Muhsin Yazıcı

Kategori -Atatürk Şiirleri

Atatürkü Düşünürken

Atatürk’ü Düşünürken

Ne şairane mevsimdi eskiden sonbahar

Bahçeleri talan eden bir deli rüzgardı

Kırılan dal düşen yaprak şaşkın uçan kuşlar

Eskiden sonbaharın bir güzelliği vardı 

 

Gel gör ki Atatürk’ün ölümünden bu yana

Sonbahar dahi bir tuhaf bir başka geliyor

Vatan gerçeklerini hatırlatıp insana

Türk yüreklerimizi burka burka geliyor

Cahit Sıtkı Tarancı

NÖBETÇİ MİLLET

NÖBETÇİ MİLLET

Yaradan hey Yaradan!

Dört yıl değil bin yıl geçse aradan

Sensin ateş diye kanımızdaki

Sesin ışık diye önümüzdeki

!Ey yanımızdaki

Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan

Sınırsız mavi umman hey!

Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın

Sen her köpürüp taşmanda;

Her konuşmanda

Milletin alın yazısını yeniden yazardın.. 

Bakışların inanmayanı ezerdi

Sağ kolun bir tırpana benzerdi:

Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.

Cümlelerin ya örsten kalkardı

Ya çıkardı kından.

Başak saçların sarkardı harman alnından:

Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.

Milyonlar katılırdı sözlerine

Mıknatısa koşan zerreler gibi.

Köhne kanaatler, köhne küreler gibi

Sözünde çarpışıp düşerdi.

Tam sustuğun gün kıyamet oldu

Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:

Rab, gökte “dinleyin” derdi meleklerine;

Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;

Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:

Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.

Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine

Tamamlayabilmek için tavafını

Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını

Tutuyor nöbet.. Bu millet:

Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan,

Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan,

Bu, Timur’u, Atilla’yı, Oğuz’u

Bu, Yıldırım’ı, Fatih’i, Yavuz’u

Bu, seni yetiştiren ulu millet.

Vakar ve haysiyetle dimdik

Uyanık, tetikAnıtkabrinde tutuyor nöbet.

Dünya dönüp dolaşıp

Boğazlaşıp dalaşıp

Ergeç ve ancak

Milli misaklarda karar kılacak. 

Ey en büyük usta!

Düşünen olmadı bu hususta

Senden evvel ve senden ileri.

İlk müjdeyi, ilk haberi

Senden almıştı cihanTa o zamandan

Anlayamadığına yansın.

Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği

Uğrunda milyonların seve seve öleceği

En büyük maksat için

Dünyaya ilk karşı koyansın.

Nasıl içimizdeysen bütün varınla

İşte öylece dünya davalarındasın!

O ışık saçların, o alev sözlerinle

O gök gözlerinle sen. 

Ey ıssız geceler içinden

Bize eşsiz sabahı getiren!

Ey asırlardır dul bayrağın eşi,

Ey geceyarılarımızın güneşi,

Ey ışık saçlar,Ey yele kaşlar,

Ey çekilmiş hançer bakışlar,

Ey fikri döven şakaklar,

Ey kalem parmaklar,

Ey ay-yıldızlı el,

Ey en güzel,

Ey en büyük,

Ey Atatürk!

Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy,

Dağlansın ateşinle bu soy.

Oy Atatürk oy! 

İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:

Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez

Biz varken senin hisarının burçları:

Bakışlarımız kılıç uçları,

Bekliyoruz devrimini biz.

Çökmeyeceğiz diz.. 

İsterse hayat zehrolsun,

İsterse refah kahrolsun,

İsterse kurşun düşsün yanımıza, belimize,

İsterse geçinmek için, bir dilim

Kuru ekmek geçmesin elimize.

Halel gelmez bizim ateşimize;

Dünya düşse peşimize,

Yer sarsılsa yerinden,

Ne senden geçeriz, ne senin eserinden …                             

Behçet Kemal ÇAĞLAR

www.muhsinyazici.com

ON KASIM MEKTUPLARI

ON KASIM MEKTUPLARI
– 1 –

ATATÜRK’E

Yine harmanımız rüzgâr bekliyor;

Es yine es yine, samanı savur. 

Çak yine, çak yine,

Masmavi Şimşek!

