Muhsin Yazıcı

Kategori -Çocuklara Masallar

Çocuklara masallar: Fareli köyün kavalcısı

Çocuklara masallar: Fareli köyün kavalcısı

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış.

Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuş. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerde dolaşıyorlarmış. Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış. Köy muhtarından bu işe bir çare bulmasını istemişler. Muhtarın da elinden bir şey gelmiyormuş. Böylece köyün adına fareli köy denmiş. Fareli köyün çocukları da, bu pis yaratıklarda bıkmışlar.

Devamı…

Su damlası / Andersen Masalları

Su damlası / Andersen Masalları

Büyütecin ne olduğunu, her şeyi yüz kat büyülten bir çeşit gözlük camı olduğunu herkes bilir.

Bir damla suya büyüteçle bakıldığında binlerce küçük yaratık görünür. Oysa çıplak gözle bakarsak onların hiç birini göremeyiz. Ama onlar her zaman o suyun içindedir.

Devamı…

Kumbara / Andersen Masalları

Kumbara / Andersen Masalları

Çocukların odasında, gar dolabın üstünde oldukça yüksek bir köşede domuz biçiminde içi ağzına kadar para dolu bir kumbara varmış.

Gar dolabın tepesinde yer aldığı için odada olup biteni seyredebiliyor, karnındakilerle her şeyi satın alabileceğini düşünüyordu. Buda onu çok mutlu ediyordu.

Devamı…

Kara buğday / Andersen Masalları

Kara buğday / Andersen Masalları

Fırtınadan sonra bir kara buğday tarlasından geçenler bilir. Kara buğday tarlası sanki kavrulmuş gibidir.

Yaşlı söğüdün tam önünde bir kara buğday tarlası varmış. Kara buğday Pek kibirli imiş. Başı yükseklerden hiç inmezmiş.

-“Bende buğday başakları kadar güzelim üstelik çok daha da güzelim. Benim çiçeklerim, elma çiçeklerine benzer, herkes hayranlıkla seyreder. Benden güzeli var mı ? söyle söğüt ağacı” demiş.

Devamı…

Üç zıpkın / Andersen Masalları

Üç zıpkın / Andersen Masalları

Çekirge, pire ve uçan kaz bir gün saraya davet edilmişler.

Kral üçünün arasında bir yarış düzenleyecek ve en yükseğe sıçrayana büyük bir ödül verecekmiş.

Sonunda ödülü açıklamış. Yarışı kazanana kızımı vereceğim demiş. Yarışmaya önce pire, çekirge sonrada uçan kaz tek tek zıplayarak yarışmışlar.

Devamı…

Dünyanın en güzel gülü / Andersen Masalları

Dünyanın en güzel gülü / Andersen Masalları

Bir zamanlar yaşlı bir kraliçe varmış. Kraliçe güçlü, dediği dedik bir insanmış. Kimse bir dediğini iki etmezmiş. Kraliçe, bütün mevsimlerde bütün dünya ülkelerinde yetişen güllerden güzel güller yetiştirirmiş.

Ama sarayda, acı ve keder kol geziyormuş. Çünkü kraliçe çok ağır hastaymış, doktorlarda yakında öleceğini söylüyorlarmış.

Devamı…

Güzel Prenses ve Bezelyse / Andersen Masalları

Güzel Prenses ve Bezelyse / Andersen Masalları

Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir şeyler oluyormuş.

Devamı…

Küçük Denizkızı / Andersen Masalları

Küçük Denizkızı / Andersen Masalları

Bir zamanlar denizler ülkesinde, suların altında denizlerin derinliklerinde bir ülke varmış. Bu ülkenin kralının da altı kızı varmış. Genç prenseslerin anneleri çoktan uzun yıllar önce ölmüş ve onları büyükanneleri büyütmüş. İçlerinde en güzelleri küçükleriymiş. Küçük deniz kızının saçları altın bukleler halinde omuzlarına dökülüyormuş, o kadar narin ve güzelmiş ki gören bütün prensler ona aşık olurlarmış.

Devamı…

Kibritçi Kız / Andersen Masalları

Kibritçi Kız / Andersen Masalları

Buz gibi soğuk bir yılbaşı gecesiydi. Sahiden de, dondurucu, kavurucu bir soğuk vardı. İnsanın iliklerine kadar üşüdüğü gecelerden biriydi. Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar, atkılarına bürünmüşler, hızlı hızlı yürüyorlardı. Kimi evine geç kalmış, acele ediyor, kimi bir eğlence yerine gidiyordu. Herkesin gidecek ve ısınacak bir yeri vardı aslında.

Devamı…

İmparatorun Yeni Elbiseleri / Andersen Masalları

İmparatorun Yeni Elbiseleri / Andersen Masalları

Bir zamanlar bir imparator yaşarmış; bu imparator güzel, yeni elbiselere bayılır, şık görünmek uğruna bütün parasını harcarmış. Yeni elbiselerini göstermek için bir fırsat yaratmıyorsa, ne askerleriyle, ne tiyatroyla, ne de orman gezintileriyle ilgilenirmiş. Günün her saati için ayrı bir kostüm giyermiş; krallardan söz edilirken nasıl ki,

-“Devlet ileri gelenleriyle toplantıda bulunuyor!” denilirse, bu imparator için de sürekli, “İmparator elbise odasında bulunuyor!” denirmiş.

Devamı…

Masal: Altın Yumurtlayan

Masal: Altın Yumurtlayan Tavuk

Uzun zaman önce şirin bir köyde yoksul bir köylü çiftçi yaşarmış. Bu çiftçi tavukları çok severmiş, her gün tavukları beslermiş ama bir tavuğu varmış ki çok özelmiş.

