Muhsin Yazıcı

Kategori -Artvin Fıkraları

Artvin fıkrası: Ha bu Karadeniz

Savşat’ın Süles Köyünden bir çoban, sürüsünü satmak için Batum’a gider. Sürüyü satıp köyüne dönünce köyden hiç ayrılmamış bir arkadaşına gördüklerini aanlatmaya başlar.

-“Batum yemyeşil bir ova içinde, deniz kenarında, büyük pencereli çok katlı binalar” gördüğünü anlatır.

Biraz daha anlatmasını ister köylü… Devamı…

Ölüden medet uman köylümüz

Ölüden medet uman köylümüz

Zamanın birinde Danzot’ta adamın biri vefat ediyor. Mevsimde kış. Öyle bir kar var ki, insan yürüyemiyor yollarda valla. Ölen adamı defnetmek için mezarlığa götürecekler…

Koşuyorlar kızağı öküzlere, adamı da koyuyolar kızağa. Yolda giderken öküzler aniden duruyorlar. Öyle bir yerde duruyorlar ki; arkadakilerden hiçbiri önüne geçipte çekemiyor.. Arkadan hep bir ağızdan HO HO diyorlar…ama nafile. Öküzler hiç hareket etmiyor. Arkadaki adamlardan biri o kadar sinirleniyor ki… Hızakta ki ölüye hitaben:

-“Oldun oldunda bi okuza diyamıyacak kadar mı oldun?”
www.muhsinyazici.com

Körtalı çavuş

Körtalı çavuş

Körtalının biri askere gider. Askerde çavuş olur. Bir gün iştima alanında komutan Körtalı çavuşu çağırır bölüğe talim yaptırmasını emreder.

Bizim Körtalı çavuş başlar talime:

-“Bölük; Rahat, Hazırol. Yerbeyir say uygun adım marş!”

Askerler de komutanda şaşkınlık içindedir.

-“Çavuşşş!” der öfkeyle komutan.

-“Yerbeyir ne demek?”

-“Olduğun yerde demek komutanım.”

-“Oğlum adam gibi talim yaptır…., Yürüt hadi bölüğü” der komutan.

Bizim çavuş emir komutayı tekrar alır ve başlar talime

-“Bölük; Rahat, Hazırol. Yambegi get; uygun adım marş.”

www.muhsinyazici.com

Bedevra ile Duman kovma

Bedevra ile Duman kovma

Hangi köy olduğunu hatırlamıyorum ama, yine bizim civar köylerden bu olan.

Yaylaya öyle bir sis iniyor ki, bizim oraların deyimiyle göz gözü görmüyor… Tamda mal vakti.(Bilmeyenler için: yani, çobanın hayvanlarını otlaktan yaylaya getirdiği zaman) Yaylada kilerlerden birkaçının mali gelmiyor yaylaya. Arıyorlar tarıyorlar yok. Göz gözü görmüyor ki, mali nasıl görsünler.

Neyse… Bizimkiler karar veriyorlar, bedevre ile sisi dumanı kovmaya. Bütün yayla halkı alıyor eline bedevrelerini başliyorlar sallamaya. Aradan birkaç saat geçiyor ama hiç bi değişiklik yok.. Hepsi çok kızıyor tabi bu duruma.. İçlerinden biri bi bakıyor ki, yanındaki adamın bedevresinin ortasında küçük bi delik var..

Başlıyorlar bağırmaya..

-“Senin yüzuvdan boşuna orğaşiyeruğ. Duzgun bedevra alsana eluva ki dumani kaçurasın..”

Adamlar zaten sinirlenmiş. Bunuda duyunca adama daliyerlar, adami döga döga pestilini çığariyerlar..

-“Niya deluk bedavrayla duman kovaliyersin diye!””
www.muhsinyazici.com

Dudumet Ayısı

Dudumet Ayısı

Nuri İlkokul öğrencisidir. Dudumet Ormanında bulduğu ayı palağı ile birlikte evden kaçar. Otobüste arama yapmak üzere Polis memuruna yakalanır ve ailesine teslim edilmek üzere koruma altına alırlar.

