Muhsin Yazıcı

Yazar -admin

Konuşma düzeyimiz, biçimimiz…

Konuşma düzeyiniz ne kadar düzgün olursa, açılmayan kapıların nasıl kolayca açıldığını, tatilde, cadde de, iş yerinde her yerde; karşılıklı saygının ne kadar üstün bir nitelik olduğunu, en az benim kadar sizler de bilirsiniz.


Bindiğiniz otobüste şoföre ve yolculara bir merhaba demenin, kapı komşunuzla karşılaştığınızda selamlaşıp hal hatır sormanın, düzeyi ve durumu ne olursa olsun insanlara insanca yaklaşmanın erdeminin güzelliğini hissettiğinizde, yaşamınızda nelerin değişeceğini gözlerinizle görürsünüz.

Devamı…

Gençlik, modern değerler ve değişim. Abdurrahman Dilipak, Yusuf Kaplan neden paniklediler?

Modernliğe doğal olarak en çok gençlerin kulağı açıktı ve bütün bir 20. Yüzyıl, Batı gençliğinin deizme, ateizme ve sekülerliğe kayışının haberleriyle geçti.

İslam ülkeleri ise bunun modernliğin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu öngöremedikleri için olan biteni modern yaşam biçimine değil Hıristiyanlığın sorunlarına verdiler ve buradan İslam inancının Hıristiyan inancına üstünlüğü sonucunu vardılar.

Devamı…

Anne babalar dikkat: Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirmenin 8 yolu!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Yavrucu “Çocukların bağışıklıklarını güçlendirebilmek adına, sağlıklı diye bilinen, ilaç formuna getirilmiş bazı gıda ve takviye vitaminlerini doktorunuza danışmadan lütfen çocuğunuza içirmeyin. Çünkü doktora sorulmadan ve ihtiyaç olmadığı halde gelişigüzel kullanılan vitaminler çocuklarımızın sağlığında ciddi hayati sorunlara yol açabilir.” dedi.

Aylardır hem dünyayı hem de ülkemizi etkisine alan ve giderek daha da derinleşen Covid-19 tehdidine, sonbaharla birlikte gribal enfeksiyon riskinin de eklenmesi anne babaları fazlasıyla endişelendiriyor.

Devamı…

Yapılan araştırma ortaya koydu! Köpekler sahibine neden bağlı hissediyor?

Hayvanların sahiplerine ne kadar bağlı oldukları bilinen bir gerçek. Yapılan yeni bir çalışma, köpeklerin bizi sadece sevmekle kalmadığını aynı zamanda bizi ailesi gibi gördüğünü ortaya koydu. İşte yapılan araştırmanın detayları…

Eski zamanlardan bu yana köpekler, insanların en iyi dostu olarak bilinir. Köpekler de sevgilerini ve bağlılıklarını her koşulda belli eder. Şimdi de yeni bir araştırmaya göre köpeklerin insanlar hakkında ne düşündüğü keşfedildi. Araştırmada köpeklerin, insan sahiplerini aile olarak gördüğü ortaya koyuldu.

Devamı…

Batılılar Türkleri Neden Sevmezler?

Hitler’den kaçan ve 1933 de Atatürk tarafından Türkiye’ye çağırılan 86 profesörden biri olan Ord. Prof. Fritz Neumark (1900-1991), İstanbul Üniversitesi İktisat ve Hukuk fakültelerinde dersler vermiştir.

Hitler’den kaçan ve 1933 de Atatürk tarafından Türkiye’ye çağırılan 86 profesörden biri olan Ord. Prof. Fritz Neumark (1900-1991),   İstanbul Üniversitesi İktisat ve Hukuk fakültelerinde dersler vermiştir.

Devamı…

Yeni eğitim döneminde dikkat edilmesi gerekenler

Çocuklar yüz yüze eğitime başlayacak mı yoksa evde mi devam edecekler? Covid-19’dan nasıl korunabiliriz? Evde verimli bir eğitim verilebilir mi? İşte yeni eğitim döneminde öğrencilerin ve ailelerin dikkate almaları gereken noktalar…

Yeni eğitim dönemi birçok soru işareti ile başladı. Çoğu öğrenci eğitime evden online olarak devam ederken daha küçük sınıfların tedbirler dahilinde kademeli olarak yüz yüze eğitime başlaması planlanıyor. 

