Muhsin Yazıcı

Kategori -Bayburt fıkraları

Duyuru

Duyuru

Bayburt fıkralarının önemli kısmı Fuat Baş’ın BAYBURT FIKRALARI” kitabından alınmıştır. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Ordular! İlk Hedefiniz…

Ordular! İlk Hedefiniz…

Bayburt’un ihtiyarları kahvede oturmuşlar.

Başlamışlar:

-“Eski günleri, Kurtuluş Savaşı anılarını” anlatmaya.

Biri:

– “İnönü savaşlarından” bahsetmiş.

Öteki:

– “Dumlupınar’dan.”
Üçüncü Bayburtlu:

– “Ağalar” diye konuya girmiş:
– Bir gün Atatürk bize dedi ki…
Atatürk’ün:

– “Ne dediğini hatırlayamamış.”
– Atatürk dedi ki… Dedi ki…
Yine hatırlayamamış Atatürk’ün:

– “İlk hedefiniz Akdeniz’dir” komutunu.
Diğer Bayburtlular sıkıştırmışlar:
– Ne dedi?.. Atatürk size ne dedi?
Bayburtlu:

– “Aha şincik hatırladım” demiş:
– Başkumandan Atatürk dedi ki:

-“Ordular ilk hedefiniz Çoruh’tur… Dökün düşmanı Çoruh nehrine.

www.muhsinyazici.com

Tutun Bırağmayın Ben de Gelirem

Tutun Bırağmayın Ben de Gelirem

Bayburt’un işgal yıllarında Ermeni mezalimi etrafı kasıp kavurmakta. Kurtuluş savaşı başlamış her yerde mücadele olanca hızıyla devam etmekdedir.

Kuvay-i milliyeden bir grup yurtsever şehri kurtarmak üzereyken, Şehit Osman tepesi ve Duduzar tepesinden top atışı başlar.

Minareden ezan sessiyle birlikte halka kurtuluş haberini imam minarenin şerefesinden verir.  

Minarenin şerefesinden etrafı gözleyen imam, bir köşede Kuvay-i milliyenin, Ermenileri sıkıştırdıklarını görür ve heyecanla aşağıya seslenir.

–  Ola uşahlar! Tutun, bırağmayın, ahan ben de ezeni bitirdim gelirem, bırahmayın ha!www.muhsinyazici.com

Arka Kısmımızı Bir Görseniz

Arka Kısmımızı Bir Görseniz

Türk Havayolları İstanbul-Erzurum seferini yapan uçağın inişe doğru geçtiği sırada, Pilot anons eder:– Sayın yolcularımız, şu an Bayburt semaları üzerinden geçiyoruz. 

Birkaç dakika sonra Erzurum havalimanına iniş yapacağız, hava  parçalı-bulutlu 15 dereceee ………AMAN ALLAHIM! HAY ALLAH!….. ……..”  

Ve anons o anda kesilir. Bütün yolcular panik halindedir.

Ortalık çalkalanır. Bir kaç dakika sonra,  pilot bir açıklama yapmak üzere mikrofondadır; bu geçen süre, yolcular için sanki yıllar kadar uzun sürmüştür.

Pilot:

– Sayın yolcularımız, kusura bakmayın sizleri korkuttum, özür dilerim. Ama hostes yanlışlıkla üstüme bir fincan sıcak kahve döktü, canım çok yandı, pantolonun ön kısmını bir görseniz!

Arka sıralarda oturan Bayburtlu bir yolcu bağırarak:

-O da bir şey mi, sen bizim pantolonların arka kısmını bir görsen!

www.muhsinyazici.com

Potini Kim Çaldı

Potini Kim Çaldı

Askeri birlikte, okuma-yazma bilmeyen Mehmetçiklerimize, okuma-yazma kursu açılmış, adına da

-“Ali Okulu” deniyor.

