Muhsin Yazıcı

Kategori -Günün Öyküsü

Günün öyküsü: Antika sandalye

Genç adam, antika merakı sebebiyle ülkenin en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği antika malları yok pahasına satın alarak kazanç elde ediyordu.

Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat bu seferki hepsinden farklı görünüyordu. Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti. Yaşlı adam, antikacının yürümesine yardım ederken: Devamı…

Günün Öyküsü: Yaşamın Anlamı

Eski zamanların birinde bir adam yaşamın anlamının ne olduğuna takmış kafayı… Bulduğu hiç bir yanıt ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş…

Ama aldığı yanıtlar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir yanıtı olmalı diyormuş.

Herkese bunu sormaya karar vermiş…Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki…

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona: Devamı…

Günün öyküsü: Hişt Hişt – Sait Faik Abasıyanık

Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de tıraş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım.

Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.

Çukulata renginde bir yaprak, çağla bademi renkli bir keçi gördüm. Birisi arkamdan:

-Hişt, dedi. Devamı…

Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri: Bir insanı sevmekle başlar her şey

Semaver

Ali nihayet iş bulmuştu. Bir haftadır fabrikaya gidiyordu. Annesi de bu işe çok sevinmişti. Bugün de annesinin seslenmesi üzerine kalktı. Yataktan yemek odasına kucak kucağa geçtiler. Odanın içini kızarmış ekmek kokusu doldurmuştu.

Semaver, ne güzel kaynardı.

Sabahları Ali’nin bir semaveri, bir de fabrikanın önünde bekleyen salep güğümü hoşuna giderdi. Kahvaltısını yaptıktan sonra evden çıkıp duraktaki arkadaşları ile buluştu ve birlikte fabrikaya yürüdüler. Devamı…

Dostoyevski’nin Sürgünde Tanıştığı Bir Köpekle Sevgisizlik Üzerine Yaptığı Efsane Olmuş Deney

Dostoyevski kalabalık bir toplantıda yaptığı konuşma ve okuduğu şiir nedeniyle Rus Çarı tarafından hapse mahkum edilir ve Sibirya’ya sürülür. Hapis yıllarını “Ölüler Evinden Anılar” isimli kitabında toplar.

Yazar, buradaki hayatından önce halkı, insanları tanıdığını düşündüğünü, ama yanıldığını hapis yıllarında anladığını belirtir.

Dostoyevski, ‘kara halk’ olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra, insanları çözümlemeye ve iç dünyalarının derinliklerine inmeye başlar. Devamı…

Günün öyküsü: Korku ve Kararsızlık..!!?

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı..

Kutunun hava almadığı açıktı..

Salona dönerek:

-“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti..

Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi.. Devamı…

Günün öyküsü: Akıl Okulu

Birgün ülkenin küçük kasabalarından olan Yitan’da şöyle bir haber yayılmış:
– Güzel başkentimizde bir akıl okulu varmış. Her kim o okula giderse orada akıl öğretiliyormuş.

Herkes bu haberi şaşkınlıkla birbirine anlatıyormuş. Kasabanın en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye başlamış:
– Efendim hayatımda hiç bu kadar komik bir şey duymamıştım. Bir insan akıllıysa akılllıdır. Sonradan akıl kazanılır mı hiç? Olacak şey midir? Duyulmuş mudur? Görülmüş müdür? Devamı…

Günün öyküsü: Mutsuz Kral

Bir zamanlar her şeye muktedir, çok zengin ama mutsuz bir kral varmış. Mutlu olmak için ne kadar uğraşsa da mutlu olamıyormuş.

Ülkenin en bilge kişisini huzuruna çağırtıp nasıl mutlu olabilirim diye sormuş.

Bilge:

-“Kralım, mutsuzluktan kurtulmak istiyorsanız; mutlu bir adam bulup onun gömleğini giymeniz gerekir.” Devamı…

Günün Öyküsü: Kuyruğunu Dik Tutan Fare

Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini “ezeli düşmanı” kediye verir.

Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından.

Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür. Devamı…

Günün öyküsü: Sevginin mucizesi

(Anne/babaların ve öğretmen arkadaşlarımın mutlaka okumalarını öneriyorum)

Mrzakarm Norbekov

Bir gün gazetede çalsan bir arkadasm telefon ett ve,

-“Hadi denize gidelim. Zamanın var m?” diye sordu.

