Muhsin Yazıcı

Kategori -Doktor Fıkraları

Vazgeçebileceğiniz bir şey yoksa…

Vazgeçebileceğiniz bir şey yoksa

Doktor kendisine gelen hastayı muayene ettikten sonra:

– Önce sigarayı bırakın, demiş.

– Ben sigara içmem ki doktor.
– Öyleyse içkiyi bırakın.
– Ben içki de içmem.
– Kahveyi bırakın.
– Ağzıma koymam kahveyi de…
Doktor:
– Hımm, demiş; şayet vazgeçebileceğiniz bir şey yoksa, ben sizi kurtaramam.

Yollara düşen “Akıllı İnsanlar”da doktor gibiler… Halka diyorlar ki, terörden kurtulmak için artık birçok şeyden vaz geçin. Yoksa yapabilecek bir şey yok…

www.muhsinyazici.com

Diş koltuğu

Diş koltuğu

Çoğu diş doktorlarının koltukları yukarı aşağı doğru hareket eder değil mi?.. Tam bu yeni açılan klinikteki koltuk öne ve arkaya doğru kayıyor. -“Olur şey değil” diye düşünürken diş doktoru içeri girdi, -“Beyefendi” dedi beni görüp sinirlenerek, -“Dosya dolabımın çekmecesinin üzerinden iner misiniz?.. Tövbe, tövbe..!”
www.muhsinyazici.com

Bebeğin Avucundaki

Günün fıkrası: Bebeğin Avucundaki

Hastanede bir bebek doğar. Bebeğin hiçbir fiziksel kusuru yoktur, ama bir sorunu vardır. Sürekli gülmektedir.

Annesi babası şaşkın şaşkın bakar, hemşireler ve doktor da bir anlam veremezler. Derken pediatriden biri geliyor parmaklarının tam olup olmadığını görmek için bebeğin sımsıkı yumruk olmuş avucunu açıyor.

Bebeğin avucunda bir doğum kontrol hapı yok muymuş

Başkası Çarpar

Başkası Çarpar

Kadın doktora gittikten sonra eve gelir ve kocasına müjdeyi verir:
– Hamileyim!
Adam şaşkınlık içerisinde:
– İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim…

Adam emin olmak için doktoru ziyaret eder:
– Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim.

– Bakın bayım… Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!..

Işığı gören geliyor

Işığı gören geliyor

Adamın karısı hamileymiş. Bir gece yarısı sancılanmış. Çağırılan ebe tam doğuma başlarken elektrikler kesilmiş. Adamcağız mecburen fener tutarak doğuma yardımcı oluyormuş.
Nihayet bebek sağlıkla doğmuş. Ancak ebe bakmış bir bebek daha geliyor. Onu da doğurtmuş.
Bitmemiş ardından bir tane daha..
Adam derhal feneri söndürmüş.
Ebe;
-Ne yaptın, yak şu feneri!..
-Olmaz ebe hanım, baksana ışığı gören geliyor!..
 

Elalemin Şeyi

Elalemin Şeyi

Karadenizlinin biri köyden hiç dışarı çıkmamış. Bir gün Almanya’dan bir akrabası kendisini ziyarete geldiğinde hediye olarak bir elektrikli testere bırakıp gitmiş.
Karadenizli testerenin nasıl çalışacağını düşünürken fişi görüp prize takmış. Kucağındaki testereyi kurcalarken farkında olmadan bir düğmeye basmış ve testere adamın takımı kesip götürmüş. Adamı da takımı da hemen hastaneye yetiştirmişler.
Karadenizli doktora;
“- Ne olur bunu dik!” diye yalvarıp yakarmış ama doktor kopan parçayı eline alıp bakarak;
“-Bu mahvolmuş, bunun dikilmesi imkânsız.” demiş.
Karadenizli doktora;
“-O zaman beni öldürün doktor!” demeye başlamış.
Tam o sırada can çekişmekte olan genç bir hasta getirmişler. Doktor o hastanın umutsuz olduğunu anlayınca Karadenizliye;
“-Bak eğer bu hasta yaşamazsa belki bununkini sana uydururuz.” demiş.
Bir sure sonra yeni gelen hasta ölmüş ve takımını bizim Karadenizliye dikmişler ve iyileşince taburcu etmişler.
Aradan bir süre geçtikten sonra doktor bizim Karadenizliyi merak edip köyüne gitmeye karar vermiş. Karadenizlinin evini bulup kapıyı çalınca karşısına Karadenizlinin karısı çıkmış. Doktor durumu izah edip operasyonun sonucunun nasıl olduğunu sormuş. Kadıncağız ağlamaya başlayıp dert yanmış;
“-Hiç sormayın doktor bey! Bizimki her gece bana sırtını dönüp yatıyor, o sizin yaptığınız hiç bir işe yaramadı, yaramıyor !”demiş.
Doktor üzüntü ile evden ayrılıp köy meydanına geldiğinde bir bakmış ki Karadenizli neşe içinde arkadaşlarıyla kahvede tavla oynamakta. Doktoru görür görmez fırlamış ve doktora sarılıp;
“- Doktor bey hayatımı kurtardınız !”demiş.
Doktor şaşkınlıkla;
“- Nasıl olur! Şimdi sizin evden geliyorum, karın sende hiç bir kıpırdanma olmadığını söyledi.” demiş.
Karadenizli doktora dönüp cevap vermiş;
“- Aşkolsun Doktor Bey! Elalemin şeyiyle kendi karımızı yapacak değiliz ya !”

