Muhsin Yazıcı

Kategori -Aşk Fıkraları

Aşk nedir

Aşk nedir?

Genç kız annesine sorar:
– Aşk nedir anneciğim?
– Aşk mı? Şey… Aşk şöyle bir şeydir kızım, hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın, seni Venedik’e götürür, mehtapta gondolla gezersiniz, sonra San Marco meydanında güzel bir restoranda harika bir yemek yersiniz, arkasından en lüks bir otelde sana şahane bir gece yaşatır. Sonra da, ne bileyim işte, sana güzel bir araba alır, bir daire alır, ya da deniz kıyısında sana bir villa satın alır, elmas gerdanlıklar, altın yüzükler hediye eder, mutluluktan uçarsın adeta, işte aşk böyle bir şeydir kızım..

-“Ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpması, ilk buluşma, ilk öpücük, birlikte bir şeyleri başarma ,paylaşım….

Bunlar yok mu?

-“Ha onlar mı? Kızım onlar bedava hatun götürsünler diye komünistlerin uydurmaları, yok öyle bir şey!

Aşk Ve Çılgınlık

Aşk Ve Çılgınlık 

Uzun zaman önce, dünya yaratılmadan ve insanlar dünyaya ayak basmamışken,iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış.

Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın oturuyorlarken,

Saflık ortaya bir fikir atmış:

“Neden saklambaç oynamıyoruz?”

Ve hepsi bu fikri beğenmiş, ve hemen,

Çılgınlık bağırmış:

-“Ben ebe olmak istiyorum!!!” ve başka hiç kimse Çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış…1,2,3…

Ve Çılgınlık saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar.

Şefkat Ay’ın boynuzuna asılmış,

İhanet çöp yığınının içine girmiş,

Sevgi bulutların arasına kıvrılmış,

Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış.

Tutku dünyanın merkezine gitmiş,

Para Hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış…

Ve Çılgınlık saymaya devam etmiş,79,80,81,82,83…

Aşkın dışında, bütün iyi ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış. Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş.

Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve Çılgınlık 95,96,97.. ye gelmiş ve 100’e vardığı an Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış.

Ve Çılgınlık bağırmış

-“Sağım solum sobedir, geliyorum!” ve arkasına döndüğünde ilk önce Tembelliği görmüş ayaktaymış çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.

Sonra Şefkat’i ayın boynuzunda görmüş ve İhaneti çöplerin arasında,

Sevgiyi bulutların arasında,

Yalanı gölün dibinde ve

Tutkuyu dünyanın merkezinde, hepsini birer birer bulmuş sadece biri hariç.

Ve Çılgınlık umutsuzluğa kapılmış, en son saklı kişiyi bulamamış.

Derken Haset, Aşkın bulunamamasından haset duyarak, Çılgınlığın kulağına fısıldamış:

-“Aşkı bulamıyorsun güllerin arasında..”

Ve Çılgınlık çatal seklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış, ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, ve parmaklarının arasından iki sicim kan akıyormuş, gözlerinden.

Çılgınlık Aşkı bulmak için heyecandan Aşkın gözlerini kör etmiş.

-“Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?” diye bağırmış.

“Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?“

Ve Aşk cevap vermiş:

– “Gözlerimi geri veremezsin ama benim kılavuzum olabilirsin”

VE O GÜNDEN BERİ, ASKIN GÖZÜ KÖRDÜR VE ÇILGINLIK HER ZAMAN YANINDADIR!!!!

Kim bu fotoğraftaki

Kim bu fotoğraftaki

Adam ve kadın barda karşılaşırlar. Aradaki sıcak etkileşim sonucu soluğu kadının evinde alırlar. Ateşli bir aşktan sonra adam yatağın yanında duran fotoğrafı görür. Bu arada adamın kulağı ile meşgul olan kadına;
– “Hey baksana bu adam senin kocan mı?” diye sorar.

