Muhsin Yazıcı

Kategori -Depresyon

Habitat Derneği’nin raporuna göre gençlerin işi artık daha zor

Gençler arasında umutsuzluk büyüyor. Ekonomik krizin vurduğu gençlerde memnuniyetsizlik oranı yüzde 50’ye ulaştı. İşsiz gençler geleceklerinden umudu keserken iş arayan gençlerde de ciddi artış yaşandı.

Her dört gençten biri yurdışında eğitim görmek isterken başka bir ülkeye yerleşmek isteyenler de arttı. Gençlerin yurtdışı talebinde ilk sırada iş imkânları yer aldı. Devamı…

Ciddi Bir Ruh Hastalığı Depresyon

Ciddi Bir Ruh Hastalığı Depresyon

İnsanlar zaman zaman kendilerini üzüntülü ve mutsuz hissederler. İşinden ayrılmak, sevdiğini kaybetmek veya başarılı olamamak, üzüntüye yol açan olaylardandır. Kısaca üzüntü, normal hayatın bir parçasıdır. Ancak, bu üzüntülü durumun uzaması ve sebepsiz ortaya çıkması, ruh sağlığı sorunudur ve ‘Depresyon‘ olarak tarif edilir.

Depresyon, duygu düşünce ve davranışı etkiler. Her yaşta her kişide görülebilecek depresyon, tedavi edilmediği takdirde aylar, yıllar bazen de ömür boyu sürebilir.

Hayat boyu depresyon geçirme riskinin yüzde 15 dolayında olduğunu ve kadınlarda bu oranın yüzde 25’e kadar çıktığını belirten uzmanlar, hemen hemen tüm toplumlarda depresyonun, kadınlarda iki kat daha fazla olduğunu bildiriyor.

Gebelikte, doğum sonrası dönemde ve menopozda depresyon geçirme riskinin arttığını vurgulayan uzmanlar, bunun sebebinin tam olarak bilinmediğini, ancak kadınların Hormonlarının bundan sorumlu olabileceğini kaydediyor. Uzmanlar, infertilite (kısırlık) tedavisi gören kadınlarda da, normal kadınlara göre iki-üç kat fazla depresyon görüldüğünü hatırlatıyor.

Evlilik Depresyondan Koruyor
Hastaların yüzde 50’sinin 20-50 yaş arasında olduğunu ifade eden uzmanlar, bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da depresyon görüldüğünü, boşanmış, ayrı yaşayan veya yalnız yaşayanlarda, evlilere göre daha sık olduğunu belirtiyor. Sosyal çevre veya ekonomik seviye ile depresyon geçirme oranı arasında ilişki olmadığını ve kültürel etkenlerle depresyon arasında ilişki bulunmadığını vurgulayan uzmanlar, yakın akrabalarda depresyon geçiren birilerinin olmasının, depresyon geçirme riskini arttırdığını bildiriyor.

Genetik veya biyokimyasal sebepler, çevre şartları ve psikososyal zorlanmaların, depresyonun başlamasında etken olabileceğini ifade eden uzmanlar, tedavi edilmediği durumda, kişinin hayatını ümitsiz, karamsar, bunalım içinde geçirmeye başlamasına sebep oluşturarak, “Depresif Psikoz” olarak tarif edilen, “gerçekleri görmeyecek kadar bunalım”a ilerleyebileceğine dikkat çekiyor.

Depresyonun Belirtileri
Uzmanlara göre, aşağıdaki belirtilerden bazılarının aynı anda bulunduğu bir kişi depresyon geçiriyor olabilir:
“Kendini üzüntülü, değersiz, umutsuz ve çaresiz hissetme, içinde boşluk duygusu olması. Karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, hafıza bozukluğu.

Daha önce zevk alınan iş ve aktivitelerden zevk alamama (cinsel isteksizlik dahil). İşte, okulda, Aile ve arkadaş arasında sorunların ortaya çıkması. Diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği. Enerji azlığı, yorgunluk hissi ve çabuk sinirlenme.

Uyku bozukluğu (uykuya dalamama, uykuyu sürdürme güçlüğü, sabah erken uyanma veya fazla uyuma şeklinde olabilir). Yeme bozukluğu (iştahta azalma veya artma). Sebebi belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme. Son zamanlarda fazla içki içmek veya yatıştırıcı ilaçları kullanmak. Kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini düşünme.”

uyku ve iştah bozukluğuna Dikkat
Uzmanlar, depresyon teşhisi konulması için, bu belirtilerin hepsinin birden olmasının gerekmediğini kaydederek, bu şikayetlerin birkaçı aynı anda bir kişide bulunuyorsa, doktora başvurulması gereğine dikkat çekiyor. En sık görülen belirtilerden birinin uyku ve iştah bozukluğu olduğunu belirten uzmanlar, bu belirtilerin çoğu aynı anda bulunuyorsa, ağır depresyondan söz edildiğini bildiriyor.
Depresyonun tabiatı gereği, hastaların genelde kendiliğinden yardım istemediklerini vurgulayan uzmanlar, bu sebeple, depresyonu olan hastaların aileleri, arkadaşları veya diğer hekimleri tarafından psikiyatriste yönlendirilmeleri gerektiğini ifade ediyor.