Deli miyim?

Deli miyim?

-Delinin biri el arabasını ters çevirmiş sürmeye çalışıyormuş başhekim görünce sormuş
-Oğlum o öyle kullanılmaz ters çevir
-Delide çıkışmış dün öyle sürdük diye akşama kadar taş taşıttılar
DELİMİYİM öyle süreyim………..

Tedavinin özeli

Tedavinin özeli

Çok şişman bir adam, çok şöhretli bir doktorun muayenesine gidiyor, konu zayıflama istemesi. Doktor, bir hafta kullanmak üzere, isimsiz bir hap veriyor kendisine.
İlk kullandığı gece, uyur uyumaz rüya görmeye başlıyor adam.
Bir saray içinde, etrafında onlarca cariye, sabaha kadar bir onla, bir bunla sabah uyandığında, kan ter içinde.
Her gece ayni şey, bir haftanın sonunda bütün fazla kilolar atılmış durumda.
Günler sonra yolda şişman bir arkadaşına rastlıyor ve nasıl kilo verdiği soruluyor.
Arkadaşı anlatıyor, o da doğru doktorun çalıştığı hastaneye gidiyor ve ona da ayni tedavi.
İlk gece, adam rüyasında bir sarayda. Etrafında onlarca adam,
Bizim şişman önde , onlarca adam peşinde….
Başlıyor saray içinde bir koşuşturma.
Üçüncü gün sonunda adam zayıflıyor ama dayanamıyor ve telefon ediyor doktora.
“Neden arkadaşımla benim rüyalarım farklı” diyor
Doktor biraz düşündükten sonra soruyor:
‘Siz hastaneye mi gelmiştiniz, muayenehaneye mi?”

Beyin nakli

Beyin nakli

Ağır bir hasta hastanende. Tüm ailesi bekleme odasında doktorlardan haber bekliyor. Yorgun ve umutsuz bakışlı bir doktor çıkıyor:
-Tek yasam şansı var oda beyin nakli. Böyle bir ameliyatı ilk olarak deneyeceğiz. Tabi masraflar hastanın ailesine ait diyor. Aile, şaşkın, yorgun, çaresiz.
Aralarımdan biri:
-Peki ama fiyat nedir? Diyor.
Cerrah:
-Değişir diyor. 5000 Euro erkek beyni kullanırsak, 200 Euro kadın beyni kullanırsak. Uzun bir sessizlik çöker. Beyler gülmemeye çalışırlar. Hanımlarla göz göze gelmekten kaçarlar. Ama aralarından biri merakını yenemez ve:
-Peki doktor bu fiyat farkının nedeni nedir? diye sorar. Cerrah gülümser:
-Eh tabi ayni arabalar gibi. Adin beyinleri ucuz oluyor akıllarını çok kullandıkları için. Kullanılmış akil, kullanılmış beyin. Erkek beyni hiç kullanılmamış sıfır km araba gibi pahalı oluyor.

Sapasağlam

Sapasağlam

Temel doktora gitmiş;
-Çok hastayım doktor, vücudumun neresine dokunsam berbat canım yanıyor!
Doktor Temeli bir güzel muayene ettikten sonra;
-Ben pek bir hastalık bulamadım. Vücudunuz gayet iyi durumda. Hatta “Sapasağlamsınız.”
Bunun üzerine Temel;
-Olur mu doktor bey! Nereme dokunsam acıdan ölüyorum! Diyerek parmağının ucuyla başına dokunmuş;
-Of of of! Sonra göğsüne parmağını basmış;-Ay ay aay! Daha sonra beline ve bacağına; -vay vay vayyy! Parmağını neresine dokundursa acıyla irkiliyor feryat figan ediyormuş.
Doktor daha fazla dayanamayıp;
– Ver bakalım şu elini! Diyerek Temel’in elini muayene ettiğinde birde ne görsün; -“TEMEL’İN PARMAĞI KIRIK !”

Marangoz mu?

Marangoz mu?