Kadın;
– “I- ıh ” diye yanıt verir kısaca ve adam ile uğraşmaya devam eder. Ama adamın kafasına takılmıştır bir kere.
– “Peki, erkek arkadaşın mı?” diye sorar.
Kadın yine kısaca “yo” diye yanıt verir.
Adamın merakı iyice artmıştır.
– ” O zaman baban ya da erkek kardeşin olmalı” der.
Kadın gülümseyerek;
– “Hayır, hayır değil” der.
Adam dayanamaz ve
– “Allah aşkına söyle o zaman kim bu adam” der.
Kadın kafasını adama çevirir gözlerinin içine bakar ve gülümser;
– “2 yıl önceki fotoğrafım” der.

Havaalanı

Havaalanı

Bir kadının çok sevdiği ucunda mini bir uçak olan bir kolyesi varmış. Kadın bir gün kolyeyi takarak otobüse binmiş. Yanında oturan adam sürekli olarak kadına bakıyormuş. Kadın sormuş:

– Çok beğendiniz herhalde uçak demiş. Adam:

– Ben kolyeye bakmıyorum ben havaalanına bakıyorum demiş.

Üç yaşlı kadın

Üç yaşlı kadın

Biri ağır işiten üç yaşlı kadın evlerinin önünde oturmuş eski günlerden konuşmaktadırlar. Kadınlardan biri iki elini yan yana getirip yumruk yaparak.

-Eskiden aha böle böle kırmızı kırmızı domatesle olurdu. Şimdiki gibi hormonlu deldi mis gibi goka yimesi pek güzel olurdu! der.

Bunun üzerine yaşlı kadınlardan diğeri de kolunu göstererek.

-Eskiden böle böle salatalıkla olurdu. Şimdiki ile öylemi, gabak gibi dadı duzu yok der.

Bu ikisinin ne dediklerini anlamaya çalışa sağır yaşlı kadın lafa karışır.

-Ne dediğinizi pek duyamayon emme o tarif ettiğiniz adamı bende tanıyom.

Karım beğenmedi

Karım beğenmedi

Hakim;
– “O butiğe hırsızlık amacıyla tam 4 kez arka arkaya girmişsin…” diye sormuş sanığa..
– “Evet efendim..”
– “Neler çaldın?”
– “Sadece bir adet elbise efendim..”
– “Bir elbise?.. Ama dört kere girmişsin?..”
– “Evet efendim.. İlk üç keresinde karım elbisenin rengini beğenmedi…!

Beni gördün mü?

Beni gördün mü?

Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş.
Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş:
-”Beni gördün mü?”
Adam şaşkınlıkla

-”Evet gördüm.” deyince çekmiş tabancasını adamı alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.

Adama sormuş:
-”Beni gördün mü?”
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:
-”Valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü sanıyorum?..

Karar verin

Karar verin

Adam arabayı kullanıyormuş, yan koltukta karısı, arkasında kayınvalidesi..

İki kadın da zavallı adama sürekli müdahale ediyorlar..

Karısı:
– “Sola geç sola.. Bak tam arkanda araba..” derken arkadan kayınvalidenin
– “Yavaş sür damat yavaş..” uyarılarını başka başka müdahaleler tamamlamış..
– “Yeter yahu!..” diye gürlemiş adam..
– “Arabayı kim kullanıyor karar verin… Sen mi annen mi?..”

Yetmiş yıllık evlilik

Yetmiş yıllık evlilik

Biri 95 yaşında, diğeri 92 yaşında karı koca, boşanmak için hakimin karşısına çıkmış.
Hâkim üzülmüş, yapmayın ya demiş yetmiş yıllık evlisiniz niye boşanacaksınız?
Yok demiş adam biz çoktan boşanmaya karar verdikte çocuklar
etkilenmesin diye, ölmelerini bekledik.