Okuma yazması olmayan Mehmetçikler, kursa alınmışlar. Öğretmenlik yapan komutan, bir fiş yazdırıyormuş,

– “Ali potin çaldı” 

Öğretmen komutan, demiş ki, yazın;

-“Ali potin çaldı!”

Bu fişi komutan okuyunca, hemen ismi Ali olanlar tek tek ayağa kalkmışlar, sırayla

– “Ben çalmadım! Komutanım ben çalmadım”

Bizim Bayburtlu Ali daha inandırıcı olmak için bir de yemin etmiş,

– “Valla komutanım potini ben çalmadım”

www.muhsinyazici.com

Bayburtspor-Galatasaray Maçı

Bayburtspor-Galatasaray Maçı

Bir gün Bayburtspor’a maç teklifi yapan Galatasaray Bayburtspor’u İstanbul’a çağırır. Bayburtspor İstanbul’a gider.

Bayburtsporlu oyuncu Hakkı maça ben tek başıma çıkarım, siz İstanbul’u gezin der. Kabul edilir. Arkadaşları maçı radyodan dinler.

Maç başlar ve Bayburtspor dk: 10′da 1-0 öne geçer. Dakika: 90′da Galatasaray 1-1 yapar. Hakkı ağlaya ağlaya gelir.

Arkadaşları:

– Ağlama Hakkı hiç değilse 1-1 bitti der.

Hakkı:

– Ben ona değil 11. dakikada kırmızı kart yediğime ağlıyorum.

www.muhsinyazici.com

Segirdip Gelecekler Eee Soora Nelacak

Segirdip Gelecekler Eee Soora Nelacak

Bayburt saat kulesi önünde öğrenciler toplanmış, Atatürk koşusu için hazırlık yapılıyorken, Aksaçlı köyünden, Gülbek emi gelir, koşu için hazırlık yapmakta olan öğretmen ve öğrencilere yaklaşır.  

Telaş içindeki öğretmen ve öğrencileri görünce dayanamaz ve sorar:

 – “Ola uşaklar neydir siz?”  

Öğretmenlerden biri, soruyu yanıtlamaya çalışır:

-“Şey emi, Atatürk koşusu var o yapılacak” der.

-“Atatürk koşusu mu?” diye soruyu yineler.

– “Evet, bey emi”. “Yani benim anniyacağım, bu soğukta segidip gelecekler, he?”  diye şaşkınlıkla sorar.

– “Segirdip gelecekler, eee sora ne olacak.?”  

Öğretmen yanıt verir:

-“Sonra birinci, ikinci ve üçüncü gelen koşuculara, koşudan sonra ödülleri verilecek”

-“Diyer segidenlere bişe yok, ele mi? Zaten birinci ikinci ve üçüncünün de kim olacağı bellidir!”

-“Evet belli” “Eee o zaman,  bu soğukta, ötekiler niye segidir ki?”

www.muhsinyazici.com

Bayburtlu Davulcu

Bayburtlu Davulcu

Mahalli seçimlerde, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığını açıklayan, başkan adayı, şehir meydanına kurulan kürsüden, propaganda konuşması yapmaktadır.

Meydana toplanan halkı coşturmak için de, Bayburtlu bir davul zurna ekibi getirilir ve başkan adayının her konuşmasını davul-zurna ekibi, halk ezgileriyle destekler.

Davulcu, başkan adayının propaganda konuşmasını davuluyla her kelime ve cümle bitiminde, davuluna:

– “Dan dan dan” vurarak onaylar.

Coşan seyircileri eğlendirmek içinde arada bir davula, zurna da halk ezgileriyle eşlik etmektedir. Başkan adayı, mikrofondan halka şöyle seslenmektedir: 

—“Sevgili hemşerilerim”.

Davulcu , zurna eşliğinde:

“Dan dan dan” onaylar.

Halktan da coşkulu bir alkış.

—“Hükümetler batı illerine fabrikalar, otobanlar yaparken, Doğu ve Güneydoğu’ya karakol yaptılar, jandarma gönderdiler.”