Kadının biri doktora gitmiş.
-“Doktor bey, bacağımda leke çıktı” demiş.
Doktor kadının bacağında, vajinasına yakın bir yerdeki lekeyi incelemiş daha sonra bir parça pamuğa bir ilaç döküp bu ilaçla lekeyi yok ettikten sonra
-“Tamamdır bayan” deyip parasını almış.
Kadın teşekkür ederek ayrılmış. 2 gün sonra aynı kadın yine gelmiş.
-“Doktor bey yine çıktı aynı leke” demiş.
Doktor yine aynı yöntemi kullanarak lekeyi yok etmiş ve kadın teşekkür ederek ayrılmış.
Bu belli süre hep böyle devam etmiş kadın 2-3 günde bir doktora geliyormuş. En son geldiğinde doktor çok sinirliymiş. Kadını koltuğa oturtmuş dizlerinin üzerine çökmüş lekeyi temizlemeye koyulmuşken bir yandan da kadına sormuş:
-“Hanım senin kocan marangoz mu ?”
-“Evet nerden bildiniz ?”
-“Söyle o salağa bir daha ki sefere vajinanı yalarken kulağının arkasındaki kalemi çıkartsın..”!..”..

Pansuman

Pansuman

Adamın birisinin poposunda fena bir yara olmuş. Bunun için 3 kez pansuman yaptırması gerekmiş. Birinci ve ikinci pansumanı doktor yapmış fakat üçüncü pansumana gittiğinde, doktor şehir dışında olduğu için pansumanı karısına yaptırmak zorunda kalmış.. Karısı pansumanı yaparken adam sormuş: Senin sol elin omzumda, sağ elin nerede? Diye.
Karısı:
-Sağ elimle pansuman yapıyorum, demiş.
Adam:
-Vay! adi doktor vayy!!.. İki eli de omuzumdaydı!.. 

Fitil

Fitil

Adamın biri büyük tuvaletini yapamıyormuş. En sonunda doktora gitmeye karar vermiş. Doktor muayeneden sonra bir reçete yazıp hemen ilacı alıp doktorun yanına gelmesini istemiş. Adam söyleneni yapmış. Doktor adamın arkasına geçip eğilmesini istemiş. Adam eğilince doktor fitili adamın arkasından içeri göndermiş ve tuvalete gidip rahatlayabileceğini söylemiş. Adam rahatladıktan sonra doktorun yanına gelip muayene ücreti olan 50 YTL. yi ödedikten sonra evinin yolunu tutmuş. Ancak 1 hafta sonra yine aynı şikayetle doktorun yolunu tutmuş. Aynı tedavi ve 50 YTL. Bu tedavi birkaç ay sürdükten sonra adamın canına tak etmiş ve karısına:
– Hanım ben ilacın adını biliyorum, eczaneden alayım sen arkadan yerleştir, boşu boşuna doktora onca parayı vermeyelim.
Demiş. Karısı kabul etmiş. Adam eczaneye gidip fitili almış. Eve gelip soyunmuş, karısı arkasına geçmiş, doktorun yaptıklarını karısına uygulatmaya başlamış.
– Hanım şimdi sağ elini sağ omzuma koy.
Kadın söyleneni yapmış.
– Şimdide sol elini sol omzuma koy.
Kadın yine söyleneni yapmış. Adam bir an düşünmüş ve;
– Vay *rospu çocuğu vay!…

Doktor ve amele

Doktor ve amele

İnşaat amelesi viziteye çıkıp haftalardır tuvalete çıkamadığını söylemiş..
Doktor muayene edip, amelenin külotunu indirmiş ve yüzükoyun masaya yatmasını istemiş, adam denileni yapınca Doktor içeriden getirdiği beyzbol sopasını 3-4 defa sertçe amelenin poposunun tam ortasına vurmuş.
-Tamam, şimdi tuvalete gidin…
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamış şekilde çıkan amele;
-Sağol Doktor Bey, hep böyle olabilmek için ne yapmalıyım? -Bir şey yapmana gerek yok. Tuvaletini yaptıktan sonra kıçını çimento torbasıyla silme yeter..!”

Ya da

Ya da

Kadınla kocasının arasında uzun süredir bir faaliyet yokmuş. Koca ne yaparsa yapsın karısının ilgisini çekmeyi başaramıyormuş. En sonunda çareyi karısını bir psikoloğa götürmekte bulmuş. Psikolog genç ve güzel kadını problemini çözmek için :

“Anlatın bakalım bir gününüz nasıl geçiyor “demiş.

Kadıncağız başlamış anlatmaya…

“Sabahları işe geç kalmamak için taksiyle gidiyorum. Fakat yanımda para bulunmadığından şoför ” Bayan ya parayı ödersiniz ya da ..” diyor. Mecbur kaldığım için ‘ ya da ‘ yı seçiyorum.