Kalp krizi

Kalp krizi istiyorum

Kadının biri kumsalda dolaşırken ayağına bir şey takılmış, eğilip bakmış bir lamba üzerindeki tozu eliyle temizlerken birden cin çıkmış.
– “Dile benden ne dilersen? Fakat sen ne istersen kocana bin fazlasını vereceğim” demiş.
Kadın heyecanla birinci dileğini söylemiş;
– “Dünyanın en güzel kadını olmak istiyorum demiş.”
– “Cin iyi düşün kocan da bu dünyanın en yakışıklısı olacak”
Kadın kendinden emin bir şekilde evet demiş.
– “Cin ikinci dileğini sormuş.”
– “Kadın dünyanın en zengin kadını olmak istediğini söylemiş.”
– “Cin kadına şaşırarak bak kocan senden daha zengin olacak demiş.”
Kadın gene kendinden çok emin bir şekilde sen yap demiş.
– “Cin üçüncü ve son istediğini sormuş kadına”
Kadın:
– “Bana bir kalp krizi öldürmeyecek derecede.

İyi bir koca on eşeğe bedeldir

İyi bir koca on eşeğe bedeldir

Ayşe Teyze ile Fadik kız ormanda bir kulübede yaşarlarmış. Fadik kız o kadar güzelmiş ki, Ayşe Teyze, Fadik kızı her şeyden sakınır,  gözü gibi korur,  ortaya çıkarmazmış. Bütün işleri kendisi yaparmış. Ormana gider, ağaç keser, kestiği ağaçları sırtına yüklenir, kasabaya götürüp satarmış. Kazandığı para ile aldıklarını da yine sırtlanır, kulübeye getirirmiş.

Gel zaman git zaman Ayşe Teyze yaşlanmış ve hastalanarak, yatağa düşmüş. Ölümünün yaklaştığını anladığında, Fadik kızı yanına çağırarak, üç altın vermiş ve demiş ki;

– “Ben artık ölüyorum. Su üç altınla kasabaya gidip, kendine bir eşek satın al. Kasabaya gidip gelirken yüklersin, sen de yorulmazsın.

Bunları söyledikten sonra da son nefesini vermiş.  Fadik kız bir süre sonra Ayşe Teyzenin dediğini yapmak için, üç altını almış yanına ve kasabaya doğru yola çıkmış. Ancak eşek nasıl alınır, bilmiyor. Ne yapacağını düşünürken, kasabanın ileri gelenlerinden birisi çıkmış karşısına.

Sormuş;

– Ne arıyorsun burada Fadik kız.

– Ayşe Teyzem ölmeden önce üç altın verdi. Eşek alacağım.  Ancak nasıl alacağımı bilmiyorum.

– Ne yapacaksın ki eşeği?

– Kasabaya gidip gelirken yük taşıyacağım.

– Yanlış öğüt vermiş Ayşe Teyzen. Şimdi sen beni dinle, al o üç altını, git kendine güzel esvaplar, ziynet ve çeyiz al. Ondan sonra da sana bir koca bulalım, evlendirelim.

– Niye ki?

– Eeee, iyi bir koca on eşeğe bedeldir.

Ben aşçımıyım

Ben aşçımıyım

Karı ve koca evlerinde oturur tv izlerler ..

Kadın kocasına odalarındaki prizin bozulduğunu ve tamir etmesi gerektiğini söyler..

Kocası;
– “Neden ben tamirci miyim?” der..

Kocası yokken eve tamirci çağırır kadın..

Tamirci kadına bu prizi 2 şartla yaparım der.
– “Ya bana bir sürü yemek yapacaksın ya da benimle ilişkiye gireceksin..
Kocası eve gelir ve prizin yapıldığını görür..

Karısına sorar;
– “Nasıl tamir ettin bunu” diye..

Karısı yanıt verir;
– “Eve tamirci çağırdım ve 2 şartla yapabileceğini söyledi.. Ya ona bir sürü yemek yapacakmışım ya da onunla ilişkiye girecekmişim” der karısı..

Kocası sorar;
– “Sen yemek yaptın dimi?”

 Karısı;
– “Neden ben aşçı mıyım?

