Muhsin Yazıcı

Kategori -Avukat Fıkraları

Beraat

Beraat

Temel, Fadime’ye tecavüz suçundan mahkemeye düşmüş. Ülkenin en iyi avukatı savunuyormuş Temel’i.

Karar:10 yıl hapis.

Temel Yargıtay’a başvurmuş, dava yeniden başlamış.

Eski avukatının yanına ikinci bir avukat tutmuş.

Karar: 10 yıl hapis.

Devamı…

Güzel sanık

Günün fıkrası: Güzel sanık

Savunma avukatı söz almış,

-“Sayın erkek jüri üyeleri.. ” diye başlamış,

-“Karar verirken kendinize sormanız gereken bence şu olmalı… Amacınız şu muhteşem güzellikteki müvekkilimi rutubetli, karanlık bir hücreye kapatmak mı, yoksa deniz kenarındaki küçücük dairesindeki üzeri ayna kaplı yatağında pembe saten çarşafının üzerinde sizlerin yapmış olduğu bu iyiliğin ezikliği altında ne isterseniz yerine getirecek bir ruh halinde onu aramanızı beklemesini sağlamak mı?..

Buyurun karar verin!!!!!!!

www.muhsinyazici.com

Hakemler ve avukatlarda bizde

Hakemler ve avukatlarda bizde

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış:
-“Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?”
-“Boşuna oynamayalım, biz kazanırız”, demiş şeytan.
-“Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde…”
Şeytan şeytanca gülümsemiş:
-“Ama bütün hakemler
ve avukatlar da bizde…”

 

Karakuş Hakim

 

Karakuş Hakim 

Kentin kadısı olan Karakuş Hakim, fırının önünden geçerken mis gibi bir koku duymuş. Hemen sormuş fırıncıya: 
– Ne var fırında? 
– Kaz kızartması efendim, bir müşteri getirdi. 
– Pişince bizim eve gönder kaz kızartmasını… 
– Aman yapmayın efendim; belalı bir adamdır sahibi, başım derde girer… 
– Uzun etme ulan. Sonunda bana gelecek değil misiniz? Sen gönder kazı pişince, eve… 
– Sahibi gelince ne diyeyim peki? 
– Uçtu, dersin. 
Karakuş Hâkim, mahkemesinin yolunu tutmuş. Fırıncı da pişen kazı, Karakuş Hakim’in evine göndermiş.

 

Az sonra kazı almaya gelmiş belalı müşteri:

– “Bizim kaz nerede?”

Fırıncı:

-“Sizin kaz, uçtu efendim” demiş.

– “Ne?.. Kesilip yolunup temizlemiş kaz, uçar mı ulan pezevenk?”

Ve bir gözü de kör olan belalı müşteri, çektiği gibi palasını, fırıncının üstüne yürümüş. Fırıncı, kapıdan fırlayıp kaçmaya başlamış. Belalı da, palasıyla peşinden:

-“Vay kazım, vay kazım” diye bağıra bağıra…

Fırıncı can havliyle bir evin bahçesine dalmış. Bahçede hamile genç bir kadın çamaşır yıkıyormuş. Fırıncıyla, peşindeki palalıyı görünce, düşüp bayılmış, çocuğunu düşürmüş.

Bu kez de kızın babası takılmış, belalının arkasından fırıncının peşine:

-“Vay kızım, vay kızım!” diye…

Fırıncı, Karakuş Hakim’in mahkemesine doğru koşuyormuş. Peşinde de, elinde palasıyla:

– “Vay kazım, vay kazım!” diye kendisini kovalayan, bir gözü kör bir belalı; onun da peşinde

-“Vay kızım, vay kızım!” diye koşan bir baba…

O sırada yoldan geçen bir adamın gözüne girip, gözünü çıkarmış belalının palası… Gözü çıkan adam da katılmış fırıncının peşindeki kafileye

-“Vay gözüm, vay gözüm!” diyerek…

Fırıncı nefes nefese Karakuş Hakim’in karşısına çıkmış. Peşinden de, eli palalı belalı, öfkeli yaşlı baba ve gözü çıkmış adam…

Karakuş Hakim:

-“Durun bakalım, demiş, anlatın mesele nedir?”

