Muhsin Yazıcı

Gençlik, modern değerler ve değişim. Abdurrahman Dilipak, Yusuf Kaplan neden paniklediler?

Modernliğe doğal olarak en çok gençlerin kulağı açıktı ve bütün bir 20. Yüzyıl, Batı gençliğinin deizme, ateizme ve sekülerliğe kayışının haberleriyle geçti.

İslam ülkeleri ise bunun modernliğin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu öngöremedikleri için olan biteni modern yaşam biçimine değil Hıristiyanlığın sorunlarına verdiler ve buradan İslam inancının Hıristiyan inancına üstünlüğü sonucunu vardılar.

Ve hala aynı yanılsama içinde büyük bir çöküş evresine girdiler.

Modern yaşam, yani laiklik/seküşerleşme batı toplumlarında uzun bir süre önce hemen hemen bütün topluma egemen hale gelmiştir.

İslam ülkelerine modern/kent kültürü yaygınlaştıkça İslam inancının bütünsel egemen anlayışı ister istemez zayıflamaya başladı. Ve bir ideoloji ve yaşam biçimi olarak gelecek kuşaklarda belirleyici olma özelliğini kaybediyor.

Türkiye ve özelde gençlik, kalıplaşmış tarım toplumunun yaratmış olduğu temelinde dinsel inanışın olduğu totaliter kültürel yapısı hızla yok olmakta.

Modern/kentsel yaşam biçimine muhafazakâr temelinde durağan bir inanç ya da kültürel değerlerin tutunabilmesi artık mümkün gözükmüyor.

Abdurrahman Dilipak, Yusuf Kaplan gibi “Siyasal İslam” özentileri panik halinde yazmaya başladılar. Onlar farkındalar “dindar nesil” yetiştirmenin kültürel olarak zayıf kaldıklarının farkındalar. Sadece dini bilgiler vererek günümüz yaşam biçiminde varlık gösteremeyeceklerini öğrendiler. Ama tutucu, muhafazakar, içine kapalı bir değerler oluşturulamayacağını da anladılar. Panik halinde yazıp konuşuyorlar. Kendi çevrelerindeki farklı davranan kadınlara bile ağır hakaretler yağdırıyorlar. İstanbul “Sözleşmesi”ne bu yüzden saldırıyorlar. Donkişot konumuna düştüler. Artık kendi mahallelileri bile bunlara katlanamıyorlar.

MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, son araştırmasını anlattığı söyleşilerden birinde özellikle son 4-5 yılda dindar-muhafazakâr gençlikle “Siyasal İslam” ilişkisinin “çok sıkıntılı” olduğunu açıkça belirtiyor. Ayrıca ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sencer Ayata, yürüttüğü gençlik araştırmasının sonuçlarını açıklarken Türkiye’deki gençler arasında “modernlik ve laikliğin, dindarlık ve muhafazakârlığın önüne geçtiğini”, muhafazakâr alan içinde de “İslamcılık gerilerken milliyetçiliğin öne çıktığını” söylüyor.

Bugünün Türkiye’sinde en büyük sorun, yok olan ve tutunması mümkün olmayan kapalı toplum kültür anlayışının yerine etiksel olarak ahlaki temelde doğruları üretmede ne derece de başarılı olmaya başladık.

Bir değer kaybı olduğunda kaybolanın yerine yenisini ve doğrusunu koyabildiğimiz süreçte toplumsal çatışmaları önleyebiliriz.

Aksi halde her mahalle kendi içinde gettolaşmaya başlayacaktır.

24.09.2020

Muhsin YAZICI

Yazar hakkında Tüm gönderileri gör Yazar website

admin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * olarak işaretlenmiştir.