Muhsin Yazıcı

Endüstri 4.0, Pisa Sınavları ve Eğitim / Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Herkes için Bilim ve Teknoloji dergisi (HBT) yazarı Orhan Bursalı Endüstri 4.0 veya Digital Devrim için:  “Bu süreci  yönlendiren ülkeler, yerküre üzerinde yeni bir efendiler, köleler sisteminin de yaratıcısı olacak.

Bugünün gelişmiş ülkeleri yine dijital ekonominin ve bilimin efendiliğine soyunacak. Bugünün az gelişmiş ülkelerinin ise (aralarına Türkiye’yi de katabiliriz), yeni dünyanın köleliğine aday olmaktan başka şansı bulunmuyor.” diyor.

Endüstri 4.0 nedir?

Eğitim ile ilişkisinin boyutu nedir?

Sorularının yanıtını arayalım.  

Kapitalizmin gelişme tarihi; emeğe olan bağımlılığın sürekli azaltıldığı, insan emeği yerine  teknolojinin egemen kılınmasının tarihidir.  İronik bir tanımlamayla  kapitalizm “yaratıcı yıkım” olarak  da tanımlanabiliyor.  Toplumsal gelişmelerle, bilimsel ve teknolojik gelişmeler arasında her daim bir paralellik vardır.  Bilimsel ve teknolojik gelişmelere koşut olarak:

  1. Sanayi devrimi su ve buhar gücüne dayalı mekanik sistemlerin endüstriyel üretime uygulanması,
  2. Sanayi devrimi, elektrik enerjisinin kullanımına dayalı gelişim,
  3. Sanayi devrimi elektronik ve bilişim teknolojilerine dayalı gelişim  ve
  4. Sanayi devrimi sanal ve fiziksel sistemlerin kullanımına dayalı olarak gelişimi  ve   robotların daha akıllandığı, zihinsel kapasitelerinin geliştiği ve bunun sonucunda üretimin emeğe olan bağımlılığının neredeyse yok denecek kadar azaldığı bir dönemi ifade ediyor.  “Dijital devrim, yapay zeka ve robotlar” Endüstri 4.0’ı karakterize eden temel kavramlar olup gelişmiş ülkeler yapay zekaya dayalı robotlarla “insansız fabrikalara” doğru hızla yol almaktadır.  İmalat sektöründe üretim, tasarım ve idari süreçlerin; yazılımlar, makineler, robotlar ve insan-makine entegrasyonuyla sağlanması Endüstri 4.0 olarak adlandırılmaktadır. Endüstri 4.0 birçok kesim tarafından 4. Sanayi Devrimi olarak da tanımlanıyor.

Çok açıktır ki günümüz  koşullarında eğitimin niteliğini yani insani potansiyelin gelişmişlik kalitesini arttırmadan  Endüstri 4.0’a geçmek olası değildir. Endüstri 4.0 için  anahtar kelime  eğitimdir.  Uluslararası karşılaştırmaya imkân verdiği için PISA  sonuçları bu anlamda önemli  bilgiler veriyor.

PISA testiyle  öğrencilerin okuldaki program kapsamında işlenen konuları ne derecede öğrendikleri değil, gerçek hayatta karşılaşabilecekleri olayları sahip oldukları bilgi ve becerileri ile analiz, akıl yürütme ve okulda öğrenilen fen ve matematik kavramlarını kullanarak etkin bir iletişim kurma becerisine sahip olup olmadıkları ölçülüyor. PISA Projesi’nde 15 yaş grubundaki öğrencilerin; matematik okuryazarlığı, fen bilimleri okuryazarlığı ve okuma becerileri dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanıyor.

2009 sonrası PISA sonuçlarına göre Amerika ve Avrupa ülkelerinin aksine Çin, Singapur, Kore, Vietnam, Yeni Zelanda gibi Asya ülkeleri daha başarılıdır. Singapur tüm alanlarda en yüksek puanı alıp ilk sıraya yerleşirken  Çin tüm alanlarda ilk sıralarda yer almış. Japonya fen alanında 2. sırada yer alırken, okuma alanında 8. ve matematik alanında ise 5.sırada yer alarak önemli bir başarı göstermiştir. Güney Kore ise okuma ve matematik alanlarında 7.sırada yer alarak Doğu Asya’nın başarı kervanına katılmıştır.