Davulcu halk ezgileri eşliğinde:

– “Dan dan dan” onaylar. Arada bir de konuşmacıyla göz göze gelir, başını hafif yana yatırarak gözünü de kıstırır, onayladığını ifade eder. Davuluyla da onaylar.

Halk alkışlarla birlikte, kadınlardan arada bir:

– “Zılgıt” duyulur.

—“Bölgemizde, yoksullaştırma politikası uygulanmaktadır. Bunun mağduru, elbetteki tek taraflı olmayacaktır.”

Alkışlar eşliğinde, davul zurna ekibi halk ezgileri çalarlar. Konuşmayı, davulcu davuluyla onaylar:

-“Dan dan dan”.

—“Bizim için ekonomik ve sosyal kalkınmada önemlidir. Sosyal ve ekonomik kalkınmayı da söke söke alacağız. Yoksulluk kefenini yırtacağız.” 

Davul:

– Dan dan dan dan dan”

Halktan:

– “Yaşa-varol”   sesleri, coşkulu alkış.

—“Başbakan, barış konusunda samimi değil. Samimi olsaydı, önce kendi ülkesinde barış sağlanması için çaba sarf ederdi.”

Davulcu onaylar:

– “Dan dan dan dan” davulcu ve zurnacı güzel bir halk ezgisi çalar. Partinin seçmiş olduğu seçim çalışmalarındaki ezgileri seslendirir.

Seyirciler coşkuyla alkışlarlar.

— “Filistin için barış ve ateşkes isteyeceksin. Başbakan, barış için önce kendi ülkesinden işe başlasın.”

Davul zurna eşliğinde, seyirciler;

– “En büyük başkan, bizim başkan. En büyük başkan, bizim başkan” 

Davul:

– “Dan dan dan”

—“Birlik ve beraberliğimizi, sonuna kadar korumamız gerekir. Telafisi olanaksız olan tahribatlara yol açacak şeylerden kaçınılmalıdır.” 

Davulcu ve zurnacı güzel bir halk ezgisi çalar. Partinin seçmiş olduğu seçim çalışmalarındaki ezgileri seslendirir.

Seyirciler coşkuyla alkışlarlar…

— “Kimliğimizden, dilimizden, kültürümüzden ve inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Davulcu:

– “Dan dan dan”  davula vurarak onaylar.

—“Kültürümüzü ve kimliğimizi kabul etmeyenler, 20 yıldır verilen mücadele sonucu bunu kabul etmişlerdir.”

Davul- zurna ekibi:

– “Olmaz olmaz bu iş, olamaz. Hiç yalvarma bu iş olamaz” şarkısını seslendirir. Kürsüden, başkan adayı, davulcuya bakar. Bu ezgi, bizim seçim parçamız değil der gibi bakar. Ama konuşmaya devam eder.

Ezgi bitince, davul:

-“Dan dan dan” Konuşmacı devam eder…

—“Kültürümüzü, kabul ettiler. Bu mücadele böyle devam ederse, yakında bu toprakların adını da kabullenecekler.” der. Ancak davulcudan çıt çıkmaz. Alkışlar, zılgıtlar devam eder.

Kürsüden konuşmacı dayanamaz sorar.

-“Davulunu çalsana! Niye çalmıyorsun?”

Davulcudan çıt çıkmaz. Davul –zurna susar.

Davulcu;

—“Siz ya tarih okumadınız, ya da bir şey bilmiyorsunuz. Bu topraklar, bin yıldır Türk toprağı. Bu yurt için atalarımız omuz omuza verdiler. Kader birliği ettiler, kardeş oldular.

Bey, siz ne diyorsunuz?