Bu kutsal çorağın özlemi yağmur. 

İn yine, in yine,

Sarı Yıldırım!

Ayrıklı tarlayı aydınlat, kavur. 

Bugün de gecede sayıklayan var,

Bugün de yobazca adımız gâvur 

Dal şu yüce dağlar gibi tekneye

Sevgi ekmeğini mayala, yuğur. 

Doğ yine, doğ yine yurdun üstüne

Sensiz yüreklerin ateşi soğur.. 

– 2 –

SEVGİLİYE

Üç şeyin üstüne can-baş koymuşum:

Anayurt, Atatürk ve sen, sevdiğim! 

Kavak yeli esmez benim başımda

Atatürk rüzgârı esen, sevdiğim! Diz çök

Anıtkabrin mermerlerine

Herkesi kıskanıp küsen sevdiğim 

Mustafa Kemal’in neferiyim ben;

Haklısın kölesi desen, sevdiğim! 

Belki çıkacağız yine savaşa

Ki kalasın sen sağ-esen , sevdiğim! 

Öp beni alnımdan, uğurla, bekle

Erliğimden şüpheliysen, sevdiğim! 

– 3 –

ATATÜRKÇÜLERE

Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil;

Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar! 

Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden

Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar! 

İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan

Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar! 

Toplandık mı başbaşa, verdik mi el ele biz

Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar! 

Hele kuru kütükler ayıklansın bir kere

Tadından çatlayacak dallarda nar, çocuklar! 

Sizi bir bir tanıyıp alnınızdan öpmeye

Mustafa Kemal yolda, hey bahtiyar çocuklar! 

– 4 –

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE

Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;

Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir. 

Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya

Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir. 

Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen

Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir. 

Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için

Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır. 

Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere

Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir. 

Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde

Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur…

Behçet Kemal ÇAĞLAR

www.muhsinyazici.com

Atam İzindeyiz!

Atam İzindeyiz!

Atam, hala yaşıyorsak:

Edepsizlik sayesinde!

Altı oku soruyorsan,

Politika dehlizinde!  

Hele partin senden sonra,

Devrimlerin tavizinde!

Vasfedeyim halimizi,

Kalemime ver izin de!  

Yobazlarla gericiler,

Onlar bizden daha zinde! ’Atam,

Atam..’ derler ama,

Bir adınız var sizin de..  

Halkçılıkla devletçilik:

Anlatamam, çok hazin de..

Çoktanberi sahteciler,

Ağır çeker her vezinde!

Tek umut var, o da yalnız,

Amerikan dövizinde!  

Sorma Ata’m, halimizi,

Hal mi kaldı anlatacak..

İşte geldik dizindeyiz!

Yata yata çok yorulduk,

Tatil yaptık, izindeyiz!  

Sanayide henüz daha,

Cafer için lazım diye,

Amerikan bezindeyiz!

Geçeceğiz Avrupa’yı

Ama şimdi izindeyiz!  

Hocamız var, hacımız var,

Uçan kuşa borcumuz var,

El oğlunun ağzındayız!

Ama bizi zor bulurlar,

Bahar, yaz, kış izindeyiz!  

Evet, doğru söylemişsin:

’Türk milleti çalışkandır! ’

Biz de senin tezindeyiz!

Dinlenmekten yorulduk da,

Onun için izindeyiz!  

Zinde kuvvet diye söz var,

Kimse bilmez adresini,

Ah izindeyiz, vah izindeyiz!

 Bugün değil, bu yıl değil,

Çoktan beri izindeyiz!  

İlerledik Ata’m öyle,

Şimdi görsen tanımazsın:

Amerikan tarzındayız!

Arasan da bulamazsın,

Otuz yıdır izindeyiz!                      

Aziz NESİN

www.muhsinyazici.com

KALPAKLI SÜVARİ

KALPAKLI SÜVARİ

Gecenin arkasında bir yerde,

Ufaldıkça gaz lambaları,

Nehrin omuzlarına yaslanıpyaşlı ve dindar

Yalnızlıktan soğumuş dağlar,

Kalpaklı bir süvari dolaşırmış gizlilerde,

Köylüler böyle diyorlar,

Yatsıları..  