Devamı…

Uzmanından uzaktan eğitim döneminde ailelere 9 altın öneri

Yeşilay Genel Başkanı ve çocuk-ergen psikiyatrı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, ebeveynlerin uzaktan eğitim döneminde çocuklarına teknoloji kullanımı konusunda iyi bir model olmaları, stres durumları ile nasıl başa çıkacağını öğretmeye çalışmaları önerisinde bulundu.

Eğitimde erişim sorunu büyüyor.

Yeşilay Genel Başkanı ve çocuk-ergen psikiyatrı Prof. Dr. Öztürk, yaptığı yazılı açıklamada, dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinin ulusal ve uluslararası kamuoyunda eğitim sistemine bakışı da etkilediğini, alınan tedbirlerden en çok etkilenen alanların başında eğitimin geldiğini belirtti.

Devamı…

Churchill’in İsmet İnönü’yü yazdığı tarihi mektup

Churchill , 14 Mayıs 1950 yılında Türkiye’de yapılan seçimlerin ardından CHP’nin muhalefete düşmesi nedeniyle , 31 Mayıs tarihinde Londra’dan İsmet İNÖNÜ’YE şu mektubu gönderir .

General İnönü’ye,
Aziz Generalim ;
Her ne kadar benim Türk politika işlerine karışmam doğru olmayabilirse de Türkiye’nin mukadderatına riyaset ettiğiniz uzun devrenin kapanmış olduğunu şahsen büyük bir teessür duyarak öğrenmiş bulunuyorum .
Bana öyle geliyor ki tarih , general olarak kazandığınız zaferlerden başka , Türkiye Cumhuriyetini İkinci Cihan Harbinin , vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve aynı zamanda Mustafa Kemal tarafından sert mücadeleler sonucu kurulmuş olan liberal ve müterakki ( ileri ) hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi hayranlıkla kaydedecektir .
Dostça ve zevkli olan mülakatımızı daima hatırlarım ve politika sahnesinden şimdiki çekilişinizde size en iyi dileklerimi yollarım . Winston S. CHURCHİLL
Bizim kendi insanlarımız nankörlük ve iftira yarışına girerken , yabancı devlet adamları daha kadirşinas oluyor , daha dürüst davranıyorlar .
Bakınız Churchill , İnönü için “ Bana öyle geliyor ki tarih, sizin Türkiye Cumhuriyetini İkinci Cihan Harbinin vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi hayranlıkla kaydedecektir “ derken ;
bizdeki nankörler “ İnönü , Türkiye’yi İkinci Cihan Harbine sokmamakla milletin erkekliğini öldürdü .” diyebilecek kadar çukurlaşabiliyor ve hiç çekinmeden tüm cehaletlerini sergileyebiliyorlar .
Evet İnönü 60 milyon insanın öldüğü böyle korkunç bir savaştan , tek bir vatandaşının burnunu kanatmadan ülkesini ve milletini esenliğe çıkarabilmiş bir liderdi .
İşte bu İnönü’ye bizim nankörler iftira atarken , İtalya’nın Floransa kentinde bir profesör imtihan yapmaktadır . Öğrencilerine şöyle bir soru sorar :
“İkinci Cihan Harbinin en önemli devlet adamı kimdir ?”
Öğrencilerden kimi cevap olarak Churchill , kimi Charles de Gaule , kimi de Roosevelt diye yazar . Hatta Hitler ve Mussolini diyenler bile vardır .
Prof. cevapları okuduktan sonra , “ hiç biriniz bilemediniz , İkinci Dünya Savaşının en önemli devlet adamı Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür . Zira sizlerin saydığı liderler ülkelerini savaşa sokarak milyonlarca vatandaşının ölümüne sebep oldu . Bir tek İnönü , Türkiye’yi savaşa sokabilmek için kurulan türlü tuzaklara rağmen , ülkesini savaştan uzak tutarak tek bir vatandaşının burnunu kanatmadan ülkesini bu feci savaşın yıkımından korudu . Onun için en önemli devlet adamı İnönü’dür .” der .
Mustafa Kemal ATATÜRK , “ Kahramanı kadar gafili de, haini de çok olan bir milletiz “ sözünü boş yere söylememiş .
Ülkenin kurtarıcıları , Cumhuriyetin kurucuları olan bu kahraman ve fedakar vatan evlatlarına her Allah’ın günü küfür , hakaret edilen , iftira atılan bir ortamda , birlik ve beraberlik nasıl tesis edilecek merak ediyorum .
Bu kafayla , bu zihniyetle bu nankörlükle çok zor !
Ahmet Kudret Haker
21/Ağustos/2020

Devamı…

Aradaki açığı nasıl kapatacağız?