Satılık Porsche

Satılık Porsche

Adam gazete okurken bir ilan görmüş:

– “50 DOLARA SATILIK PORSCHE”.
Adam gözlerine inanamamış:

– “Ne bu yaaa şaka mı yapıyorlar” demiş, ilandaki adrese gidip öğrenmek istemiş.. Evin kapısını çalmış, kapıyı bir açmış, adam gazetedeki ilanı göstererek

-“Arabayı görebilir miyim?” demiş..
Kadın:

– “Tabi ki” deyip adamı arabaya götürmüş..

Adam bir bakmış resmen gıcır gıcır muhteşem bir Porsche..

-”Yaw insan böyle bir arabayı nasıl 50 dolara satar, acaba bir arızası falan mı var?” diye düşünmüş, bir test sürüşü yapmak istemiş..

Kadın ona da

-“Tabii” demiş adam test sürüşünü bitirmiş, araba tek kelimeyle mükemmel….. adam sonunda dayanamamış ve kadına sormuş:
– “Hanımefendi bu muhteşem arabayı 50 dolara satmak istediğinize emin misiniz..?????”
– “Elbette eminim…”
– “Kusura bakmayın ama çok merak ettim neden böyle bir arabayı bu kadar komik bir fiyata satıyorsunuz??”
Kadın:

– “Anlatayım” demiş…” kocam dün sekreteriyle kaçtı.. bana da şu notu bırakmış” diyerek adama bir kağıt uzatmış..

Adam kağıda bakmış şöyle yazıyor..:

– ”Karıcığım biliyorum bana çok kızacaksın ama sonunda gerçek aşkı buldum ve onunla buradan gidiyoruz.. Hiç “ben nolucam” diye dırdır etmeye kalkma her şeyi senin üzerine yaptım evi de eşyaları da istemiyorum, sadece Porsche mi sat ve parasını bana gönder.”

Gelin ve kaynana

Gelin ve kaynana

Dağ başında yaşayan iki adam varmış. Bunlar bir kulübede yaşıyorlarmış.. Dağ başı olduğu için, haliyle kadınsızlar, durum feci..
Her gün yamaçtan tarlalarına ekine giden bir gelin ve kaynana varmış..
Bu iki adam gelinle kaynanayı gözlerine kestirmişler..
Bunları alıp kaldıralım, diye düşünmeye başlamışlar..
Bir gün, gelinle kaynana tarlaya giderken ortalığı yıkan bir ağlama duymuşlar. Dinlemişler ki, kulübeden geliyor.. Çıkalım bir bakalım, demişler..
Gidip kapıyı çalmışlar adamlardan biri açmış.
Kaynana;
– ”Hayırdır ne oldu?” demiş. adam;
– ”Cenazemiz var, buyurun içeri”… gelin kaynana içeri girmişler. Giriş o giriş…!!!!
Adamlar işlerini halletmişler.. 
Neyse, Gelin kaynana evden çıkmışlar.. 
Gelin sormuş;
– ”Ana be, naapcez şimdi?”
Kaynana yanıt vermiş;
– ”Valla gelin seni bilmem ama, ben yedisine de kırkına’da mutlaka gelecem”…

Terzi ile demircinin farkı

Terzi ile demircinin farkı

Terzi ölmüş, karısı haliyle dul kalmış. 
Onun bunun dedikodusundan, çapkın erkeklerin bakışından tak etmiş kadıncağızın canına ve evlenmeye karar vermiş. 
Bir demirci ustasının evlenme teklifini kabul etmiş ve evlenmişler. 
İlk gece demirci pazusunu şişirerek kadına dönmüş; 
– Senin terzinde böyle pazu var mıydı
Kadın;
– Yoktu!
Demirci, öne doğru hafifçe kasılarak ve göğüs kaslarını şişirerek kadına yine sormuş; 
– Senin terzinde böyle göğüs kasları var mıydı?
Kadın; 
– Yoktu!
Demirci baldırlarını şişirerek bir daha sormuş; 
– Senin terzinde böyle güçlü bacak kasları var mıydı?
Kadıncağız; 
– Yoktu
Bu şekildeki güç gösterileri devam edip gidince kadın artık daha fazla dayanamayıp açmış ağzını, yummuş gözünü; 
– Bana bak! Benim terzide böyle şeyler yoktu, ama şimdi o burada senin yerinde olsaydı, bu sürede hem beni becerirdi, hem seni becerirdi, üstüne de bir takım da elbise dikerdi!’

