Muhsin Yazıcı

Kategori -Erzurum Fıkraları

Erzurumlu İmam

Erzurumlu İmam 
Zamanın birinde Erzurum’dan bir grup insan Hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van’a gelmişler. Van’ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler. O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum’dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler. Hem Erzurumlu, hem de hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler. Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama. Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış. Köylü camide toplanmış namaz kılınacak.

Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya.

-“Erzurum’dan çıktım yola. Van’da verdim mola. 400 koyun verdiler bana. Allahuekber.” Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında.

– “Ya… Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mı?

Bunu gidip Müftü ’ye soralım” demişler. Sayın müftü meşhur Oflu Hoca. Müftü‘ye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek

-“Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın. Ben de namaza geleceğim…” demiş.

Herkes köyüne dönmüş ve namaz vakti camide toplanmış. Tabi ki Sayın Müftü de camide. İmam namazı kıldırmaya başlamış.

Birinci rekat:

– “Erzurum’dan çıktım yola. Van’da verdim mola. 400 koyun verdiler bana. Allahuekber.”

Bu sırada arkadan

– “Öhö… Öhö…” diye bir ses gelir.

İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.

 İkinci rekatta bu sefer

– “Erzurum’dan çıktım yola. Van’da verdim mola. 400 koyun verdiler bana. Yarısı sana, yarısı bana. Allahüekber” diyerek sözlerini değiştirir.

Namaz bitince köylü Müftü’ye dönerek

-“İmam efendi namazı doğru kıldırıyor mu?” diye sorar.

 Müftü:

-“Haçan birinci rekatta biraz şaşırdı ama ikinci rekatta işi düzeltti!..” 

Bu bilgisayar “He” derim saklamiir

Bu bilgisayar “He” derim saklamiir

Erzurum’a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlarda
işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır.
Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
–“Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir.”
Teknik servis elemanı sorar:
–“Nasıl yapıyorsunuz?”
–“Senin anlattığın gibi.”
–“Hata ne?”
–“Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir.”
–“İşlem basamaklarını tek tek anlatın.”
–“Tamam” diyor ve başlıyor anlatmaya..
–“Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı çıkir. Bende diyirem He.”

Kadın lafıyla iş mi olur!!!

Kadın lafıyla iş mi olur!!!

Erzurum havaalanında yolcular uçağa binmişler. Kapılar kapanmış ve hostes:
–“Sayın yolcular” demiş. Lütfen kemerlerinizi bağlayınız. Kimse
bağlamamış.
Hostes ‘durumu’ pilota anlatmış. Pilot, mikrofonu eline almış:
-“Hele dadaşlar, kemerlerinizi bağlayın da havalanah.”
Herkes bir anda kemerlerini bağlamış. Hostesin şaşkınlığını gören pilot şöyle demiş:
–“Erzurumlu, kadın lafıyla iş yapmaz.”

Stok durumu ne?

Stok durumu ne?

Hükümet, Erzurum’a bir yazı göndermiş:
Kışın soğuk geçeceği anlaşılmaktadır… Kullandığınız yakıtın cinsini, kod
numarasını ve stok durumunu acele bildiriniz. Erzurumlu bir köy muhtarı da hemen Ankara’ya yanıt vermiş:
Yakıtımız pohtir…
Kod numarası yohtir.
Stokumuz çohtir.”

Ola Zeçi

Ola Zeçi

Erzurum lisesinde Erzurumlu Öğretmen, Erzurumlu öğrenciyi sözlü sınavı yapıyor
-Arhadaçi 
-Buyur hocam neci? 
-Adın neçi? 
-Mehmet Zeçi 
-Numaran neçi? 
-içiyüz içi 
-Memleçetin nereçi? 
-Erzürümün içi 
-Soriyi bilirmisen peçi? 
-Hocam sori neçi ? 
-Erzürümün nüfüsi neçi? 
-Hocam bilmemçi 
-Eleyse otur içi 
-hocam neyettimçi?

Sako

Sako

Bir kış gecesi Emin Hafızın kayınbiraderi çocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hiç bir şey yok!

Emin Hafiz, karısına

-“Sen misafirlerle ilgilen” der, hemen asılı olan kayınının “sako”sunu aldığı gibi en yakın kahvede onbeş liraya okutur. 

Et, meyve, çerez ne lazımsa alır gelir. Karısı da sevinçle pişirir, ikram eder. Yer içerler. Geç vakitte kalkmak isterler.

Kayınbirader seslenir:
-Baci hele sakomi getir biz gahah.
Kadın arar ama sakoyu bulamayınca:
-Ağabegi senin sakon
var mıydı?

-Eşşeggızi, zehmeri güni caket gatına mi geldi, der. 
Birden herkesin jetonu düşer ve hep birden Emin Hafiz’e bakarlar.

Emin Hafiz istifini bozmadan:

-Gavatın oğli dolmalari üçer üçer yudanda eydi hemi

Erzurum’a Ayna Gelince

Erzurum’a Ayna Gelince

Eski zamanlarda, tarihte ilk defa Erzurum’a ayna girmiştir. Aynayla karşılaşan Erzurumlu biri aynaya baktığında aynadaki kendi görüntüsünü rahmetli abisine benzetmiş.

Demiş ki vay abim seni bu dünya gözüyle yeniden görmek varmış ve duygulanıp aynaya sarılıp eve götürmüş.

Özleminden yatarken de aynaya sarılıp öylece uyumuş. Gece kocasının bir şeylere sarılıp uyuduğunu gören karısı kocasının elindekini almış birde ne görsün bir kadın:

“Anaa kocam beni aldatıyor” demiş ve aynayı kapıp muhtarın yanına gitmiş.

