Muhsin Yazıcı

Kategori -Günün Sorusu

Günün sorusu: Yemek saatleri kilomuzu nasıl etkiliyor?

İnsanın vücut saati, metabolizması ve sindirim sistemi karmaşık bir etkileşim halinde. Bu nedenle sadece ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de önemli.

ABD’de yapılan araştırmalara göre üniversiteye başlayan gençler yaklaşık 7 kilo alıyor. Bunun nedenlerinden biri hazır yemek ve fiziksel aktivite azlığı iken, uzmanlar gece geç saatlerde yemenin, alkol tüketiminin ve düzensiz uyku saatlerinin de etkili olduğuna inanıyor. Devamı…

Günün sorusu: İntikam işe yarayan bir duygu mu?

Deneyimli ruhbilimci Dr. Ellen Hendriksen her birimizin doğuştan adalete programlanmış olduğu yönünde şaşırtıcı bir gerçeği açıklığa kavuşturuyor.

Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde öfke duyarız değil mi? Çoğu zaman bu haksızlığa bir tepki gösterme eğiliminde oluruz. Bu kimi zaman kendi uğradığımız bir haksızlık olur, kimi zaman başkalarının uğradığı haksızlığa şahit olmak…  Devamı…

Günün sorusu: Robotlardan öğretmen olur mu?

Hayatımızın neredeyse her alanına giren robotlar, çocuklar için öğretmenlik görevini bile üstlenmeye başladı. Bu durum tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Robotlar, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi öğretmenlikte de işgücü olarak insanların yerini almaya başlıyor. Eğitim alanında kullanılan robotlar, çocukların çok aşamalı problem çözmesini ve temel matematik becerilerini kolayca öğrenmelerini sağlayabiliyor. Devamı…

Günün sorusu: Beynin hayallere dalması neden yararlı?

Oturmak ve hiçbir şey düşünmeden rahatlamak… Bunu yapmak pek de mümkün değil. Beyni dinlenme moduna almaya çalışsanız bile farklı hayal dünyalarına daldığınızı görürsünüz. Fakat bu boş hayaller faydalı olabilir.

Nörologlar yıllarca beynin özel bir iş yaparken sıkı çalıştığını ve boş dururken dinlendiğini sanıyordu. Deneylerde parmak oynatma, zihin aritmetiği yapma, resimlere bakma gibi eylemler sırasında insanların beyin taraması yapılıyor ve hangi bölgelerin aktif olduğu, beynin davranışları nasıl kontrol ettiği bulunmaya çalışılıyor. Devamı…

Günün sorusu: Kimilerinin acı eşiği neden daha yüksek?

Acıya duyarlılık da tıpkı boy, saç rengi, ya da ten rengi gibi aileden geçiyor.

Tıbbi yardıma gerek duyanlarda en yaygın tek belirti ağrı ya da acıdır. Normal koşullarda ağrı bedendeki bir hasarın işareti. Ancak insanlarda acıyı fark etme, acıya dayanma ve acı karşısında verdikleri tepkiler çok farklıdır. Bu yüzden her bir hasta için hangi tedavi yönteminin etkili olacağını kestirmek kolay değil. Peki, ağrı eşiği neden herkeste farklı? Devamı…

Sorular… Sorular… Sorular…

Hz. Aliye sordular,

-“Ya Ali , domuz eti yemekten daha günah olan bir yiyecek var mıdır?”

Yanıt verdi Peygamber Damadı;

-“Kul hakkı yemek, domuz eti yemekten 1000 kat daha günahtır”

Bir soru da bizden:

-“Devlet hazinesini soymak, milletin ortak parasını yemek sevap mıdır?”

-“Hazineyi soyuyoruz ama Müslümanlara veriyoruz demek doğru mudur?”

-“Müslüman olamayanların parasını Müslümanlara yedirmek ‘kul hakkına’ girmiyor mu?”

