Muhsin Yazıcı

Yazar -Muhsin Yazıcı

Kültür Emperyalizmi – Muammer Aksoy

Vasi devlet, ”Yardım ettiği devlet”in kültürel bağımsızlığına (eğitim işlerinde bağımsız davranmasına) seyirci kalamaz:

Zamanımızda az gelişmiş toplumları bağımlılık durumunda tutabilmek yolundaki amaca ulaşabilmede, sömürücü büyük devletler, en etkili ve önemli araçlarından biri olarak, kültür emperyalizminden geniş ölçüde faydalanmak yoluna gitmektedirler: O ülkenin işbaşındaki kuşakları daha doğrusu bunlardan bir kısmı, ”koruyucu büyük dost” tarafından satın alınmakla yetinilmiyor. Devamı…

Tanzimat Reformları – Doğan Avcıoğlu

1838 Antlaşması, serbest ticaret şartlarını hazırlamıştı. Tanzimat ise Batı kapitalizmi yararına kurulan bu açık pazar düzeninin gerekli kıldığı idari, mali vb. reformları getirecektir. Batı kapitalizminin Türkiye’de yaslanmak istediği Rum ve Ermenilere imtiyazlı bir durum sağlayacaktır,


1838 Antlaşması gibi, Tanzimat reformları da İngiltere tarafından empoze edilmiştir. Şüphesiz, can ve mal güvenliğinin sağlanması, idarede ve vergi sisteminde reformlara girişilmesi, ticaret, ceza vb. alanlarında yeni kanunlar hazırlanması, toprak sisteminin ıslahı vb., bağımsız kapitalist gelişme yoluna girebilseydi Türkiye’nin de kendiliğinden el atması gereken reformlardı. Ne var ki açık Pazar şartlarında bu reformlar, esas bakımından, Batı kaptalizminin çıkarlarına hizmet etmekten ve Türkiye’yi sömürgeleştirmekten başka sonuç vermemiştir. Devamı…

Günün sorusu: Gülmek insanı neden daha yaratıcı yapar?

İşyerinde gülmek, daha güçlü ve yaratıcı bir ekibe dönüşmeyi nasıl sağlar?

Amerikalı nörolog Robert Provine Maryland Üniversitesi’nde 20 yıldır bu konu üzerinde araştırma yapıyor.

Bu araştırma, insanın başkalarının yanında gülme ihtimalinin 30 kat fazla olduğunu gösteriyor.

“Gülmek, kendi ruh halimizi veya sağlığımızı iyileştirmek amacıyla değil, başkaları üzerinde etki bırakmak üzere gelişmiş bir özellik” diyor Provine. Devamı…

Prof. Ioanna Kuçuradi: Acı çekmemizin nedeni bilgisizlik!

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, ülkemizin eğitim sistemi, medyası ve genel olarak insan haklarına bakışımızla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, Türkiye’nin felsefedeki bir numaralı ismi. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da felsefe ve insan hakları denince ilk akla gelenlerden…

Neredeyse tüm kariyeriniz boyunca insan hakları üzerine çalıştınız. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

I. K: İnsan haklarıyla ilgili ilk yazım 1980 yılında kaleme alındı, ilk felsefe yazım ise 1959 yılında. Ben insan hakları konusunda, eğitimin dışında, çok az yapılan bir işi yapmaya çalışıyorum. Bu da, insan hakları kavramlarının içeriğini bilgisel olarak ve bilgiyle temellendirilebilir bir şekilde belirlemektir. Devamı…

Eğitimde cumhuriyet yıkıcısı dönüşüm kitap oldu

Tarihçi- yazar Mustafa Solak’ın “Gayrımilli Eğitim” kitabı okurlarıyla buluştu.

Yazar kitabında Atatürk’ten günümüze eğitimin dönüşümünü ele alıyor. Kendisi eğitimin halkçı, bilimsel, karma, parasız, kamucu olmaktan çıkarak gayrimilli hale geldiğini belirtiyor. Bu noktada somut olarak eğitimdeki cumhuriyet, laiklik, insan onuru ve özelde kadın onuru, Atatürk karşıtlığını ele alıyor.

