Muhsin Yazıcı

Kategori -Günün Şiiri

Günün şiiri: Dostluk / Can Yücel

Günün şiiri: Dostluk / Can Yücel

Dostlar ırmak gibidir

Kiminin suyu az, kiminin çok

Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca

Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya

 

İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,

Bulanık bir göl gibi…

Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.

Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı

İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı….

Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz;

Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz! Devamı…

Günün şiiri: Yalnızlığı denemek – Atilla İlhan

Günün şiiri: Yalnızlığı denemek – Atilla İlhan

gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın

içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın Devamı…

Günün şiiri: Diplomasi

kurt kuzuya gel gel dedi kuzu gitmedi gitti
kuzuyu kurt yedi gitti vallahi iyi etmedi
bunu gördü bir tilkicik alıverdi paçasını pilicin
bay horoz çöplükteydi öttü de öttü

bu yıkıntı yıkılırsa kimler gelip kaldıracak
sen ben yine bizim oğlan ortalığı süpürecek
çakal helva pişirecek tilki uyak düşürecek
kardeşlik eski türkü sonu gelmedi gitti
Devamı…

Günün Şiiri: Anayasası İnsanın

Günün Şiiri: Anayasası İnsanın

Kan yasası bu insanın:
Üzümden şarap yapacaksın
Çakmak taşından ateş
Ve öpücüklerden insan!

Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!

Us yasası bu insanın:
Suyu şavka döndürüp
Düşü gerçeğe çevirip
Düşmanı dost kılacaksın!

Anayasası bu insanın
Emekleyen çocuktan
Uzayda koşana dek
Yürürlükte her zaman

Can Yücel / Paul Eluard için yazılmıştır

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Dünyayı Verelim Çocuklara

Günün Şiiri: Dünyayı Verelim Çocuklara


Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler
Nazım Hikmet Ran – www.muhsinyazici

Günün Şiiri: Elleri Var Özgürlüğün

Günün Şiiri: Elleri Var Özgürlüğün

Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.

 

Bu uçuş, güvercindeki,
Özgürlük sevinci mi ne!

 

Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!

 

Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde.

 

Işık kör edicidir, diyorlar,
Özgürlük patlayıcı.
Lambamızı bozan da,
Özgürlüğe kundak sokan da onlar.
 

Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktık mı tutuşalım.
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su

 

Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.

 

Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!

 

Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.
 

Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi. 
 
 

Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek. 
 

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!
 

Oktay Rıfat Horozcu    www.muhsinyazici.com 

Günün Şiiri: Hızırla Kırk Saat’ten

Günün Şiiri: Hızırla Kırk Saat’ten

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz

Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz

Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı

Günlere geldim bunu bana öğretmediniz

Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı

Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim

Bunu bana söylemediniz

İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler

Bunu bana öğretmediniz

Kardeşim İbrahim bana mermer putları

Nasıl devireceğimi öğretmişti

Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım

Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini

nasıl sileceğimi öğretmediniz

 

Bir kentten daha geçtim

Buğdayları yakıyorlardı

Yedikleri pirinçti

Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı

Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı

Pirinçler gibi çoğalıyorlardı

Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum

Öpüp çıkıp gittim yelelerini

Sezai Karakoç

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Abbas

Günün Şiiri: Abbas

Haydi abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün söyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Kuşlar Vardır

Günün Şiiri:  Kuşlar Vardır

Kuşlar vardır, cana benzer havalarda;
Soğuksa kar, baharsa yaprak;
Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

– Uslu ayaklarla başlamış yolculuk –
Yürünmez öyle, bazen durulur,
Ve iner erenler katına yorgunluk;
Kapanır sukun üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur.

Can Yücel

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Bağışla

Günün Şiiri: Bağışla

Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya hişbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken seviye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş.

                     Aziz NESİN

www.muhsinyazici.com

Günün şiiri: Leylim Ley

Günün şiiri:  Leylim Ley

Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni

Aldım sazı çıkmış gurbet görmeye
Dönüp yare geldim yüzüm sürmeye
Ne lüzum var şuna buna sormaya
Senden ayrı ne hal oldum gör beni

Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni

Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni

            Sabahattin Ali

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Yaşamaya Dair

Günün Şiiri: Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve

ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

                                     Nazım Hikmet Ran

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Bu Toprak

Günün Şiiri: Bu Toprak

Memleketim, derdim, memleketim,
Dağına, taşına seslenirdim
Yankılarda adını dinlerdim
Sevdiğim göllerin, vadilerin.

Dünyada hiç bir yer bence
Türkiye kadar güzel değildir
Madem emeğimi toprağına harcadım,
Madem yorgunluğum göğüne dalmakla diner

Bir gün bağlardan, bahçelerden yürüdüm.
Zeytinlikler, ardında çam ormanları,
Birden bir tepeye varınca esmeğe başladı
Kır çiçekleri, kayalar, fundalar üzerinden
Oracıkta şehit olanların anıları.