Fransa’da “lise bitirme” sınavları Baccalauréat (Bac) yapılmış.
743.594 lise öğrencisi sınava girmiş.
Sorular ve sistem, bizden fersah fersah uzak…
İşte öğrencilerin yanıt vermesi gereken test dışı “klasik” ve “ucu açık” sorular:

Philo L (Edebiyat) konuları:

  1. Konu: Zamandan kaçmak mümkün müdür?
  2. Konu: Bir sanat eseri nasıl iyi biçimde açıklanır?
  3. Konu: HEGEL’den alıntılanan metni (doğa kanunları ile beşerî -hukuktan doğan-kanunların arasındaki farka dair) açıklayınız.
Devamı…

Doğayı yok eden insanoğlu kendi geleceğini yok ediyor.

Son 50 yılda dünyada insan nüfusu iki katına çıkmışken; WWF: Yaban hayvanlarının nüfusu 50 yılda yüzde 68 azaldı.
Helen Briggs

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) yeni yayımladığı bir rapor, yaban hayvanları nüfusunun son 50 yılda üçte iki oranından daha fazla azaldığına işaret ediyor.
Kuruluşun raporunda “felaket derecesindeki” bu düşüşün hiçbir yavaşlama belirtisi göstermediği gibi, doğanın insan eliyle tahribatının görülmedik bir seviyeye çıktığı vurgulandı.
WWF Başkanı Tanya Steele, “Ormanlarımızı yaktığımız, denizlerde aşırı balık avladığımız ve doğal yaşam alanlarını yok ettiğimiz için yaban hayatı serbest düşüşte. Dünyamızı mahvediyoruz, sağlığımızı, güvenliğimizi ve yeryüzünde hayatta kalma şansımızı riske atıyoruz. Zaman daralırken doğa bize şimdi imdat sinyali gönderiyor” dedi.
Sayılar ne anlama geliyor?
Raporda bilim insanlarının dünya genelindeki gözlemlerine dayanılarak binlerce canlı türünün nüfuslarına bakıldı.
Buna göre 20.000’den fazla memeli, kuş, hem karada hem denizde yaşayan hayvan, sürüngen ve balık nüfusunun 1970’ten bu yana ortalama yüzde 68 oranında azaldığı ortaya çıktı.
En büyük düşüş tropikal bölgelerde kaydedildi. Latin Amerika ve Karayipler’de sürüngenler, hem karada hem denizde yaşayan hayvanlar ve kuşların nüfusu yüzde 94 oranında azaldı.
Kuruluşa verileri sağlayan Zoological Society of London’ın (ZSL) direktörü Dr. Andrew Terry, bu düşüşün insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki tahribatının boyutlarını yansıttığını söyledi.
Dr. Terry, “Hiçbir şey değişmezse nüfuslar azalmaya devam edecek; yaban hayvanlarının nesli tükenecek ve hayatlarımızın bağlı olduğu ekosistemler bozulacak” dedi.

Raporda, Covid-19 salgınının doğa ve insanların ne kadar iç içe geçtiğini gösterdiği vurgulanıyor.

Habitat kaybı ve vahşi hayvan ticareti

Yaban hayvanlarının nüfusunun azalması büyük oranda habitat kaybına ve vahşi hayvan ticaretine bağlanıyor.

Modellemelere dayanan yeni veriler acil önlemlerin alınması ve gıda üretim ve tüketim tarzının değiştirilmesiyle habitat kaybı ve ormansızlaşmanın durdurulabileceği hatta tersine çevrilebileceği belirtiliyor.

Türkiye’de aydınlanma oldu mu?

