Muhsin Yazıcı

Kategori -Günün Öyküsü

“Rızık Baba Türbesinin” adı “Eşşek Baba Türbesi olmuş.”

1940-50 yılları arası Gümüşhacıköy ilçesinin bir köyünde yoksul bir genç yaşarmış. Kimi kimsesi yokmuş. Bundan dolayı köyde kimse kız vermemiş.

Evlenememiş.

Yoksul köylünün sadece yaşlı bir eşeği varmış. Onunla dağa gider, odun toplar, taşır, odunları eşeğine yükler, şehre götürür, satar, kazandığı para ile zorunlu ihtiyaçlarını karşılarmış.

Günler ayları, aylar da yılları kovalar, hep böyle geçermiş. Devamı…

Ege’nin Antik Öyküleri: Fakir Miletli İle Zeus

Felsefenin Başladığı Yer: Milet (Miletus)

Günün birinde, fakir bir Miletli ile gök tanrısı Zeus Milet agorasında bir konu üzerinde tartışmaya başlamışlar. İşin doğrusu bir ölümlü ile bir Tanrının hem de üstelik bir Baştanrının tartışması görülmüş duyulmuş bir şey değildir ama her şeyden önce “filozoflar kenti” olarak ünlenen Milet özgür düşüncenin başladığı, pozitif bilimlerin temellerinin atıldığı bir kenttir. Devamı…

Günün öyküsü: Hepsi birbirine karıştı…

Meyhaneden çıkıp halk otobüsüne binen sarhoş,

Nara atmaya başlar!

Önde oturan ib.eler,

Ortada oturan pe…kler,

Arkada oturan boynuzlular,

Dinleyin lan beni…

Narayı duyan şoför,

Ani ve acı bir fren yapar,

Sarhoşun gırtlağına sarılır.

Söyle lan sarhoş,

Kim ib.e?

Kim pe….k?

Kim boynuzlu?…

Sarhoş,

Ne bileyim abi?

Öyyyle bir fren yaptın ki!

Hepsi birbirine karıştı…

Günün öyküsü: Kurbağa ile öküz

Bir gün, kendini beğenmiş, kendisini herkesten üstün gören, ama dünyayı bilmeyen, çevresini tanımayan, sadece kendi sürüsünün içinde yetişmiş, bütün dünyayı bu sürüdeki yaşlı kurbağaların anlattıklarından ibaret sanan, cahil ve kibirli bir kurbağa şefi, çayırda gezerken, hayatında ilk kez koca bir öküz görmüş.


Önce öküzün büyüklüğünden korkmuş ama baktıkça, o büyük hayvanın boyundan posundan hoşlanmış, çok etkilenmiş.
Kendisinin boyu kısa, bedeni yumurta kadar ama ihtirası büyük, aklı kıt; kurbağa bu; anlamaz ki…
İlla da öküze benzemek istemiş:
– Benim neyim eksik ki ondan, demiş.  Devamı…

Günün öyküsü: İpin ucu kaçınca..

Adamın biri palavracılıkta hayli nam salmış. Oğlu da babasının bu palavralarından utandığından bir gün oturup kendisini uyarmış.

-“Baba birileriyle konuşurken palavralarında endaze tanımıyorsun. Annemle birlikte ele güne rezil oluyoruz. Bu huyundan vazgeç artık.”

Babası da:

-“Bu durumun elim değil” söyleyince…

Oğlu bir formül bulmuş. Birileri kendilerine misafirliğe geldiğinde babasının ayak başparmağına bir ip bağlayacak, babası atmaya başladığında ipi çekecekmiş. Devamı…

Günün öyküsü: Terk edilme korkusu

Sahipleri Uyurken Köpeğin Her Gece Yaptığını Görenler Gözyaşlarını Tutamadılar ! İnanmak istemediler…

Sahipleri Uyurken Köpeğin Her Gece Yaptığını Görenler Gözyaşlarını Tutamadılar !!

Köpeğin her geçe yaptığını göründe sizlerde göz yaşlarına boğulacaksınız. Bazı hayvan kadar olmayan insanların hayvanları tekmelediklerini gördüğümüz zaman içimiz ne kadar burkuluyor. Onların yaşam alanlarını kısıtlayan bizleriz unutmayalım.

Köpekler bizim binlerce yıllık dostumuz, yol arkadaşlarımızdırlar… Devamı…

Günün öyküsü: Özgür kuşlar

Küçük kızın babası özgürlüklerin kısıtlı olduğu bir ülkede en ağır siyasi cezaların verildiği bir hapishane de mahkumdu. Her hafta sonu annesiyle birlikte babasını ziyaret için hapishaneye giderdi.

Bir ziyaretinde babasına vermek için özenerek bir resim yaptı ve yanında götürdü. Fakat kontrol esnasında yaptığı resim hapishane kurallarına göre uygun bulunmadı. Devamı…

Günün öyküsü: Antika sandalye

Genç adam, antika merakı sebebiyle ülkenin en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği antika malları yok pahasına satın alarak kazanç elde ediyordu.

Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat bu seferki hepsinden farklı görünüyordu. Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti. Yaşlı adam, antikacının yürümesine yardım ederken: Devamı…

Günün Öyküsü: Yaşamın Anlamı

Eski zamanların birinde bir adam yaşamın anlamının ne olduğuna takmış kafayı… Bulduğu hiç bir yanıt ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş…

Ama aldığı yanıtlar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir yanıtı olmalı diyormuş.

Herkese bunu sormaya karar vermiş…Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki…

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona: Devamı…

Günün öyküsü: Hişt Hişt – Sait Faik Abasıyanık

Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de tıraş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım.

Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.