Zerzevat

Zerzevat

Yorgo ile Helena arkadaşları Agop ve Hayganuş’un yemek davetlerine gitmişler. 
Yemek masasında yok yoktur. 
Etlerin envayi çeşidi, balıklar vb. 
Anlayacağınız mükemmel bir sofra. 
Her kez yemekleri afiyetle yerken ev sahibi Hayganuş hiç bir etten yememektedir. 
Bu olay arkadaşı Helena’nın dikkatini çeker ve merakla sorar.
“Hayganuş’cuğum neden hiç et yememektesin.” 
Hayganuş “Ben Vejiteryanım da ondan” 
” Vejiteryan mı? O nedir? “ 
” Etyemez kişilere denir. Helena’cığım “ 
” A be Hayganuş senelerden beri Agop’un kini yemektesin.

-“ O Zerzevattır?”

Otobüs bekliyorum

Otobüs bekliyorum

Bir gün, kadının biri evdeki gardolabı ses yaptığı için eve marangoz çağırmış, marangoz, kadına şikâyetini sormuş.
– “Dolabın nesi var?”
– “Kadın, dolabım çok ses yapıyor” demiş.
Adam dinlemiş dolabı cıt yok.
Kadın, sesin dolabın dışından değil, içinden geldiğini söyleyip, adama dolabın içine girip de dinlemesini söylemiş.
Adam da bunun üzerine dolabın içine girip ses dinlemeye başlamış.
Beklemiş, beklemiş yine çıt yok, bu sefer kadın marangoza, otobüs geçtiği zaman dolabım ses yapıyor demiş.
Adam da bunun üzerine dolabın kapağını kapatıp otobüsün geçmesini beklemiş.
Ne olsa beğenirsiniz, adam dolabın içindeyken kadının kocası eve gelmiş, ceketini asmak için dolabı açtığında, dolabın içinde bizim talihsiz marangozu bulmuş!
Kadının kocası sinirli bir şekilde marangoza sormuş,

– ”sen burada ne arıyorsun.”
Marangoz ise:

– ”Şimdi size ne diyeyim ki, otobüs beklediğimi söylesem inanmazsınız.”

Derinlik 2 metre

Derinlik 2 metre

Kadının biri denizde yüzerken bikinisinin lastiği biraz gevşek olunca düşüyor. Tabi ki kadın bunun farkında değil. Bir saat, iki saat falan yüzüyor.

Tam denizden çıkmaya karar veriyor ki bir de bakıyor bikinisinin altı düşmüş. Ne yapacak nasıl denizden çıkacak bir turlu karar veremiyor.

Bir de bakıyor ki yanında bir tane tahta parçası. Tamam bunu önüme alıp, elimle de arkamı kapatırsam, soyunma kabinine kadar gidebilirim, diye düşünüyor. Tahtayı önüne alıp, elini de arkasına koyarak koşmaya başlıyor. Ama bu arada plajda bulunan herkes kahkahadan

kırılıyor. Orada bulunan herkes gülmekten yerlere yatıyor. Kadın tabi ki bu arada utançtan kıpkırmızı olarak soyunma kabinine geliyor.

“Ne oldu ben önümü ve arkamı kapattım ama herkes bu kadar güldü” diye düşünürken dikkatini tahtada yazan bir yazı çekiyor;

“Derinlik 2 metre, 18 yaşından küçükler giremez.!!”

