Muhsin Yazıcı

Kategori -Günün Şiiri

Günün Şiiri: Hızırla Kırk Saat’ten

Günün Şiiri: Hızırla Kırk Saat’ten

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz

Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz

Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı

Günlere geldim bunu bana öğretmediniz

Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı

Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim

Bunu bana söylemediniz

İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler

Bunu bana öğretmediniz

Kardeşim İbrahim bana mermer putları

Nasıl devireceğimi öğretmişti

Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım

Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini

nasıl sileceğimi öğretmediniz

 

Bir kentten daha geçtim

Buğdayları yakıyorlardı

Yedikleri pirinçti

Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı

Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı

Pirinçler gibi çoğalıyorlardı

Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum

Öpüp çıkıp gittim yelelerini

Sezai Karakoç

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Abbas

Günün Şiiri: Abbas

Haydi abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün söyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Kuşlar Vardır

Günün Şiiri:  Kuşlar Vardır

Kuşlar vardır, cana benzer havalarda;
Soğuksa kar, baharsa yaprak;
Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

– Uslu ayaklarla başlamış yolculuk –
Yürünmez öyle, bazen durulur,
Ve iner erenler katına yorgunluk;
Kapanır sukun üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur.

Can Yücel

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Bağışla

Günün Şiiri: Bağışla

Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya hişbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken seviye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş.

                     Aziz NESİN

www.muhsinyazici.com

Günün şiiri: Leylim Ley

Günün şiiri:  Leylim Ley

Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni

Aldım sazı çıkmış gurbet görmeye
Dönüp yare geldim yüzüm sürmeye
Ne lüzum var şuna buna sormaya
Senden ayrı ne hal oldum gör beni

Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni

Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni

            Sabahattin Ali

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Yaşamaya Dair

Günün Şiiri: Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve

ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

                                     Nazım Hikmet Ran

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Bu Toprak

Günün Şiiri: Bu Toprak

Memleketim, derdim, memleketim,
Dağına, taşına seslenirdim
Yankılarda adını dinlerdim
Sevdiğim göllerin, vadilerin.

Dünyada hiç bir yer bence
Türkiye kadar güzel değildir
Madem emeğimi toprağına harcadım,
Madem yorgunluğum göğüne dalmakla diner

Bir gün bağlardan, bahçelerden yürüdüm.
Zeytinlikler, ardında çam ormanları,
Birden bir tepeye varınca esmeğe başladı
Kır çiçekleri, kayalar, fundalar üzerinden
Oracıkta şehit olanların anıları.

Oracıkta şehit olanların kanı
Karışmıştı çimenlerin yeşiline,
Güler gibiydi her biri bir taşın gerisinde
Rumeli’nin, Anadolu’nun bize benzer adamları.

Orada uzandım çimenlerin üzerine,
Orada çocukluktan gençliğe geçtim,
Orada anladım ölmez insanı,
Ölülerin inancıyla yaşar,
Ölülerin inancıyla ölürse.
                         
Necati Cumaliwww.

muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Ben mi

Günün Şiiri: Ben mi

Ben mi? Evet.. 
bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünleri bırakarak.. 

bir çiçek merhaba diyecek.. 

hoş geldin diyecek dağ.. 

orman gülümseyecek.. 

anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin 

hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde 

tam anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir.. 

hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece.. 

kendi mantığı, kendi güzelliği içinde tutarlı.. 

ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük 

 bir şeydir halk.. 

deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar 

ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk.. 

yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız.. 

yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl.. 

doğan, ölen ve yaşayan şeyleri.. 

doğumu, ölümü ve yaşamayı 

yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak.. 

Ben mi? Evet. Çıkıp gideceğim bir gün.. 

tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden ilerde.. 

sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek 

artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan yürekle…  

                                   Ataol Behramoğlu

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Akıyordu Su

Günün Şiiri: Akıyordu Su

gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.

Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!

Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere

koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!

Birden

bire kuş gibi

vurulmuş gibi

kanadından

Yaralı bir atlı yuvarlandı atından!

Bağırmadı,

gidenleri geri çağırmadı,

baktı yalnız dolu gözlerle

uzaklaşan atlıların pırıldayan nallarına!

Ah ne yazık!

Ne yazık ki ona

dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,

beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!

Nal sesleri sönüyor perde perde,

Atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,

atları rüzgâr kanatlılar!

Atları rüzgâr kanat…

Atları rüzgâr.

Atları…

At…

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akarsuyun sesi dindi.

Gölgeler gölgelendi

renkler silindi

Siyah örtüler indi

mavi gözlerine

sarktı salkımsöğütler

sarı saçlarının

üzerine!

Ağlama salkımsöğüt

ağlama,

Kara suyun aynasında el bağlama!

el bağlama!

ağlama!

