Muhsin Yazıcı

Yazar -Muhsin Yazıcı

Günün Öyküsü: Yaşamın Anlamı

Eski zamanların birinde bir adam yaşamın anlamının ne olduğuna takmış kafayı… Bulduğu hiç bir yanıt ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş…

Ama aldığı yanıtlar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir yanıtı olmalı diyormuş.

Herkese bunu sormaya karar vermiş…Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki…

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona: Devamı…

Günün sorusu: Herkes normal olmalı mı?

Daha fazla insan aynı şekilde düşünse ve aynı şekilde davransa, toplumlar daha mutlu ve daha güvenli mi olurdu?

Beyindeki sinir devrelerinizi sizi daha empatik yapacak şekilde yeniden düzenleyecek bir hap veya tedavi düşünün ve bu tedavinin saldırganlığı azaltacağını, ahlaki akıl yürütme ve affetme kapasitenizi artıracağını varsayın… Peki böyle bir uygulama dünyayı daha iyi, daha yaşanabilir bir yer haline getirebilir mi? İnsan mutluluğu söz konusuysa, neden bu ütopyayı sahiplenmeyelim? Devamı…

Karadeniz’in, bir ölüm denizine doğru yolculuğu

Karadeniz yaşam alanının %40’ını kaybediyor. Yaşama elverişli bölge 1955 yılında 140 metre derinliğe kadar devam ederken, bugün 90 metre derinlikte bitiyor. Buna göre Karadeniz’deki su organizmalarının yaşam alan %40’tan fazla küçülmüş.

Karadeniz’i Marmara ve Ege’ye bağlayan boğazdan az miktarda tuzlu su girerken, başta Tuna olmak üzere Avrupa’nın diğer dört büyük ırmağından bol miktarda tatlı su akar. Bunun sonucunda Karadeniz’de son derece istikrarlı bir su tabakalanması oluşur: Üstte bol oksijenli az tuzlu tatlı su, altında ise daha yoğun olan tuzlu dip suyu yer alır. Devamı…

Günün önerisi: Diyabetin önüne geçin!

Diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun etkinliğinin azalması sonucu kandaki şeker miktarının artması ile ortaya çıkan ve ülkemizde görülme sıklığı giderek artan, ciddi organ kayıplarına yol açan kronik bir hastalıktır.

Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre dünyada her 11 yetişkinden 1’i diyabet hastası olmakla birlikte, her 7 doğumdan 1’i gebelik diyabetinden etkileniyor. Bu rakamın 2040 yılında ise 642 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor. Devamı…

1 kilogramın tanımı değişiyor

Bir devir sona eriyor. En fazla kullandığımız ölçü birimlerinden biri olan kilogramın tanımı değişiyor. Üstelik 140 yıldan beri aynı tanım kullanımdaydı. Artık Planck sabitine bağlanacağı belirtiliyor.

140 yıldır kullandığımız kilogram tanımı resmen değiştiriliyor. Ölçüm birimlerini Evrensel Fiziki Sabitlere [ışık hızı gibi] bağlayıp netleştirmek adına Kilogram bundan sonra birimi kg m2/ s olan Planck Sabiti (h) üzerinden tanımlanacak. Devamı…

Günün Lak Lakı

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal`dan SHP Genel Başkanı Erdal İnönü`ye:

-“Siz bunu küçük Turgut`a anlatın.”

Dönemin SHP Milletvekili Cüneyt Canver’den Turgut Özal’a hitaben:

-“Yalnız Turgut Bey’in küçüğü yok herkesin var.”

Miras kavgası

Zengin adamın biri hastalanmış, komaya girmiş, doktorlar gelmiş ömrüne tarih biçmişler:

-“Bir hafta yaşar!”

Doktorlar gidince, mirasçılar adamın başında miras kavgasına başlamışlar:

-“Han senin, apartman benim, araba senin, tekne benim!”

Bir hafta dolmuş, adam hâlâ komada, ama öldüğü filan yok, yeni doktorlar çağırmışlar, onlar da on beş gün biçmişler, miras kavgası yine başlamış, lakin gün dolmuş, adam hâlâ yaşıyor. Devamı…

Günün fıkrası: Ziftlenmek

Paşa hazretleri, su alan kayığı, ziftletmesi için kâhyasına emir vermiş…
Kâhya kayığı ziftletmiş, hesabı da getirmiş:

-“Beş altın efendim!”