Emniyet Amirliğinde misafirhanede beklerlerken bir ara çocuğun kucağından inen yavru ayı diğer köşede ziyaretçi olarak bekleyen sosyete bayanın bacağını yalamaya başlar. Kadın çığlık atınca yanındaki nişanlısı ayı palağını tutmaya çalışır. Ayı palağı adamın bacağından kapar ve şiddetle ısırmaya başlar.
Olayı izleyen Öğrenci Nuri;

-Amca kımıldama geliyorum” der.

Başlar ayının belini sıkmaya. O sıktıkça ayıda adamın bacağını dişleri ile sıkar. Ortalık döner kan gölüne. Çocuk mahcup, palak üzgün, sosyete perişan, sosyetenin nişanlısı hırçın durumdadır. Beklerler sabahı…çocuk:

-“Sabah olmasın, babam gelmesin bırakın bizi” diye yalvarır.

Ambulans gelir, yaralıyı kaldırırlar hastaneye. Kadın yaralı nişanlısına;

-“Sen altı aydır karar veremedin evlenmemize, bu yavru ayı beni saniyede keşfetti ve yaladı bacağımı, ayı kadar ağzının tadını bilmiyorsun , öyle yok der.. cezanı çekeceksin” der.

www.muhsinyazici.com

Oli adam

Oli adam

İki Sulobanlı ormanda kaza geçirmiş, adamın biri ölmüş diğerinin bacağı kırık ortalığı yıkıyor.

Oradan geçen Sıkıyalının biri olayı görüp gelmiş, başlamış yaralıya kızmaya.

-“Orda adam ölmüş sesi çıkmıyer, bunun bacağı kırılmaynan ettuğu fızzaha bak sus itoğli it…”
www.muhsinyazici.com

Akıllı Gelin

Akıllı Gelin

Şimdi köyümüz sakinlerinden biri oğlunu evaracahmiş. Bunlar filan kesin kızıni alah, felankesin kızını alah diyerlar.

Kaynanası diyerki;

-“Felankesin kızıni alahki çok akıllidur, çoh eydur. Oğlum, diyerlar; felan kesin kızıni alahki çok eydur.” alın olur diyer oğlanda.

Gediyerlar Allah’ın emriynan istiyerlar aliyerlar kızi. Buni gotüriyerlar eva. Aradan bir zaman geçiyer, bahiyerlarki, ahorda öküz hastalaniyer.

Diyerlarki;

-“Ne yapah bu öküz hastalandi”, bunlar cizlaşiyerlar. Kimisi ohiyer, kimisi bilmam bişey ediyer.

Biridiyer ki;

-“Ola ölüyer okuz” komşinin birini çağiriyerlar öküz oliyer diyerlar.

-“Bıçaği geturunda kesin” diyer. Biçah burda yoh.

Diyerlarki:

-“Biçah burda yoğisa geturun ne edah gelini çağırında biçaği yollasın. Gelina bağıriyerlar.”

-“Biçağı getur öküzü kesah yazuktur mundar getmasın etini yeruh.”

Gelin:

-“Aman diyer bıçağı oraya geturacağıma kadar öküzü buraya getursaza.

Neyisa beşalti adam ordan toplaniyerlar, suruda suruda evin içina geturiyerlar.
Akıllı gelinla orda tanişiyerlar. Akıllıya gelin goya.

Biraz sonra:

-“Biçah nerda?” diyerlar.

Biri:

-“Diyer terakta. Ne edah terekdaysa endurun diyerlar. Yav diyar terega kadar çıkarın öküzü. Koca öküz terakta durur mi?

Terega bir direk koyiyerlar olmiyer tutturamiyerlar biçahta terekta terektan devrulup düşiyer aşaği.

-“Ula diyerlar, senin akıllı gelinuv bumiydi. Öküzü sürükliya sürüklüya ahordan buraya geturtturdi. Burada bıçah teraktaydi. Bir daha öküzü teraga çıkartturdi. Akıllı gelin bu midur. EEEEE NE YAPAH AKILLI YERDAN ALDUHKİ, AKILLI GELİN ÇIKSIN, ODA BELA ÇIHTİ DİYERLAR.

www.muhsinyazici.com

Yaptığını beğendin mi?

Yaptığını beğendin mi?