Günün sorusu: Demokrasi nereye gidiyor? Nerede Hata Yaptık?/ Prof. Dr. Kemal Gözler

Geçen hafta yayınladığım “Hukuk Nereye Gidiyor” başlıklı makalemde (1) hukukun son yıllarda içinden geçtiği gerileme dönemini inceledim ve bu döneme ilişkin bazı sorular sordum. Bu makalemde ise demokrasinin içinden geçtiği gerileme dönemini inceleyip “nerede hata yaptık” sorusunu soracağım. Önce gözlemlerle işe başlayalım.

  1. GÖZLEMLER: “DEMOKRASİDEN UZAKLAŞMA” VEYA “DEMOKRASİLERİN GERİLEME DÖNEMİ”

Aşağı yukarı on yıldır, Türk demokrasisi bir gerileme dönemi içinden geçiyor. Yıldan yıla demokrasiden uzaklaşıyoruz.

Hemen belirtelim ki, bu olgu sadece bizde değil, derecesi farklı olmakla birlikte, Rusya, Macaristan, Polonya, Venezuela, Bolivya gibi başka ülkelerde de görülüyor. Öncelikle bu gerileme olgusunu teorik olarak bir yere oturtmamız lazım. Devamı…

Günün sorusu: Hukuk nereye gidiyor? Prof. Dr. Kemal Gözler

Gözlemler ve Sorular

Ülkemizde ve derecesi farklı olmakla birlikte diğer bazı ülkelerde, demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve hürriyetler günden güne geriliyor. Neticede hukukun ve hukuk biliminin değeri tartışmalı hâle geliyor. Bu konuda önce bazı gözlemlerde bulunmak ve sonra da birtakım sorular sormak istiyorum.

  1. GÖZLEMLER

Aslında burada demokrasinin nasıl gerilediği, hukuktan nasıl uzaklaşıldığını ve temel hak ve hürriyetlerin nasıl zedelendiğini örnekler vererek ayrıntılı bir şekilde göstermek gerekir. Ben burada örneklere girmek istemiyorum. Zira somut örnekler vererek bu gözlemleri dile getirmek artık cesaret istiyor. İçinde bulunduğumuz akademik özgürlük düzeyi buna müsait değil. Devamı…

Günün soruları

Beka Sorunu neyi anlatır?

-“Ülkemizin tehlikede olduğunu.”

Kim üretti bu sorunu?

-“Mevcut iktidar.”

Nasıl üretti?

-“Ekonomide, iç ve dış politikada, adalet ve eğitim sisteminde yaptığı yanlışlarla.”

Çare nedir?

-“Sürekli kendi ürettiği sorunlarla boğuşan bu iktidar olduğunu anlamaktır.”

Not: Yönetim bilimi diyor ki, “sorunun kaynağı olanlar, asla çözümün kaynağı olamazlar.

Günün sorusu: Beygir gücü nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır?

Beygir gücü ifadesi şüphesiz otomobil terimleri içerisinde insanlar arasında en çok bilindiği düşünülen ve belki de en fazla kullanılan terim ifadedir diyebiliriz.

Bir otomobil hakkında konuşan iki kişinin bir birlerine sordukları ilk soru büyük ihtimalle “kaç beygir?” bile olabilir. Sonuç olarak çok basit bir kelime olsa da ve gücü ifade etse de oldukça eski tarihi olan bir kelimeden bahsediyoruz. Devamı…

Günün sorusu: Gülmek insanı neden daha yaratıcı yapar?

İşyerinde gülmek, daha güçlü ve yaratıcı bir ekibe dönüşmeyi nasıl sağlar?

Amerikalı nörolog Robert Provine Maryland Üniversitesi’nde 20 yıldır bu konu üzerinde araştırma yapıyor.

Bu araştırma, insanın başkalarının yanında gülme ihtimalinin 30 kat fazla olduğunu gösteriyor.

