Muhsin Yazıcı

Kategori -Genel

Avrupa’da Aydınlanma Çağı

Aydınlanma düşüncesi ve hareketi, toplumların –özellikle Avrupa toplumlarının- tarihi gelişim sürecinin en önemli dönüm noktalarından birisini oluşturmaktadır. Başka bir deyişle aydınlanma, insanlığın son üç yüzyıllık yaşamına damgasını vurmuş bir harekettir.

Batı tarihindeki en önemli bilimsel, zihinsel gelişme Aydınlanma dönemi ile gerçekleşmiştir. Günümüzdeki çoğu düşünce, kaynağını bu dönemden almaktadır. Aydınlanma, Avrupa Uygarlığının tarihinde 17. yüzyılın son çeyreğinde başlayıp, gelenekçi ve dinci anlayışa karşı ilerlemeciliği, “katı usçuluğa” karşı “duygu-us” dengesini savunan 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan bir döneme işaret etmek veya gönderme yapmak için kullanılan bir kavramdır.

Devamı…

Burhan Kuzu Vahdettin’i anan bir mesaj yayınlamış

Atatürk’ü Samsun’a çıktıktan 20 gün sonra görevden alan,

50 gün sonra rütbelerini söken,

Bir yıl sonra idama mahkum eden,

Fermanında katli vaciptir yazan,

İngilizlerle işbirliği yapan,

Sonunda da İngiliz gemisiyle kaçan Vahdettin haindir.

Bu günde onu rahmetle anmak düşmanlıktır.

Robert Koch Enstitüsü’nden sürü bağışıklığı uyarısı: Tehlikeli ve safça

‘Kim sürü bağışıklığı propagandası yapıyorsa, kaç insanı kurban etmeye hazır olduğunu da söylemesi gerekir.’

Robert Koch Enstitüsü (RIK) Başkanı Lothar Wieler, “kontrollü sürü bağışıklığı” konusunda uyarıda bulundu. Bunun tehlikeli ve safça olduğunu belirten Wieler, “Bizim için kontrollü sürü bağışıklığı uygulamasına geçmek düşünülemez” dedi.

Devamı…

Günün sorusu: Nişanlılık nasıl bir şey?

On iki yaşındaki oğlan, on dört yaşındaki amcaoğluna soruyor:

-“Abi ablam yakında nişanlanıyor biliyorsun… Yaz sonu nikâh varmış, bizim evde de konuşuyorlardı. Ben sana bir şey sormak istiyorum…”

-“Söyle…”

-“Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, ‘Eh evlenecekler işte’ diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.”

Devamı…

Çorum Çıplağı Güvercini

Çorum güvercinleri Anadolu’nun yerli ırklarından biridir. “Çorumlu” ya da daha yaygın adı ile “Çorum çıplağı” olarak bilinirler. Bu güvercinlerin “çıplak” olarak adlandırılmalarının nedeni ayaklarının paçasız olmasından kaynaklanmaktadır.

Ülke genelinde fazla yaygın olmadıklarından iyi tanınan ve bilinen bir ırkımız değildir. Daha çok Çorum ilimiz ve bu ile bağlı ilçelerde ve özellikle de Alaca ilçesinde yetiştirildiği bilinmektedir. Çorum dışında Yozgat ilimizde yetiştiricileri bulunmaktadır. Bu bölgelerde değer verilen bir güvercin çeşididir.

Devamı…

Diyarbakır’ın Yerel Güvercin Irkları

Araştırmamızın başında Diyarbakır’da bir çok güvercin ırkı yetiştirildiğini belirtmiştik. Burada sadece “Diyarbakır Güvercinleri” adı ile bilinen yerel güvercin ırkı üzerinde duracağız.


Birbirinden farklı özelliklere sahip “Diyarbakır Güvercinleri” 4 ayrı ırk altında toplanmaktadır.
Bu ırklar, Göğsüak, Ketme, Kızılbaş ve İçağlı olarak adlandırılmaktadır. Bu güvercinler, ülke genelinde de fazla tanınmadığı gibi dünya üzerinde hiçbir yerde bulunmamaktadır.

Devamı…

Bir çift ayakkabı

Samsun’da spor malzemeleri satan bir mağazadan içeri giren 24 genç insan, 24 çift beyaz renkli lastik ayakkabı satın alırlar. Kente otobüsle, sabah 08:30’da gelmiş olmalarına rağmen, aynı gün yürüyerek, ayrılırlar
Samsun’dan, ayakkabıları gibi yüreklerinde taşıdıkları bembeyaz umutlarla..


Ankara yolunda yürüyen kafilenin en önünde ay yıldızlı bayrak taşınırken, arkasındaki pankartta şunlar yazılıdır
“Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü”
Gençler, 20 Ekim 1968 günü başlattıkları yürüyüş gerekçesini şöyle açıklarlar
”Biz Mustafa Kemal gençliği olarak, Türkiye’nin istiklalinin zedelendiğini, elden gittiğini görüyoruz. Onun için atılması gereken devrimci adımın ‘İstiklali tam Türkiye’ için olacağına, gerçekleştirilmesi gereken ilk amacın ‘Tam Bağımsız Türkiye’ olduğuna inanıyoruz.”

