Muhsin Yazıcı

Kategori -Günün Fıkrası

Günün fıkrası: Papaz, Rahibe ve 129. Ayet

Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar.

Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar.

Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar.

Devamı…

Günün fıkrası: İMF Uzmanı, Çoban ve Koyunları

Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş.

Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Prada ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve Stefano Ricci kravatlı bir sürücü, aşağıya inip, çobana sormuş.

-“Kaç tane koyunun olduğunu bilirsem, bana onlardan bir tanesini verir misin?”

Çoban, bir adama bir de koyunlarına bakmış;

-“Tamam” diye yanıt vermiş. Devamı…

Günün fıkrası: Kuzuların Sessizliği!

Bir profesör aslanla kuzunun aynı kafeste yaşayabileceğini iddia etmiştir.

Ancak etrafındakiler bunun gerçekleşemeyecek bir durum olduğunu söylemiştir.

Profesör ise buna mukabil deneyip olabileceğini iddia etmiştir.

Hemen akabinde hayvanat bahçesinde denemelere başlamıştır.

İtiraz edenler bir hafta sonra kuzu ile aslanın aynı kafeste olduğunu görmüştür.

Profesöre şaşkınlıkla bunu nasıl başardığını sorduklarında profesör şu yanıtı vermiştir:

-“Her gün kafese yeni bir kuzu koyuyoruz.”

Bizler her sabah kalktığımızda kafeste kuzuyu görünce demokrasi var sanıyoruz.

Günün fıkrası: Hakim Bey, bizim köyde “göte göt derler”

Can Yücel’in şiirlerinde geçen “göt” sözcüğünden dolayı bir köylü mahkemeye vermiştir.

Can Yücel, mahkemedeki sözlü savunmasını ‘bizim köyde göte göt derler’ diye bitirir evet, ancak öncesinde bir de fıkra anlatır mahkemede,

Fıkra:
Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. Koca devletin koca doktoruna.

Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.

Köylüler tabi ‘tamam dohtor bey’ diyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Devamı…

Seçim Fıkrası: İnsana oy verin, insana

1970-80-90-20’li yıllarda bazı parti logoları hayvan figürleri içermekteydi.
Adalet Partisi: Kır at…

Güven Partisi: Koyun…

Milliyetçi Hareket Partisi: Üç hilal, ama partinin en önemli destekçisi durumundaki Ülkü Ocakları’nın amblemi Bozkurt…

Anavatan Partisi’nin: Arı

Liberal Demokrat Parti’nin: Yunus

Demokratik Sol Parti’nin: Güvercin

Hangi partiydi hatırlamıyorum ama o yıllarda bir partinin ambleminde de, elinde kürekle çalışan bir insan resmi vardı.

O partinin genel başkanı radyodan seçmenlere şöyle seslenirdi:

-“Değerli vatandaşlarım; Yok atmış, yok koyunmuş, yok kurtmuş bırakın bu hayvanları yahu! İnsana oy verin, insana!…”

Günün fıkrası: 40 yıllık çaça feryat ediyor….

Köylü, pazarda satamadığı kazını şalvarının içine saklayıp sinemaya girer.

Yanındaki koltukta bir kadın oturmakta ve elindeki külahtan fındık yemektedir.

Fındığın kokusunu alan kaz, şalvardan kafasını çıkarıp fındıktan bir tane kapar.

Kadın feryat etmeye başlayınca, film durdurulur, ışıklar yakılır ve görevliler, kadının yanına gelip ne olduğunu sorarlar! Devamı…

Günün fıkrası: Lenin’in heykeli

Yahudi asıllı bir Rus, İsrail’e göçme iznini alır.

Çıkışta, Ruslar bagajını denetlerken elbiselerin arasında Lenin’in büstünü bulurlar…

-“Bu nedir?”

Yahudi:

-“Bu nedir? sorusu yanlıştır yoldaş! Bu kimdir? demeniz gerekirdi!”

Bu Lenin’dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getirendir. Ben de bunu bereketli günlerin anısı diye yanıma aldım… Devamı…

Günün fıkrası: Kitap Okuma Alışkanlığı

Bir baba kızına kitap okuma alışkanlığı kazandırabilmek için ödül vermek istemiş ve:

-“Kızım, eğer sana verdiğim şu kitabı bitirirsen 50 lira vereceğim.” demiş.

