Muhsin Yazıcı

Neden Tanrı’ya inanma ihtiyacı duyarız?

Zifiri karanlık bir gecede çalıların arasından bir hışırtı duysanız ne düşünürdünüz? Sizi avlamaya gelen bir avcı mı yoksa sadece basit bir rüzgâr mı hışırtıya sebep olan? Bu sorunun cevabı aslında bizi hayatta tutan özelliklerimizden birini de açıklıyor.

Eğer beyinlerimizi Tanrı tasarladıysa biraz üstünkörü bir iş çıkartmış gibi görünüyor. Yoksa her gün en az 8 saat boyunca uyumak zorunda olan ve zaman zaman kendimizin bile inanamayacağı hatalar yapan ve en ufak bir arızada kalıcı hasar görebilen bir sistemin başka bir açıklaması olmazdı. Ama en azından bir şeyi mükemmel bir şekilde halletmiş: beyinlerimizi Tanrı’ya inanmak üzere tasarlamış!

Şimdiye kadar hemen herkes kendince bir inanç sistemi oluşturmuştur. Hatta aydınlanmacı ve materyalist dönemlerden geçmiş günümüz insanı için ateizm hâlâ entelektüel açıdan gelişmiş beyinlerin tekelinde. En “sıkı” ateistlerin bile zaman zaman doğaüstü fikirlere teslim olduğu görülüyor. Dini inançlar da bu doğrultuda içgüdüsel bir yapıya sahip gibi görünüyor.

Beyinde Tanrı için boşluk

Bilişsel konulara kafa yoran bilim insanları, insanların doğarken beyinlerinde “Tanrı’nın oturacağı bir boşluk” olduğunu iddia ederler. Sonuç olarak da çocuk büyürken dini söylemler akla yatkın gelir ve çocuğu etkiler.

Çocuk, içinde doğduğu toplumun dini değerleriyle büyür ve beyninde Tanrı için ayrılmış boşluk her geçen gün detaylarla dolmaya başlar. Sonra çocuğa görünmez bir varlığın onu izlediği ve yaşamlarına müdahale ederek ahlaki yargılamalarda bulunacağı söylendiğinde çocuk bu fikri hiç düşünmeden kabul eder. Aynı fikirler her şeyin bir nedeni olduğunu ve görünmez varlığın bunları yönettiğini söylediğinde çocuğun dünya algısı buna göre şekillenir.

Bunu sakın beyin yıkamayla karıştırmayın. “Bilişsel yan ürün teorisi” dini inançların farklı sebeplerle gelişmiş olan bilişsel özelliklerin bir yan etkisi olduğunu söyler. Şöyle ki, çevremizde tanık olduğumuz açıklanamayan gizemli olayların birileri tarafından gerçekleştirildiğine inanmaya meyilliyiz. Söz gelimi yazının başında belirtilen çalıların arasından gelen hışırtı bir rüzgâr olabileceği gibi sizi sokmak isteyen bir yılan da olabilir. Rüzgârdan kaçmanın bize hayati bir zararı yoktur ama yılandan kaçmazsak yem oluruz. Dolayısıyla nedenini bilmediğimiz bir hışırtı duyduğumuz zaman dikkat kesilir ve kaçmaya eğilimli hale geliriz. Atalarımız da böyle yaptı ve hışırtı duyduğunda bunu birinin oluşturduğuna “inanan” atalarımız kaçarak genlerini gelecek nesillere aktardılar, hışırtıya rüzgârın neden olduğuna inanıp kaçmayanlar ise yem oldular ve genlerini gelecek nesillere aktaramadılar.

Akıl kuramı evrildi

Ayrıca “akıl kuramı” evrildi; böylece diğerlerinin akıllarından neler geçtiğini ve niyetlerini anlama becerimiz gelişti. Bu beceri gruplar halinde yaşamayı kolaylaştırdı. Ancak beraberinde görünmez varlıkların bizim zihinlerimizden geçenleri okuyabildiği fikrini de getirdi. Din de atalarımızda yaygın olduğu düşünülen varoluşsal güvensizlik sorunlarına, belirsizliğe, kontrolün ellerinden kayıp gitmesine ve bir gün öleceği bilgisine cevap olarak doğdu. Sonuçta birinin sizi izlediğini ve ölümün bir son olmadığına inanırsanız bu sizi rahatlatır.

Ölüm bir son değil

Tüm bunlar dini fikirlerin nasıl bu kadar hızlı yayıldığını ve ortaya çıkmasından itibaren nasıl geniş kitlelerce hızla kabul gördüğünü açıklar niteliktedir. Hatta dini, medeniyetin temeli olarak gören görüşler de mevcuttur, yoksa farklı karakterlerdeki yabancıları bir arada tutmak pek mümkün olmazdı, din burada kuvvetli bir tutkal vazifesi görüyor. Ancak şu günlerde aynı dini görüşler çöküş eğiliminde. Çünkü çatışmalar, kadın düşmanlığı, insanlar hakkında önyargılar ve terör aynı dinin çatısı altında kendine yer bulabiliyor. Gelgelelim ateizmin yükselişi, derinlere gömülü olan dini eğilimlerimizden vazgeçebileceğimizi ve biraz zihinsel gayretle bu eğilimleri geride bırakabileceğimizi gösteriyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/bilim_ve_teknoloji/1191914/Neden_Tanri_ya_inanma_ihtiyaci_duyariz_.html

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.