Belalı, başlamış anlatmaya:

-“Ben kızartması için yolunmuş bir kaz getirdim fırıncıya; almaya gittiğimde, bana ‘kaz uçtu’ dedi…

Karakuş Hakim:

-“Hemen kara kaplı kitaba bakalım” demiş.

Ve yanındaki kara kaplı kitabın sayfalarını çevirdikten sonra:

– “Bak..” demiş, “… kara kaplı kitap ne yazıyor, ‘kaz, uçan bir hayvandır’ diye yazıyor. Demek ki, uçabilir kaz. Sen çekil bakayım kenara…”

Ve yaşlı adama dönmüş:

-“Senin derdin ne?”

-“Efendim hamile kızım bahçede çamaşır yıkıyordu; bu adamlar girdiler bahçeye; kızım korkup bayıldı, çocuğunu düşürdü…” 
– Kaç aylık hamileydi kızın? 
– Üç aylık… 
– Kısasa kısas… Sen şimdi kızını fırıncıya ver. Onu gebe bıraksın. Çocuk üç aylık oluncaya kadar da kendisine bakıp, sonra geri versin sana…”

Yaşlı adam:

-“Vazgeçtim davamdan!” demiş. Sıra palayla bir gözü çıkan adama gelmiş.

O da anlatmış olup biteni.

Karakuş Hakim:

-“Evet, demiş. Kısasa kısas. Sen de palalı adamın bir gözünü çıkaracaksın. Ancak onun zaten bir gözü kör. O nedenle de, o senin bir gözünü daha çıkarsın; sen de onun bir gözünü çıkar, olup bitsin…”

Gözü çıkan adam da, geri almış davasını… 

Bilirsin Şerif avukatlar hep yalan söyler

Bilirsin Şerif avukatlar hep yalan söyler

Şehirlerarası yolda avukat dolu bir otobüs yoldan çıkarak bir çiftçinin tarlasına girmiş ve ağaca çarparak devrilmişti.

Olayı duyan Şerif, kaza mahalline intikal ettiğinde çiftçinin derin bir kuyu kazarak cesetleri gömdüğünü gördü ve sordu:

-“Hepsinin öldüğünden emin misin?”

Çiftçi küreği bırakarak Şerif’e döndü,

-“Bazıları henüz ölmediklerini ileri sürdüler ama bilirsin, avukatlar hep yalan söyler zaten!”

Temel televizyonu mahkemeye vermiş

Temel televizyonu mahkemeye vermiş

Bizim Temel, bir tv kanalında yarışmaya katılır.
Kazandığı parayı eksik verirler.
Temel nedenini sorar.
-“E, öyle vergi kesiyoruz” yanıtını alır.
Bunun üzerine Temel, avukata başvurur. Avukat ona Televizyonu mahkemeye ver der.
Aradan zaman geçer avukat yolda Temeli görür, ona sorar.
-“Ula televizyonu mahkemeye verdin mi?”
Temel yanıtlar.”
-“Verdim ama ertesi cün keri ketirdim oni…”
-“İnsan yine de televizyonsuz yapamaya! Sonradan geri aldım onu”

Baban avukat olsa sen ne olurdun

Baban avukat olsa sen ne olurdun

Çocuğun biri önüne gelene laf sokuyormuş annesi ve babası çocuğu terbiye etmesi için babaannesinin yanına taksiyle köye yollamış.Taksici çocuğa başlamış soru sormaya:
-“Senin baban avukat olsa sen ne olurdun?”
Çocuk yanıt vermiş:
-“Avukat çocuğu olurdum.”
Taksici yine sormuş :
-“Senin baban doktor olursa ne olurdun?”
—“Doktor çocuğu…”
Taksici çocuğu saf zannedip sormuş:
-“Annen orospu baban kavat olursa sen ne olurdun? Demiş.
Çocuk gülümseyerek:
-“Senin gibi taksi şoförü olurdum.”