Bu teklif çocuğun çok hoşuna gitmiş ama kitap okumayla da pek arası yokmuş.
O nedenle ;

-“En iyisi ben bu kitabın özetini internetten araştırıp bulayım, onu iyice ezberleyeyim, babam okudun mu diye sorunca da o özeti anlatırım.” diye düşünmüş. Devamı…

Günün fıkrası: Hangi deyyusu aracı oldu

Bektaşi’nin biri her gün kasabada,

-“Her şey Allah’tan’, ‘Her şey Allah’tan” diye mırıldanarak dolaşır dururmuş.

Bir gün kasabanın serseri delikanlılarından biri, yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi’ye arkasından sessizce yaklaşmış, ensesine okkalı bir şaplak atmış.

Canı fena halde yanan Bektaşi’nin pür hiddet dönüp kendisine ters ters baktığını görünce;

-“Öyle ne bakıyorsun baba erenler” demiş,

-“Hani her şey Allah’tandı.”

-“Tabii demiş Bektaşi, her şey Allah’tan da, ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum.”

Günün fıkrası: Dalkavuk sanatçısı seçimi

Zamanın birinde bir Hükümdar, dalkavuk sanatçısını seçimine bizzat katılmış. Kendi dalkavuk sanatçısını kendi seçmek istemiş.

İlk dalkavuk sanatçılığına aday olana sormuş:

-“Sen dalkavuk sanatçısı mısın?”

-“Evet efendim.”

-“Hiç de dalkavuk sanatçısına benzemiyorsun?”

-Olur mu efendim? deyip referanslarını sıralamış. Dün söylediklerimin hepsini yaladım, bugün sizin kıçınızı yalar oldum.” Devamı…

Günün fıkrası: Neden hep ben?

Adam düğünde aynı kadını dördüncü kez dansa kaldırınca:

-“Hayırdır?” demiş bundan hoşlanan kadın gülümseyerek,

-“Neden sürekli beni dansa kaldırıyorsunuz?”

Adam:

-“Eşim manyaklık derecesinde kıskanç ve bu konuda tedavi görüyor” demiş.

-“Şimdi kalkıp ta birazcık hoş ve gösterişli bir kadınla dansa kalksam bırakın bu geceyi bütün bir haftayı zehir eder.”

Günün fıkrası: Ziftlenmek

Paşa hazretleri, su alan kayığı, ziftletmesi için kâhyasına emir vermiş…
Kâhya kayığı ziftletmiş, hesabı da getirmiş:

-“Beş altın efendim!”

Paşanın gözleri faltası gibi açılmış:

-“Beş altına bir kayık ziftlenir mi?”

Kâhya boynunu bükmüş:

-“Biraz da ben ziftlendim efendim, hep siz politakacılar mı ziftlenecek siniz?!”

Günün fıkrası: İki Deli Pazarda

İki deli karar verirler artık çalışıp para kazanmaya düşünürler. Köylerinin pazarında bir şeyler satmaya karar verirler. Ne satalım ne satalım derken küçük delinin aklına bir fikir gelir.

-“Bence koyunların dışkısını (kakasını) pazarda satabiliriz.”

Diğer deli:

-“Ne diye?

-“Beyin çalıştıran zeka ilacı diye.”

Anlaşırlar koyunların kaldığı yerden bir çuval toplayıp doğru pazara gider işe basarlar ilk müşteri gelir. Devamı…

Günün fıkrası: Eşcinsel Horoz

Çiftinin kümesindeki tek horoz çok yaşlanmıştır ve artık görevini yapamamaktadır. Çiftçi pazardan dönerken genç bir horoz satın alarak kümese koyar.
Yaşlı (bilge) horoz, hemen genç horozu yanına çağırarak kendi yanındaki iki tavuğu gösterir.

-“Benim yanımda gördüğün bu iki tavuğa sakın dokunma, bunlarla benim çok duygusal ilişkilerim var, kümesteki diğer bütün tavuklar ile ilişki kurabilirsin” der. Devamı…

Günün fıkrası: Nereden buluyorlar?

Müslüm Gürses’in cep telefonunun ekranında “şebeke arıyor” çıkınca,
-“Beni bir şebeke arıyormus. Şebekeyle, mebekeyle işim olmaz. Al sen konus, benim için de yok de” diyerek telefonunu basın danışmanına verdigi söylentisini gazetede okuyan Mustafa Topaloglu, yanındakine seslenir:
-“Bu şebeke beni de arıyor. Numaralarımızı nereden buluyorlar?

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.