—….”Ya, bu propaganda propaganda.” der ve tebessüm edip teselli etmeye çalışır…  

www.muhsinyazici.com

Bayburtlu ile eşeği

Bayburtlu ile eşeği

Bayburtlu, eşeğinin yularını tutmuş, köyüne gidiyormuş. Karşıdan gelen bir ‘yabancı’ sormuş:
– Amca eşek kendi kendine gider, sen ne diye yuları tutmuş, çekiyorsun?
‘Bey bey’ demiş Bayburtlu:
– Doğru söylirsen, güzel söylirsen emme ve lakin Baybut’ta senin gibi akıllı eşek neredeee?
www.muhsinyazici.com

Cennet

Cennet

Bayburtlu hacca gitmiş.
Hac sırasında hastalanmış, yatağa düşmüş.
Bir süre sonra, hastanede ‘memleket hasretiyle’ yanıp tutuşurken…
Kendi kendine söylenmeye başlamış:
– Ah Bayburt, güzel Bayburt.
– Şincik Bayburt’ta olacaktım, Çoruh’un kıyısında oturacaktım.
– Üstümde kavak dalları, altımda çayır çimen.
– Sağım solum cins cins çiçek.
– Kuşlar ötüşür, Çoruh gürül gürül akar.
– Hele bir de tavşan kanı çayı demledim mi?
– Gel keyfim gel.
Bayburtlunun kendi kendine konuşmasını dinleyen doktor:

– ‘Sus sus’ demiş:
– Bu senin anlattığın yer cennetin ta kendisi… Dünya yüzünde öyle bir yer yok ki.
www.muhsinyazici.com

Kurban kesmek isteyen Alman

Kurban kesmek isteyen Alman

Alman’ın birisi yeni Müslüman olmuş ve Bayburtlu bir kızla evlenmiş. Kurban bayramı, bakmış bütün Müslümanlar kurban kesiyor.

O da dini vecibelerini yerine getirmek için, bir kurbanlık alır, evinde kesmek ister. Yatırmış koçu, keserken tam yarıya gelmiş, ya bu Müslümanlar kurbanı keserken bir şeyler diyorlardı, acaba neydi diye aklına takılmış.

Hanımına sormayı da, gurur meselesi yapmış. Koşmuş gitmiş bir Türk kahvesine elinde bıçak üstü başı kan, sormuş;

-“Kurban kesmeyi kim biliyor? Millet tırsmış, elinde bıçak üstü başı kan. Hiç kimseden ses çıkmamış. Ya burada Müslüman var mı? demiş.

Bayburtlu bir amcada elinde tespih bir köşede oturuyormuş. Millet onu işaret etmiş Alman’a. Alman da onun başına dikilmiş sormuş.

-“Sen Müslüman mısın amca?” demiş. Bayburtlu amcada onu böyle kan revan içinde görünce çekinmiş, demiş ki;

-“Vay beni işaret edeni… Bana Müslüman diyenin avradını” diye bitirmiş..

www.muhsinyazici.com

Belediye başkanı

Belediye başkanı

Belediye başkanının Bayburt’a hizmet etmediği kahvehanelerde dilden dile dolaşır.

O zamanın belediye başkanı, kahvehanelerdeki konuşmaları duymuş, kahvehanenin birinde sinirlenip, ayağa kalkmış, herkesin duyabileceği bir sesle şöyle demiş,

-“ Bayburtlular, duydum ki benim hizmetlerimden memnun değilmişsiniz.

Kışın Çoruh’un kenarında aptest bozuyordunuz, her şeyiniz donirdi! Ele deel mi? Apteshaneleri getürdüm ağzızın içine yapturdum, eee daha ne istirsiz? Bi de diyorsunuz ki hizmeti mizmeti yok.

Daha ne yapalım?”

www.muhsinyazici.com

Kurban

Kurban

Bayburtlu iki yaşlı karı koca yakınlarına söyleyerek, bir kurbanlık alırlar.Yalnız kurbanlık hastalıklıdır.

Bayrama bir gün kala iyice kötüleşir hayvan.

