Muhsin Yazıcı

Kategori -Atatürk

Atatürk’ün ölümsüzlüğünün sırrı

Ölümsüz olmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak, insanoğlunun bitmez tükenmez uğraşılarından birisi. Bu konuda çok mesafe kat edildi ama hala insanoğlu bedenen ölümsüzlüğü yakalamış değil…

Ölümsüz olmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak, insanoğlunun bitmez tükenmez uğraşılarından birisi. Bu konuda çok mesafe kat edildi ama hala insanoğlu bedenen ölümsüzlüğü yakalamış değil. Şimdilik, bu hedef hala ulaşılamaz görünüyor. Ama bedenen olmasa da fikren, yaptıkları, ürettikleriyle ve insanoğlu için yarattıkları katma değer nedeniyle ölümsüzlüğü yakalamış insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Devamı…

Mustafa Kemal Atatürk’e dair

Dünyanın diğer ulusları kendi koruyucu ve kurucularını nasıl inceleyip değerlendirerek, kendilerinden sonraki kuşaklara örnek bir kişi olarak aktarabilmek için ne denli çaba gösteriyorlarsa,

Biz de Cumhuriyetimizin kurucu kadrosunun mimar ve liderlerini, o denli inceleyip, değerlendirerek hem günümüz insanına, hem de gelecek kuşaklara gerçek değeri ve hakkıyla yansıtıp aktarabilmek zorundayız.

Biraz okuyan, mukayese ve muhakeme eden herkes Atatürk’ün değerinin farkındadırlar.

Farkında olmayanlar, iradelerini şeyhine, körü körüne bağlandığı siyasi ya da ideolojik körlük yüzündendir. Devamı…

Atatürk Diktatör Müydü?

Bütün Sakıncalı Düşünür okurlarına merhaba!

Bu yazıda, yakın tarihimizin en önemli ismini, Mustafa Kemal Atatürk’ü, objektif bir bakış açısıyla ele alacağız. Bilindiği gibi, Atatürk hakkında en çok dile getirilen konulardan biri de, kendisinin bir “diktatör” olup olmadığı konusudur.

Bu konuda, yerli ve yabancı on binlerce tarihçinin kalem oynattığını göz önüne alacak olursak, girizgahını yapmakta olduğumuz konunun ne denli önemli ve tartışmaya uygun olduğunun ancak ayırdına varabiliriz. O halde, tarih biliminin gerekli kıldığı OBJEKTİFLİK ilkesinin ışığı altında, yakın tarihimize doğru gerçekçi bir geri dönüş yapmakta yarar var. Devamı…

Kim Atatürk’e ve Cumhuriyet’e saldırıyorsa bilin ki…

Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık olarak üç ay önce, 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Antlaşması ile devletin uluslararası ortamda bağımsızlığı ve egemenliği kabul edilmişti. Halbuki, Almanya dahil Birinci Dünya Savaşı’nın (1914-1918) mağlup hiçbir gücü bu hakka sahip değildi. Şimdi sorun; bu devletin nasıl yapılanacağıydı…

Osmanlı, durup dururken enkaz haline gelmemiş ve yıkılmamıştı. Gerçekten, Avrupalıların dediği gibi hasta adamdı. Esasında; Osmanlı hanedanı dahil Osmanlı’yı yönetenler de bu hastalığın farkındaydı ama hastalığın ne olduğunu tam olarak anlayamıyor ve teşhisi doğru koyamıyorlardı. Devamı…

Sömürgeden bağımsızlığa

Cumhuriyet, sanayileşmeyle ekonomide devrime imza attı.

Cumhuriyet’in ilanının 95. yılında Türkiye, bir kez daha sanayide ve tarımda dışa bağımlılıkla ve yüksek dış borcu nedeniyle ekonomik krizle karşı karşıya.

Osmanlı hanedanı, 1854-1914 yılları arasında 222.7 milyon Osmanlı Altın Lirası’na denk gelen ve çoğu Fransız Frangı cinsinden olan dış borç almıştı. 1881’de kurulan Düyun-u Umumiye ile yabancılar ülkenin gelirlerinin üçte birine el koymuştu. 1535’te başlayan ve giderek artan kapitülasyonlarla ülke yarı- sömürge haline gelmişti. Devamı…

Mustafa Kemal’in Suriye’den İstanbul’a Dönüşü

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması üzerine Padişah VI. Mehmet Vahdettin 14 Ekim 1918’de Talat Paşa’yı Sadrazamlıktan (Başbakanlıktan) alarak Ahmet İzzet Paşa’ya hükümeti kurma görevini verir.

