Muhsin Yazıcı

Gördüm dediğini göreceksin, duydum dediğini duyacaksın!

François Georgeon’un Osmanlı-Türk Modernleşmesi adlı kitabında, Ahmet Ağaoğlu’ndan yapılan ilginç bir alıntı. Tektaş Ağaoğlu’nun dedesi, Demokrat Parti döneminde bakanlık yapan yazar Samet Ağaoğlu’nun babası olan Ahmet Ağaoğlu Cumhuriyetin kuruluşunda görev almış, Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliği yapmış önemli bir aydın, yazar ve siyasetçi idi. 1927’de İstanbul’da yayımlanmış ve Doğu’da toplum ile devleti tahlil ettiği Üç Medeniyet adlı kitabında şu hikâyeyi anlatıyor:

***

“Amcam, Karabağ’da Aras Nehri üzerinde bulunan malikânesine gider. Nehrin öteki tarafında yaşayan İran beylerinden birisi kendisini misafir davet eyler. Bu meyanda o zaman veliaht ve daha sonra şah olan Muzaffereddin o taraflara av için gelir. Doğal olarak bütün bunlar huzuruna koşarak giderler. Amcamı davet eden han da kendisini alır ve veliahtın huzuruna gider.

Avdan sonra bir mevkide istirahat edilirken veliaht dürbününü ufka doğru tevcih eder ve derhal hanlardan birisini yanına çağırarak:

-‘Şu dağın yamacında çok güzel bir at ve sırtında da çok güzel bir halı var, gel bak!’ der.

Han dürbünü alır, gösterilen yere doğru düzeltir ve derhal:

-‘Beli kurban! Ne güzel bir at ve ne güzel bir kilim’der. Sonra bütün diğer hanlar da aynı suretle davet edilir ve aynı tarzda cevap verirler.

Nihayet veliaht kendisine evvelce takdim olunan amcama hitaben:

-‘Ali Bey, gelin siz de bakın’ der.

Amcam dürbünü alır, ne kadar bakarsa ne dağ görür, ne at ve ne de halı! Hayret eder, dürbünü öteye beriye çevirir, yine bir şey göremez. Ve nihayet,

-‘Kurban, ben hiçbir şey görmüyorum’ der.

Veliaht hiddet eder, başını çevirir ve amcama iltifat etmez. Bu hadiseden pek müteessir olan amcamın ev sahibi, veliaht gittikten sonra amcamı azarlar bir tarzda:

-“Ah! Ali Bey! Doğru söylemek için yer mi buldun? Zannediyor musun ki, ben de diğerleri de dürbünde bir şey gördük! Biz görmediğimiz gibi zaten velihat kendisi de görmüyordu. O bizi imtihan ediyordu. Kendisine ne derece bağlı olduğumuzu, onun gözü ile görüp, kulağı ile işittiğimizi, hülasa kendimizden geçerek ‘o’ olup olmadığımızı imtihan ediyordu.”

Despotik yapıyı, despotu ve kullarının akıl ilişkilerini pek güzel anlatıyor: Efendi’nin (Padişah, Sadrazam, Başbakan, Cumhurbaşkanı, Bakan, Bey, Paşa, Çete Reisi, Mafya Babası, patron, vb.) “gördüm” dediğini göreceksin, “duydum” dediğini duyacaksın, “söyledim” dediğini söyleyeceksin, “düşündüm” dediğini düşüneceksin.

Özdemir İnce / Cumhuriyet

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.