Muhsin Yazıcı

Yazar -Muhsin Yazıcı

“Evrim Teorisi” ve “Düşünce Özgürlüğü” üzerine kafalar karışınca…

Düşüncesini söyleme özgürlüğü olmayınca, özgürlük yok demektir.

Korktuğu için düşündüğünü sansürlediği zaman ise düşünce özgürlüğü yoksunluğunun yanında zorbalığın egemen olduğunu gösterir.

İnsanoğlu düşünce üretemeyince şiddet üretir, içine kapanır, pısırık olur. Bireysel ve toplumsal olarak kendine güvenini kaybeder.

Düşünce özgürlüğü olmayınca farklı çözüm yollarını bulmak olanaksızdır. Ben her şeyi bilirim, benim dediğim her şeye uyacaksınız anlayışına varılır ki, bu zihniyet toplumların çağ dışına itilmesine neden olur. Düşünce özgürlüğünün olmadığı ülkelere bakın sonucu görürsünüz. Devamı…

Bizden hatırlatması: Eğitimin kalitesi üzerine…

“İsrail’de her 10 çocuktan 9’nun seçmeli dersi; Elektirik – Elektronik, bilgisayar, motor, denizcilik, havacılık, mekanik, tasarım…


Bizdeki eğitim sistemini yazmaya gerek bile yok…
Sonrası onlar havacılıkta, teknolojide uzman beyinler çıkarır, bizde de Coco Cola içmeyerek, yerlere dökerek boykot ettiğini düşünen arkadaşlar yetiştiririz. Devamı…

Vücudumuz hangi elementlerden oluşuyor?

İnsan vücudu çok sayıda elementten oluşuyor. Bunların başlıcaları hangileri? Hücrelerimizin ömrü ne kadar? Ölen hücreler ne oluyor? Hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?

Evet, vücudumuz en az 25 elementten oluşuyor. Ancak vücut kütlemizin yüzde 99’a yakınını 6 element oluşturuyor. Bunlar:

  • Oksijen %65
  • Karbon %18
  • Hidrojen %10
  • Nitrojen %3
  • Kalsiyum %1,4
  • Fosfor %1,1

Devamı…

Ürküten tablo: İklim değişikliğinde en fazla Türkiye etkilenecek

İklim değişikliği artık kapımızda değil evimizde.

Türkiye’de zamansız sağanak yağışlar devam ediyor. Marmara çevresinde geçen pazartesi günü 24 saat içinde 43 bin yıldırım ve şimşek tespit edildi. Sarıyer, Çamlıca ve Eminönü’nde önceki gece boyunca şimşekler etkili oldu. Şiddetli yağış dün de devam etti. Güney Asya ülkesi Laos’da heyelan sonucu hidroelektrik santralı çöktü, yüzlerce kişi kayıp. İsveç’te de ülke genelinde 20 yangın kaydedildi. Devamı…

Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması raporu: Öğrenci de mutsuz akademisyen de

Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması raporuna göre üniversiteler, öğrencilerin beklentilerini karşılamıyor. Raporda “Ne öğrenciler mutlu ne akademisyenler. Birbirlerine temas etmiyorlar. Takip edilecek hoca arayışı da parlak talebesini merak eden hoca da yok” tespiti yapıldı.

Türkiye’deki vakıf ve devlet üniversiteleri, öğrencilere ve beklentilerine ulaşamıyor. Üniversiteler, öğrenci isteklerini karşılayabilme ya da bu isteklere duyarlı olabilmede öğrenci algısı açısından oldukça kötü durumda. Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması (TÜMA) 2018 yılı raporuna göre, devlet üniversiteleri arasında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, vakıf üniversiteleri içinde ise Özyeğin Üniversitesi öğrencilerin en çok memnun oldukları kurumlar. Devamı…

Eğitimde kritik eşik: İlk 3 yaş

Psikologlar ve eğitimciler uyarıyor: Eğitime ne kadar erken başlanırsa çocukta o kadar ilerleme olur. Aksi halde geç verilen eğitimin bir faydası olmaz