İşte bu günlerde Mustafa Kemal, Suriye’de VII. Ordu Komutanı olarak bulunuyordu. 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanınca, bu defa Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na atandı (31 Ekim 1918). Devamı…

377 lider arasında Atatürk birinci oldu

Yıkılan bir devletten yok olmak üzere olan bir milletten, yeni bir devlet kurmayı başaran, Türk Milletini yeniden ayağa kaldıran Mustafa Kemal’in özelliklerini tek tek anlatmak, onu tanımak için daha doğru olacaktır. Şimdi Mustafa Kemal Atatürk’ün, doğuştan bir lider ve büyük devlet adamı olmasını anlatmaya çalışalım.

Çocukluğunda yaşanmış bir olaya baktığımızda Mustafa Kemal’in daha küçükken bile nasıl bir karakteri olduğu hakkında fikir sahibi olabiliriz. Devamı…

Bir zamanlar Avrupa’dan kaçanlar bize sığınıyordu

Maaşı alan herkes bir an önce parayı elinden çıkarmaya koşuyordu. Spekülasyon ve her türlü karaborsacılık ortalığı sarmıştı…

1930’lu faşizm yıllarına Almanya “hiperenflasyon” ile gelmişti.

1922-23’lerde gerçekleşen Alman hiperenflasyonu nedeniyle 1923 Kasım ortasında 1 Amerikan Doları 4.2 trilyon mark’a erişmişti! Katı sınırlamalar gerekiyordu.

Artık “kağıt mark” halk tarafından kullanılmaz olmuştu, özellikle tarım kesiminde takas gibi ilkel bir yöntem kullanılmaya başlanmıştı. Bu enflasyon döneminde ücret ve maaşlar  her iki üç günde bir öğleden önce ödeniyordu. Devamı…

Lider kolay olunmuyor.

İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler… Trene binerler ve kompartmana çekilirler.
Ertesi gün, yaveri, Atatürk’ün kompartmanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır.
Yaveri:

-“Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde; niye böylesiniz?” der.
-“Çocuk, kompartmanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz, kolumu yastık yaptım ağırdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, uyumadan kalktım” der. Devamı…

Güne dair

Bir “çiftçi imparatorluğu”ndan geriye kalan bitkin ve çaresiz insanları çağdaş bir ulus-devlete ümitle bağlı yurttaşlar kılma yolunda iddialı, idealist, en önemlisi “romantik” bir hamledir Cumhuriyet’in kuruluşu…


Yaşasın Cumhuriyet…
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk…

 

Bizden hatırlatması

Dünyanın diğer ulusları kendi koruyucu ve kurucularını nasıl inceleyip değerlendirerek, kendilerinden sonraki kuşaklara örnek bir kişi olarak aktarabilmek için ne denli çaba gösteriyorlarsa,

Biz de Cumhuriyetimizin kurucu kadrosunun mimar ve liderlerini, o denli inceleyip, değerlendirerek hem günümüz insanına, hem de gelecek kuşaklara gerçek değeri ve hakkıyla yansıtıp aktarabilmek zorundayız.

Muhsin Yazıcı

Kurtuluş Savaşı’nda Türk Kadını

“Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’dan kaçırılan ve Rusya’dan alınan silah ve cephane, Milli Hükümet’in elindeki üç eski gemi Alemdar, Preveze ve Aydın Reis tarafından İnebolu ve Samsun gibi Karadeniz limanlarına boşaltılmış ve buradan cepheye gönderilmiştir. Bu sevkiyat işini daha çok İnebolu, Kastamonu ve Çankırı yöresi kadınları gerçekleştirmiştir.

Cephe gerisinden cepheye yiyecek, giyecek, malzeme, silah ve cephane taşıma işinde görev alan kadınlara, çocuklara ve yaşlılara yol gösterecek kişiler vardı. İşte bunlara “kağnı komutanı” denilmişti. Kurtuluş Savaşı’nın kağnı komutanlarından biri de Enver Behnan Şapolyo idi. Devamı…

İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker babasının Anadolu’ya M.K.Paşa’nın yanına geçişi anlatıyor.

Atatürk Samsun’a gidiyor, Anadolu’ya geçiyor. Babam o sırada İstanbul hükümetinin görevlisi.

Atatürk, İstanbul’da olanlardan haberdar olmak için babamın orada kalmasını istiyor. Babam İstanbul’da bir müddet daha kalıyor. Annemle babam İstanbul’da Süleymaniye semtindeki evlerinde yaşıyorlar. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.