”uydu kalmaya razı olmuş”, ”bağımsız düşünme yeteneğini kaybetmiş” sözde okumuşlar olması teşkil eder. Onları yaratan fabrika ise, kültür emperyalizminin pençesine düşmüş olan, eğitim, öğretim kurumları ve aynı nitelikteki yayın ve propaganda araçlarıdır.

Askeri bağlantılar: Bugün büyük devletlerin (hele dünya devleti haline gelmiş olanların), küçük ve geri kalmış ülkelerin bağımsızlıklarını ortadan kaldırma, onları egemenlikleri altına alabilme ve böylece herhangi bir biçimde sömürme amacına ulaşabilmelerinin yollarından biri de, sıkı ve geniş kapsamlı askeri ittifaklar aracından faydalanmadır.

Doğrudan doğruya bu ittifak anlaşmalarında, büyük devlete ”küçük dostu”nun ülkesi üzerinde tanınan üsler, onun ordusu üzerinde -hukuken veya fiilen- sağlanan kumanda olanakları, verdiği silahları denetleme yetkisi ve bu ”askeri yardım” bahanesiyle büyük dosta (sömürüc-koruyucuya) tanınmış olan bazı ayrıcalıklar (kapitülasyon niteliğindeki haklar), hatta silah ve teçhizat bakımından bir tek devlete bağlı olup, az gelişmiş (küçük) müttefikin içişlerinin, dolaylı olarak büyük müttefikin denetimi altına geçmesine sebep olmaktadır.

Muammer Aksoy, Atatük ve Tam Bağımsızlık.

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.