 

Özelliği ise altın yumurtluyor olmasıymış, çiftçi her gün altından olan yumurtayı şehre götürüp kuyumcuda bozdururmuş.

Devamı…

Masal: Ay Avcısı ve Eskimolar

 

Masal: Ay Avcısı ve Eskimolar

Bu olayın kahramanları İzlanda’nın soğuk köylerinde yaşayan Eskimolardır.

 

Ayon dolunay olduğu bir gece, genç Eskimo fok balığı peşinde dolaşırken gözü dağın tepesdindeki aya takılıyor:

“Şu dağın tepesine çıksam,ayı yakalasam sonrada köye kadar yuvarlaya yuvarlaya getirsem ne güzel olur” diye düşünüyormuş genç Eskimo.

Devamı…

Masal: Akıl Okulu

Masal: Akıl Okulu

Bir gün ülkenin küçük kasabalarından olan Yitan’da şöyle bir haber yayılmış:
– Güzel başkentimizde bir Akıl Okulu varmış. Her kim o okula giderse orada akıl öğretiliyormuş.

Herkes bu haberi şaşkınlıkla birbirine anlatıyormuş. Kasabanın en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye başlamış:

– “Efendim, hayatımda hiç bu kadar komik bir şey duymamıştım. Bir insan akıllıysa akıllıdır. Sonradan akıl kazanılır mı hiç? Olacak şey midir? Duyulmuş mudur? Görülmüş müdür?”

Devamı…

Günün Masalı: Ağaç Ev – Çocuklarımıza masal okuyalım, anlatalım

Günün Masalı: Ağaç Ev – Çocuklarımıza masal okuyalım, anlatalım

Bir varmış bir yokmuş. Korulu Park Mahallesi’nde Defne diye yaramaz bir kız çocuğu varmış.

Defne, her zaman okul dönüşlerinde evlerinin karşısındaki parkta oynarmış. En sevdiği oyun ağaca tırmanma oyunuymuş. Üstelik tırmanmakta pek marifetliymiş. Hem çok hızlıymış hem de çok yükseğe tırmanabiliyormuş. Çok eğleniyormuş tırmanırken. Bâzen dizi ağaçların kabuğuna sürtüp yaralanıyor, bâzen parmakları soyuluyormuş ama o farkına varmıyormuş bile.

Park bekçileri yakaladıklarında,

-“Ağaca tırmanmak yasak! Bilmiyo musun?” diye kızıyorlarmış.

Devamı…

Masal: Çıplak kral

Masal: Çıplak kral

 Ülkenin birinde giyimine düşkün, kendini beğenmiş bir kral varmış. Kendini çok akıllı sanan kral, giyim kuşamından başka bir şey düşünmezmiş.
Günlerden bir gün komşu ülkenin kralı kendisini ziyaret etmek istediğini bildirmiş. Elbette ki, bizim kralın ilk aklına gelen yine ne giyeceği olmuş.

Hemen adamlarını çağırtmış:
-“Tüm dünyaya haber gönderin” demiş.

Devamı…

Aydede ve Kumdan Kaleler

                                                  


Çocukların bu sıcakta dışarıda oynamasına izin vermemişlerdi, çünkü güneşin altında çok fazla kalırlarsa hasta olabilirlerdi. Fakat evler de çok sıcaktı. Mahallenin bütün çocukları birbirleriyle pencerelerden, balkonlardan haberleşerek denize gitmeye karar verdiler. Devamı…

Keloğlan ve sihirli taş

                                          

   Keloğlan Ve Sihirli Taş


 Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış. İhtiyar ve yoksul annesi, bu biricik oğlunu “Kel oğlum, keleş oğlum” diye severmiş. Devamı…

Keloğlan İle vefasız arkadaşı

                         Keloğlan İle Vefasız Arkadaşı

Bir varmış, bir yokmuş, hem de Allahın kulu çok­muş, bu kullardan biri de herkesin adını sanını işittiği bizim ünlü Keloğlanmış.

Keloğlan’ın bir arkadaşı varmış. Adı Hüsemmiş.

Yedikleri içtikleri bir gidermiş. Çok samimi imişler.

Böyle imiş ama Hüsem aşırı derecede kıskanç ruh­lu biriymiş. Bir gözünü diğer gözünden kıskanırmış ve çok da çekemez bir yapısı varmış… Devamı…

Hansel ve Gretel

                                     Hansel ve Gretel

 

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir oduncu yaşarmış ormanın derinliklerinde. Bu oduncunun Hansel ve gratel adında iki çocuğu varmış. Hansel ve Gratel’in anneleri onlar daha çok küçükken ölmüş, babaları da çok kötü kalpli bir kadını üvey anne olarak başlarına getirmiş.

Üvey anne, hain, kötü kalpli bir kadınmış. Bu fakir hayatı yaşamaktan nefret ediyor, Hansel ve Gratel’e elinden geldiğince kötü davranıyormuş. Devamı…

Keloğlan ile devler

                                   Keloğlan ile devler

Bir varmış bir yokmuş, eski zamanların birinde, bir nine ile oğlu varmış. Kafası kel olduğundan, herkes o oğlana Keloğlan dermiş.

 Keloğlan, keyfine çok düşkünmüş, sabah erkenden kalkar, akşamlara kadar sinek avlar, fare kovalar, daha güneş batar batmaz, uyuz kediler gibi ocak başına büzülürmüş. İş, güç ne yaparmış, ne de severmiş.

Devamı…