Muhsin Yazıcı

Kategori -Bülent Ecevit Fıkraları

Uyanık Eco..

Uyanık Eco..

Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit Avrupa’da bir konseye katılıyorlar. Bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar

Ecevit’in gözü Sezer’e takılıyor.

Sezer o anda:

-“Ay be ne güzel kaşık bunu Semra’ya götürsem iyi sükse yaparım” deyip kaşığı cebine indiriyor

Bunu gören Ecevit içinden:

Ulan bunu Rahşan Semra’da görürüse oda ister deyip bir tane araklamaya karar veriyor tabi.

Konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor Ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor, bunu üzerine Ecevit:

-“Bizi davet ettiniz sağolun” deyip olayı kapatıyor.

Tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken Ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer Ecevit diyorki:

-“Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın Sezer’in cebinden çıkıyor .

www.muhsinyazici.com

Melek

Günün fıkrası: Melek

Bir gün Ecevit, Bush ve Putin ölür.

Melek her birinin bir soru sormasını ister.
Bush hemen atlar:

-“Amerika ne zaman dünyaya hakim olacak?”
Melek yanıtlar:

-“Elli sene sonar”

Bush ağlamaya baslar.

-“Ben göremeyeceğim” der.

Devamı…

Demirel ve Ecevit

Demirel ve Ecevit

Masal bu ya, Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler. 
O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore’la beraber değil mi?. 
Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş. 
Şeytanda:

-“Eh!” Ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit’e gelince o da Demi Moore’ın cezası 
www.muhsinyazici.com

100 Metre

100 Metre

Ecevit, ABD gezisinde başkan Bush ile konuşuyordur, sohbet bir ara farklı bir boyuta uzanır konu buluşlar ve eldeki son başarılardır.

Bush: 
– “Sayın Ecevit biz öyle bir makina geliştirdikki inanamazsınız!”

Ecevit:
– “Nedir o?” 
Bush: 
-“Ölüleri geri diriltiyoruz…”
Ecevit: 
– “Yaa bizimki çok farklı bir başarı sayın Bush, biz “Sosysl Demokrak”lara” 100 metreyi 3 saniyede koşmayı öğretiyoruz…!
Bush:
– “Hımm çok ilginç inanmam bunu görmek için geleceğim” der… 
Gezi biter Ecevit düşünceli bir halde iken bunu gören Bahçeli:
– “Hayırdır sayın Ecevit nedir bu düşünceli haliniz yardımcı olmak isterim. 
Ecevit:
-“Sorma Devlet Bey durum böyle, böyle der anlatır; 
– “Sayın Bush gelecek şimdi ben ne yaparım?” 
Bahçeli:
– Sayın Ecevit düşündüğünüz şeye bakın çok kolay aslında madem sayın Bush öyle dedi ilk önce biz onu ispata davet ederiz, Anıtkabire götürür durumu ilk önce biz görürüz bakalım doğru mu?
Ecevit:
– Aklınla bin yaşa Devlet Bey hiç aklıma gelmezdi sahi ya olur değil mi öyle yapsak! Ama ya birde doğru çıkarsa o zaman ne yaparız?
Bahçeli:
– Sayın Ecevit o zaman zaten ispatlamanıza gerek kalmaz söylediğiniz zaten aynen gerçekleşir….. 

www.muhsinyazici.com

Ecevit’le yatmayız

Ecevit’le yatmayız

Türkiye’nin başbakanı Ecevit, Pakistan ve Hindistan’ın başbakanları ile aynı uçakta seyahat ediyorlarmış. Bir müddet sonra hızla irtifa kaybeden uçak bir köye düşmüş. Nasıl olduysa bu üç başbakan enkazdan tek başlarına sağ kurtulmuşlar.

Akşam yakın olduğundan bir eve sığınıp ertesi gün başlarının çaresine bakmayı düşünmüşler.

Bir kapı çalmışlar. 
-“Kim o?” 
Kendilerini tanıtıp, bize yatak verir misiniz? demişler. 
-“Veririm; ama iki kişilik yerim var, biriniz ahırda yatacak.” 
Hindistan başbakanı: 
-“Ahırda ben yatarım”, demiş. 
Bir müddet sonra kapı çalınmış. Çalan Hindistan başbakanı imiş.
Hindistan başbakanı;
-“Ahırda inek var, o benim için kutsal, yanında yatamam”
Bunun üzerine ahıra Pakistan başbakanı gönderilmiş. Bir müddet sonra yine kapı çalınmış.
Pakistan Başbakanı;
-“Ben müslümanım, ahırda domuz da var. Domuz benim dinimde pistir” deyince çaresiz bizim ECEVİT gitmiş bu sefer. 
-“Bir müddet sonra yine kapı. Bu sefer gelen ahırdaki bütün hayvanlarmış.
Hep bir ağızdan:
-“BİZ BU ADAMLA AYNI YERDE YATMAYIZ!!!” 

www.muhsinyazici.com

Adalet

Adalet

Zaman kötüymüs ülke adeta yıkılıyormus zamanın basbakanı Demirel bu duruma cözüm bulabilmek için hemen devreye girer ve o dönemin bütün siyasi liderlerini toplar.

Toplantıya Ecevit, Türkeş ve Erbakan katılır tabi…

Ecevit’in toplantıda olmasından rahatsız olan Türkeş toplantıyı terk etmek ister. Duruma Demirel müdahale etmek ister; fakat basarılı olamaz arkadan Erbakan devreye girer:

-“Karde, burada iştişare yapıyoruz biraz sakin ol” der.

