Muhsin Yazıcı

Kategori -Atatürk

Hepimiz 19 Mayıs’ın çocuklarıyız! Sadece Ata başarabilirdi!

Hepimiz, Atatürk ile birlikte İstanbul’da 6 ayı yoğun çalışmalarla geçirdik; hepimiz Dolmabahçe açıklarında düşman gemilerini görünce geldikleri gibi giderler dedik; hepimiz İstanbul’da Anadolu direnişi için örgütlenen yurtseverlerle kurtuluşçularla birlikteydik; hepimiz Bandırma gemisine binmek için oradaydık; hepimiz gemi ile birlikte Samsun’a çıktık. O gün bugündü, yani 19 Mayıs.

Sonra Kurtuluş ilmek ilmek örüldü. Samsun’dan itibaren Anadolu’nun ayağa kalkışının ve savaşın bütün cephelerinin neferleriydik.

Atatürk, yani Mustafa Kemal, yani Gazi, yani Gazi Mustafa Kemal Paşa Selanik’ten itibaren kendisini Kurtuluş’a hazırlayan adamdı.

Devamı…

İskilipli Atıf Milli Mücadele karşıtıdır / Alev Çoşkun

Çorum Hitit Üniversitesi’nde “İlmi ve İçtimai Yönleriyle İskilipli Mehmet Atıf Efendi” sempozyumu yapılmış.

Bu toplantıda, AKP Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş konuşmuş ve Cumhuriyet devrimlerini eleştirerek “Türk modernleşmesi dünyada en problemli modernleşmedir” yargısından sonra “İskilipli Atıf Hoca, şapka devrimine karşı kitap yazdığı için asıldı” demiş.

Devamı…

Türk milleti özellikleri üzerine Atatürk – İnönü konuşması

Bir gün İsmet İnönü Atatürk’e sorar,

Paşam, sana göre dünyanın en zor işi nedir?

Mustafa Kemal Atatürk yanıt verir;

“Türk milletini ayağa kaldırmak” der ve ekler.

“En çok bu konuda zorlandım.”

Bu sefer Atatürk, İnönü ye dönerek;

“Şimdi bana, bundan daha zor bir şey var mı diye sor” der.

İsmet İnönü de sorar ve Atatürk’te yanıt verir;

“Harekete geçince bu milleti durdurmaktır.”

Atatürk ömründe tek bir soruya yanıt veremedi

Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar! Büyük devletler büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar…

Atatürk ömründe tek bir soruya yanıt veremedi…

Soru şuydu:

Mustafa kemal, Mersin gezisindeyken şehirde gördüğü büyük binaları sormuş,

– Bu köşk kimin?

– Kirkor’un.

– Ya şu koca bina kimin?

– Yargo’nun

Devamı…

Kinlerine esir düşenlere ithaf olunur

Siz neden seksen yıl önce Hakkın huzuruna çıkmış olan bir lidere, bu milletin kurucusuna ve kurtarıcısına iftira atıyorsunuz? Hepimizin “anne” bildiği Zübeyde Hanım’a kendi çamurlarınızı sıçratırken, siz hangi dinden ve ahlaktan bahsediyorsunuz?

Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin, çağdaş ilerlemelerin bir an yitirmeksizin yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun için bütün bilim ve fen adamlarının bu konuda çalışmayı bir namus borcu bilmesi gerekir.

Bakın cahiller/kindarlar; eğer Yunan Generali Papulas bu iftirayı atsa, tamam der anlarım. Hatta anlamakla da kalmaz hak veririm. Çünkü Mustafa Kemal, Bizans’ı hortlatmak isteyen Papulas’ın hayallerini suya gömdü. Yunan İyonyası ve Ege kıyılarında Büyük Helen ‘Megali İdea’ İmparatorluğu hayalleri unufak oldu. Peki Mustafa Kemal sizin hangi hayallerinizi suya gömdü cahiller?

Devamı…

Günün sorusu: Emperyalistler niçin Atatürk’e düşman?

Başlıktaki soruya hemen “Bu ne biçim soru, elbette savaşta onları yendiği” için yanıtını vermeyin:

Doğru ama eksik yanıt vermiş olursunuz!

İsterseniz bu soruyu yanıtlamaya, doğru ama hepsi tek başlarına eksik kalan bazı gerçekleri anımsatarak devam edelim:

1) Evet, önce Çanakkale’de onları yenerek, emperyalistlerin kendi aralarındaki savaşta İngiliz ve Fransızların Karadeniz’e çıkarak müttefikleri Rusya’ya, Rus Çarı’na destek olmalarını engelledi.

