Muhsin Yazıcı

Merak ve soru sorabilmek

Merakı-soru sormayı toplumsal olarak kışkırtan, eğitimin temel ilkesi haline getiren milletlerin, üretimle ilerleyip büyürken merak etmeyen, soru sormayan milletlerin de köle haline geldiklerini görüyoruz.

Merak eden soru sorar.

İyi de reisine, ağasına, şeyhine, şıhına eleştirel bir soru sorsun bakalım ne oluyor?

İtaati eğitim sayan, verilen her şeye boyun eğmeyi terbiye diye koşullandıran bir yapıdan “bilim toplumu nasıl çıkar?” diye merak edip soruyorum.

Öğrenciler biyoloji dersinde evrim kuramını öğrenirken merak edip soru sormaya başlayınca kafalar karışıyor diye hoooop, evrim kuramı müfredattan çıkarılıyor.

Al sana eğitim.

Nakilcilikten ne zaman vaz geçeceğiz?

Öğrenciye teorik bilgi müfredatından ziyade onu “tasarımcı ve uygulamacı” yapacak bütüncül ve yaratıcı bir sistem gerek.

Peki ama merakın eğitimdeki karşılığı nedir? 

Çocukken öğretmene, “Bu anlatılanlar hayatımızda ne işe yarayacak?” sorusunu hepimiz sormuşuzdur. Bugün de öğrenciler bu soruyu soruyor ve bilgiye istediği zaman ulaşabiliyor ancak hangi bilgiyi nerede kullanacağı asıl mesele. İşte burada, öğrencileri merak ettirmenin, bir şeyler öğrenmeye kanalize etmenin yolunun, eğitim sistemini “merak ettirme” motivasyonu üzerine kurmaktan geçtiğini bilmemiz gerekiyor. 

Günde sekiz (8) saat ders yetmiyor, devlet eliyle birde iki (2) saat kurs koyup test çözdürüyoruz.

Öğrencilerimiz testmatik haline geliyorlar. Ne merak kalıyor ne de soru sorma. Bilgiyi ana belleğe, beyne kaydetmeyi eğitim sanıyoruz. O beyne doldurduğumuz bilginin yaşama yönelik hiç bir katkısı olmuyor.

Yaratıcılığı, hayali, merakı ve soru sorma cesareti kalmayan öğrenci adeta pert oluyor.

İşte eğitim sistemi üzerine sorulan sorular:

Öğrencilerde merak nasıl kışkırtılabilir?

İlköğretimden üniversiteye eğitim sistemimiz merakı öldürüyor mu?

Bu haliyle klasik eğitim sistemi tarihe mi karışmalı?

Merakın önünde toplumsal ve ailesel engeller var mı?

Şüphe etmekle merak ve yaratıcılık arasında nasıl bir ilişki kuruluyor?

Orhan Bursalı’nin dediği gibi: “Merakınızı çaldırmayın!” 

Biz de bir soruyla bitirelim.

Merak hırsızları kim olabilir?

Anne-babalar, öğretmenler, tüm yöneticiler, komutanlar, imamlar olmasın…

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.