Devamı…

Bremen Mızıkacıları

Yıllarca yaşadığı çiftlikte her işe koşturan, çiftçinin en büyük yardımcısı “Eşek” artık çok yaşlanmış.

Çiftçi,

-“Bu duruma bir çözüm bulmalıyım.” diye düşünmüş.

Ertesi gün emektar eşeğine,

-”Yıllardır bana hizmet ettin. Çiftliği evin saydın. Hayatımı kolaylaştırdın. Çok teşekkür ederim. Artık kendine bir hayat kurmalısın.” demiş.

Devamı…

‘Ağlayan gelin” lalesi gün yüzüne çıktı

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde ‘ağlayan gelin” olarak nitelendirilen ters laleler, baharın gelişiyle çiçek açtı.

Kırsalda bulunduğu için ulaşılması güç olan, turuncu, kırmızı ve sarı renkteki çiçekleriyle ilgi çeken ağlayan gelinler, yöredeki vatandaşlar kadar fotoğraf tutkunlarının ve doğa severlerin de ilgisini çekiyor.

Devamı…

Charlie Chaplin’in ‘En güzel şovu’

Sinema tarihinin en ünlü komedyeni Charlie Chaplin bir röportajında şöyle der;

Küçük bir çocukken babamla bir sirk şovunu izlemeye gittik. Bilet sırasında uzun bir kuyruk vardı ve önümüzde anne-baba ve 6 çocuktan oluşan bir aile vardı. Fakirlik hallerinden belliydi, elbiseleri eski ama temizdi. Çocuklar sirkten bahsederken çok mutlu görünüyordu.

Devamı…

Eşsiz faydalarıyla tarih öncesinden gelen dost: Ağaçlar

Ağaçların; karbondioksidi emme, karbon emisyonunu düşürme ve iklim değişikliğine karşı doğaya katkıda bulunma gibi özellikleri artık herkes tarafından biliniyor. Ayrıca ağaçların dev gibi kökleri de yağmur suyunu emerek erozyonu önlüyor. Yaşam döngümüzün tüm evrelerinde ağaçlar bize katkı sağlıyor.

Dünyaya bunca katkısından sonra, ister istemez aklımızda şu soru canlanıyor. Ağaçlar başka nasıl hayatımızı etkiliyorlar. Bir insan ağaçların arasından geçtikten sonra kendisini daha iyi hissettiğini söylüyorsa, bunun psikolojik bir nedeni var mı?

Devamı…

Yardım mı? Dayanışma mı?

Yıllar sonra doğduğu çiftliği ziyaret etmek için arabası ile yola çıkan adam bir anda arabasını tarlaların arasında bir yerlerde çamura saplanmış bir halde bulmuştu. Araba ne ileri ne de geri gitmiyor,
lastikler patinaj yapıyordu.

Bir süre direksiyon gaz ve vitesle uğraştı durdu sonra da yakında görünen bir çiftliğe yürüyerek gidip yardım istemeye karar verdi.
Çiftlikte bulduğu yaşlı köylü adamı dinledi, bulunduğu yerden arabanın saplandığı yere ve arabaya baktı, sonra da “Yaşlı Warwick halleder” diye mırıldandı ve ayağa kalkıp çiftliğin ahırına doğru yürümeye başladı.
Adam Warwick’in kim olduğunu düşünerek takip ettiği yaşlı köylünün ahırdan yaşlı ve kör bir katırı çıkardığını şaşkınlıkla gördü.

Devamı…

İslam Teori ve Japon Modernleşmesi

● İFADE-İ MERAM: Eşhasa değil doğrudan memleketin istikbaline taalluku dolayısıyle tetebbua layık muhtasar bir layiha niteliğindeki işbu makale, Külliye Mabeyn-i Hümayun Başkitabet Celilesi Cenab-ı Alisine arzedilmek üzere, bera-yı malumat sanal bir ortamda kaleme alınmasına mübaderet kılınmıştır… Böyle mülahaza buyurulur,

Başkitabette mevcut hukukçu, siyaset bilimci ve ilahiyatçı ulemanın tetkiki de mukteza-yı celile ledel istimzaç mazhar olursa, Türk inkılâbı ile uzak şarktaki Japonya arasında yapılacak terakkiyat mukayesesinin, memleket menafaati bakımından bize de emsal olup olamayacağı ve camia-i İslamiyenin lideri olmamıza matuf ciheti müsellem olduğunda, tefekkür ve tezekküre mübaşeret kılınması babında…

Devamı…

Medrese Eğitimi Japon Modernleşmssi ve Laik Eğitim

               II
  ▪(Başı birinci yazıda) Meiji devrimlerinin  bir diğer  parolası, "hükumet işlerini ondan anlayana bırakın" ilkesiydi. Yani bizim kültürümüzdeki "işi ehline verin" söylemi...   Bu felsefenin hümanist, laik/seküler ve rasyonel eğilimleri Japonya'da herkes tarafından benimsenip kabul edilmiştir. Her yeniliği "tekfir" eden tekke-tarikat, hacı-hoca-ilmiye denilen ulema sınıfı bu kültürde ne yetişmiş ne yeşermiştir... Bundan dolayı da din-bilim çatışması olmamıştır. Şinto rahipleri manevi  otoritelerini hiç çekinmeden siyasi otoritenin emrine vermişlerdir. Örneğin kılık - kıyafet alanındaki değişime zihnen ve fiilen hiç direnç gösterilmemiştir...