Devamı…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk / İlber Ortaylı

Cumhuriyet dönemi alanının en büyük araştırmacılarından olan Prof. Dr. İlber Ortaylı yaptığı araştırmalar ile hem tarihe hemde eski tarihe ışık tutmaktadır. Akademisyen kimliğinin yanı sıra medya, dergi ve sosyal medyalar aracılığı ile büyük bir üne kavuşan sempatik tavırları ile halkın sevdiği efsane tarihçiler arasına girmiştir.

Ülkemizdeki tarih alanındaki en büyük araştırmacıdır. Bu alanda rahmetli Halil İnalcıktan sonra İlber Hocanın ismi zikredilir ki zaten Halil İnalcık’ın öğrencisidir.

Bazı dergilerde yazıları yayınlanmakta bazı tv programlarına konuk olmaktadır. Yazdığı kitap Gazi Mustafa Kemal Atatürk eseri ile büyük önderin yaşamını tüm yönleri ile bizlere aktarmıştır.

Devamı…

Atatürk’ün 1919’da Hacıbektaş’a gelişi

Anadolu işgal edilip, Mondros Mütarekesi ile Osmanlı ordusu terhis edilince, Anadolu’da bir iktidar boşluğu oluşuyor. Bir iktidar boşluğu oluşuyor ama, bu iktidar boşluğunda hayat devam ediyor…

Şehirlerde değirmenlerin dönüp, fırınlara un yetiştirilmesi, bozulan su şebekeleri ile kanalizasyonların onarılması, asayişin sağlanıp halkın mal güvenliği ile can güvenliğinin sağlanması yakıcı bir ihtiyaç olarak kendi kendini hissettiriyordu. Devamı…

Mustafa Kemal İngiliz istihbarat raporlarında: Tehlikeli biri ve zıtları desteklenmeli, rakipleri bir araya getirilmeli

BBC Türkçe, İngiliz devlet arşivlerinde yer alan ve gizliliği kaldırılan 100 yıl öncesine ait istihbarat raporlarına ulaştı. Raporlar, Mustafa Kemal’in Samsun’a giderek, milli mücadele ile ilgili kongrelerin düzenlenmesinden hemen sonraki dönemi kapsıyor. İngilizler bu dönemde, Mustafa Kemal’in “tehlikeli” olduğu, hareketin de devrimci nitelik taşıdığı kaygısını dile getiriyor.

Bundan 100 yıl önce hazırlanan İngiliz istihbarat raporları, İngilizlerin Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilgi toplama faaliyetlerinin, Mayıs 1919’da Samsun’a gitmesinin ve daha sonra Anadolu’da çeşitli kongrelerle bir mücadele örgütlemeye başlamasının ardından yoğunlaştığını gösteriyor. Devamı…

Bir entelektüel olarak Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk, bilimin ışığında çağdaş, ancak Batıcı değil, Batı karşısında oryantal eğilimlere teslim olmayan, çözümleri kendi iç dinamikleriyle arayan entelektüel bir önderdi.

Milletimizi kulluktan eşit yurttaşlara dönüşümünü gerçekleştirmenin öncülüğünü yapan Mustafa Kemal Atatürk’ü, sonsuzluğa uğurladığımız bir 10 Kasım’da daha sevgi, saygı ve özlem duygularımızla anıyoruz.

***

Sekiz yıl önce,10 Kasım 2011 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘’Bir Entelektüel olarak Mustafa Kemal Atatürk’’ sempozyumu gerçekleştirilmişti.

Sempozyumda  uluslararası üne sahip yerli ve yabancı araştırmacılar Atatürk hakkında özetle şöyle bir değerlendirmeyi yaptılar:

’O, rasyonel düşünen, çağdaş uygarlığı içinden çıktığı toplumu için hedefleyen büyük bir entelektüeldir. O’nun entelektüelliği sadece okumak değil, problem çözme aracıdır.” Devamı…

Yüzüncü yıla yürürken büyük sapma

Ulusal, yani sömürgecilik karşıtı ilkeleri perdelemek, insan değerleri, yani fazilet üzerine kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal yapısını bütün kurumlarıyla yararcılık ve çıkarcılığa indirgemektir.

Tam bağımsızlık için sömürgeciliğe karşı verilen Kurtuluş Savaşı’yla kurulmuştur cumhuriyetimiz. Temel ilkesi de kurucusunun ağzından “Cumhuriyet fazilettir” özlü bir söyleyişiyle belirtilmiştir. 1925 tarihli bu belirlenimin ardından gelen tümceler şöyledir. “Cumhuriyet ahlaki erdeme dayalı bir iradedir. Cumhuriyet erdemli namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık, korkuya, tehdide dayalı olduğu için, korkak, aşağılık, tembel, rezil insanlar yetiştirir.” Devamı…

Atatürk’ün çağrıldığı bağ evinde neler konuşuldu

Atatürk, Tanzimat reformuyla tam kurtuluşun sağlanamayacağını bilecek donanımda gerçekçi bir devlet adamıydı. Savaşta kazandığını masada kaybetmek istemiyordu; hedefi tam bağımsız Türkiye idi…

Sosyalist Rosa Luxemburg’un 1900 yılında yazdığı broşürün başlığıydı bu:

Reform mu? Devrim mi?