Avukat ile aptal sarışın

Avukat ile aptal sarışın

New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın aptal görünüşlü bir hanım yan yana oturuyorlar.
Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor.
Kabul görünce oyunu anlatıyor:
-“Size bir soru soracağım, yanıtı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.”
Ve ilk soruyu soruyor:
—“Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?”
Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.
Soru sorma sırası sarışına gelmiş:
—“Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?”
Adam dakikalarca düşünmüş… Yanıtı bulamamış…
 Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış.
Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
—“Yanıt ne?”
Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış…

Ona lolo buna lolo

Ona lolo buna lolo

Avukat bir hakaret davasında sanık durumundaki müvekkilini savunacakmış.. Müvekkiline demiş ki;
-“Bak oğlum, hâkim sana ne sorarsa dilsiz taklidi yap ve hep lolo de demiş.. Zinhar konuşmak yok tamam mı?
Avukatın dediğini yapmış sanık.. Sonra avukatı söz almış ve gördüğünüz gibi müvekkilim dilsizdir hep lolo diyor.
Bu şekilde birine hakaret etmesi olanaksız  ve bu davada müvekkilimin beraatını talep etmekteyim demiş.. Sonunda hâkim sanığın beraatına karar vermiş..
Dışarı çıkmışlar avukat hadi demiş senin işin tamam hallettik şimdi gelelim vekalet ücretine deyince;
Bizimki:
-“ Lolo demiş..”
Avukatın tepesi atmış..
—“Seni utanmaz ona lolo buna lolo bize de mi lolo ulannnn.”

İki şartım var

İki şartım var

Amerika’da, evlilik ve seks danışmanları vardır. İşler iyi gitmemeye başladı mı, boşanmak için avukatlardan önce, bu danışmanlara başvurulur, belki son bir umut için.
Amerikalı Temel ile eşi, son zamanlarda seks yaşamlarının eskisi gibi olmadığını fark etmişler. Kalkmış danışmana gitmişler..
Danışman onları uzun uzun dinlemiş..
– “Seks yaşamınıza biraz renk katmanız gerekir. Hep aynı pozisyon, seksi monotonlaştırır. Hayalinizi kullanın.. Değişik şekiller deneyin!..”
– “Nasıl yani” demiş, Temel..
– “Mesela” demiş, danışman.. “El arabası pozisyonunu deneyin..”
– “O nasıl oluyor” demiş, Temel!..
—“Basit” demiş, danışman.
—“Eşin yüzükoyun uzanacak. Sen iki ayağını tutup kaldıracaksın. Eşin elleri üzerinde kalkacak. Bir yandan yürüyeceksiniz. Bir yandan da, yani tam el arabası gibi birleşip gideceksiniz.. Anladın mı?..”
Eve dönmüşler.. Temel seslenmiş..
– “Hadi bakalım.. El arabasına hazır ol!..”
– “Tamam olurum, ama iki şartla” demiş, karısı..
—“Birincisi, acıtırsa hemen bırakacaksın.
-“ İkincisi.. Annemlerin evinin önünden geçmeyeceğiz!..”
 

Metres mi eş mi?

Metres mi eş mi?

Bir doktor, bir avukat ve bir bilgisayarcı bir metres ya da bir eş edinmenin iyi ve kötü yanlarını tartışıyorlardı.
Avukat der ki:
– “Kesinlikle metres daha iyidir. Eğer bir karınız varsa ve boşanmak isterse, bir sürü yasal problem çıkar.”
Doktor der:
– “Bir karınızın olması daha iyidir çünkü eş bir tür güven duygusu verir ve stres düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız için yararlıdır.”
Bilgisayarcı der;
– “İkiniz de yanılıyorsunuz. Hem metresiniz hem de karınız olmalı ki karınız metresinizle ve metresiniz karınızla olduğunuzu düşündüğünde siz rahat rahat bilgisayarla çalışıyor olabilesiniz.”