Kitapta, Öğretmen Strateji Belgesi ile iş güvencelerinin ortadan kaldırılacak öğretmenlerin biat eden kitleye dönüştürülme hedefi vurgulanıyor. Kitapta ayrıca “Üniversitelerde Bilim Düşmanlığı”, “Diyanet, cemaat, tarikatların eğitimdeki rolü”, “Diyanet, cemaat, tarikatlarla protokoller”, “Proje Okulları ve yeni imam hatip türleri”, “Muharrem orucu Aleviler için bile “nafile”, “Vatan savunmasından cihad uğruna savaşa: Gaza ve fetih”, “Savaşmaksızın mal edinme yolları: Cizye, haraç ve fey”, “Gayri müslimlerin dinî kıyafetlerini giyen mürted sayılacak”, “Mürtede selam verilmez, mürtedin kestiği yenilmez”, “İslami ekonomi ve helal gıda düzenlemesi”, “Haziran Ayaklanması iç ve dış güçlerin bir oyunuymuş!” gibi başlıklar var. Devamı…

Günün sorusu: Faşizm nedir?

Hitler, köylüye dönüp, “anladın mı faşizmin ne olduğunu” demiş. Köylü de “evet efendim” diye yanıtlamış beyefendiyi. “Pekiyi” demiş Hitler, “Şimdi git köylülerine anlat, faşizmin ne olduğunu”. Köylü “olur efendim” demiş

Aslında bu bir fıkra ve olay da Almanya’da geçiyor!..

Hitler, iktidara gelmiş, ortalıkta bir “faşizm” lafı dolaşıyor;

-“Faşizm iktidara geldi”,

“Faşizm bizi kurtaracak” vs. vs.

Ülkenin ücra bir köyünde ise köylüler toplanmış, faşizmi tartışıyor; Devamı…

Dans Etmenin Sağlığınıza Faydaları

Dans etmek her yaşta insanın formda kalmak için uygulayabileceği bir yöntem. Dans etmek, eğlenceli olmasının yanı sıra sağlığınız için de çok yararlıdır. Dans etmenin sağlığınıza olan yararlarını öğrenmek için okumaya devam edin.

Dans etmek tekdüze hayatlarımızı renklendirmek için en iyi yöntemlerden birisidir. Dans etmek genel sağlığımızın yanı sıra, hem duygusal hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımız için iyidir. Yeni bir egzersize karar verdiğimizde, bu egzersizi yapmanın ne kadar eğlenceli olacağını merak ederiz ve dans etmek çok eğlencelidir. Devamı…

Çocuğunuzla konuşun, oynayın, gezin!

Çocuklar büyüyünce kendilerine alınan pahalı oyuncakları değil onlarla geçirdiğiniz kıymetli zamanları hatırlıyor.

Para biriktirip yeni bir araba almaktansa o parayla iyi bir tatile gitmek uzun vadede hem aile için hem de çocuklar için daha kıymetli bir yatırım.

Bir şey ‘yapmak’ bir şeye ‘sahip olmaktan’ daha çok mutlu ediyor aileleri.

Çocuğunuzla konuşun, oynayın, gezin!  

Açık havada deneyimleyerek öğrenmek neden yaygınlaşıyor?

Çocukların dışarıda ve içeride geçirdiği zamanın arasında bir denge sağlanması gerektiği artık tüm dünyada kabul görüyor.

Hatta sınıf dersleri ile açık havada deneyimleyerek öğrenmenin birbirini tamamladığı fikrinden yola çıkan bazı okullar, haftanın belli günlerini tamamen ‘açık hava eğitimi’ne ayırmış durumda… Peki açık havada yapılan faaliyetler çocuklarda nasıl değişiklikler yaratıyor? Dünyadan örneklerle bu yeni akımı anlamaya çalıştık. Devamı…

İnternet bağımlılığından kurtulmanın yolları

İnternet bağımlılığı, modern çağın hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Murat Altın, bu bağımlılığın hem psikolojik hem de fiziksel sorunlara yol açtığını söyledi.