Durum böyle olunca işe geç kalıyorum tabii Patronu kapıda kaşlarını çatmış beni beklerken buluyorum. Patron,” ise böyle geç gelmeye devam edersen seni işten atarım ya da ..” diyor. Yine ‘ya da’ yı tercih etmek zorunda kalıyorum.

Akşam eve yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya dayanıp kirayı yine bir hafta geciktirdiğimizi belirterek ” ya kirayı hemen ödersiniz ya da .” diyor. Eee, haliyle ‘ya da’ yı tercih ediyorum.

Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak halim kalmıyor tahmin edersiniz”

Psikolog kadına bakıyor:

“Hanımefendi tüm bu anlattıklarınızı kocanıza anlatabilirim ya da…”

Aynı İlaçlar

Aynı İlaçlar

Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira alıyordu. Bunu öğrenen Kayserili, muayeneye ilk gidişinde:
– İşte yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasını söyledi. Muayene etti, ücretini aldı:
– Sağlığınız düzeliyor. Aynı ilaçları kullanmaya devam edin!
 

Alışkanlık

Alışkanlık

Doktor, hastasını uyarmış :
-Bakın, sonra söylemediydi demeyin, bu uyku haplarına devam edecek olursanız, sizde alışkanlık yaratır.
Hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş :
-Sen ne diyorsun Doktor Bey! Ben bu hapları evelallah yirmi yıldır alırım, henüz alışkanlık yaptığını görmedim.

İmam ve bekçi

İmam ve bekçi

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.

Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;

BEKÇİ: “Doktor bey sana bir şey söylemek istiyorum”
DOKTOR: “Söyle bakalım”
BEKÇİ: “Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum”
DOKTOR: “Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz.”
DOKTOR: “Yalnız, şimdi akşamüzeridir, insanlar işten çıkmıştır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayım sokak sakin mi, yakalanmayalım.” der.

Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmiş. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dışarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmış ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük “düüürt düüürt” diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;

İMAM: “Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var”
BEKÇİ: “Bakıyorum asayiş berkemal mi?”
İMAM: “Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede nara attım” demiş.

Öksürüyorum

Öksürüyorum

Karadenizli dâhiliyeciye gidip derdini anlatmış;
-Zaman zaman Öksurayrum.
-Ne zamanlar öksürüyorsunuz?
-Tuvalette iken kapiyu tiklattiklari zaman.

Bulmaca Merakı

Bulmaca Merakı

Doktor şaşırmıştı:
-Doğrusu gözlerinizdeki bozukluğu bir türlü anlayamadım. Tam 25 yıllık göz hekimi olduğum halde, böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum. Gözlerinizin biri soldan sağa bakıyor, öteki yukarıdan aşağı…
-Şey, doktor… Ben biraz bulmaca meraklısıyımdır da…

Ne Biçim İlaç?

Ne Biçim İlaç?

Adamın birinin çok çocuğu oluyormuş.
Doktora gitmiş. Doktorda ona prezervatif yazmış oda eczaneden bir kutu prezervatif almış ne olduğunu tam bilmediği için her yemekten sonra bir tane yutuyormuş.
Derken bunun yine çocuğu olmuş.
Gitmiş doktorun gırtlağına sarılmış
-“Ulan ne biçim ilaç verdin bana osurdukça balon, sıçtıkça sucuk, soktukça çocuk çıkıyor

Adli Tabip

Adli Tabip

Avukat adli tabibi sorguya çekiyordu:
– Ölüm evrakını imzalamadan önce adamın nabzına bakmış mıydınız?
– Hayır.
– Kalbini dinlemiş miydiniz?
– Hayır.
– Nefes alıp almadığını kontrol etmiş miydiniz?
– Hayır.
– Öyleyse, ölüm evrakını imzalamadan önce adamın ölü olduğundan emin olmak için gereken hiç bir işlemi yapmadınız, değil mi?
Tabibin sabrı taştı:
– Pekâlâ, şöyle söyleyeyim:
-Adamın beyni masamdaydı, fakat bütün bildiğim, onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapıyor olabileceğidir

Üşütmüş

Üşütmüş

Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti. Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip:-”Eee, söyle bakalım fikrin ne?” diye sordu. Doktor tabloya tekrar bakıp yanıt verdi’ ‘Merak edilecek bir şey yok. Sadece üşütmüş, o kadar…”

Yanlış Bacak

Yanlış Bacak

Doktorun biri hastasının yanına gelir ve konuşmaya başlar ;
“-Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce kötü haberi söyleyeyim isterseniz…”
“- Hımm, maalesef yanlış bacağınızı kesmişiz… Çok üzgünüz…”
“-Ama iyi habere sevineceksiniz !”
“-Öteki bacağınız iyileşiyor…”