Karı koca hemen hocaya koşarlar.Kadın;-Hoca efendi bayrama bir gün kala kurban kessek kabul olur mu? Der.

Hoca;

-Yarın bayram, bu günde durun yarın kesersiz.. Der.

Bey mahcup ve sessiz bir ifadeyle;-Hoca efendi biz duriruğ da kurban durmir..

www.muhsinyazici.com

Bayburtlu Kahramanlar

Bayburtlu Kahramanlar

İstiklal Savaşı’nda Bayburt’tan hiç asker alınmamış, buna kızan Bayburtlu yaşlı amcalar şubenin yolunu tutarlar. Komutana biz de asker olacağız derler.

Komutan yok, yeteri kadar askerimiz var, siz burda kalın dese de baş edemez.

Cepaneciye emreder hepsine silah verdirir ve der ki Erzurum’a gidin Kazım Karabekir’in ordusuna katılın.

Bayburtlular yola koyulur, aradan birkaç saat geçtikten sonra hepsi birden geri gelir.

Komutanın kapısına dayanırlar.

Onlari gören komutan sorar, ne oldi niye gitmediniz.

Hepsi birden, ya komutan Kop dağında Rus askerleri vardı, sen bizim yanımıza birkaç tane cenderme versene.

www.muhsinyazici.com

Sen de Heç Bir Pohğ Bülmirsen

Sen de Heç Bir Pohğ Bülmirsen

Dede Korkut şenliklerine Bayburt’ a gelen bir gazeteci, etrafta gördüğü kişilerle röportaj yapmaktadır.

Önce Alaftar Meydanı sonra Mal Meydanı’nı gezerken, gördüğü bir Bayburtluya mikrofonu uzatır ve sorar. Bayburtlunun elinde değneği, gözleri velfecri okumaktadır.
– Sizi tanıyabilir miyiz? Biraz kendinizden ve yaptığınız işten bahsedin.
– Adım Sıdık. Kısaca bana Cambaz Sıdı derler.
– Aaa! Cambazmışsınız? İpte de yürüyor musunuz?
– Yohğ ele deel. Ben mal canbazıyam. Canlı mal alır ve canlı mal satarım. Bu işle iştigal edirem.
Başka biri söze karışır.
– Bu işi yapanlara burada bele derler.
– Ha anladım!
Sıdı gazetecinin soru sormasına fırsat vermeden
– Hep sen sorirsan, hele bi de baam, Goyunlar ot yiyir, fındıhğ gibi gılıklirlar, inekler ot yiyir, biraz sıvi mayıslirlar, atlar da ot yiyir fıstılıklirlar. Bu hayvanların hepsi ot yiyirler niye bele edirler? Heç biri birbirine benzemir.
– Amca ben nerden bileyim bu neden olur.
Sıdı bu yanıta sinirlenir.
– Sen de bi poğ bülmirsen, der ve yürür gider.

www.muhsinyazici.com

Bayburt’tan Sehen Ne Getirem

Bayburt’tan Sehen Ne Getirem

Bayburtlunun biri Almanya’da çalışıyomuş.
Yıllık iznini kullanmak için bayburta gelecekmiş.
Gelmeden önce patronuna sormuş:
– Hele patron sole bağaaam sehen bayburttan ne getirem…
Patron;
– Ne bilim bayburt’un neyi meşhurdur? demiş.
Bayburtlu;
– Davunun kökü vaar… Zıkımın peki var… Pok var… tırık vaarr… şimdi söle baham sehen hangini getirem, demiş..
Patron;
– Bilmem hangisi güzelse onu getir, demiş…
Bayburtlu;
– Tamam, demiş.
Bayburtlu tatilini yapmış gelmiş.