                              Nazım Hikmet RAN

www.muhsinyazici.com

Günün şiiri: Başka Türlü Bir Şey

Günün şiiri: Başka Türlü Bir Şey 

Başka türlü bir şey benim istediğim 
ne ağaca benzer, ne de buluta 
burası gibi değil gideceğim memleket 
denizi ayrı deniz, 
havası ayrı hava.. 
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere 
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere 
ağacın yüksekliğince 
dalın yüksekliğince rüzgarda 
ve bir yeni ömür 
vardığın çimen yeşilliğince 
nerde gördüklerim 
nerde o beklediğim 
rengi başka 
tadı başka.. 

             Can Yücel

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Güzel Havalar

Günün Şiiri: Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

                Orhan Veli Kanık

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Günün Şiiri: Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim  

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
                              Can Yücel

www.muhsinyazici.com

Günün Fıkrası: Günah Çıkarma

Günün Fıkrası: Günah Çıkarma

Katolik mahallenin papazı, o kiliseye gelişinin 25. yıldönümü şerefine verilen bir yemeğe davetliydi.

Onuruna bir konuşma yapması için kasabanın ileri gelenlerinden bir politikacı seçilmişti.  

Aynı zamanda bir kongre üyesi olan politikacı trafik nedeniyle yemeğe geç kalmıştı. Herkes sıkıntıyla beklerken papaz bir konuşma yaparak sessizliği dağıtmak istedi.

“Bildiğiniz gibi, günah çıkarırken söylenenler asla açığa çıkarılamaz” diye başladı papaz, “Ancak size burada duyduğum ilk itirafı anlatmak istiyorum.

Tabi kim olduğu hakkında bir ipucu vermeyeceğim, ama bu kasaba hakkındaki
ilk izlenimlerimi anlatmak için bahsetmek istiyorum.

25 yıl önce buraya ilk geldiğimde bana günah çıkarmak için gelen ilk kişi yüzünden buranın korkunç bir yer olduğunu düşünmüştüm.  Bu kişi bana bir TV çaldığını, yolda onu durduran polisi öldürdüğünü, zimmetine para geçirdiğini ve patronunun karısıyla ilişkisi olduğunu itiraf etmişti. Şaşkına dönmüştüm!

Fakat zaman geçtikçe onun buradaki en kötü insan olduğunu ve kasabanın geri kalanının son derece iyi, namuslu ve dürüst insanlardan oluştuğunu anladım ve burada kaldığım için çok mutluyum.”

Papaz konuşmasını tam bitirmişti ki, politikacı kan ter içinde
yemeğe yetişti. Herkesten özür diledi ve hemen konuşmasına başladı.

“Sevgili papazımızın buraya ilk geldiği günü hiç unutmam. Aslına bakarsanız,
kendisine ilk kez günah çıkarmak şerefi de 25 yıl önce bana ait olmuştu.”
 

www.muhsinyazici.com

Günün şiiri: Size sesleniyorum cümle insanlar!…

Günün şiiri: Size sesleniyorum cümle insanlar!…


Ne olursa olsun, dininiz, milliyetiniz,
Bırakın kavgayı, kini, garezi,
Atın silahları ellerinizden.
Tanrı bile yarattığına pişman,
Unuttuk sevmeyi sevilmeyi,
Bir çaba ki tükenmek bilmez…
Evrende kardeşçe yaşamak varken
Neden korkuyoruz birbirimizden.
                      
Jacak London

Günün Şiiri: Bebeklerin Ulusu Yok

Günün Şiiri: Bebeklerin Ulusu Yok


İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken ayni seslerinin tonu

Bebekler, çiceği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parcası kimi
Kimi kapkara bir üzüm tanesi

Babalar, çıkarmayın onları akıldan
Analar, koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan, yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler bir fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok,
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu.

                Ataol Behramoğlu
www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Başka Türlü Bir Şey

Günün Şiiri: Başka Türlü Bir Şey 

Başka türlü bir şey benim istediğim 
ne ağaca benzer, ne de buluta 
burası gibi değil gideceğim memleket 
denizi ayrı deniz, 
havası ayrı hava.. 
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere 
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere 
ağacın yüksekliğince 
dalın yüksekliğince rüzgarda 
ve bir yeni ömür 
vardığın çimen yeşilliğince 
nerde gördüklerim 
nerde o beklediğim 
rengi başka 
tadı başka.. 
                            Can Yücel 

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Dost Bildiklerim

Günün Şiiri: Dost Bildiklerim

Sanırdım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
Bırakıp da gitti dost bildiklerim

Hepsi varken baharımda, yazımda;
Kışın bir burukluk kaldı ağzımda
Seneler senesi oysa gözümde
Cihana eşitti dost bildiklerim

Nerede o sözlere kandığım günler?
Her gülen yüzü dost sandığım günler
Acıdan kahrolup yandığım günler
Ta canıma yetti dost bildiklerim

Meydana çıkalı asıl çehreler
Aydınlanmaz oldu artık geceler
Yalanlar tükendi, indi maskeler
Birer birer bitti dost bildiklerim

Korkar oldum bana ” dostum ” diyenden
Yoksa yok olandan, varsa yiyenden
Ne onlardan eser kaldı ne benden
Beni benden etti dost bildiklerim

                    Ümit Yaşar Oğuzcan

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Söyleyemediklerimi İşitin Lütfen