Aydınlanma (Enlightment, İllumination) kavramı Avrupa’dan geldi. Daha önce göçer Türkler Çinli ile, Budizmle, Ortaasya ile, İslamla, Anadolu ile, Bizansla da aydınlandılar. Fakat çağdaşlaşma anlamında kültürel aydınlanmanın tek anlamı Avrupa Rönesans’ının başlattığı ‘Aydınlanma’nın neredeyse 20.Yüzyıla kadar süren, Ortaçağ sonrası tarihidir.

Sanayileşme ile birlikte dünyanın yaşam ‘mode’unu saptayan Avrupa aydınlanmasıdır. Bunun dünyaya yansıması ve gelişmesi, Avrupa emperyalizminin tarihi içinde biçimlenmiştir.

Devamı…

Hayal kurmanın beyne faydası var

Bazen masa başında çalışırken kendimizi birden en güzel tatil yerinde bulabiliriz, ya da eve dönerken hafta sonu neler yapacağımızı planlayabiliriz. Aslında bunlar zararsız hayallerdir ama, çok dikkat gerektirecek durumlarda hayaller tehlikeli olabilirler mesela, otomobil sürerken.

Hayal kurmak bu yüzden bilişsel kontrol sistemimizde çoğunlukla bir aksama olarak kabul edilir. Yani kısa bir süre için kendimizde olmadığımız bir sistem hatası da denebilir. Fakat hayal kurmak illaki hata olmak zorunda değil, bilim insanları artık bu fenomenin olumlu taraflarını da görmeye başladılar.

Devamı…

UNICEF’in araştırmasında Türkiye son sırada

UNICEF’in yaptığı bir araştırmaya göre hayatından memnun olan 15 yaşındaki çocukların oranının en düşük olduğu ülke Türkiye. Sıralamada birinci olan Hollanda’da bu yaştaki çocukların yüzde 90’ı hayatından memnun.

Hollanda’da 15 yaşındaki gençlerin yüzde 90’ı hayatından memnun

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonuna (UNICEF) bağlı Innocenti araştırma merkezi tarafından aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 41 ülkede yapılan bir araştırma, sanayi ülkelerinde de çocukların aşırı kilo, yetersiz eğitim ve ruhsal sorunlarla sıklıkla karşılaştığını ortaya koydu.

Devamı…

“Ya İstiklal Ya Ölüm”

“Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek,

Türk ulusunun eşsiz karakterini ortaya koyan,

Milletimizin bağımsızlık ateşini yakan,

Gösterdiğin hedefe bir halkı inandırıp,

Onların umutla, durmadan yürümesini sağlayan,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının açtığı ve yeniden inşa ettiği yolun yolcusuyuz.

Bu yoldan asla sapmayız ve vaz geçmeyiz.

Dış politika ve ‘ulusal irade’ zaafları / Erol Manisalı

Uzmanlar; sivili, askeri, siyasetçisi Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ve Karadeniz’deki yerini ve “ulusal” çıkarlarını tartışıyorlar. Dış politikada “ülkenin ulusal çıkarlarının sağlanabilmesi için” içerde demokratik ve ulusal bir siyasal düzenin ve siyasal iradenin bulunması gerekir.

Çünkü çıkarlarımızın çatıştığı karşımızdaki rakipler, içimizdeki ulusal irade zaaflarını gördükçe, “Türkiye aleyhine uygulamalarını ve aralarındaki anlaşmaları giderek artırıyorlar”:

Devamı…

Jiddu Krisnamurti diyor ki;

“Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor.
Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiçbir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz. Ve biri bize “düşünce nedir, düşünmek nedir?” diye sorduğunda yanıt veremiyoruz…” 

İnsan sevgisiyle başlayan yeni bir düzene ihtiyaç var!

Dünyanın geleceğini kurtarmanın uygarlıklar, dinler, ırklar, diller, ideolojiler dışında bir tek olasılığı var. Bilim adamlarının iklimle ilgili olarak dile getirdikleri, insanlığın tümünü yok edeceği öngörüsünün yakın tehdidini de düşünürseniz, bugün yapılması gereken, bütün toplumların ziyafetler düzenleyerek birbirlerini ağırlamasıdır. Bu dünyada geçerli söylemlerle çelişen çok açık bir durum.