Türkeş yerinde duramaz. Ecevit’e sataşmaya devam eder.

-“Erbakan, bak sen böyle yapıyorsun biz ise burda ülkeyi kurtarmaya calısıyoruz bak Peygamber efendimiz emretmis iştişare yapmak sünnettir.”

Türkeş ise:

-“İştişare yapmak sünnet ise cihat etmek farzdır” der. 

www.muhsinyazici.com

Sırt çantası

Sırt çantası

Bir uçaga Başkan Bush, Bin Ladin ve Ecevit binip İsviçre’ye dünya meselelerini konuşmaya gitmek üzeredirler.

Az sonra İsviçre Alplerinde dağcılık yapmak isteyen sırt cantalı bir genç gelir, oda onlarla gitmek ister. Kabul ederler. Ucak havalanir, az sonra pilot Kabine girer:
-“Arkadaslar ucagimiz arizalandi bir kac dakika icinde düsecek. Biz beş kişiyiz ama sadece dört paraşüt var”, der ve parasütlerden birini alir ucaktan atlar.

Bunu gören Bin Laden hemen parasütlerden birini alir pilotun arkasindan oda atlar. Bush da atik davranir:
-“Seninle isim bitmedi Bin ladin,” der. parasütlerden birini alip atlar.

Bir parasüt, dagci genc ve Ecevit ucakta kalmislardir.

Ecevit dagci gence:
-“Sen daha gençsin önünde uzun bir hayat var, Parasütü al ve atla kendini kurtar” der. Genc:
-“Yoo ikimizede yetecek parasüt var. Az önce atlayan Baskan Bush benim sirt cantami alip atladi.” 

www.muhsinyazici.com

Klasik ve Karizmatik

Klasik ve Karizmatik

Çok eskilerde Türkiye’de yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş…

Türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında telefonda sormuş: 
-“Eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi Ecevit idi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı.. Demirel… şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye…” 
Bizimkisi yanıtlamış:
-“ikisi de duruyor.. ikisi de başımızda hala… Yalnız birtakım değişiklikler oldu.. Birinin karizması gitti “tik” i kaldı… Diğeri ise klasiği gitti “*ik” i kaldı… Onunla da anamızı belledi… Biz de ona “baba” diyoruz artık”

www.muhsinyazici.com

Düzen

Düzen

Ecevit 1997 yılı seçim kampanyasında konuşuyor: 

-“Bu düzen değişecektir!”

Bir vatandaş bağırmış:

-“Düzen hayatından memnun; düzülen ne zaman değişecek?”

www.muhsinyazici.com

Ecevit’in dileği

Ecevit’in dileği

Son kamuoyu yoklamalarını inceleyen Ecevit’e ilahi bir ses duymuş: 

-“Bülent, dile benden ne dilersen? Yalnız ne dilersen sana 1, Demirel’e 2 vereceğim.”

Ecevit düşünmüş ve:

– “Tanrım, o zaman bana daha az oy ver!..”

www.muhsinyazici.com

Ben Samsun‘a Gidiyorum

Ben Samsun‘a Gidiyorum

Ecevitler’in kapısı çalınmış. Kapıyı Rahşan Hanım açmış. Bakmış ayağında çizmesi, başında kalpağı Mustafa Kemal Paşa. Rahşan Hanım şaşkın içinde donmuş kalmış.

Paşa kaşları çatık:

– ‘’Bana çalışacağım bir oda gösterin ve devletin önemli dosyalarını da getirin’’ diye buyurmuş.

Hemen isteği yerine getirilmiş ve Paşa odaya kapanmış.

Bir gün, iki gün, üç gün içerden ses seda çıkmamış.

Ecevitler Paşa’yı merak etmişler ve dördüncü gün kapıyı dinlemeye başlamışlar. Ancak içerde çıt yok. Çekine çekine kapıyı aralamışlar ve bakmışlar ki pencere açık, yerler parça parça edilmiş dosyalarla dolu ve odada kimse yok. Yalnız camda bir yazı var:

-“Ben Samsun’a gidiyorum!..”

www.muhsinyazici.com

Ecevit artık başbakan değil

Ecevit artık başbakan değil

Ecevit başbakanlıktan ayrıldıktan sonra Rahşan Hanımefendi ile yuvasında mütevazi bir hayat sürüyor. 

Birgün Ecevit ailesinin telefonu çalıyor. Artık bir sekreteri olmadığı için telefonuna kendi bakmak zorunda.

Telefonu açınca bir erkek sesi:

-“İyi günler, Başbakan ile görüşebilir miyim?”

Ecevit gülüyor:

-“Bayım, ben artık başbakan değilim.”

Bunun üzerine telefon kapanıyor. Derken 5 dakika sonra tekrar telefon çalıyor. Ecevit açıyor, yine aynı ses:

-“İyi günler, T.C. Başbakanı lütfen?”

Ecevit şaşırıyor:

-“Az önce arayan siz değil miydiniz? Bakın, ben artık T.C. Başbakanı değilim.”

Telefon yine kapanıyor. Ecevit tam yerine oturucakken tekrar telefon çalıyor:

-“İyi günler, T.C. Başbakanı orada mı?”

Ecevit artık çok sinirleniyor:

“Sen laftan anlamaz mısın? Kaç kere söylemem gerekiyor; Ben artık T.C. Başbakanı de-ği-lim!”

Bunun üzerine karşı taraftaki adam hınzırca gülüyor:

-“Biliyorum… Biliyorum. Ama tekrar tekrar duymak çok hoşuma gidiyor!”

www.muhsinyazici.com