Patron sormuş;
– Hani getirdin mi saydıklarından, diye
Bayburtlu yanıt vermiş;
– Hepsinin zamanı geçmiş, demiş…
 

www.muhsinyazici.com

Enine Boyuna Göre Biçem

Enine Boyuna Göre Biçem

Topal Sabri çok mübalağa yaptığı için oğlu Ahmet bundan çok rahatsız olurdu. Oğlu kendisine çok abartılı konuştuğunu, bu yüzden her yerde mahcup olduğunu söyleyerek bundan böyle toplum içinde bu kabil konuşmalar yapmaması için babası ile anlaşır.

Bu arada Topal Sabri sık sık İstanbul’a gidip gelmektedir.Bir süre sonra mahalle odasındaki toplantıda birisi Topal Sabri’ye

-“Ağabey! İstanbul’da neler yaptın?” diye sorar.

Topal Sabri:

– İstanbulda ele uzun bir arsa almışam ki sanki Koroğun düzlüğü. Bir ucu Koroğun başı bir ucu Koroğun suni.

Oğlu Ahmet yüksek sesle öksürür, babasını uyarır. Dinleyenlerden biri:
– Bu arsanın eni ne kadar?

Topal Sabri:

– 1 metre.
Millet gülmeye başlar.

Aralarından biri
-Yahu bu yomludur, derdemez.
 

Topal Sabri:

-Ben neydim. Oğul oğul dehel ki, durmadan öksirir koymir ki enini boyuna göre biçem.

www.muhsinyazici.com

Dünyada Öyle Yer Var mı?

Dünyada Öyle Yer Var mı?

Bayburtlunun biri hacca gitmiş, farz olan ibadetini yerine getirirken hastalanmış. Bir çadır içinde tedaviye almışlar.

Bütün kontrolleri yapılmış ve çadırda istirahat etsin diye yatırmışlar. Birkaç gün böyle yattıktan sonra, Bayburtlu çocuklarını, memleketini özlemiş, kendi kendine ah oh çekip duruyormuş.

Yine böyle söylenirken demiş ki, aaah! Benim memleketim, ne güzeldir!

Şimdi orda olmak vardı! Şöyle Çoruğun kenarında, kavakların, söğutlerin yarpağlarının hışırtısı! Kuşların dallarda ötüşü, Coruğun suyunun şırıltısı! Hele bir de kıtlama demli bir çay!

Oh be! Deyme getsin!

Bunu duyan, bir Arap hacı bu söylenenlere inanmaz.

-“Sus sus” der. “Senin o söylediklerin cennette. Dünyada öyle yer var mı ki?”

www.muhsinyazici.com

Sen Efendi Emiden Daha mı İyi Bilecen

Sen Efendi Emiden Daha mı İyi Bilecen

      Bayburtlunun biri yaşlı annesini sırtına almış, Şingah mahallesine yukarı gidiyormuş.

Bunları gören komşuları selam vermiş ve sormuş:

– Oğul hayrola nerden böyle?

– Şey efendi emi, anamı hacca gaydettürdüm de işlemleri bitti, oradan gelirük.

– Allah hayırlı etsin! Ey de oğul, senin anan dul deel mi?

– He babam bilirsen rahmetlik oldi!

– O zaman nikâhsız hac olmaz ki?

– Yahu emi niye olmasın? Hangi zamanda yaşiruğ? Hem anamı bu halde kim netsin?

Oğlunun sırtındaki nine sinirlenir oğlunun başına bir tane vurur.

Ve söylenir: 

– Sen efendi emiden daha mı iyi bilecen? 

www.muhsinyazici.com

Ahıllı Eşek

Ahıllı Eşek

Kaymakam Bayburt’u gezmektedir. Değirmenin bir tanesinde bir eşek görür.

Eşeği vatandaşın biri yönlendirmektedir dönmesi için.

-“Halbuki eşek kendi kendine yolunu bulsa da dönse, sizce daha iyi olmaz mı?” der yeni kaymakamımız.