Nal sesleri duyulur mu yağmur olursa

Ne mümkün

En usul havalarda duyulacak

Erzurum’a doğru şah damarın oynar gibi,

Gören eden yok, her nasılsa

Kalpaklı olduğunu biliyorlar.  

Bir elinde kılıç, bir elinde sancak,

Kemah köylüğünde,

Fakir fukaraya azık dağıtasıymış,

Üçer arşın kefenlik,İçlik ve mintan,

Birer kese sarı lira cep harçlığı,

Olur mu  olmaz mıOrası bilinmiyor.. 

Tılhas’ta bir kağnıya  dokunmasıylabir ne halsa,

Araba traktöre tebdil olmuş

Allah tarafından.

Tercan toprağındaki kerametini

Anlata anlata bitiremiyorlar.

Köylüler böyle diyorlar.. 

Gecenin arkasında bir yerde,

Ufaldıkça gaz lambaları,

Nehrin omuzlarına yaslanıp yaşlı ve dindar,

Yalnızlıktan soğumuş dağlar,

Kalpaklı bir süvari dolaşırmışgizlilerde,

Köylüler böyle diyorlar   yatsıları..

Kemal Paşa’dır diyorlar…

Attila İLHAN

www.muhsinyazici.com

KUTSAL ÖZLEM

KUTSAL ÖZLEM

Sana hasret, sana vurgun gönlümüz,
Neredesin mavi gözlüm,
Nerde, nerde, neredesin dost?
Bu gemi bu Karadeniz,
Sarı saçlım, mavi gözlüm,
Nerde, nerde, nerdesin dost?

Ararım izini Dolmabahçe’den,
Bir daha dönmez mi bu yola giden?
İçimde sen, gözümde sen
Sarı saçlım, mavi gözlüm
Nerde, nerde, nerdesin dost?

Kurban olam yürüdüğün yollara,
Kara peçe yakışmıyor kullara,
Uyan bak bizim hallara,
Sarı saçlım, mavi gözlüm,
Nerde, nerde, nerdesin dost?

Bulutlar terinden, dağlar kokundan,
Sarhoştur sevdiğim Mahzuni bundan,
Bir daha gel, gel Samsun’dan,
Sarı saçlım, mavi gözlüm
Nerde, nerde, nerdesin dost?
Aşık Mahzuni Şerif
www.muhsinyazici.com

Atatürk’ü Duymak

Atatürk’ü Duymak

Ulu rüzgarlar esmedikçe
Yaşamak uyumak gibi.
Kişi ne zaman dinç
Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik,
Ekmek olmak icin önce
Buğday olmak gibi.

Silinir sözlüklerden sen hatıra geldikçe
Cılız sözler: usanmak, yorulmak, durmak gibi.
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene,
Bir ışık-kaynak gibi.

En yakınlar zamanla fersahlarca uzak gibi;
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz
Daha da yakınsın, daha da sıcak.
Bıraktığın toprak gibi.

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz:
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi.
Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler;
Olmaya devlet cihanda Atatürk’ü duymak gibi.

Behçet Necatigil

www.muhsinyazici.com

Atatürk’ü Düşünürken

Atatürk’ü Düşünürken

Ne şairane mevsimdi eskiden sonbahar
Bahçeleri talan eden bir deli rüzgardı
Kırılan dal düşen yaprak şaşkın uçan kuşlar
Eskiden sonbaharın bir güzelliği vardı

Gel gör ki Atatürk’ün ölümünden bu yana
Sonbahar dahi bir tuhaf bir başka geliyor
Vatan gerçeklerini hatırlatıp insana
Türk yüreklerimizi burka burka geliyor

Cahit Sıtkı Tarancı

www.muhsinyazici.com

RESİM

RESİM

Her gün,
Enginlerden engin,
Yücelerden yüce
Bir duygu sarar bizi,
Bu sınıfa girince.

Yanda, bir uçtan bir uca
Mavi deniz,
Odanın içinde güneşleri bulunca
Isınırız.

Enginlerin engini deniz olsa
Deniz ufak!
Yücelerin yücesi güneş olsa
Güneş küçük!

İlk günü gördük, nerden geldi:
Duvardaydı
Denizleri, güneşleri
Küçülten büyüklük.