Yusufelili Seyfo’nun bir tek ineği vardır. Kış oldukça ağır geçmektedir. Seyfo’nun ineğine yedireceği alafı tükenmiştir. Kalan son bir horom otu da ineğine verip kapıya çıkarak ellerini kaldırır:

-“Yüce rabbim. Görüyorsun şu fakir Seyfo’nun halini. Bana bir kapı açta tek servetim olan ineğim açlıktan ölmesin” diye dua eder.

O gece bir fırtına bir tipi kıyametler kopar. Fakir Seyfo sabah kalkıp bakar ki ne görsün! Ne inek var ne de ahır. Çığ gelmiş her şeyi silip süpürüp götürmüş. Seyfo bu kez kaldırmış başını dikmiş gözlerini yukarı, çatıp kaşlarını:

-“Yüce Rabbim, ya ben derdimi anlatamadım, ya da sen yanlış anladın. Senin açtığın kapı bu mudur? Yaptığını beğendin mi?” der.

www.muhsinyazici.com

Kız gaçiyer…

Kız gaçiyer…

Şavşatlı bir genç kız sevdiğine kaçar. Bunu gören Şavşatlı bakar mahallede kimse yok hemen camiye koşar millete bağırır:

-“Kız gaçıyer.”

Millet namaz kılıyor kimse namazı bozmaz. Bu yine bağırır millet yine namazı bozmaz.

Namaz biter millet derki:

-“Ne oldu ne bağırıyersin?”

-“Kız kaçtı.”

Oradan biri derki

-“Peki niye haber etmedin?

-“Ey ben diyerim kız kaçıyer bunlar hele gılıyer gılıyer.”

www.muhsinyazici.com

Sulobanlı

Sulobanlı

Sulobanlının biri Ardahan’a gider. Yolda giderken bir çobana rastlar. Çobanın yanına gelmeden çobanın koyunlarını sayar ve çobanın yanına gider ve çobana der ki:

-“Burada kaç tane koyunun olduğunu bilirsem koyunun birini bana verir misin?”

Çoban tamam demiş.

-“72 tane” demiş.

Çoban tamam demiş ve koyunun birini vermiş.

Bu sefer de çoban demiş ki:

-“Senin nereli olduğunu bilirsem aldığın koyunu bırakır mısın? Demiş.

Sulobanlı tamam demiş.

Çoban:

-“Sen Sulobanlısın” demiş.

Sulobanlı merak etmiş ve sormuş:

-“Nerden bildin?” demiş.

Çobanda:

-“72 tane koyunun içinde köpeği seçtin de” demiş
www.muhsinyazici.com

Kazma kılıfı

Kazma kılıfı

Sıkıyalının biri eski dönemlerde bir tane çizme bulur. Bakar bakar ne olduğunu anlayamaz. Getirip başka bir Sıkıyalıya sorar.
-“Ola abu nadur aca?”
Öteki yanıt verir:
-“Tanimiyersin ola beç, kazma kılıfı..!”

www.muhsinyazici.com

Kan pançur

Kan pançur

Şavşat’ın bir köyünde iki yaşında bir çocuk balkondan düşünce kafası kırılıyor. Şavşat Devlet Hastanesine götürüyorlar. Orası Artvin Devlet Hastanesine sevk ediyor. Artvin devlet hastanesi, bizde yeterli cihaz yok gerekçesiyle Rize’ye sevk ediyorlar.
Çocuğun yanında yaşlı dedesi ile birde genç bir kadın varmış. Rize devlet hastanesinde filim vs çekilip gerekli tetkikler yapılmış. Doğru teşhis koyabilmek için doktor olayın oluş şeklini çocuğun yakınlarından dinlemek istemiş. Konuyu çocuğun dedesi anlatmış:
-“Doktor Bey, ben avluda naliyada lâzut dövüyordum, çocuk ise ayvanda kandan pançolandi, sonra da düştü! Olay bundan ibarettir.” Diyerek yanıtlamış.
Doktor, ihtiyarın anlattıklarından bir şey anlamayınca, birkaç kez tekrar ettirmiş. Sonra yine bir şey anlayamayınca bu kez kadına dönüp:
-“Hanımefendi sadece düşmüş onu anladım, sen bir şey anladın mı? Ne diyor bu amca…” diye sorunca kadın:
-“Doktor Bey, çocuk birinci kattaki ayvandan düşmüş!” diye yanıtlayınca, doktor yaşlı adama dönüp:
-“Yahu amca, söyleyeceğin iki kelime ne karıştırıyorsun kanı pancuru! Desene bu çocuk balkondan düştü, diye…”

www.muhsinyazici.com

Nallı Ayı

Nallı Ayı

Yusufeli’nin bir köyünden iki kişi ay ışığı olan bir gecede, eşeklerine biner ayı avına gideler. Avlanacakları yere yaklaşınca eşeklerinden iner ayının geçeceği yerde pusuya yatarlar.