-“Var” dedim.

 

-“Bir grup psikolog gidiyor, gazeteci olarak onlara katılacağım. İstersen sen de Listeye dahil edeyim, nasılsa psikologsun. Düşünebiliyor musun? Devletin parasıyla Kırım’da otuz beş gün. Deniz, şarap, kebaplar, tatil terapisi…”

Kabul ettim. Beleş kimin hoşuna gitmez, söyler misiniz lütfen? Devamı…

Yaşama dair kısa bir öykü

Kırk yıl önce bugün evlenmişlerdi.

Kadın her zamanki gibi erken kalkmıştı, kocasını 40 yıl boyunca kahvaltı yapmadan evden göndermemişti.

Artık dişleride azalmıştı. Kendi kendine söylendi,

-“Kırk yıl geçti bir defa bile ekmeğin yumuşak tarafını yemedim. Bugün yersem herhalde alınmaz, dile kolay tam 40 yıl…” Devamı…

Günün öyküsü: Önemli olan

Günün öyküsü: Önemli olan

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde eşine bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-“Söyledim değil mi(?), söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim.”

-“Kahverengi gömlekle gidiversen ne olurmuş!” Devamı…

Elektrik direğindeki kuşu kurtarmak isterken ellerinden olan çoban: Kanatlarım kırıldı ama pişman değilim

Elektrik direğindeki kuşu kurtarmak isterken ellerinden olan çoban: Kanatlarım kırıldı ama pişman değilim

 “O kanatlanıp uçtu ama benim kanatlarım kırıldı”

Ağrı’da bir güvercini kurtarırken elektrik akımına kapılıp iki kolunu kaybeden 17 yaşındaki çoban Ramazan Taşdemir, “Onu kurtarmaya çalışırken kanatlanıp uçtu. Ama benim kanatlarım kırıldı” diyor. Pişman olmadığını söyleyen Taşdemir, “Hayvanlara karşı vicdanlı olmak lazım. İyileştikten sonra direğe asılı olan bir kuş görsem yine kurtarırım” çağrısını yapıyor. Devamı…

Günün öyküsü: Kendini bilmeyenlere…

Kendini bilmeyenlere…

Genç bir çift yeni bir mahalledeki evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparken, komşu da çamaşırları asıyormuş.

Kadın eşine:

-“Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor,” demiş.

Eşi ona bakmış bir şey söylememiş.

Kadın, komşunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Devamı…

Günüb öyküsü: Beyaz At Ve Hükümdar

Beyaz At Ve Hükümdar

Hükümdarın birinin beyaz bir atı varmış. Hükümdar, bu atını çok severmiş. Bir gün bütün maiyetinin “kendi adamlarının” hazır bulunduğu bir sırada:

–“Bu beyaz atımın ölüm haberini getirenin kafasını uçurabilirim. Çok dikkatli olun. Çünkü bu beyaz atı canım kadar seviyorum. Onun ölüm haberi bende kriz geçirtebilir”, demiş. Devamı…

Günün Öyküsü: Aptal Puma Sendromuna Yakalanmak

Günün Öyküsü: Aptal Puma Sendromuna Yakalanmak

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı. Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşinedüştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır. Devamı…

Günün öyküsü: Korku ve Kararsızlık

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek: -“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti. Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi. İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler. Devamı…

Günün öyküsü: Kaktüs

Meksika’da çölde yetişen bir tür kaktüs var.
Bu kaktüsün yapraklarında ipeksi bir iplik var ve ipekten daha pahalı bir kumaşın yapımında kullanılır.

Bir gün bir işadamı yatırım yapmaya karar verir.
Büyük bir fabrika yapar.
Kaktüsleri orada daha çok daha bol yapraklı yapmak için her türlü fedakârlığı yaparlar, kaktüsleri bol vitaminler ve zenginleştirilmiş gıdalar gübrelerle beslerler. Devamı…

Günün öyküsü: Sabana koşulan öküz ve merkep

Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya Köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır. Şoförüne;
-“Arabayı durdur”, der.
Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan öküzü ve merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,
-“Kolay Gelsin Ağa”, der.
-“Sağolasın Bey! Hoşgeldin.”
-“Hoşbulduk ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.” Devamı…

Günün öyküsü: Çıkar uğruna dini inkar etmek

Küçük kasabanın birinde bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş. İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş. Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.