Kürsünün üstünde bir resim:
Gözleri denizlerden mavi
Bakışları güneşlerden sıcak,
Dört mevsim
Kürsünün üstünde:
Atatürk’ün arkasında al bayrak,
Kollarını kavuşturmuş göğsünde.

Bu resimle başlar bizim günümüz,
Karşımızda Atatürk’ü gördükçe,
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

Öğretmenimizin kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte
Atatürk’ün resmi.

Çalışkanız, çünkü,
Çalışınca
Bakarız, Atatürk güldü.

Bir yanlışlık yapsak
Bulutlanır gözleri,
Anlarız, Atatürk üzüldü.

Gelsek kürsünün dibine
Görür bizi
Eğilince.
Kalksak, gitsek gerilere,
Otursak arkalarda;
Başımızı kaldırmadan duyarız
Atatürk orada.

Öteki odalarda
Başka başka resimleri Ata’mın.
Atatürk’üm, artık ömrüm oldukça
Bu resimle karşımdasın!

Yok hiç birinde
Bundaki tılsım,
Değişen çizgilerle
Canlı gibi bu resim.

Öyle canlı ki, sanırım,
Ben de bir gün okulu bitirince
Uzanan ellerinle
Okşanacak sırtım.

Öyle canlı ki, sanırım,
Karanlık bile olsa
Serpeceğin ışıkla
Aydınlanır yollarım.

Tıpkı sınıftaki gibi,
Yapacağım bir işte
Bu resmindir rehberim
Kötülüğe uzanırsam
Çat kaşlarını,
Tutulsun ellerim.

Tıpkı sınıftaki gibi,
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım bir işte
İyi, doğru oldumsa
Sevincini belli et,
Gülümse!

Yaprak yaprak dökülürken önümde
Her yıl, dört mevsim;
Sınıflar içinde yalnız bu sınıf,
Resimler içinde yalnız bu resim!
                     

Behçet NECATİGİL

ÖĞRETMEN ATATÜRK

ÖĞRETMEN ATATÜRK

Yine derse giriyorsun

Samsun kapısından
Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
İl il, köy köy, can can
Tüm Anavatan.

Hemen başlıyor mutlu ders
Erzurum’dan
Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
Sivas’taki son oturumdan.

Bütün memleket tek sınıf
Bir yön bayrak, bir yön tan
Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon’dan.

Sınıfımız her an kutlu bir savaş
Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara’dan
Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.

Mavi gözlerin hep barış barış
Mavi yüceliğin hep duman duman
Öyle alev alev bir ders ki
Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.

Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar’dan
Kocatepe, yalnız coğrafya değil
Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

Öpüyorsun hepimizi göz göz
Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz’e
Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.

Öğrenmeye son yok
Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
Senin yarattığın vatan-kanıdan.

Anlatıyorsun açık ve seçik
Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.

Yaşatarak öğretmek senin elinde
Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
Seni özledikçe bellemek güzel
Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
Başlayı versin en zor imtihan
Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..
                          

 İ. Zeki BURDURLU

MUSTAFA KEMALİ DÜŞÜNÜYORUM

MUSTAFA KEMAL’İ DÜŞÜNÜYORUM

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri…

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyorlar zaferden zafere…

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal’i düşünüyorum:
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Elllerinden öpüyorum.
               

Ü.Yaşar OĞUZCAN

MUSTAFA KEMALE GİDEN YOL

MUSTAFA KEMAL’E GİDEN YOL

Karşıda bir ışık, bir ümit yolu
Kollarımı yarına güvenle açacağım,
Karşıda bir ışık, bir ümit yolu
Bırakın, Mustafa Kemal’e varacağım.

Ellerimi uzatıyorum, daha ötede
Son duraktan biraz daha ötede
Gücümün kuvvetimin kesildiği yerde
Karşıda Mustafa Kemal’i görüyorum;

Gün geçer devir değişir
En olmaz istekler biter,
Bir ses bırakmaz kişiyi yerinde
Mustafa Kemal’in sesi, “İleri” der.

Boyuna yeniliğe, ileriye
Boyuna en yüce gerçeklere doğru!
Apaydınlık bir yoldasınız, bakın
Karşıda Mustafa Kemal, Mustafa Kemal yolu

Attığım her adımı biliyorum
Yarın daha güzel, daha aydınlık!
Nasıl durabilirim, Mustafa Kemal sesleniyor
Uzattım ellerimi varıyorum.