Değirmen sahibi:

– “Eyi has diyirsen de gaymagam bey, hani ele senin gibi ahıllı eşşek” der.

www.muhsinyazici.com

Kırk Yumurta

Kırk Yumurta

Yeni kaymakamı yörenin misafir perver tavrı ile ağırlamaktadır yöre halkı.

Bir misafirperverlik örneği olarak yeni gelen kaymakama kırk tane yumurtanın bir kg yağ içerisinde kırıldığı bir ziyafet hazırlanır.

Kaymakam nezaketen yer. Israr edilir, biraz daha yer. Israr edilir biraz daha yer. Lakin çatlayacak derecede yemiştir. Daha fazla yiyemeyeceğini ifade eder.

Bu duruma biraz kızan yöre halkından biri:

-“Gaymagam bey; gırh yumurta, bi kilo yağ ne pohum ki yiyemirsen” der.

www.muhsinyazici.com

Aman koca şeher ne bilem nerede

Aman koca şeher ne bilem nerede

Malum bayburt yeni il ilan edildi…

Bayburt henüz il olmadan önce bir memur bayburta atanır… şehirde aradığı yeri bulamaz ve yoldan geçen birine :

– Hemşehrim buralarda terzi mustafa varmış bilir misin? der…

Bayburtlu Adam:

-“Evet bizim mustafa demiş… buradan düz sağa git 100 metre sonra dükanını görürsün…” 

Memur gider işini halleder…

Aradan beş gün geçer ve bayburt ilçesi il olur….

Aynı memur yine Terzi Mustafanın dükanını şaşırır ve tam soracak birini ararken 5 gün önce sorduğu ve adresi tarif eden adamı görünce sevinir ve der ki hemşehrim bu terzi mustafanın yeri nerede…

Bayburtlunun yanıtı:

– AMAN KOCA ŞEHER NE BİLEM NEREDE!  

www.muhsinyazici.com

Bayburt Bayburt olalı böyle zulum görmedi

Bayburt Bayburt olalı böyle zulum görmedi

Ankara senfoni orkestrası Bayburt’ta konser verir Konseri görüntüleyen bir televizyon muhabiri ve kameraman Konserden çıkan kişilerle röportaj yapmak izin yanlarına gidip sorar

ilk sordukları eleman universite öğrencisi bir gençtir
-Efendim konseri nasıl buldunuz?
-Çok güzeldi, bu ve buna benzer konserleri Anadolu ya yaymak ve topluma Orkestrayı sevdirmek gerekir, ben Çok beğendim. der

Muhabir biri erkek biri bayan iki gencin yanına gelir
-Konseri nasıl buldunuz?
-Çok güzeldi yaa, ben hep dinlerim zaten orkestra, bethoven’in hastasıyım zaten

Muhabir bu sefer yaşlı bir amca nın yanına yaklaşır ve aynı soruyu sorar
-Dayıcım Konser nasıldı beğendiniz mi?
Yaşlı amcam suratını büzüştürerek ve ekşiterek yanıt verir
-Vallah gızım, Bayburt Bayburt olalı? beyle zulum görmedi!

www.muhsinyazici.com

Guşluği beş geçir

Guşluği beş geçir

Memleketim insanı memleketini para kazanmak maksatlı süreli veya süresiz bir miktar terk eder. Memlekette hatun onu bekler.

Bey efendimiz geldiği andan itibaren hane halkı tarafından o gün bayram ilan edilir. Yine böyle bir gün, yine böyle bir hanenin önünde cereyan eden olay şöyledir:

Hanenin dişi kuşu, kocasının gurbetten getirdiği kol saatini kolunu gere gere taşımaktadır. Bir yandan da bahçeye yıkadığı çamaşırları asar.

Yeni saati gören komşusu dişi kuşa saatin kaç olduğunu sorar.

Saatin rakamlarından çok görüntüsü ile ilgilenen, okuma yazmadan zannımca yoksun dişi kuş ise:

– “Guşluği beş geçir” diye yanıt verir.

www.muhsinyazici.com