İşçilik masrafı

İşçilik masrafı

Bir akşam tiyatrodan çıkmış iki erkek arkadaş yolda yürürlerken önlerinde iyi giyinmiş, şık ve alımlı bir hanımın yürüdüğünü fark ederler. Erkeklerden birisi diğerine;
– “Bu hanımla bir gece geçirmeye 500 dolar veririm” der.
Bu sözleri işiten genç hanım başını çevirir ve
– “Teklifinizi kabul ediyorum” der.
Teklifi yapan erkekle hanım beraberce genç ve çekici kadının evine gidip hemen yatağın yolunu bulurlar. Ertesi sabah apartmanı terk ederken, adam kadına 250 dolar verir. Hanım pazarlık bakiyesi parayı ister ve “250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim” der.
Adam güler,
– “Bunu nasıl ve hangi esaslara göre yapacağınızı görmek isterdim” deyip apartmanı terk eder. Ertesi gün mahkemeden gelen celp pusulası adamı şaşırtır. Hemen avukatına gidip olayı detaylarıyla anlatmış. Avukat,
– “Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alınabileceğini sanmıyorum. Ancak davanın nasıl sunulup savunulacağını doğrusu pek merak ediyorum” der. Dava başlamış ve ön soruşturmadan sonra hanımın avukatı mahkemeye dava konusunu aşağıdaki şekilde arz etmiş:
– “Muhterem hakim beyefendi, muvekkilem, bu hanımefendi, itina ile yetiştirilmiş çimlerle örtülü bahçe niteliğinde bir gayrimenkule sahip bulunmaktadır. Bu arazi parçasını belli bir süre için davalı beyefendiye 500 dolar karşılığında kiralamıştır. Davalı gayrimenkulü kira amacına uygun olarak kullanmış ve kira müddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin yarısı olan 250 doları ödememiştir. Kira tutarı yüksek bir bedel değildir, kaldı ki kiralanan yer özel ve yasal bir bölgedir. Dileğimiz adaletin yerine gelmesi ve davalının muvekkileme anlaşmanın bakiyesi olan meblağı ödemesidir.”
Davalının avukatı bu beklenmedik savunma karşısında şaşırmış fakat bir avukat olarak işin enteresanlığından haz duymuş ve hemen daha önce hazırladığı savunmasını kenara koyarak davayı söyle savunmuş:
– “Muhterem hâkim beyefendi, muvekkilim bu genç beyefendinin, bu genç hanımdan sahibi olduğu gayrimenkulu bir süre için kiraladığı doğrudur ve muvekkilim bu anlaşmadan son derece memnun kalmıştır. Bununla beraber muvekkilim arazide bir kuyu bulmuş ve kuyuyu örgü taşlarıyla donatmış, kuyuya boru indirmiş ve pompa yerleştirmiştir. Bütün bu uğraşların işçilik masraflarını muvekkilim üstlenmiştir.
İnancımıza göre bütün bu arazi geliştirme çalışmaları ödenmeyen meblağı karşılayacağından aleyhimize açılan davanın düşmesini talep ediyoruz.”
Genç hanımın avukatı tekrar söz almış:
– “Muhterem hâkim bey, muvekkilem, davalının beyan ettiği gibi arazi üzerinde bir kuyu bulunduğunu ve gerekli gelişmeleri yaptığını kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydı davalı muhtemelen bu araziyi kiralamayacaktı.
Ayrıca arazi tahliye edildiğinde davalı söz konusu ettiği taşları, boruyu ve pompayı sökerek beraberinde götürmüştür. Bu bakımdan davamızda ısrar ediyor ve vereceğiniz kararın adalete uygun olmasını diliyoruz.”