Paşanın gözleri faltası gibi açılmış:

-“Beş altına bir kayık ziftlenir mi?”

Kâhya boynunu bükmüş:

-“Biraz da ben ziftlendim efendim, hep siz politakacılar mı ziftlenecek siniz?!”

Diyet sonrası kilolar geri geliyor

Diyetlerin uzun erimli bir kilo kaybı sağlamadığı ve kişinin sağlığını tehlikeye sokabileceği kaydedildi.

ABD’deki California Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, insanlar, diyet yaptıkları sürenin ilk altı ayında kilolarının yüzde 5 ile yüzde 10’unu kaybediyorlar.

Ancak veriler, diyetle zayıflayanların üçte ikisinin beş yıl içinde verdiklerinden daha fazla kilo aldıklarını ortaya koyuyor. Devamı…

Çok zayıf veya çok kilolu olmak ‘ömrünüzü dört yıl kısaltabilir’

Saygın bilim dergisi Lancet’te yayınlanan bir araştırma, çok zayıf veya çok kilolu olmanın insan ömrünü dört yıl kısaltabileceğini ortaya çıkardı.

Bu alanda yapılan en büyük araştırmalardan birini gerçekleştiren bilim insanları, İngiltere’de doktorlarda kaydı bulunan 2 milyon kişiyi inceledi.

Araştırmacılar, 40 yaşın üzerinde ve beden kitle endeksinin normal aralığının üst sınırına yakın kişilerin ölüm riski en düşük grup olduğunu buldu. Endekste 18,5 ile 25 arası normal aralık olarak tanımlanıyor. Devamı…

Günün sorusu: Yaşlandıkça insanların sesleri neden değişir?

İnsanların sesi erişkinlik ve yaşlılık dönemleri arasında çok büyük değişim geçirir.

Bunun nedeni larenks (hançere, gırtlak), solunum sistemi, ağız ve boğaz dokusundaki anatomik değişiklikler. Bunların bir kısmı kas atrofisi (organların körelmesi), dokuların sertleşmesi ve zarların kuruması sonucu ortaya çıkar. Ayrıca yüz kemiklerinin bu dönemde büyümeye devam ettiğine ilişkin kanıtlar söz konusu. Devamı…

Çağımızı karakterize eden eşya sandalye mi?

Gelecek kuşak tarihçiler, kimilerinin İnsan Çağı (Antroposen) olarak adlandırdığı günümüz dünyasına baktığında, çağı karakterize eden buluş olarak bilgisayarı değil, vücudumuz üzerinde büyük etkisi olan sandalyeyi gösterebilir.

İncil’de neden sandalyenin hiç adı geçmez? Ya da Homeros’un 30 bin mısralı eserlerinde?.. Shakespeare’in 1599’da yazdığı Hamlet’te de rastlamayız ona.

Ama 19. yüzyıl ortalarından itibaren tamamen farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Charles Dickens’ın Kasvetli Ev romanında sandalyeden 187 kez söz edildiğini görüyoruz. Peki değişen neydi? Devamı…

Cin şişeden çıkınca..

Recep Tayyip Erdoğan başkanlığa geçiş seçimini kazanınca yeni ve büyük projeler üretmenin planlarını yaparken masadaki vazodan bir cin çıkmış:
– Sayın Başkan… Çok düşünme… Bir arzun varsa söyle, hemen yerine getireyim.
Recep Tayyip Erdoğn “Kanal İstanbul Projesinin gerçekleşmesini istiyorum”  demiş:
Cin “hayhay” diyerek kaybolmuş.
Ama yarım saat sonra ter içinde dönmüş:  Devamı…

Arapgir’in damadı, Eğin’in kaymakamı

Milletvekili adayı, kürsüye çıkmış.
Kendisini, seçmenlere tanıtmış:
Liseyi birincilikle bitirdim… Üniversiteyi İngiltere’de okudum… Fransa’da mastır, Amerika’da doktora… Sonra genel müdürlük, valilik, müsteşarlık…
Kahvenin önünde iskemleye oturup, sigarasını içen bir ihtiyar:

-“Bey, bey” diye milletvekili adayına bağırmış.
-“Bey, bey… Sen Eğin’de kaymakamlık yaptın mı?”
-“Yapmadım dede.”
-“Arapgir’e damat oldun mu?”
-“Olmadım dede.”