Yürüyorum, yılmadan yürüyorum
-Karşıda bir ışık, bir ümit yolu-
İşte, ışıklar içinde büyüyen
Mustafa Kemal’i görüyorum
                  

Mustafa CANPOLAT

MUSTAFA KEMALIN GÖK YAZILARI

MUSTAFA KEMAL’IN GÖK YAZILARI

Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,
Mavicek bebelerin, ak kızların,
Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,
Bir 1O Kasım gecesi
Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:
-Ey Türk gençliği…

Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,
Şimdi destan ellerimle yazıyorum,
Yeşiline suyun,
Kuşun,
Yelin,
Yaprağın:
“Ne Mutlu Türküm Diyene.”

Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,
Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim
Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,
Elimde tebeşir
Yazıyorum kara gecenin üstüne
Yazıyorum armağanımı:
“Övün, Çalış, Güven.”
                  

F. Hüsnü DAĞLARCA

MUSTAFA KEMAL SESLENSE

MUSTAFA KEMAL SESLENSE

Yüzyıllar öncesinden
Yüzyıllar sonrasından sesleniyorum size
Ben Mustafa Kemal’im heyy…
Ben Mustafa Kemal’im.
Büyük büyük denizlerim vardır benim
Hürriyeti içmiş dalgalarım.
Hürriyetle kabarmış dalgalarım vardır benim
Ulusumun yarınında sevincim
Ben Mustafa Kemal’im heyy…
Karanlığı deler gözlerim.
Dalgalara binip gelmiş kahraman,
Gökçe gözlerine türküler yaktığımız…
Hâni bir güneş doğmuştu ya Samsun’dan
İşte benim…
Ben…
Mustafa Kemal…
Ölmek yaşamaktır vatan uğrunda
Deyip, öyle girdim savaşa
Komut verdim
Şahlandı cümle vatan
Boğdum kör talihi zindanında.
Bahtı gülen anaları yurdumun
Gökleri, dağları, denizleri
Yarınları, güvenip de uyuduğum
Aslan yeleli ışığı sınırlarımın
Mehmetleri
Tutun ellerinden yüreklerinizin
Sevgilerinizle beni yıkayın.
Yüzyıllar öncesinden
Yüzyıllar sonrasından gelir sesim
Sevdiğim
Bir tanem
Türkiye’lim
Sen varoldukça belli ki
Ben Mustafa Kemal’im.
Sen var oldukça belli ki
Ben Mustafa Kemal’im.
                 

B.Kemal ÇAĞLAR

MUSTAFA KEMALİN ELLERİ

MUSTAFA KEMAL’İN ELLERİ

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal’in;
Zaferi, barışı yaratmış elleri.
Hürriyeti, saadeti, adaleti
Sevgiyle dağıtmış elleri.

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal’in,
İçli, temiz, mert elleri,
Bütün nimetlerini sunmuş bize
Türk sofrası gibi cömert elleri.

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal’in;
Öğretmen elleri.
Bir tahta başında, bir kürsüde
Bize bizi öğreten elleri.

Elleri konuşuyor Mustafa Kemal’in;
Işık, deniz, sel elleri.
Bizi her şeyden çok seven
Güzel elleri.
                

A. Hikmet PAR

MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ

MUSTAFA KEMAL’LER TÜKENMEZ

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal’ler tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün geçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal’ler tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal’ler tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona herşeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın Kasım’larda Fatih’ler Kanunî’ler ölmez
İnanın Mustafa Kemal’ler tükenmez
                       

Halim YAGCIOGLU

KURTULUŞ ÖNCÜLERİ İÇİN

KURTULUŞ ÖNCÜLERİ İÇİN

Yan yana iki çocuk görsem
İşte Atatürk diyorum
Özgürlüğün toprağı uyanıyor
İçin için seviniyorum.

Koşuşan iki öğrenci görsem
İçimin güneşi ısınıyor
Yürüyen bir bakış gibi
Mustafa Kemal geliyor.

Kol kola iki işçi görsem
Ekmeğim çoğalıyor birden
Bir ışık düşüyor ortalığa
İşte Atatürk diyorum.