Uzmanlar, psikiyatriste başvurmama sebeplerini şöyle sıralıyor:
“Hastalık bilinemiyor, hastalar çevresi tarafından zayıf oldukları gerekçesi ile suçlanıyor, hastalık dolayısıyla iş-güç yapamaz durumda olan hastalar, yardım isteyecek enerjiyi kendilerinde bulamıyor, bazen de yanlış teşhis konup tedavi yanlış uygulanıyor.”

intiharı önemseyin
İntihar düşüncesi varsa acilen psikiyatriste başvurmak gerektiğini kaydeden uzmanlar, halk arasında yaygın olan, ‘intihar düşüncesini ifade eden kişiler pek intihar etmezler’ inanışının, doğru olmadığını bildiriyor. Uzmanlar, “Bu sebeple, bir yakınınız intihar düşüncelerini sık ifade ediyorsa, bunu önemseyin ve en yakın zamanda bir uzmana başvurmasına yardımcı olun” uyarısında bulunuyor.

Uzmanlar, fiziki bir hastalığa bağlı olmayan sarsıntı sonrası veya bir sebebe bağlı olmayan bir depresyon söz konusu ise, bir psikiyatr terapiste başvurulması gerektiğini vurgulayarak, ilaç tedavisi ve terapötik yaklaşımla depresyonun tedavi edildiğini belirtiyor.

(iha)

Depresyonda Hasta Yakınlarına Düşen Görevler

Depresyonda Hasta Yakınlarına Düşen Görevler

Depresyon, sadece hastanın kendisi üzerinde değil çevresi üzerinde de, baskı yaratabilir. Hastalığın isteksizlik, neşesizlik, zevk alamama gibi belirtileri nedeniyle sosyal ilişkilerde de bir bozulma olur. Üstelik hastalık ne kadar uzun sürerse bu bozulma da o denli ağır hale gelir.

Ortada belirli bir neden yokken kişinin üzüntülü, karamsar, tahammülsüz hissetmesi çoğu zaman çevresindekiler için anlaşılır değildir. Depresyondaki bir kişinin yakınlarının öncelikler bu durumun hastalık olduğunu kabul etmeleri gerekir. Bu hastalık, beyindeki metabolizmanın belli bir bozukluğundan doğar.

Hastalanan kişi ise bu bozukluğun meydana gelmesinden sorumlu değildir. Bu sebeple hastalıktan dolayı utanmak, suçlanmak ya da hastanın kendisini suçlamak doğru olmaz.Hasta yakınları çoğu zaman ne yapacağını bilmez halde yardım için çırpınırlar.

Öncelikle yapmaları gereken hastayı doktora gitmeye ve ona rahatsızlığını ayrıntılı bir şekilde anlatmaya ikna etmektir. Depresyon tedavisi mümkün olan bir hastalıktır ancak tedavi zaman ister. O sebeple sabırlı ve anlayışlı olmak gerekir. Hastalığın doğası gereği karamsar ve umutsuz olan depresyonlu kişiye umut verici sözlerle yaklaşmalı, durumun tedavisinin mümkün olduğu sık sık hatırlatılmalıdır.

Tedavinin ilk haftalarında düzelme olmaması hastanın umutsuzluğunu artırabilir. Psikiyatrik ilaç tedavilerinin etkilerinin çoğu zaman iki üç haftadan sonra ortaya çıktığı gerçeğini sık sık hatırlatın. İsteksiz, hiçbir şeyden zevk almayan hastanın neşelenmesi, onun hoşuna gitmesi için onu aktivitelere zorlamak doğru olmaz.

Bu durumda planlanan aktiviteyi enerji kaybı ya da isteksizlik nedeniyle gerçekleştiremeyen hasta kendisini aciz ve beceriksiz hissedebilir. Onu yük altına sokmayacak kısa gezintiler gibi tekliflerde bulunun ancak ısrar etmeyin. Tedavisi ilerledikçe hastanızın enerjisi isteği yerine gelecek, tekliflerinize daha Sıcak bakacaktır. Antidepresan ilaçlar yıllar boyunca kullanıldığında bile bağımlılık oluşturmazlar. Modern tıbbın kullandığı antidepresanlar uyutarak sorunları unutturan ilaçlar değildir.