Fakat toplumların cehaleti ve birikmiş ön yargıları böyle bir barış ortamına ulaşmayı engelliyor. Bunun iki ters boyutunu öğrenmek istiyorsanız Suriye ile Finlandiya’yı karşılaştırın. En az 200 yıl önce ‘İnsan hakları’ kavramına ulaşan Aydınlanma düşüncesi, 20. yüzyılın canavarlığına engel olamadı. Uygarlık kavramı ile insanların yaşamı arasında uçurumlar var.

Devamı…

Doğaya ihanet, insanlığa ihanettir

Yaklaşık 34 yıldır Kanada’da yaşıyorum. Burada bahar geç gelir. Ağaçlar Mayıs ayının sonunda çiçek açarlar. Yalnız bir ağaç vardır, bizdeki kardelen gibi… Nisanın sonunda çiçek açar. Eksi derecede bile zamanı gelince çiçeğinin açar.

Bundan yaklaşık 25 yıl öncebir Cumartesi günü öğle yemeği için bir restorana gidiyorum. Hava güzel artı 14 derece.. Mayıs ayının ilk haftası… Şehir içinde çoktur, kısa boylu geniş saçaklı bir ağaç. Çiçekleri o kadar güzel açmış ki.. Ağaçtan bir dal kırdım, elimde restorana götürdüm. Sık gittiğim bir restorandı. Cumartesi günleri tavuk kanadıyla bira günleri olur. Ben de iki haftada bir uğrardım. Garson kızlar beni tanırlar, her gidişimde tebessümle karşılarlardı.

Devamı…

Kırlagkçları hep çok sevdim

Ayvalık’ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyon da açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var; üç yavru, kafalar dışarda, gagalar açık. Anne ve baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar.

Anne birinci yavruya yem veriyor, birazdan baba gelip ikinciye, anne tekrar geldiğinde üçüncüye, baba gelip birinciye. İnanılır gibi değil, sırayı hiç şaşırmadılar: ADALET.

Devamı…

Halkın gönlünde yatan tek lider…

Josef STALİN
Rusya’nın tek hâkimiydi. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce ve savaş esnasında milyonlarca Rus’u katletti.
Ardından gelen Nikita Kuruşçev Stalin’in anıt mezarını yıktırıp, O’nu sıradan ölülerin gömüldüğü arka bahçeye nakletti.
Mezarına giden yok, ismini duyan Rus başını çevirir.

Devamı…

Dostoyevski diyor ki;

Şeytan uyuya kaldı bir gün.

Rüzgar sert esti.

Üç tüy düştü şeytandan dünyaya.

Biri paraya yapıştı, diğeri makama öteki de ihtirasa yapıştı.

O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.

Değişim gerek diyenlerle istemezüklerin mücadelesi

Yeni Osmanlıcılar size bir önerim var! Osmanlıcılığı Atatürk’ün kurtardığı topraklarda değil de Osmanlı’nın kaybettiği topraklarda oynayın da gücünüzün nereye kadar gittiğini görelim…

Şu anda “Hilafet” çağrıları yapanlar İslamiyetten kopuşun 1839 Tanzimat Fermanı olduğunu söylerler. Modernleşme, gelişme, dünyaya uyum, bilim, sanat, kadın-erkek eşitliği, egemenliğin halka verilmesi, medeni kanunlar, kılık kıyafet gibi değişimlerinin hepsini İslamiyete karşıymış gibi algılayıp yansıtmaları aslında İslamiyete en büyük zararı vermektedir…

Osmanlı Devleti aslında 2. Osman’nın (Genç Osman)1622 yılında Yeniçeriler tarafından öldürülmesi devlet idaresinin saraydan alınıp, saray çevresinde oluşan çıkarcı gruplar tarafından yürütülmesine yol açmıştır. En ufak yeniliği düşünen padişah, veziriazam, sadrazam kafir ilan edilmiştir. Sonuçta 2. Mahmut (gavur padişahtan), değişimi sağlayan gavur Mustafa Kemal Atatürk’e kadar vardırmışlardır.

Bugün Osmanlı’da da var olan değişim isteyenlerle istemezuklerin mücadelesi günümüzde de sürmektedir.

Muhsin Yazıcı