Hızla gelişen teknoloji ile birlikte internetsiz bir hayat düşünülemez hale geldi. İnternetle birlikte ‘sosyal medya’ da yaşamımızın bir parçası oldu. Artık okulda, evde, toplu taşımada, Türkiye’nin hatta Dünya’nın diğer yerlerinde olan dostlarımızın neler yaptıklarını, neler yediklerini, nereleri gezdiklerini cep telefonumuzdan öğrenebiliyoruz. Devamı…

Elleri yıkarken sıcak suyu mu tercih etmeliyiz soğuk suyu mu?

Araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakılırsa, ılık ya da soğuk suyu tercih etmekte fayda var.

Ellerimizi temizlemek istediğimizde özünde kirden; yani bakterilerden kurtulmak için yıkıyoruz. Birkaç yıl önce ortaya atılan bir iddia sonucunda, bilimselliği ispatlanmadan, ellerimizi ister sıcak, ister soğuk suyla yıkayalım, normal sabunların bakterileri temizlemediği, mutlaka anti-bakteriyel ürünler kullanmamız gerektiği konusunda bir inanış hakim oldu. Devamı…

Bahar rehavetine karşı öğrencilere 12 ipucu

Baharaylarıyla birlikte öğrenciler derslere ve son sınavlara konsantre olmakta zorlanıyor.

1) Amacını görünür yap: Sene başında yola hangi amaçla çıkmıştın, onu hatırla. Bu hedefini slogan haline getirip görebileceğin yerlere as.

2) Sihirli kelimeyi kullan: Arkadaşların da sanki hepsi sözleşmiş gibi sana birbirinden cazip plan ve tekliflerle gelir. Sen odana kapanıp ders çalışmaya uğraşırken dışarıda cıvıl cıvıl bir dünya seni kendine çeker. İşte tam o noktada kullanman gereken sihirli bir kelime var: “Hayır!” Devamı…

Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Annesi ona üzerinde kırmızı başlığı olan bir pelerin almış. Kız bu pelerini çok seviyormuş ve nereye gitse onu giyiyormuş. Bu nedenle de herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız diyormuş.

Bir gün “Kırmızı Başlıklı Kız!” diye seslenmiş kızın annesi. “Büyükannen hâlâ hasta. Hadi giyin de, ona yaptığım şu çöreği götür.”

Kırmızı Başlıklı Kız da elbisesini giymiş, üzerine kırmızı başlıklı pelerinini geçirmiş, başlığı çenesinin altında sıkıca bağlamış ve yola çıkmış. Devamı…

Mankurtlaştırdıklarımızdan mısınız?

Bizde “Avarlar“, Avrupa’da ise “Juan-Juan” olarak bilinen ve Kırgızistan Türkleri’nin baş düşmanı olan acımasız bir topluluk vardır. Bu topluluktaki insanlar, çevrelerindeki büyük küçük topluluklara, fırsat buldukları zaman saldırırlar, onların yerleşim yerlerini yakıp yıkarlar, insanları öldürdükten sonra çevrede ne varsa yağmalarlar ve bazı kişileri de tutsak ederlermiş.

Tutsak ettikleri kişileri kendi bölgelerine götürüp incelerlermiş. Güçlü ve dayanıklı olanları, mankurtlaştırmak için ayırırlarmış. Geri kalan güçsüzleri ise başka yerlere satmaya çalışırlarmış. Satılanlar bir bakıma şanslı sayılırlarmış; çünkü onlar belki bir gün götürüldükleri yerlerden kaçıp yurtlarına dönebileceklerdir. Fakat geride kalanlar, mankurtlaştırılarak sonsuza dek köle olarak yaşayacaklardır. Devamı…

Günün sorusu: Parmaklarda çıtlama sesi nereden geliyor?

Bilim insanları insanlığın en sinir bozucu alışkanlıklarından birini inceliyor. Parmaklarınızı çıtlattığınızda çıkardığımız ses nereden geliyor?

Fransa ve ABD’deki araştırmacılar çıtlatmanın üç matematiksel denklemle açıklanabileceğini söylüyor.

Bu modele göre basınç değişince ufak baloncukların eklemlerdeki sıvıda patlaması bu çıtlama sesini çıkarıyor. Devamı…

İslamlaşma Tarihimizde Derin Bir Hesaplaşma / Doğan Kuban

İslam’ın iki kökeni var: Kuran ve Türk diliyle yorumlanmış İslami doğmanın özümsenme süreci. Bu yorumlar homojen değildir ve kendi iç dinamikleri ile değil, dünya ile etkileşim sonucunda değişiyorlar. Tarihimiz de bunun en iyi bilinen görüntüsü, Bizans ikonoklast akımından aktarılmış olan resim yasağı.