Soru hâlâ tartışma konusudur.

Peki…

Cumhuriyet ilanı; reform mudur, devrim midir? Devamı…

Mustafa Kemal Atatürk’e Mareşal Rütbesi ile Gazi Unvanı Verilmesi

TBMM’nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e ”Mareşal” rütbesi ile ”Gazi” unvanı verişinin 98. yıldönümü törenlerle kutluyoruz.

Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasından sonra, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya, Millet Meclisi, 19 Eylül 1921’de kanunla ”Müşir” (Mareşal) rütbesi ile ”Gazi” unvanı verdi. Mustafa Kemal’e, Milli Mücadele’nin başında Erzurum’da bulunduğu sırada, kendisini İstanbul’a çağıran Saray ile 8-9 Temmuz 1919 gecesi yaptığı telgraf görüşmesinde; resmi memuriyetine son verildiği bildirildi. Devamı…

Fesin kavukla, şapkanın fesle mücadelesi

 “İdeal ele geçince, ideal olmaktan çıkar, yaşanır bir şey olur… Bazı şeyler, kanunla, emirle, milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler. Adam fesi atar, şapkayı giyer ama alnında fesin izi vardır. Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanlardaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar zihniyetin içindedir. Zihniyet binlerce yılın birikimidir. O birikimi bir anda yok edemezsiniz, onunla boğuşursunuz. Yeni bir zihniyet, yeni bir ahlak yerleştirinceye kadar boğuşursunuz ve sonunda başarılı olursunuz. Önemli olan boğuşmaktan yorulmamak, umutsuzluğa düşmemektir. Milletler böyle ilerler. Yorulan, umutsuzluğa kapılan yenilir. Biz biliyoruz ki, inandığımız şey doğrudur, yenidir, ileridir. Öyleyse; eskiyi, geriyi, işe yaramazı mutlaka yeneceğiz demektir. Çünkü ilerlemenin başka çaresi yoktur. Yaşamak kanunu budur”.                     

Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim 1933

 

Kastamonu Gezisi

Atatürk, 23 Ağustos 1925’te ünlü Kastamonu gezisine çıktı. Yöreye ilk kez geliyordu. Yöre halkı onu, “yetenekli bir köylünün görmeden yaptığı bir resimden! İri yarı, pala bıyıklı, elinde iki metrelik bir kılıçla gavurları kesen bir savaşçı”olarak biliyordu. Oysa bambaşka bir insanla karşılaşmışlardı. “Askere benzer bir yanı yoktu, fes yerine başına geçirdiği o şey, ne olabilirdi?”2 Herhalde, gavurluğun göstergesi şapka değildi!.. Devamı…

Tevhid-i Tedrisat Kanunu: Önemi, Nedenleri ve Sonuçları

Tevhid-i Tedrisat Kanunu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün direktifleriyle 3 Mart 1924 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve eğitimde birliği ve laikliği esas alan kanundur.

Eğitime büyük önem veren Mustafa Kemal ATATÜRK, her gittiği yerde ve katıldığı her toplantıda, cehaletin ancak eğitim yoluyla ortadan kaldırılabileceğini vurgulamıştır. 22 Ekim 1922’de Bursa’da öğretmenlere hitaben yaptığı bir konuşmada, “…Cumhurbaşkanı olmasaydım, Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim.” şeklindeki beyanatı, onun eğitime ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir. Devamı…

Atatürk’ün ölümsüzlüğünün sırrı

Ölümsüz olmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak, insanoğlunun bitmez tükenmez uğraşılarından birisi. Bu konuda çok mesafe kat edildi ama hala insanoğlu bedenen ölümsüzlüğü yakalamış değil…

Ölümsüz olmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak, insanoğlunun bitmez tükenmez uğraşılarından birisi. Bu konuda çok mesafe kat edildi ama hala insanoğlu bedenen ölümsüzlüğü yakalamış değil. Şimdilik, bu hedef hala ulaşılamaz görünüyor. Ama bedenen olmasa da fikren, yaptıkları, ürettikleriyle ve insanoğlu için yarattıkları katma değer nedeniyle ölümsüzlüğü yakalamış insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Devamı…