“Gülmek, kendi ruh halimizi veya sağlığımızı iyileştirmek amacıyla değil, başkaları üzerinde etki bırakmak üzere gelişmiş bir özellik” diyor Provine.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden profesör Sophie Scott’a göre, gülmek, rahat ve güvenli olduğumuza dair karşı tarafa bilinçaltı bir sinyal gönderme anlamına geliyor. Devamı…

Günün sorusu: Japonya’da övgü neden iyi karşılanmaz?

Japon işyerlerinde kimse pek övülmez; övgü sorun olarak görülebilir.

Japonya’daki işletmelerin Batılı ülkelerden, hatta diğer Asya ülkelerinden farklı, kendine özgü kuralları vardır. Buradaki bir şirkette ilk kez müdürlük görevi yapacak birinin çalışanlara yönelik geri bilgi akışında bulunması hayretle karşılanabilir. Yani orada, çalışanlar hakkında değerlendirme yapıp onlara bildirme kuralını unutmak gerekir. Devamı…

Meyve ve sebzeleri sıkarak içmek yararlı mı?

Bir bardak taze sıkılmış meyve suyu günlük vitamin ihtiyacımızı karşılamak için iyi bir yöntem mi? Kan şekeri ve insülin seviyesi bundan nasıl etkilenir?

İş yoğunluğu fazla olan ve sağlıklı beslenmeye çalışanlar açısından taze sıkılmış meyve suyu hem zamandan kazanmanın hem de günlük vitamin ihtiyacını karşılamak için iyi bir yöntem olarak görülür. Meyve suyu ayrıca kilo vermek ve vücudu temizlemekle de ilişkilendirilir. Devamı…

Köpeklerin burunlarının rengi niçin siyahtır?

Köpeklerin burunlarının siyah olmasının bir nedeni güneş ışınlarına karşı koruma sağlamasıdır. Köpeğin vücudunun geride kalan kısmı tüyleri tarafından korunduğu için burun tümüyle güneşin yakıcı ışıklarına açıktır.

 

Pembe burunlu köpekler, tüysüz cinsler ve kulakları üzerindeki tüyleri ince olan cinsler açık havaya çıktıkları zaman güneşten korunmaları gerekir.

Korunmadıkları zaman aynı insanlarda olduğu gibi güneş yanıkları ve kanser riskine açıktırlar. Öte yandan köpeklerin çoğunluğunun burnu siyah olmakla birlikte hepsininki siyah değildir. Devamı…

Neden Tanrı’ya inanma ihtiyacı duyarız?

Zifiri karanlık bir gecede çalıların arasından bir hışırtı duysanız ne düşünürdünüz? Sizi avlamaya gelen bir avcı mı yoksa sadece basit bir rüzgâr mı hışırtıya sebep olan? Bu sorunun cevabı aslında bizi hayatta tutan özelliklerimizden birini de açıklıyor.

Eğer beyinlerimizi Tanrı tasarladıysa biraz üstünkörü bir iş çıkartmış gibi görünüyor. Yoksa her gün en az 8 saat boyunca uyumak zorunda olan ve zaman zaman kendimizin bile inanamayacağı hatalar yapan ve en ufak bir arızada kalıcı hasar görebilen bir sistemin başka bir açıklaması olmazdı. Ama en azından bir şeyi mükemmel bir şekilde halletmiş: beyinlerimizi Tanrı’ya inanmak üzere tasarlamış! Devamı…

Günün sorusu: Centilmen erkek neden daha çekici?

Cinsiyet eşitliği kavramı ile örtüşmüyor olsa da centilmen erkekler kadınlara daha çekici geliyor. Peki neden?

Kapıyı açarak önce kadının geçmesi için yol vermek, arabasını park etmeyi teklif etmek ya da ağır valizini taşımayı önermek… Kadınlar, erkeklerin bu ve benzeri davranışlarını nasıl algılıyor? Zararsız bir nezaket eylemi olarak mı? Yoksa, kadının gücü ve yetkinliğine karşı cinsiyetçi bir hakaret olarak mı? Devamı…

İnsanlar niçin tutucudur?