Günün Şiiri: Söyleyemediklerimi İşitin Lütfen

Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var.
Çıkarmaya korktuğum.
Ve, hiç biri ben değilim…
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
‘kendinden emin biri’ dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için herşey…
adım güven belirtir.
Ve,
Oyunumun adı
Ağırbaşlılıktır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Herşeyin kumandanı ben…
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!..
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven, ne de rahatlık…
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!..
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla
Kimsenin bilmesini istemem
Zayıf taraflarımı düşündükçe,
Titrer ve sararırım…
Ve başkaları görürse iç dünyamı…
Gerçek beni ve yalnızlığımı!
İşte, maskelerimi onun için takarım…
Onun için, arkalarına saklanacak maskelerim var.
Onlar, gösterişle kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Bana,
‘sen değerlisin’ diyecek,
‘maskesizken daha bir insansın’
‘daha bir bendensin’
‘daha yakın, daha bir dostsun’
diyecek bir bakışa
muhtacım…
benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açmayacaktır…
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma
o denli şiddetli geri iteceğim seni…
kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme…
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım…
Maske takan her insanım.
         

                    Doğan Cüceloğlu

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Arkadaş Dökümü

Günün Şiiri: Arkadaş Dökümü

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi

             Bedri Rahmi Eyüboğlu

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Günün Şiiri: Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

                                                     Ataol Behramoğ

luwww.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Bu Toprak

Günün Şiiri: Bu Toprak

Memleketim, derdim, memleketim,
Dağına, taşına seslenirdim
Yankılarda adını dinlerdim
Sevdiğim göllerin, vadilerin.

Dünyada hiç bir yer bence
Türkiye kadar güzel değildir
Madem emeğimi toprağına harcadım,
Madem yorgunluğum göğüne dalmakla diner

Bir gün bağlardan, bahçelerden yürüdüm.
Zeytinlikler, ardında çam ormanları,
Birden bir tepeye varınca esmeğe başladı
Kır çiçekleri, kayalar, fundalar üzerinden
Oracıkta şehit olanların anıları.

Oracıkta şehit olanların kanı
Karışmıştı çimenlerin yeşiline,
Güler gibiydi her biri bir taşın gerisinde
Rumeli’nin, Anadolu’nun bize benzer adamları.

Orada uzandım çimenlerin üzerine,
Orada çocukluktan gençliğe geçtim,
Orada anladım ölmez insanı,
Ölülerin inancıyla yaşar,
Ölülerin inancıyla ölürse.
                

                                  Necati Cumalı

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Yaratan Bizleri İnsan Yarattı

Günün Şiiri: Yaratan Bizleri İnsan Yarattı

Yaratan bizleri insan yarattı
Muhabbet insana, cana muhabbet
Cümle mahlukatın üstünde tuttu,
Muhabbet insana, cana muhabbet.

Ne mutlu ki bize insan olmuşuz,
İnsan sevgisini gerçek bilmişiz,
İnsanın dalında açıp gülmüşüz,
Muhabbet insana, insan olana.

İnsan olan insan gelsin beriye
Kimi kara, kimi çalar sarıya,
Aslolan hayattır bakma deriye,
Muhabbet insana, cana muhabbet.
                                     

                                   Ruhi Su

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Alişim

Günün Şiiri: Alişim

Kasnağından fırlayan kayışa
kaptırdın mı kolunu Alişim!
Daha dün öğle paydosundan önce
Zileli’nin gitti ayakları.
Yazıldı onun da raporu:
“İhmalden!”
Gidenler gitti Alişim,
boş kaldı ceketin sağ kolu…
Hadi köyüne döndün diyelim,
tek elle sabanı kavrasan bile
sarı öküz gün görmüştür,
anlar işin içyüzünü!
Üzülme Alişim, sabana geçmezse hükmün
Ağanın davarlarına geçer…
Kim görecek kepenek altında eksiğini
kapılanırsın boğazı tokluğuna.
Varsın duvarda asılı kalsın bağlaman
beklesin mızrabını.
Sağ yanın yastık ister Alişim,
sol yayın sevdiğini.
Ama kızlar da, emektar sazın gibi,
çifte kol ister saracak!
                  

                         Rıfat Ilgaz

www.muhsinyazici.com

Günün Şiiri: Alıcı Kuş

Günün Şiiri: Alıcı Kuş

Vurur düşlerine ozanın
Güneş kızgınlığından birkaç ağustos
Birkaç ağaç
Yüksek ormanlar kuytusundan

Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar

Köylü
Biçer ayrık otlarını ayırır başaklardan
Kalkar konar
Kardeşliğin alıcı kuşu

İşçi
Tutar ucundan en acar biçimlerin
Sürer
Bin başıboş atı bin cehennemi birden
Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar

Duran el
Gitmeyen ayak
Bir göz ki
Arkasında bir ölü gözü
Bir ses ki
Arkasında bir ölü sesi
Döner durur
Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar
Bir açık yürekten bir ötekine
Bir bugüne bir yarına
Alıcı kuşu kardeşliğin
                 

                            Arif Damar

www.muhsinyazici.com

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.