Abdülmecit devlet dairelerine resmini astırmak istediği zaman tepki gördü. Bugün politikacılar duvarları resimleriyle dolduruyor, heykel yıkıyor, köpek ya da karpuz heykeli yapıyorlar. Bu, toplumun kültürel yozlaşmasını ve dini doğmayı değiştiren etkenlerin yabancı kökenini gösteriyor. Devamı…

Çağın dışında kalmak olanaksızdır

Bugün bütün dünya ile birlikte yaşamanın sunduğu bütün teknolojilerden yararlanan, otomobile, uçağa, otobüse, metroya binen, AVM’lerden alışveriş yapan, cebinde telefon taşıyan, elektrik kullanan, televizyonda futbol maçı seyreden bir Türk toplumu var.

 

Bu toplum, bir moda olarak yinelenen tekerlemede söylendiği gibi, aptal bir toplum değil. Biz İslam dünyasında demokratik ve kültürel devrim yapan ve sömürge olmayan tek toplumuz. Türklere Arapların taktığı ‘Etrak-ı bi-idrak’ diyen Osmanlı ulemasıdır. Mustafa Kemal, Cumhuriyet devrimini yapan Türk Ulusunun zeki olduğunun altını çizen kurucu liderdir. Devamı…

Yapay Zeka korkunç derecede zeki olmak üzere

Bu yıl Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde gerçekleşen Grafik İşleme Ünitesi Teknoloji Konferansında Nvidia CEO Jensen Huang, DGX-2 isimli yeni bilgisayarını duyurdu. Bu bilgisayar yapay zeka ve derin öğrenme alanında araştırma yapanlar için tasarlanmış.

Önümüzdeki yıl satışa çıkacak olan bu bilgisayar, 2 petaflop işlemci gücüne sahip dünyanın ilk bilgisayarı ve yapay zeka alanında çalışması için tasarlanmış. Bu bilgisayarım işlem gücünü anlamanız için size şöyle bir örnek verebilirim. Macbook PRO yaklaşık olarak 1 teraflop işlemci hızında. 1 petaflop 1000 teraflop hızına eşdeğer. Devamı…

Bizden hatırlatması

Cumhuriyeti kuranların torunlarıysak, umutsuzluğa kapılmaya hakkımız olamaz. En zor koşullarda bile bize bırakılan değerlere sahip çıkmak zorundayız.

Atatürk’ün çok güzel bir sözü vardır. “Eğer siz hala bir kurtarıcı arıyorsanız, ben size bir şey öğretememişim demektir.”

Muhsin Yazıcı

Kurtuluş Savaşı’nda Türk Kadını

“Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’dan kaçırılan ve Rusya’dan alınan silah ve cephane, Milli Hükümet’in elindeki üç eski gemi Alemdar, Preveze ve Aydın Reis tarafından İnebolu ve Samsun gibi Karadeniz limanlarına boşaltılmış ve buradan cepheye gönderilmiştir. Bu sevkiyat işini daha çok İnebolu, Kastamonu ve Çankırı yöresi kadınları gerçekleştirmiştir.

Cephe gerisinden cepheye yiyecek, giyecek, malzeme, silah ve cephane taşıma işinde görev alan kadınlara, çocuklara ve yaşlılara yol gösterecek kişiler vardı. İşte bunlara “kağnı komutanı” denilmişti. Kurtuluş Savaşı’nın kağnı komutanlarından biri de Enver Behnan Şapolyo idi. Devamı…

Yalan makinesi: Al sana genelev!

Hatırlarsınız… Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim üyesi Abdullah Akın diye bir herif, üniversitenin televizyon kanalına çıkarak, hiç utanmadan “1924 yılında camiler kapatıldı, Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var” demişti.

Bunun üzerine ben de köşemden sormuştum… “Çanakkale veya Bursa’da bu genelevlerin adresini bilen var mı? Herhangi bir devlet büyüğümüz kerhane yapılan camiyi gösterebilir mi?” Devamı…