Çukulata renginde bir yaprak, çağla bademi renkli bir keçi gördüm. Birisi arkamdan:

-Hişt, dedi. Devamı…

Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri: Bir insanı sevmekle başlar her şey

Semaver

Ali nihayet iş bulmuştu. Bir haftadır fabrikaya gidiyordu. Annesi de bu işe çok sevinmişti. Bugün de annesinin seslenmesi üzerine kalktı. Yataktan yemek odasına kucak kucağa geçtiler. Odanın içini kızarmış ekmek kokusu doldurmuştu.

Semaver, ne güzel kaynardı.

Sabahları Ali’nin bir semaveri, bir de fabrikanın önünde bekleyen salep güğümü hoşuna giderdi. Kahvaltısını yaptıktan sonra evden çıkıp duraktaki arkadaşları ile buluştu ve birlikte fabrikaya yürüdüler. Devamı…

Dostoyevski’nin Sürgünde Tanıştığı Bir Köpekle Sevgisizlik Üzerine Yaptığı Efsane Olmuş Deney

Dostoyevski kalabalık bir toplantıda yaptığı konuşma ve okuduğu şiir nedeniyle Rus Çarı tarafından hapse mahkum edilir ve Sibirya’ya sürülür. Hapis yıllarını “Ölüler Evinden Anılar” isimli kitabında toplar.

Yazar, buradaki hayatından önce halkı, insanları tanıdığını düşündüğünü, ama yanıldığını hapis yıllarında anladığını belirtir.

Dostoyevski, ‘kara halk’ olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra, insanları çözümlemeye ve iç dünyalarının derinliklerine inmeye başlar. Devamı…

Günün öyküsü: Korku ve Kararsızlık..!!?

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı..

Kutunun hava almadığı açıktı..

Salona dönerek:

-“Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti..

Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi.. Devamı…

Günün öyküsü: Akıl Okulu

Birgün ülkenin küçük kasabalarından olan Yitan’da şöyle bir haber yayılmış:
– Güzel başkentimizde bir akıl okulu varmış. Her kim o okula giderse orada akıl öğretiliyormuş.

Herkes bu haberi şaşkınlıkla birbirine anlatıyormuş. Kasabanın en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye başlamış:
– Efendim hayatımda hiç bu kadar komik bir şey duymamıştım. Bir insan akıllıysa akılllıdır. Sonradan akıl kazanılır mı hiç? Olacak şey midir? Duyulmuş mudur? Görülmüş müdür? Devamı…

Günün öyküsü: Mutsuz Kral

Bir zamanlar her şeye muktedir, çok zengin ama mutsuz bir kral varmış. Mutlu olmak için ne kadar uğraşsa da mutlu olamıyormuş.

Ülkenin en bilge kişisini huzuruna çağırtıp nasıl mutlu olabilirim diye sormuş.

Bilge:

-“Kralım, mutsuzluktan kurtulmak istiyorsanız; mutlu bir adam bulup onun gömleğini giymeniz gerekir.” Devamı…

Günün Öyküsü: Kuyruğunu Dik Tutan Fare

Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini “ezeli düşmanı” kediye verir.

Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından.

Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür. Devamı…

Günün öyküsü: Sevginin mucizesi

(Anne/babaların ve öğretmen arkadaşlarımın mutlaka okumalarını öneriyorum)

Mrzakarm Norbekov

Bir gün gazetede çalsan bir arkadasm telefon ett ve,

-“Hadi denize gidelim. Zamanın var m?” diye sordu.

-“Var” dedim.

 

-“Bir grup psikolog gidiyor, gazeteci olarak onlara katılacağım. İstersen sen de Listeye dahil edeyim, nasılsa psikologsun. Düşünebiliyor musun? Devletin parasıyla Kırım’da otuz beş gün. Deniz, şarap, kebaplar, tatil terapisi…”

Kabul ettim. Beleş kimin hoşuna gitmez, söyler misiniz lütfen? Devamı…

Yaşama dair kısa bir öykü

Kırk yıl önce bugün evlenmişlerdi.

Kadın her zamanki gibi erken kalkmıştı, kocasını 40 yıl boyunca kahvaltı yapmadan evden göndermemişti.

Artık dişleride azalmıştı. Kendi kendine söylendi,

-“Kırk yıl geçti bir defa bile ekmeğin yumuşak tarafını yemedim. Bugün yersem herhalde alınmaz, dile kolay tam 40 yıl…” Devamı…

Günün öyküsü: Önemli olan

Günün öyküsü: Önemli olan

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde eşine bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-“Söyledim değil mi(?), söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim.”

-“Kahverengi gömlekle gidiversen ne olurmuş!” Devamı…

Elektrik direğindeki kuşu kurtarmak isterken ellerinden olan çoban: Kanatlarım kırıldı ama pişman değilim

Elektrik direğindeki kuşu kurtarmak isterken ellerinden olan çoban: Kanatlarım kırıldı ama pişman değilim

 “O kanatlanıp uçtu ama benim kanatlarım kırıldı”

Ağrı’da bir güvercini kurtarırken elektrik akımına kapılıp iki kolunu kaybeden 17 yaşındaki çoban Ramazan Taşdemir, “Onu kurtarmaya çalışırken kanatlanıp uçtu. Ama benim kanatlarım kırıldı” diyor. Pişman olmadığını söyleyen Taşdemir, “Hayvanlara karşı vicdanlı olmak lazım. İyileştikten sonra direğe asılı olan bir kuş görsem yine kurtarırım” çağrısını yapıyor. Devamı…

Günün öyküsü: Kendini bilmeyenlere…

Kendini bilmeyenlere…

Genç bir çift yeni bir mahalledeki evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparken, komşu da çamaşırları asıyormuş.

Kadın eşine:

-“Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor,” demiş.

Eşi ona bakmış bir şey söylememiş.

Kadın, komşunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.