Avukat ve doktor

 

Avukat ve doktor


Avukat, doktor arkadaşı ile sohbette iken doktora gelen telefonda hastası hastalığı ile ilgili bir şikayette bulunur..

Doktor da kendisine kullanacağı ilacı ve tavsiyelerde bulunarak telefonu kapattıktan sonra avukat arkadaşına dönerek

– “Ben şimdi muayene ücretini hakkettim mi?” diye sorar..

 Avukat ise:

– “Elbette ettin. Çünkü senin reçeten ve tavsiyen ile şifa bulacak” der.

Bunun üzerine doktor. muayene ücretini tahsil amacı ile hastasına faturayı gönderir..

Bir müddet sonra kendi masasında ki zarfı açınca şu yazıyı okur..

– “Danışma ücretiniz… şu kadardır lütfen ödeyiniz..”

Faydasız bilgi

 

Faydasız bilgi


George ve Harry balonda Atlantik okyanusunu geçmektedirler. George Harry’ye döner ve biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım der.

 

Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar.

George:

– “Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım” der.

Harry adama bağırır:

– “Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. “ 

Adam geri bağırır:

-“Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız” 

George Harry’ye döner ve:

– “Bu adam bir avukat” der. 

Şaşırır Harry:

– “Nasıl anladın” der. 

– “Çünkü” der.

 George:

– “Verdiği bilgi %100 doğru .. Fakat faydasız”.

Bildiğin bütün duaları oku

 

Bildiğin bütün duaları oku

Bir kış günü evinden adliyeye arabasıyla gelirken otostop yapan genç birini arabasına almış.

 

Siyah giysili uzun saçlı delikanlı arabanın camındaki hakimlik armasını görünce:

 “Abi siz hâkimsiniz herhalde” demiş.

Arkasından:

 “Biz Yüksel caddesinde oturuyoruz.  Bizi polisler satanist diye alıp götürüyor. Bize yardımcı olabilir misiniz?” demiş.
Hâkim arkadaş:

– “Düşündüm” diyor nasıl yardımcı olabilirim ki.

Sonra demiş ki:

– “Sen sübhaneki” yi biliyorsan polis yakaladığında oku bırakırlar.”

 Delikanlı endişeli:

– “Ya bırakmazlarsa abi “ diye sorunca.

Hâkim:

  “O zaman her ihtimale karşı bildiğin bütün duaları oku” demiş.

Hafız mıyız sanık mı?

Hafız mıyız sanık mı?

Adamın biri camiden halı çalarken yakalanmış.  Hâkim önüne çıkarılmış.  

Hâkimin:

  “Bunu neden yaptın?” sorusu üzerine sanık,
– Ne alaka hâkim bey!  Ben camide dua okuyordum, demiş.
Hâkim, adamın pek ibadet ve dua ile işinin olmadığını anlayıp sormuş:
– “Bir dua oku bakayım?”
Adam:

– “Bismillah” demiş.

Hâkim:

– “Olmaz.” demiş.

Adam:

– “Allahuekber” demiş.

 Hâkim yine:

– “Olmaz.” demiş.
Arkasından:

 “Atın bu adamı içeri” demiş.
Adamı görevliler götürürken adam bağırmış.
– “Ne biçim iş bu. Burada hafız mıyız, sanık mıyız belli değil.

Cennette nikâh

 

Cennette nikâh


Evlenme hazırlığı içinde olan bir çift trafik kazasında ölüp cennete giderler. Damat adayı durumu görevli meleğe anlatarak evlenip evlenemeyeceklerini sordu.

 

 “Bir bakayım” dedi görevli melek.

Aradan 3 ay geçtikten sonra görevli melek mağdur çifte sevinçli haberi vermek için:

 -“Her şey ayarlandı. Sizi evlendirebiliriz” dedi.