Bir süre sonra ileriden çalıların arasından bir karartı görür görmez ikisi de aynı anda tetiğe basar ateş ederler. Hayvancağız çapraz ateş altında aldığı kurşunlarla sırt üstü bir çukurun içine yıkılır. Ayakları yukarı doğru uzandığından ay ışığında hayvanın nalları parlar. Avcılardan biri diğerine:
-“Ola vallah nalli ayü var derlardi da inanmazdım. Aha vurduğumuz ayü nallı” der.

Biraz da korkarak yavaş yavaş yaklaşırlar ki ayı yerine kendi eşeklerini vurmuşlardır.

www.muhsinyazici.com

Selo

Selo

Bulanık köyünden Selahattin ÇELİK sara hastası. İlçenin sokaklarının çamur içinde olduğu bir zamanda Gülpalas oteli önünde sarası gelir ve SELO yere düşer. Yakındakiler gelir kaldırır ve ayılır.

Sorarlar:

-“Sen kimsin nerelisin?”, derler.

Selo; Üstünün başının yüzünün çamur olduğunu görür ve:

-“Ben Tanzot’ liyim” der.

Selahattin Çelik Bulanık köyüne gelir ve Muhtara:

-“Muhtar sen bana mükafat vereceksin!é

-“Niye Selo”,

-“Çünkü ben Bulanık köyünün bugün şerefini kurtardım. Bataklığa düştüm ve soranlara Tanzot’ liyim dedim”, der.

Muhtar da:

-“Aferim Selo gözüme girdin, ye ula şuradan iki çağ kebap bende.

www.muhsinyazici.com

Tarlada Unutulan Bebek

Tarlada Unutulan Bebek

Tanzot’un Kurulat diye bir mevkiinde kadınlar tarla biçmeye giderler, Mağnar ile Kuralt arası üç saatlik yaya patika ve çoook yokuş bir yoldur.
Gelin tarla biçerken üç aylık bebeğini pantanın dalına salıncak yapar bırakır.

Akşama kadar tarla biçer ve akşam olunca yorgun argın köye Mağnara inerler.  Akşam ezanı okununca çocuğa süt vermek aklına gelir. Arar evde çocuk yok!! Birden aklına gelir sabahleyin Kuraltta pantaya astığını. El feneri alarak başlarlar yokuş yukarı yürümeye giderler bebek salıncakta uyuyor, alırlar ama ağlaya ağlaya çocuğun burnu büyümüş ve şimdide burnu büyük Ömer diyorlar 45’lik çocuğa.
www.muhsinyazici.com

Rıza Amca

Rıza Amca

Karamamutgilin rahmetlik Rıza Amca zamanın birinde, Ardanuç postanesinde dururken yabancı bir köylü postaneden bir tarafa iki tane mektup atmak için gelmiş. Aldığı pulları tek bir zarfa yapıştırdığını görünce görevli memur soruyor ki;

-“Nerelisin?”

O da diyor ki:

-“Tanzot’ luyum.

Bunu gören rahmetli Rıza amca diyor ki:

-“Yalancının anasını ………. Tanzot’lusun?

Bu arada Rıza amcayı rahmetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun.

www.muhsinyazici.com

Ağıldaki Kuş

Ağıldaki Kuş

İki kardeş ot boşaltiyorlar köyde. Kardeşlerden biri ağıl ‘da (içerisine koyun, inek, öküz v.s. kapatılan, dört tarafı çeper edilmiş üstü açık alan.) bir kuş görüyor. Hemen abisine haber veriyor. Abi abi hağılda bir tane kus var. Abisi de diyor ki;

-“Get ağılın kapısını kapat ta oti boşalttuğtan sonra tutaruğ.”