Engelli çocukların eğitim olanaklarının yetersizliği sıklıkla gündeme gelen ancak somut bir adım atılamayan konuların başında geliyor. Eğitimciler ve psikologlar, “Eğitime ne kadar erken başlanırsa çocukta o kadar ilerleme olur. Aksi halde geç verilen eğitimin bir faydası olmaz” görüşünde birleşiyor. Uzmanlar şunu da ekliyor: “Beyin gelişiminin hızlı olduğu ilk 3 yaş bu konuda en önemli zaman dilimidir. Bu yaşlarda mümkün olan en yoğun şekliyle eğitim almalıdırlar. ”  Devamı…

Otoriteye karşı durmak

Çoğu insan otoriteyi temsil eden kişilerin kendilerinden istediği davranış biçimini sergiler. Bu davranış biçimini benimsemeseler bile… Bunun nedeninin beyinle ilgili olduğu söyleniyor. Bilim insanları bu durumu değiştirme yollarını arıyor.

Zorlu bir durumda doğru olan şeyi yaptığımızı düşünürüz. Gerektiğinde patronumuza karşı çıkmak, birine karşı zorbalık uygulandığında karşısına dikilmek, yanlış olduğunu düşündüğümüz bir şeyi yapmayı reddetmek gibi… Tersi yönde baskı olsa bile, içten gelen bir ahlaki pusulanın bizi yönlendirdiğini düşünmek isteriz. Devamı…

Bir yıllık kaynakları 212 günde yedik

Dünyanın bir yıllık kaynakları 1 Ağustos itibarıyla tükeniyor.

Küresel Ayak İzi Ağı (Global Footprint Network–GFN) adlı uluslararası araştırma kuruluşunun yayımladığı son rapora göre 2018, dünyanın bir yıllık kaynaklarını en hızlı tüketttiğimiz yıl oldu.

Araştırmaya göre insanlar, gezegenimizin gıda, su, karbon, ağaç, lif, toprak gibi yıllık doğal kaynak kapasitesini 212 günde, 1 Ağustos itibarıyla tüketmiş olacak. İnsanların, dünyamızın doğal dengesini bozmadan bir yıl içinde üretebileceği kaynakları tükettiği günü gösteren Limit Aşım Günü bir önceki yıl 2 Ağustos’u işaret ediyordu. Diğer yandan uluslararası araştırma kuruluşunun sağladığı veriler dünyadaki tüketimin karşılanması için artık 1.7 dünyaya gereksinim olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni bir yıl öncesine göre okyanusların ve ormanların emebileceğinden daha fazla sera gazı emisyonu üretmemiz, balık stokları ve ormanları kendilerini yenileyebileceklerinden daha hızlı bir şekilde tüketmemiz.

Hesaplamalara göre Dünya nüfusunu bir yıl boyunca beslemek, giydirmek ve sürdürmek için gerekli kaynakları sağlamak için 1.7 Dünya gerekiyor.

Dünya Aşım Günü 1970’te 29 Aralık’a denk geliyordu. Yani kaynak tüketimi yalnızca 2 günlük bir yenilenme eksiği ortaya çıkarıyordu.

Bu tarih,

1980’de 3 Kasım’a,

1990’da 11 Ekim’e,

2000’de 23 Eylül’e ve

2010’da ise 8 Ağustos’a geriledi.

Küresel Ayak İzi Ağı’nın başkanı ve kurucusu Mathis Wackernagel, “Gezegenimize karşı borçlanıyoruz” ifadesini kullandı.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yasam/1035264/212_gunde_yedik.html

Sevr ya da Lozan: Esaret ya da Bağımsızlık

Türkiye Cumhuriyetinin “tapu senedi” Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 95. yılını kutluyoruz. Kan ve can pahasına Ulusal Kurtuluş Savaşımız sonrası Türk diploması tarihinde 224 yıllık bir boyun eğme döneminden sonra kazanılan en büyük uluslararası siyaset zaferini kutluyoruz.