Aslında bu sorunun cevabını vermek çok zor ancak yapılan araştırmalar sarhoş olduğumuzda veya düşünmek için kısıtlı zamanımız olduğunda sağ kanada daha yakın olduğumuzu gösteriyor.

Eğer bir bara gider ve kapanmaya yakın bir vakitte siyasi bir tartışmaya girerseniz muhtemelen alacağınız sonuçlar çok da güvenilir olmayacaktır. Devamı…

Günün sorusu: İnsan nasıl giyinmeye başladı?

Hepimiz çıplak doğar, ama kamusal alanda vücudumuzu örtme ihtiyacı duyarız. Bunun nedenleri var: Soğuk iklimlerde giysiler bizi donmaya, aşırı sıcakta ise güneşe karşı korur.

Bugün hala avcılık ve toplayıcılık yapan bazı kabileler çıplak olmaya devam ediyor. Bu giyinmenin hayatta kalma açısından zorunlu olmadığını gösteriyor. Peki ilk ne zaman giyinmeye başladık?

Giysiler fosilleşmeden çürüdüğü için ilk insanların ne zaman çıplak dolaşmaya son verip bedenlerini hayvan postu ve derisi ile kapladığını gösterecek verilerden yoksunuz. Devamı…

Günün sorusu: Ay nasıl oluştu?

Başka hiçbir uydu, yörüngesinde dolaştığı gezegenle kıyaslandığında Ay kadar büyük değildir. Peki nasıl oldu da Dünya bu kadar büyük bir uyduya sahip oldu?

Dünya’nın uydusu Ay hala birçok sır taşıyor. Yeryüzünden Ay’ın sadece bir yüzünü görebiliyoruz. Ay denizlerdeki gelgiti, hayvanların ne zaman çiftleşeceğini, hatta insanın uykusunu bile etkiliyor.

Buna rağmen 1969’a gelinceye kadar kimse Ay’a gitmemişti. Bugüne kadar da sadece 12 kişi gitti. Hem bu astronot ziyaretleri hem de insansız uzay araçları sayesinde Ay’ın yapısıyla ilgili epey bilgi edindik. Ama Ay’ın nereden geldiği sorusunu hala net bir şekilde cevaplayamıyoruz. Devamı…

Hafızamız bizi nasıl şaşırtıyor?

Psikologlar insan belleğinin sık sık yanılabildiğini söylüyor. Çoğumuz hafızanın bu yanıltıcı özelliğini göz ardı ediyoruz. Oysa o her gün bize ilginç oyunlar oynuyor.

1) Çocukluğun ilk yıllarını hatırlamak mümkün değilken birçok kişi neden tersini iddia ediyor?

Salvador Dali, annesinin karnında olduğu dönemi bile hatırladığını iddia ediyordu. Oysa onun hatırladıkları hayal dünyasından kaynaklanıyordu. Devamı…

Günün sorusu: İnsan bedeni uzayda ne gibi değişikliklere uğruyor?

Uzay, zorlu ve affı olmayan bir yer ve çok sayıda astronotun dünyaya dönüşlerinde gördüğü gibi yerçekimsiz ortamda uzun süre yaşamak insan bedenine ciddi darbe vuruyor.

Peki, riskler tam olarak ne?

Japon astronot Norişige Kanai, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sadece üç hafta geçirmesinin ardından dokuz santimetre uzadığını söyleyerek kısa bir süre manşetlerde yer almıştı. Devamı…

Önemli kararları hangi aylarda almalı?

Çoğumuz genellikle önemli bir konuda karar almak için Ocak ayını bekleriz. Ama bu tür kararların daha sıcak aylarda alınmasının daha doğru olabileceğini gösteren veriler artıyor.

İster kariyer değiştirme ister ev satın alma olsun yeni bir adım atarken veya atmaya karar verirken Ocak ayı en uygun aymış gibi gelir. Ama Ocak ayı büyük kararlar için gerçekten de en iyi zaman mıdır?

Bu sorunun cevabı ruh halimize bağlı olarak değişebilir. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.