▪Medrese öğretisinin egemen olduğu bize gelince, değil başındaki kırmızı FES yanındaki beyaz püskül bile imanın parçası sayılmıştır… İslamda ruhbanlık olmadığı halde ilmiye üniformalı, tarikat cübbeli “ruhban”zümresi türemiştir. Osmanlı sultanları, herkese dokunduğu halde bunlara ve kıyafet fetişlerine dokunamamıştır. Fes- püskül, kadında saç erkekte sakal, yani doanın her canlıya verdiği KIL dininhatta imanın vazgeçilmezi sayılmıştır.Böyle olunca modern kıyafet kâfir icadı, “dini çürük ırzı kırık” toplumların aşağılık hayat tarzı görülmüştür. Bunun dayanağı da sahih olduğu da belirsiz bir hadistir. ” Menteşebbehe bi kavmihi fehüve minhüm…”Meali şudur: Başkasına benzeyen bizden değildir!

Devamı…

Şimdi o şuçlular toplumun içine karışıp yeni vakalar üretecekler

Insanlığın en büyük tehlikesi bu vakaların failleridir.
HAMİLE ÇOCUKLAR.

Bolu’da imam nikahıyla evlendirilen 11 yaşındaki kız çocuğunun sekiz aylık hamile olduğu ortaya çıktı.
Samsun’da otomobil çarptı diye koma halinde hastaneye getirilen 14 yaşındaki kız çocuğunun, imam nikahlı eşi tarafından odunla dövüldüğü, sonra da kaza süsü vermek için motosikletle üzerinden geçildiği anlaşıldı.

Devamı…

Günün fıkrası

Enerji Bakanlığı’ndan tuhaf yanıt:

Elektriği, doğal gazı kesilmeyenden açma kapama bedeli alınmıyor!

Aaa al abi al canın sıkıldıkça al canın sağolsun… Yeter ki siz hazretleri rahat yaşayın

Canımız kanımız sana feda.. Nasıl olsa bizi maraba olarak görüyorsunuz.

Sırtıkızıl Güvercin Bilgileri

Ülkemizde özellikle Hatay, K.Maraş, Kilis, G.Antep ve Ş.Urfa illerinde yetiştirilen “Sırtıkızıl” veyahut “Abalı” olarak adlandırılan ve kıymet gören bir ırktır.

Orijini Lübnan’dır ve “İrinfili” olarak dünyada bilinir. Diğer Lübnan ırklarıyla özellikle de “amberiler” le (ırjani) yakın akrabadır.

Devamı…

Din Pratiği Çeşitleri

“Kişiler, dini, medeniyet düzeylerine göre uygularlar.”

Amacımız, Felsefenin amacı olan; olgu, obje ve olayın, mahiyetini objektif tespit edip, adını koymaktır. Ne sübjektif yermek ne de övmektir, ne saldırmak ne de savunmaktır.

Din; pratiği açısından genellikle iki çeşittir. Biri folklorik; fiziksel, diğeri zihinsel; entelektüeldir. Fiziksel olanı; Tanrı vergisi (a priori) ağız ve vücut gibi bedensel organlarla icra edilir. Entelektüel din ise, insan ürünü (a posteriori) zihinle uygulanır. Fiziksel din, herkes tarafından belirli üniform klişe kalıplarla uygulanır. Entelektüel din ise, herkesin düşünsel kapasitesine göre rölatif uygulanır.

Devamı…

Çağımız akılcı ve bilimsel düşünme dönemidir

**Bu ülkede en çok satılan ve en çok satın alınan ama hiç kullanılmayan tek şey dindir.

Bunu satın alan halk problemlidir, halkın zihinsel yapısı problemlidir.
Bu problemlerin faturasını ödüyoruz.
Bu kafa bir adamı büyütüyor sonrada gidip kendini ona öldürtüyor.

Bu kafa hastalıklı bir kafadır, bu kafa anakronik bir kafadır , bu kafa şizofrenik bir kafadır .

Devamı…

Kitap düşmanlığı

Bizim memlekette kitap düşmanlığı çok yaygındır. Yakın zamana dek kitap okuma komünistlikle eşitlenirdi. Biri kitap okuyorsa onun adı komüniste çıkardı.

Kitap okuyana iyi gözle bakılmazdı. Çok okumak iyi değildir, insan okuya okuya aklını kaybeder, denirdi. Evde kitap okuyan çocuğuna anne- baba:

-“O kitabı bırak da dersine çalış.” derdi.

Hatta bazı öğretmenler de yazılıda zayıf alan öğrencilerin kitap okuduğunu gördüklerinde, öğrencinin kitap okumasına kızarlardı. Derslerinde iyi not alan, ama hiç kitap okumayan öğrenciler çok makbuldü.

Devamı…