Lozan zaferimize dudak büken “aydınlarımız” yanında, ülkemizi Sevr esaretine götürenlerin günümüzdeki takipçileri, oturdukları “yönetici” koltuklarından Lozan Zaferimizi tartışmaya açıp zaferin “yenilgi” olduğu iddiasına kadar ilerliyorlar. Dahası bu işi Ulusal Kurtuluş Savaşımızda karşımıza sürülen kukla kuvvetlerin ülkesinde yapacak kadar ileri noktaya götürüp Lozan’ı tartışmaya açıyorlar. Devamı…

Günün sorusu: Türkiye çocuklarını koruyamıyor mu?

9 yaşındaki Mert, 4 yıl önce Kars’ta kaçırıldı. Cesedi bir gün sonra boş bir arazide bulundu. Tecavüze uğramış, boğularak öldürülmüştü. Katili ifadesinde “Nasıl yaptım bilmiyorum. Öldürdüm. Ben de askerdeyken tecavüze uğramıştım” dedi.

Yine 2014’te 6 yaşındaki Gizem, Adana’da sokağa çıktı. Oyun oynamak isterken kayboldu. Cesedi 4 gün sonra ormanlık arazide bıçaklanmış, yakılmış halde bulundu. Katili, Gizem’in ablasıyla evlenmek isteyip reddedilen akrabası çıktı. Devamı…

Anne – babalara önerilerimiz

Çocuklarınıza sık sık;

“Sen varsın diye çok mutluyum.”

“Seni büyürken izlemek beni çok mutlu ediyor.”

“Benim için çok özelsin.”

“Sana bakmak ve büyütmek bana gurur veriyor.”

“Sen hayatımı güzelleştiriyorsun.”

“Seni görmek, güzel yüzüne bakmak içimi aydınlatıyor.”

Benzer cümleler kurun, hiç bir zaman “sen” diye cümle kurmayın.

Bunları duyarak büyümek her çocuğun hakkı!

Muhsin YAZICI / Eğitimci

‘Harcamalar artıyor, ruh sağlığı bozuluyor’

Küresel sağlık harcamaları ortalama yüzde 9.5 arttı. Türkiye’de ise artış yüzde 14’ü buldu. Ruh sağlığı dünya genelinde üçüncü büyük risk faktörü olmaya başladı.

Küresel sağlık harcamaları, küreselçapta öngörülen enflasyon oranının yaklaşık 3 katına ulaşarak 2017’de ortalama yüzde 9.5 artış gösterdi. Mercer Marsh Benefits’in ‘Mercer Marsh Benefits 2018 Dünyada sağlık Trendleri Araştırması’na göre, şirketlerin yalnızca yüzde 14’ünün çalışanlarına çok kapsamlı koruyucu yaşam tarzı programları sunduğu ortaya çıktı. Devamı…

İş mülakatında istenmeyen davranışlar

İş mülakatında mükemmel bir özgeçmiş sunup soruları doğru yanıtlamak işe alınmak için yeterli olmayabilir. Görüşme sırasındaki tavırlarınız da karşı tarafa sizinle ilgili birçok mesaj verir aslında.

Hem pozitif hem negatif olabilecek bu mesajları ilettiğimizin farkında bile olmayız çoğu zaman.

Sürekli gözlerini kırpmak, parmağındaki yüzüğü çevirmek, saçla oynamak gibi bilinçli veya bilinçsizce tekrarlanan davranışların, mülakatı yapan kişi üzerinde sandığımızdan fazla etkisi olur. Devamı…

Endüstri 4.0 Nedir?

“Aydınlık Gelecek, Karanlık Fabrikalarda.” Sürekli gelişen sanayi artık dördüncü evrede! Peki 4. Sanayi Devrimi nedir? Biz bu evrenin neresindeyiz? Bize kazandıracakları ve kaybettirecekleri nelerdir?

Buharlı makinelerimizle ilk sanayi devrimini gerçekleştirdik, ardından elektrikle tanışarak bu devrimi ikinci evreye taşıdık ve dijital teknolojiyi keşfederek 3. Sanayi Devrimine kadar geldik. Sürekli gelişen teknoloji nedeniyle artık endüstrimiz bu evreyi de aşmak zorunda kaldı ve Endüstri 4.0 adıyla da bilinen 4. Sanayi Devrimine ulaştık. Devamı…

Adalet üzerine kısa bir öykü

Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda, “Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.

Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder. Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz… Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse. Devamı…