“Var git öyleyse… Ne diye öğünüp duruyorsun?.. Sanki Arapgir’in damadı, Eğin’in kaymakamıymış gibi.”

Günün fıkrası: Fareden korkan kral

Bir ülkede kral varmış… Fareden korkarmış.
Bir gün sarayda fare görmüş, “yetkilileri” çağırmış:
-“Ben dışarı çıkıyorum… Dönene kadar fareyi yok edin.”
Kral, akşama dönmüş ama… Ortada saray yok… Kral kükremiş:
-“Ne oldu sarayıma?”
-“Yaktık kralım… Saray yanarken fare de öldü.”

Günün sorusu: Dünya yeni bir çağa mı girdi?

Jeologlar, insanın dünya üzerinde büyük etkide bulunduğu yeni bir jeolojik çağa girildiğini tartışıyor. Antroposen ya da insan çağı adı verilen bu çağın başlangıç verilerini içeren en uygun bölge aranıyor.

Gezegenemiz çalkantılı bir tarihe sahip. Bu tür olaylardan biri 252 milyon yıl önce Dünya’nın volkanik aktivite ile sarsılması ve bunun yaşamı tehdit eder boyutta olmasıydı.

Jeologlar bu dönemi Dünya tarihinde en büyük soy tükenme olayı olarak adlandırıyor; Permiyen dönemin sonu ve Triyas devrinin başlangıcı olarak görülen dönem. Devamı…

Mantarlara dair çok ilginç bilgiler

Küçük olduklarına bakmayın. Mantarlar olağanüstü ilginç özellikler taşıyor.

Mantar ve alkol

Mantarlarla ilgili bir makalenin ilk cümlesi, ilk insanları sarhoş ettiği için Kraliyet Mantarı denen bir mantar türüne teşekkürle başlamalı.

Bu bildiğimiz mayadır. Maya bir mantar türüdür ve enerjisini fermentasyon yoluyla sağlar. Alkol ve karbondioksit bu işlemin yan ürünleri olarak ortaya çıkar. Devamı…

Günün fıkrası: Bombaaaa

Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler.

Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler.

Yönetmeliğe göre bir doktoru çırılçıplak soyar delilerin içine atarlar.

Doktor içeri girince:

-“Bombaaa” diye bağırır.

Bunu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Devamı…

Günün fıkrası: İki Deli Pazarda

İki deli karar verirler artık çalışıp para kazanmaya düşünürler. Köylerinin pazarında bir şeyler satmaya karar verirler. Ne satalım ne satalım derken küçük delinin aklına bir fikir gelir.

-“Bence koyunların dışkısını (kakasını) pazarda satabiliriz.”

Diğer deli:

-“Ne diye?

-“Beyin çalıştıran zeka ilacı diye.”

Anlaşırlar koyunların kaldığı yerden bir çuval toplayıp doğru pazara gider işe basarlar ilk müşteri gelir. Devamı…

Atatürk’ün ölümsüzlüğünün sırrı

Ölümsüz olmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak, insanoğlunun bitmez tükenmez uğraşılarından birisi. Bu konuda çok mesafe kat edildi ama hala insanoğlu bedenen ölümsüzlüğü yakalamış değil…

Ölümsüz olmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak, insanoğlunun bitmez tükenmez uğraşılarından birisi. Bu konuda çok mesafe kat edildi ama hala insanoğlu bedenen ölümsüzlüğü yakalamış değil. Şimdilik, bu hedef hala ulaşılamaz görünüyor. Ama bedenen olmasa da fikren, yaptıkları, ürettikleriyle ve insanoğlu için yarattıkları katma değer nedeniyle ölümsüzlüğü yakalamış insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Devamı…

Zatürreden korunmanın 10 püf noktası!

Soğuk havanın vücut direncini düşürmesi nedeniyle sonbahar ve kış aylarında görülme sıklığı artıyor. Kapalı mekanlarda ve toplu taşımada, hastanın öksürmesi veya hapşırması mikrobun bulaşması için yeterli olur.

Tedavideki gelişmeler ve aşılama sayesinde günümüzde daha kolay tedavi edilse de, hala ölümcül olabiliyor. Dünyada her yıl 4.5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olan bu hastalığın adı; zatürre!  Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.