Kadınlar ve kocaları

Kadınlar ve kocaları

Adam uzun yıllardan sonra vicdan azabına dayanamaz ve: 

– “Bak hanım der… Ben seni bir defacık aşağı kattaki komşumuzun hanımı ile aldattım. Senden özür dilerim… Ama beni asıl üzen o kadının benden para istemesi olmuştu. Bende senin nişan yüzüğünü satıp o kadına ilişkinin ücreti olarak ödemiştim.” demiş

Bunu duyan hanımı hışımla aşağı kata koşturmaya, koştururken de öfkeyle söylenip hayıflanmaya başlar:

– “Vay utanmaz kadın vay. Ben kendisinin kocasından hiç bir şey istemiyorken, o kaltak senden para ister haaa.”

Masal kitabı

Masal kitabı

Adamın biri kitapçıya gider ve tezgâhtara :
– “Evin reisi erkektir adlı kitap var mı? Diye sorar. 
Tezgâhtar:
– “Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz” der.

İki arkadaş

İki arkadaş

İki arkadaş karılarına ne kadar harçlık bıraktıklarını konuşuyorlarmış. 
Birincisi halinden pek şikâyetçi olmamış;

-“Ne biliyim işte bizimki az bir parayla idare ediyor”  demiş. 
İkincisi:

-“Yok anam ben her gün para bırakıyorum, karı yine istiyor, bıktım valla’ demiş. 
-“’Allah Allah, ne yapar ki bu kadar parayı” demiş birinci. 
İkinci adam sıkıntılı:

-“’valla içki desen yok. Kumar desen yok. Karı desen kendisi karı…’

Cicim ayları

Cicim ayları

İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu.

Biri: 
– “Ben” dedi, “Evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar, nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım.”
Diğeri içini çekerek sordu:

– “Ya şimdi?”
– Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!.. 

İki komşu

İki komşu

İki komşu kadın hafta sonu kocaları olmadan yemeğe çıkmışlar.

Yemekten sonra bara falan derken sabaha doğru iyice sarhoş eve yürümeye başlamışlar. İyice sıkıştıklarını fark etmişler ama etrafta tuvalet falan bulamamışlar, mezarlığın yanından geçerken biri

– “Hadi surda yapalım kimse görmeden” demiş, başka çare de yok, korka korka girip bir kenarda islerini bitirmişler.

Temizlenmek için bir şey bulamadıklarından biri külotunu çıkarıp kullanmış, diğeri eve böyle dönemem diye oradaki çelenklerden düşmüş bir bandı alıp kullanmış.

Sabah kocalardan biri uyanıp karisini donsuz olarak sızmış görünce telefona sarılıp öbürünü aramış:

-“ Yahu biz fena boynuzlandık galiba. Karım eve sabaha karşı ve donsuz olarak dönmüş…”

– “Sen gene iyisin , bizimkinin kıçına “seni asla unutmayacağız” diye bir de kart yapıştırmışlar..

Mutluluğun sırrı

Mutluluğun sırrı

Adamın biri evlenmeye karar vermiş, 60 yıldır evli ve çok mutlu dedesine mutluluğunun sırrını sormak için köyünün yolunu tutmuş..

Dedesi bak evlat demiş;
Babaanneni evlendiğimiz gün eşeğimle biraz gezdireyim dedim..

Köyden bayağı açıldık, birdenbire bir fırtına patladı, eşeğin inadı tutmaz mı!!! Nuh diyor peygamber demiyor yerinden milim kıpırdamıyor, babaannen başladı vır vır vır ne olacak şimdi niye geldik sanki vs vs..

Eşeğe döndüm dedim ki; 
– Bak eşek bu biiiirrrrr, eşekte yine tık yok, çektim tabancayı eşeğin kafasına oracıkta sıktım..
Babaannen dehşet içinde ne yaptın sen öldürdün eşeği, şimdi biz nasıl geri döneceğiz be adam diye gene vır vır vır..

Sonra babaannene döndüm dedim ki;
– Bak hanım bu biiiirrr

İşte o gün bu gündür gül gibi geçinip gidiyoruz…