İşte Atatürk diyorum
İlk kuruluş öncüleri
Bir gül çağrısında hepsi
Bize uzanmış elleri.
                      

Mehmet KIYAT

BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL

BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL

Bir Tutkudur Mustafa Kemal;
Nice sevdalara değişilmeyen.
Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur,
Bir baştır, vazgeçilmeyen…

Bir Türküdür Mustafa Kemal;
Suskun ağızlarda söyleşir, durur.
Çaltıburnu’nda gözetir denizi.
Köroğlu’nda bağdaş kurup oturur…

Bir İnançtır Mustafa Kemal;
Yurdun dört yönünde, bir çağdır yaşayan.
Sarmış kollarıyla, çepçevre ulusu.
Sakarya boylarından Akdeniz’e taşıyan…

Bir Anlamdır Mustafa Kemal;
Belkahve’den dürbünüyle seyrediyor İzmir’i.
Özgürlük diyor, al atının üstünde,
Kırıyor kılıcıyla, tutsak eden zinciri…

Bir Bayraktır Mustafa Kemal;
Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan.
Bozkırın bağrında yol alan kağnılara,
Işık tutan, güç veren, yol bulan…
                        

Y.Doğan ERGENELİ 

ATATÜRK YAZAR

ATATÜRK YAZAR

Sordum seni;
Dağına, taşına Türkiye’min,
Herkes kendinden emin,
Yükseldi gür sesler;
Umutlar, sevgiler:
O biziz, O bizleriz.
Hepimiz bir parçayız
Atatürk’ten,
Bütün doğa,
Atatürk’ü anar,
Atatürk’ü şaşar.
Herşeydir OTürkiyem’de.
Göller, ırmaklar, ormanlar.
İmza imza Atatürk yazar.
                    

M. Vasfi SARAL

ATATÜRK GÜLÜMSEDİ

ATATÜRK GÜLÜMSEDİ

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Siz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.

Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini.

Baktı ki gençsiniz bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca.

Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.

Anlaşılan bütün yaz
Atatürk gözünü kırpmamış
Çünkü boşmuş sıralar
Çünkü harf okunmamış

.………………………..

Ama baktı ki gün doğmuş
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar
Bir iştah kızda oğlanda.

Baktı ki zil çalmış sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde

Baktı ki Türkiye’si Türkiye’miz
Aydınlık ufuklara yürüyor hızla
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.
                       

Talât TEKİN 

ATATÜRKÜ DUYMAK

Atatürk’ü Duymak

Ulu rüzgâr esmedikçe
Yaşamak uyumak gibi.
Kişi ne zaman dinç;
Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.
Ekmek olmak için önce
Buğday olmak gibi.

Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe
Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene
Her ışık-kaynak gibi.

En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,
Daha da yakınsın, daha da sıcak
Bıraktığın toprak gibi.

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
Olmaya devlet cihanda Atatürk’ü duymak gibi.
                                                   

Behçet NECATİGİL

ATATÜRK

ATATÜRK

Sen Atatürk’ü tanımazsın çocuğum
Ne insandı O, ne insandı.
İzmir’e gelişini görseydin.
Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.

Benzerdi sana, bana
Bizim gibiydi eli, ayağı
Ama bir yol baksaydın yüzüne.
İçin sevgisiyle dolardı.

Vapura biniyorsak dilediğimizde,
Sokakta geziyorsak hür,
İyi bak dört yana,
Atatürk’ün aklı görünür.

Arı Türkçe konuşuyorsak,
Türkçe düşünüyorsak bugün,
Her işimizde O’nun gücü.
Büyük öğretmeni Türk’ün.

Halkımızın arasında, halktan,
Davul vurur dengi dengine.
Dünya rastlamış mıdır?
Atatürk’ün dengine.
                     

N. Ulvi AKGÜN

10 KASIM TÜRKÜSÜ

10 KASIM TÜRKÜSÜ

Atatürk!

Anıtkabir devrimlerini söyler,
Bozkır ovalarına, Erciyes’e Ağrı’ya,
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte,
Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız,
Dere tepe bucak köy,
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda,

Senin gittigince!

Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale’de, Sakarya’da, Çankaya’da, al al,
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken,
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.
                  

F. Hüsnü DAĞLARCA