-“Muhtar kocam beni bu şırfıntıyla aldatıyor demiş.

Muhtarda aynayı alıp  bakmış:

-“Bu garıya değil de gavata benziyo demiş.

Damsız girilmez

Damsız girilmez

Erzurum’lu İstanbul’da gezerken hele bir de ano diskoya gidim demiş. Kapıdaki bekçi: 
Damsız girilmez,  yasak, deyince: 
-Gardaş benim damım Erzürümün Sitavuh  kövünde. Hoç altına gındıllik tahacah halım yoh!

Baci dalan gudik dırmanir

Baci dalan gudik dırmanir

Omuzları tilki kürklü bir hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken dadaşım 
yanına gelir: 
Baci ,baci dalan gudik dırmanir. 
Kadın kendisine laf atıldığını düşünerek: 
-Terbiyesiz, der. 
Dadaşım bozulur : 
– Benene kıtlarsa kıtlasın! 

Ola Sebih atma

Ola Sebih atma

Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Başkanvekili Sabih Pasin  heyecanlı bir nutuk çekiyor :
Ermeniler saldırdı, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış yaşlı bir kadın itiraz edip:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki, diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
– Pohh yeme Behile, bu bir nutuktur! Ne söyler söylerem.!
 

Gardaş bu otubus İliceye gidirmi

Gardaş bu otubus İliceye gidir mi?

Erzurum’lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya uğraşıyor. Halk ıslıklıyor.
Şoför acı bir frenle duruyor.
Kadın:
-Gardaş bu otubus İlice’ye gidir mi?
Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla
-Heyir baci, getmez!
Kadın:
-Vış! eleyse niye durdun!
 

Ben zaten Erzurum’un içinden değilim!

Ben zaten Erzurum’un içinden değilim!

Erzurumlu İstanbul’a gelir, berbere gider sakal tıraşı olacak. Berber fırçayı sabunlayıp köpürtürken müdahale eder: 
– “Ben Erzurumluyum; sabuna, köpüğe gerek yok!” 
Kuru kuruya tıraş olur, kalkar… 
Sıradaki de Erzurumluymuş, koltuğa oturunca o da fiyakasını bozmaz: 
– “Ben de Erzurumluyum; sabun, köpük istemez!” 
Berber tıraşa başlar. Bizimkinin canı yanar ama serde erkeklik var, sesini çıkarmaz… 
Ama tıraşın yarısına gelince dayanamaz: 
– “Berber efendi, sen bu tarafı köpükle yine… Ben zaten Erzurum’un içinden değilim!”

Şalvarın paçaları

Şalvarın paçaları

Erzurumlunun biri arife günü kendisine yeni bir çakşır, şalvar almış, akşam hanıma rica etmiş:

– “Hanım, bu çakşır uzun, bi garış kes de sabahtan geyim!”

– “Ben uşahların ustüni hazırlayacam, edemem!”

Baldıza gitmiş, o da bir bahane bulmuş, kızına gitmiş o da atlatmış…

Akşam yatmışlar, kadının içine düşmüş:

– “Ben herifi kırdım, yarın bayram, kalkim de herifin paçasını içeri alım.”

Baldızın da, kızının da uykuları tutmamış, baldız eniştemi kırdım diye, kızı da babamı kırdım diye kalkmışlar çakşırın paçalarını ayrı ayrı birer karış kesip kısaltmışlar.

Sabah olmuş Erzurumlu kalkmış, çakşırı ayağına geçirmiş, bakmış ki dizlerine kadar kısalmış, açmış ellerini:

– “Hey Allah’ım! Ben bunlara herslenim de, sene ne deyim? Bayram günü ayazda goydun beni!”

Kamçı rızası için namaz

Kamçı rızası için namaz

Erzurumlunun biri camiye gider, acele acele kaza namazını kılar, çıkarken imam başına dikilir, elinde kamçı vardır:

– “Bu ne biçim namaz kılmak, hele bir töreli kıl bahim!”

Adam namazı baştan kılar, imam gelir sorar:

– “Söyle bahim, evvelki namazın mı oldu, yaksa bu namazın mı?”

– “Demin kıldığım namaz!”

– “Niye?”

– “Çünkü bu namaz kamçı rızası içindi, öbürü Allah rızası için!”

Durum değerlendirmesi: Hele bir dinle

Durum değerlendirmesi: Hele bir dinle

“12 Eylül” öncesi Karslılar ile Erzurumlular birbirlerine giriyor, Kars’a giden yolcu otobüslerini bile durduruyorlar…

Durdurulan otobüslerden birinde bir delikanlı, Karslı akranını sorguya çekiyor, güya dinle ilgisini soruşturacak…

– “Hele Ayat-ül Kürsi’yi ohu baham gardaş!”

Karslı:

– “Ağabey oni bülmürem, istersen gulhü’yü ohiyim!”

– “Haydi onu oki!”

Karslı okumaya başlayınca, Erzurumlu dışarıda bekleyen birine seslenir:

– “Zeçi ağabey, hele bir dinle, bakah gulhü’yü doğru ohir mi?”

Çayın denetimi

Çayın denetimi

Erzurum çaysız olmaz, çay Erzurum kültürünün simgesidir, hem kıtlama içerler, hem de koyu…

Erzurumlu bir kadın bir köye gitmiş, çay ikram etmişler, kadın çaya bakmış; kadehi pencereye tutmuş:

– “Burasi Çan köyi, amburasi Kevahor, ahandır çiftlik, az da açık olsa Erzurum gözükeceh!”