Bizimkiler otu boşaltır boşaltmaz gediyerlar ağıla… Ama ortada kus falan yok. Bunu gören abi, başlıyor kardeşine kızmaya…

-“Naya ey muhkem kapatmadın avi kapiyi? Gordun mi bağ kaçmis iste..”

Kardeşsi de kendini haklı çıkaracak ya…

-“Aha abiiii abah, obu çeperların arasındaki çıttığdan kaçmiştur” diyor…

Abisi bakıyor, çeperlerin birleştiği yerde gerçekten de küçük bir ara var..

O da;

-“Tuh yav keske avurayi da kapadaymisinya”, diyor.
www.muhsinyazici.com

Avimisin Öğretmenim

Avimisin Öğretmenim

Bizim Çitalgilin Demirci Abdullah’ın Oğlu okula igeiyor.

Öğretmen bunu görünce;

-“Olum, beline güzel bir kemer alıp taksana ki pantolonun düşmesin” diyor.

Bizim Çitalgilin oğlanda yanıt veriyor;

-“Öretmenim, kemer aliyerim oda çabuk kopiyer….”

Öretmende esperili bir anlatımla diyor ki;

-“Babana desene sana demirden bir kemer yapsın…”

Bizim oğlanın verdiği yanıt ise:

-“Avimisun öğretmenim? Demurdan kayış olur mu heç?
www.muhsinyazici.com

Duvardan Düşmüş

Duvardan Düşmüş

Adamın biri çayırdan geliyor, pudinin dereye aşağı. Nasil ediyorsa düz yolda duvardan aşağı düşüyor.

Eve gidiyor üstü bası çamur içinde.

Eşi soruyor;

-Noldi adam sena? Nedur avu üstuvun basuvun hali ne ettinda abu hala girdin…

Adam yanıt veriyor;

-“Pudinin dereya aşağı geliyerdim, ağniyamadim da duvardan aşağı düştum…Düştum düştüm ama ayağta durdum…

Bu yanıtı duyan esi;

-“He adam haklı diyersin, düz duvardan duşupta bi sen ayakta durusun?”

www.muhsinyazici.com

Gafında Böylesi

Gafında Böylesi

Bizim köyden bi gurup toplanıyor. Aslına bakarsanız akıllarınca toplantı yapıyorlar. Toplantının konusu ise muhtarın durumunu görüşmek. Bizim köy ağalarından sonuç çıkıyor. Muhtari kaymakama şikayet edacoğ.

Aralarından en güzel konuşanı ,en kültürlü olanı, en tanınmış olanı seçip gönderiyorlar kaymakamın yanına…

Ne bilsin bizim Danzotlu kaymakam’la görüşmek için randevuya ihtiyaç var. Kaymakam yazısını okur daliyer içari. Kaymakam bizim temsilciyi görünce,
-“Hoşgeldin amca. Hayırdır?” diye soruyor.

Bizim temsilcide;

-“Hoşu moşi birak kaymakam bey, işlarımda var zaten sena da bişe ağnadıp gedacam” diyor.

Kaymakam anlayışlı, kültürlü, okumuş insan tabi ki (Ardanuç deyimiyle)
-“Buyur amca” diyor.

Bizim köylü başlıyor anlatmaya;

-“Kaymakam bey, biz Danzotlilar olarak Muhtardan heççç menmun degiluğ. Heçç çalışmiyer. Yiyer, içiyer yatiyer aşaği.”

Kaymakam bizim temsilcinin sözünü bölüyor.
-“Nasıl olur amca, Aydın köyünün muhtarı sürekli gelir gider buralara.. “

Bizim Danzotun temsilcisi hemen atlıyor söze, sanki bu anı beklercesine…!
-“Kaymakam bey, heç götüvi koltuktan kaldurupta gelmiyersin ki bizim oralara. Sen nerdan bilacan eymidur kötümidur. Burda otura otura götüvizi böyüdiyersuz. Aslında sizinda bişe ettuğuz yoktur.”

Bu sözleri duyan kaymakam ayaklanıyor…!
-“Çık dışarı terbiyesiz herif. Sen ne diyorsun.”

Kaymakam bizim temsilciyi apar topar atıyor dışarı. Bizim Danzotlu şaşırıyor tabi.. Kendi kendine
-“Aca niya bela etti?” Diye söylenip duruyor. Tam o sırada, kaymakamlıkta çalışan memurlardan birine rastlıyor. Hoş beş, başlıyor bizimki olayı anlatmaya. Memur akıl veriyor bizimkine.
-“Abi sen ne etmişin yav. Heç kaymakam’ inan ela konusulur mi? Get çabuk özur dila.”