Asya ülkelerinin PISA başarısı şüphesiz rastlantı değildir. Eğitim ve ekonomik performans arasındaki ilişki çok açıktır. 2015 yılı PISA sıralamanın ilk basamağında Singapur vardır. Singapur’un PISA sonuçları eğitim sistemlerinin  bir sonucudur. Ezbere dayanmayan, problem çözmeye ve analitik düşünmeye odaklanan Singapur’da eğitim sisteminde öğretmen olacak adaylar en başarılı yüzde beşlik dilim arasında seçiliyor. 5,5 milyonluk bu küçük şehir devleti ekonomik kalkınmasını yüksek nitelikli  işgücü sayesinde gerçekleştirmiştir. İlk beş sırada ise Çin, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Finlandiya yer almış. Bu sonuçlar gösteriyor ki  Endüstri  4.0’e geçmek için eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye,  1960’lı yıllarda Kore’nin iki katı bir ulusal gelire sahipti.  Yıl 2019, Güney Kore bu durumu tersine çevirmiş durumda. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin gerisindeki  ekonomik göstergelere sahip iki ülke arasındaki   fark neden bu kadar açılmıştır sorusu yanıt aramaktadır.

Öte yandan 2015 yılı insani gelişim endeksinde 188 ülke arasında Türkiye 72’nci sırada yer alırken, Güney Kore 17’nci sırada yer almaktadır. 2016 yılı İngilizce yeterlilik endeksinde Türkiye 72 ülke arasında 51’inci sırada yer alırken, Güney Kore 11’inci sırada yer almaktadır. 2015 PISA sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında  Güney Kore matematikte 7. sırada, fende 11. sırada, okumada ise 7. sıradadır.

Türkiye 2015 sonuçlarına göre  OECD ülkeleri arasında sondan 2. sırada yer alırken, 70 ülke arasında Matematikte 49. sırada, Fen’de 52. ve okuduğunu anlamada 50. sırada yer almıştır. Fark çok belirgindir. Yani, okuduğunu anlamayan, bilim ve matematikte sınıfta kalmış bir eğitim sistemi vardır ve  bilimi temel almayan bir eğitim sistemiyle Endüstri 4.0’ı gerçekleştirmek  zor gözükmektedir.

Patent verileri Sanayi 4.0’ün en temel göstergelerinden biridir. Seçilmiş ekonomilere ilişkin “patent sayıları” incelendiğinde, Türkiye dünya patent sayısındaki katkısı yüzde 0.2 iken  Güney Kore’de bu oran yüzde 8.39 ‘dur. Bu bulgu, Güney Kore’nin 1960’lardan günümüze bilim ve teknolojide sağladığı bu büyük  gelişmenin arkasındaki dinamiği sergiliyor.

İleri teknoloji yoğunluklu ihracat paylarını gösteren veriler, üniversitelerde üretilen makale sayılarına bakıldığında Güney Kore’nin çok önlerde olduğunu görebilmekteyiz. Çin 2016 yılında 426.165 bilimsel makale sayısı ve %18,56 dünya payı ile tıpkı yüksek teknoloji yoğunluklu ürün ihracatında olduğu gibi, bilimsel makale yayınında da dünyanın zirvesine yerleşmiş durumdadır.

Bilimsel makale yayınında 2005 yılında İran’ın oldukça üzerinde bir başarı yakalayan Türkiye, 2016 yılına gelindiğinde İran tarafından geride bırakılmış. 2016 yılında İran’ın bilimsel makale sayısı 40.975 adet, Türkiye’nin ise sadece 33.902 adettir. Başka bir ifadeyle, 2005 yılında İran’ın dünya bilimsel makale payı %0,48 iken, 2016 yılında %1,78’e yükselmiştir. Aynı yıllar arasında Türkiye’nin payı ise %1,21’den %1,48’e yükselerek İran’ın altında kalmıştır. İran’ın son yıllarda teknolojide gerçekleştirdiği atılımın arkasında bilimsel araştırmaların olduğu çok açık.

SONSÖZ:  Türkiye’nin en büyük on ekonomiyi girmesi, kişi başına düşen on bin dolar barajını aşabilmesi ve şu anda  Endüstri 2-3 arasındaki konumunu geliştirmek için  akıl ve bilimi referans alan eğitim sistemini temel alması gerekmektedir. Asya ülkeleri böyle yapmış.

Eğitime daha çok kaynak aktararak, akıl ve bilim merkezli üniversiteler yaratarak, öğretmen yetiştirmeyi temel alarak Endüstri 4.0’ı yakalama noktasına gelmişlerdir. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta Endüstri 4.0’ın insanlık için kullanılması, yeni toplumsal travmalar yaratmamasıdır.  Türkiye bir an önce  evrensel laik, demokratik, bilimsel eğitimi temel alarak eğitimdeki dinselleştirme  ve eğitim hakkını göz ardı eden piyasalaştırma  yaklaşımlarını terk ederek eğitim reformu çabalarına yoğunlaşmalıdır.

Ne dersiniz?

Kaynak:

1)Eşiyok, Bayram Ali, (2017) Kore Nasıl Kalkındı?, HBT Akademi, e-kitapları 3

2)Eşiyok, Bayram Ali (2018) Türkiye Sanayi 4.0’a Hazır mı? HBT Akademi, e-kitapları 7

 

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

Muhsin Yazıcı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.