Beyindeki bozulan metabolizmayı düzelterek depresyon belirtilerinin azalmasını sağlar. Depresyon kişinin kendi kendine yenebileceği bir durum değildir. Bu sebeple “ilaçlar bağımlılık yapar, kullanma, kendi kendinin doktoru ol” gibi önerilerde bulunmanız hastanın durumunu kötüleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Çağdaş tıbbın sağladığı imkânlar sayesinde depresyon hastalarınınbaşarıyla tedavi edilmeleri mümkün olmaktadır. Kullanılan tedavi hastaya uygun olduğu takdirde, depresyon birkaç hafta veya ay içerisinde düzelmeye başlar. Ancak depresyon genellikle haftalar veya aylar süren bir gelişmenin sonucu olarak ortaya çıktığından, tedavisi de elbette zaman ister.

Sadece bir kaç gün içinde çabucacık iyileşme ihtimali olmadığı için sabırlıolmanız gerekir. Depresyon o kadar yaygın bir hastalıktır ki, hemen hemen her Ailede depresyon hastası olan bir kişi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak hasta, hekim ve Ailenin işbirliği yapması ile bu hastalığın tedavisinde başarı şansının yüksek olduğunu unutmamak gerekir.

Depresyon Tedavisi

Depresyon Tedavisi

Depresyon tedavisi son zamanlarda oldukça kolay hale gelmiştir. Depresyon tedavisi duygular, düşünceler ve davranışlar üzerinde çalışmakla da olabilir, ilaç tedavisi ile de olabilir. Uygun olduğuna karar verilmesi için bir uzman (psikolog/psikiyatrist) tarafından değerlendirilmek yeterli olacaktır. Uzman ile yüz yüze görüşmek tedavi başlangıcını oluşturacak ilk adımdır.

Uzman, bilimsel ve ölçülebilir yöntemlerle sizi değerlendirecek ve en uygun tedaviyi size önerecektir. Bilişsel olumsuzlukları ve öğrenilmiş çaresizlik düşüncelerini gidermek için psikoterapiye ihtiyaç vardır. İlaç tedavisine de serotonin ve noradrenalin üzerinden etki yapan antidepresan dediğimiz ilaçlar kullanılır.

Yine de ilaç tedavisinin hızlandırılabilmesi için psikoterapiye ihtiyaç vardır. Depresyonu oluşturan nedenlere yönelik olarak psikososyal stres faktörlerinin de ortadan kaldırılması süreç içerisinde iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bu dönem içerisinde kişinin hayatını mevcut depresyonun ez az şekilde etkilemesi için, durumun bir psikolog tarafından değerlendirilmesi ve vakit geçirilmeden tedaviye başlanması önemli olabilmektedir.

Depresyon tedavisi ilerledikçe kişiler bu değişiklikleri fark edebilmekte ve bu değişiklikler bilimsel yöntemlerle ölçülebilmektedir. Depresyonun tanısı ve tedavisi tüm dünyada uzmanlar tarafından üzerinde çalışılan ve üzerinde fikir birliğine varılmış uygulamaların yer aldığı bir alandır.

Depresyonla mücadelede yöntemleri:
1. Belli aralıklarla nefes alıp verme yoluyla rahatlama.
2. Bir yere uzanarak baş kısmından başlayarak ayaklara kadar bölge bölge gevşeme.
3. Düzenli beslenme
4. Problem yaratan durumun nedenlerini araştırıp bulma ve ortadan kaldırma.
5. İnanç ve değerleri sınamayı öğrenme
6. Duygularını açık ve uygun bir şekilde paylaşma
7.
zamanı iyi kullanma
8. Sosyal destek alma
9. İletişim becerilerini güçlendirme
10.Problem çözme becerilerini güçlendirme

Bir insan olarak:
• Aşırı rekabet düşkünü olmayın
• Her yaptığınız işte başarılı olmak zorunda değilsiniz
• Aceleci olmayın
• Saldırgan olmayın
• Her şeyin kontrolünü elinizde tutmaya uğraşmayın
• Kendinize güvenin
• Kendinizle barışık olun

Depresyonun Nedenleri

Depresyonun Nedenleri
Depresyon sık görülen bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Bu sıklık yaklaşık her dört kişiden biri olarak ifade edilebilir. Depresyon tedaviye cevap verir ve kişilerin çoğunluğu iyileşir. Hiçbir neden olmaksızın depresyon başlayabilir. Nedenleri şöyle özetleyebiliriz:

• Olumsuz yaşam olayları ile karşılaşma
• Büyük üzüntülere neden olabilecek kayıplar ve yas
• İş yaşamı sorunları
• Partner, evlilik,
Aile sorunları
• Hamilelik ve
Lohusalık süreci
• Kalıtsal yatkınlık
• Fazla
Alkol kullanımı
• Bazı hastalıklar ( Kanser, Multiple Skleroz, Epilepsi, Aids gibi ölümcül hastalıklar )
• Bazı ilaçlar ( Kardiyak ve hipertansifler gibi )
• Doğum ve hamilelik süreci
• Menapoz – Antrapoz dönemi
• Mevsim değişiklikleri
• Ülke, şehir değiştirme, yeni yaşam koşulları

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.