Oracıkta şehit olanların kanı
Karışmıştı çimenlerin yeşiline,
Güler gibiydi her biri bir taşın gerisinde
Rumeli’nin, Anadolu’nun bize benzer adamları.

Orada uzandım çimenlerin üzerine,
Orada çocukluktan gençliğe geçtim,
Orada anladım ölmez insanı,
Ölülerin inancıyla yaşar,
Ölülerin inancıyla ölürse.
                         
Necati Cumaliwww.

muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Ben mi

Günün Şiiri: Ben mi

Ben mi? Evet.. 
bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünleri bırakarak.. 

bir çiçek merhaba diyecek.. 

hoş geldin diyecek dağ.. 

orman gülümseyecek.. 

anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin 

hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde 

tam anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir.. 

hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece.. 

kendi mantığı, kendi güzelliği içinde tutarlı.. 

ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük 

 bir şeydir halk.. 

deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar 

ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk.. 

yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız.. 

yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl.. 

doğan, ölen ve yaşayan şeyleri.. 

doğumu, ölümü ve yaşamayı 

yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak.. 

Ben mi? Evet. Çıkıp gideceğim bir gün.. 

tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden ilerde.. 

sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek 

artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan yürekle…  

                                   Ataol Behramoğlu

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Akıyordu Su

Günün Şiiri: Akıyordu Su

gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.

Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!

Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere

koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!

Birden

bire kuş gibi

vurulmuş gibi

kanadından

Yaralı bir atlı yuvarlandı atından!

Bağırmadı,

gidenleri geri çağırmadı,

baktı yalnız dolu gözlerle

uzaklaşan atlıların pırıldayan nallarına!

Ah ne yazık!

Ne yazık ki ona

dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,

beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!

Nal sesleri sönüyor perde perde,

Atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,

atları rüzgâr kanatlılar!

Atları rüzgâr kanat…

Atları rüzgâr.

Atları…

At…

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akarsuyun sesi dindi.

Gölgeler gölgelendi

renkler silindi

Siyah örtüler indi

mavi gözlerine

sarktı salkımsöğütler

sarı saçlarının

üzerine!

Ağlama salkımsöğüt

ağlama,

Kara suyun aynasında el bağlama!

el bağlama!

ağlama!

                              Nazım Hikmet RAN

www.muhsinyazici.com

Günün şiiri: Başka Türlü Bir Şey

Günün şiiri: Başka Türlü Bir Şey 

Başka türlü bir şey benim istediğim 
ne ağaca benzer, ne de buluta 
burası gibi değil gideceğim memleket 
denizi ayrı deniz, 
havası ayrı hava.. 
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere 
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere 
ağacın yüksekliğince 
dalın yüksekliğince rüzgarda 
ve bir yeni ömür 
vardığın çimen yeşilliğince 
nerde gördüklerim 
nerde o beklediğim 
rengi başka 
tadı başka.. 

             Can Yücel

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Güzel Havalar

Günün Şiiri: Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

                Orhan Veli Kanık

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Günün Şiiri: Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim  

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
                              Can Yücel

www.muhsinyazici.com

Günün Fıkrası: Günah Çıkarma

Günün Fıkrası: Günah Çıkarma

Katolik mahallenin papazı, o kiliseye gelişinin 25. yıldönümü şerefine verilen bir yemeğe davetliydi.

Onuruna bir konuşma yapması için kasabanın ileri gelenlerinden bir politikacı seçilmişti.  

Aynı zamanda bir kongre üyesi olan politikacı trafik nedeniyle yemeğe geç kalmıştı. Herkes sıkıntıyla beklerken papaz bir konuşma yaparak sessizliği dağıtmak istedi.

“Bildiğiniz gibi, günah çıkarırken söylenenler asla açığa çıkarılamaz” diye başladı papaz, “Ancak size burada duyduğum ilk itirafı anlatmak istiyorum.

Tabi kim olduğu hakkında bir ipucu vermeyeceğim, ama bu kasaba hakkındaki
ilk izlenimlerimi anlatmak için bahsetmek istiyorum.

25 yıl önce buraya ilk geldiğimde bana günah çıkarmak için gelen ilk kişi yüzünden buranın korkunç bir yer olduğunu düşünmüştüm.  Bu kişi bana bir TV çaldığını, yolda onu durduran polisi öldürdüğünü, zimmetine para geçirdiğini ve patronunun karısıyla ilişkisi olduğunu itiraf etmişti. Şaşkına dönmüştüm!

Fakat zaman geçtikçe onun buradaki en kötü insan olduğunu ve kasabanın geri kalanının son derece iyi, namuslu ve dürüst insanlardan oluştuğunu anladım ve burada kaldığım için çok mutluyum.”

Papaz konuşmasını tam bitirmişti ki, politikacı kan ter içinde
yemeğe yetişti. Herkesten özür diledi ve hemen konuşmasına başladı.

“Sevgili papazımızın buraya ilk geldiği günü hiç unutmam. Aslına bakarsanız,
kendisine ilk kez günah çıkarmak şerefi de 25 yıl önce bana ait olmuştu.”
 

www.muhsinyazici.com