Bizim temsilci hemen kaymakam’ın kapısına gidiyor. Kapıyı çalıp dalıyor içeri.

Kaymakam bey bişe diyemeden giriyor söze…!

-“Kaymakam bey, özur dilarım… Kusura bakma. Gözlarım çıksın ki eyla demağ istamadım. Kaymakam, yumusuyor.

Diyor ki;
-“işte şimdi oldu amca. Böyle konuş, bende senin derdine çare bulayım…
Bizim temsilci tekrar giriyor söze;
-Kaymakam bey, ağnadacağımda fırsat vermadın ki.. Heman it gibi kaptın!!!
www.muhsinyazici.com

Ağmalı Banyo

Ağmalı Banyo
Köye giden herkes dükkânların önündeki kamelyayı bilir. Bizim köyden iki ihtiyar muhabbet ederken başlıyorlar tartışmaya…

Kamelyada tıklımtık dolu. Malum orası Danzot, en kalabalık köy. İhtiyarlar altta kalmamak için yalan yanlış konuşup duruyorlar… Sonunda adamlardan biri söyleyecek bir şey bulamıyor da ne diyor biliyor musunuz?

-”Sen ne diyersin yavv benim oğlan seherda ağmali banyo oliyer”

Not:Dedenin ağmali banyodan kasti, sofben.

www.muhsinyazici.com

Danzot’lu birinin Sevgililer günü kutlaması

Danzot’lu birinin Sevgililer günü kutlaması

Güneşli bir günde bizim Danzot’lu sevgililar el ele dera kenarında dolaşıyorlarmış.

Kız sevgilisine demiş ki;

-”Sevdugum gormiyermisin avu sırpınti kızlari sevdugu oğlanlar çiçek aliyerlar, sen bena almiyersin, demağ ki sen beni sevmiyersin.”

Bizim oğlan hemen kızın sözünü kesiyor, diyor ki;

-”Çiçek ne poğdur. Avurdan sena iki çağ kesturem da ye ”
www.muhsinyazici.com

Arı dağa kaçarsa

Arı dağa kaçarsa

Artvin Ardanuç ilçesi Ballı/Gülüce köyünden bir yurttaş Ziraat Bankası’ndan arı beslemek için tarım kredisi çeker. Çektiği tarım kredisi ile kendisine Bursa’da bir daire satın alır. Kredinin ödeme zamanlarında yurttaş bir türlü geri ödemeyi yapmaz. Sonuçta banka Ballı köyünden olan yurttaşı mahkemeye verir.

Mahkemede yargıç sorar:

-“Aldığın krediyi neden ödemedin?”

Yurttaş biraz bekleyip yutkunduktan sonra:

-“Sayın hakim bey, bir sabah kalktığımda gordum ki, arılar dağa kaçmışlar. Bekladım gelmadilar. Ben ne yapabilurum ki. Ben bal alamayınca parayı bulamadım.”

Yargıç ne diyeceğini şaşırır…

www.muhsinyazici.com

İmerhev’li Dede

İmerhev’li Dede 

İmerhevli Şavşat’ta doktora gelir.

Doktor sorar:

-“Dede neyin var?”

Dede karnının üstünde elini dolaştırır.

-“Doktor beg, ela fena ağri var ki, bazen su gibi oliyer, bazende ela fena kavileşiyor ki, ceviz gibi kır kırabilirsen

Artvin’den İmamdan Başka Bir Şey Çıkmaz mı?

Artvin’den İmamdan Başka Bir Şey Çıkmaz mı? 

Yıl 1994 Ramazan ayıydı. Sakarya Hendek’te iftarımı açmak için lokantaya gittim. Lokanta tıklım tıklım doluydu. Bir boş yer buldum oturdum. 
Üç kişilik bir masaydı. Yanımdaki kişiler ise, biri köy muhtarı, biride kendisi Sinoplu bir öğretmen. Hendek’in köyünde öğretmenlik yapıyormuş. Tabii tanışma faslı devam etti. Bende kendimi tanıttım. 

Devamı…