– “Şey… Biz düşündük de, acaba evliliğimiz yürümezse bizi boşayabilir misiniz?” dedi damat adayı.

Görevli melek gök gürültüsü sesiyle son derece kızgın bir şekilde;

– “Siz manyak mısınız??? Cennette bir imam bulabilmek için 3 ayımı verdim. Avukat bulmak ne kadar sürer tahmin edebiliyor musunuz?”…

Taksit taksit beraat

Taksit taksit beraat


Avukat müvekkilini savunuyor.

–Suçun unsurları oluşmadığından müvekkilimin beraatini talep ediyorum..

Hakim;

-Hemen mi?

–Takdir mahkemenin;, Taksit taksit de olabilir!…

O öyle değil

 

O öyle değil


Cingöz avukatımız dosyasını almadan hakim karşısındadır.. davalı taraf ile bir çok davası olduğundan yargılamanın konusuna vakıf değildir.. avukatımız başka bir dosyanın konusunu anlatmakta iken, Hakim kendisine hitaben:

– “Davanın konusu bahsettiğiniz şekilde değil!. deyince uyanık avukatımız durumu kurtarmak için aynen;”

– “Hakim bey; davalı taraf neyi iddia ediyorsa işte o öyle değil!.. “

Bunun üzerine hâkim;

– “Anladım avukat bey…”

 

İkinizi de harcarım

İkinizi de harcarım

Bir mahkeme salonu düşünün… Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar. 

Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır…

– Bayan Jones… Beni tanıyor musunuz? Yaşlı teyze yanıt verir:

– “Ah evet Bay Williams sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız…”

Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur. Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar :

– Peki Bayan Williams, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?

Kadın yine yanıtlar:

– “Elbette tanıyorum. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım.. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir.. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor..”

Yine herkes şokta.. Bütün salonu bir uğultu kaplar.. 

Hâkim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek kulaklarına şunu fısıldar…

– “Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım.”

Köpeğin torpili var benim yok

 

Köpeğin torpili var benim yok

Temel kendini ısıran köpeği cezalandırmak için ayağından bir ağacın dalına asar.
Hayvanları koruma derneklerinin şikâyeti üzerine hayvana kötü muameleden hâkim önüne çıkarılır.
Hâkim sorar:
– “Bunu neden yaptın?”
Temel kendin emin yanıt verir.
– “Bu cezayı hak etti hâkim bey bunun neresi suç ki.”
Hâkim biraz açıklama ihtiyacı duyar.
– “Bak Temel. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilleri bunu suç olarak kabul etmişler. Bizde bunu uyguluyoruz.”
Temel kızmış ve sitemkâr bir eda ile söylenmiş.
– “İstediğiniz cezayı verin hâkim bey.  Şimdi köpeğin meclisten torpili var benim yok öyle mi?”

 

Doğan görünümlü şahin

Doğan görünümlü şahin

Bir duruşma esnasında Hâkim, sanık olan kadına yaşını sorar.
Kadın.
-Aslında 1968 doğumluyum ama nüfusta yaşımı büyük yazmışlar, der.
Hâkim kızar:
-Biliyorum doğan görünümlü şahinsin ama sen yine de nüfustaki yaşını söyle.

Sizi dava edeceğim

Sizi dava edeceğim

Cennet meleği ile cehennem meleği aralarında konuşuyormuş:

Cennet meleği:

-“cennet ne güzel. Irmaklar, yeşillikler…. Hem de serin. Oysa cehennem kim bilir ne kadar sıcak, alevler, korlar..

Cehennem meleği:

– “Yoo demiş. Burada bir mühendis çocuk var bir klimalar yaptı püfür püfür esiyor. Cennet meleği hemen:

– ‘Kim o kişi der ve elindeki listeye bakarak o yanlış gitmiş, sizi dava edeceğim’ der. Cehennem meleği şöyle der:

– ‘iyi de, avukatı nerden bulacaksın. Hepsi ve en iyileri bizde.