Muhsin Yazıcı

Kategori -Karadeniz Fıkraları

Jaguar..

Jaguar..


Temel yaş gününde karısına ne istediğini sormuş..
“Jaguar isterim!” diye tutturmuş karısı..
“İyi bir fikir olduğunu zannetmiyorum!” demiş Temel..
Karısı yalvarmış, ağlamış, Temel’in canına okuyana kadar..

Temel sonunda razı olup ona bir Jaguar almış..

Hayvan eve girer girmez kadını yemiş..

Türkün Neyi Meşhur?..

Türk’ün Neyi Meşhur?..


Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de bizim Temel barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe..

İngiliz, “Arkadaşlar..” demiş “Bizim biramız çok meşhurdur.. Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız..”
Fransız hemen girmiş konuya “Bizim kızlarımız meşhurdur..” demiş, “Öpmeye kıyamazsınız..”
Alman içini çekip ” Hey gidi memleketim..” demiş, “Biz öyle arabalar üretiriz ki binmeğe doyamazsınız..”
Hollandalı hemen atılmış, “Evlerimiz..” demiş, “Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..”
Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB’dir..” demiş Rus, “Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!..”
Söz ona gelince İranlı “Halılarımız..” demiş, “Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..”
Sonra hepsi birden suskun oturan Temel’e dönmüşler.. Temel sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..
“Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur!..” demiş.. “Öyle ki, alır Fransızın kızını, içer İngilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerine, çatır çatır öper, değil kocasının, KGB’nin bile ruhu duymaz..”

Çatı ve Temel..

Çatı ve Temel..


Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış.. Usta gelip şöyle bir bakmış, “Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?..” diye sormuş.. “Dün gece..” demiş Temel, “Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!..”

Temel ve Ördek

Temel ve Ördek


Temel, dere kenarında otururken tam yanına jeep’iyle bir adam gelip

-” Kardeşim..!” diye sormuş, ” Dere derinmidir?.. Jeepimle karşıya geçebilirmiyim?..”
-” Derin değildir..” diye yanıt vermiş Temel,

-“Geçebilirsin..”
Adam, Temel’e güvenip dereye arabasıyla girince bir anda suların içerisinde kaybolmuş, kan, ter içinde debelenerek sudan çıkıp Temelin yakasına yapışmış

-“Hani derin değildi ulan?..” diye tartaklamaya başlayınca
-“Abi benim gerçekten suçum yok..!” demiş Temel,

-“Demin bir ördek geçti vallahi su hayvanın beline geliyordu..!”

Kulaksız Bebek..

Kulaksız Bebek..


Küçük Temel’in komşularının bir bebeği dünyaya gelmiş.. Ama ne talihsizlik ki minik bebeğin kulakları yokmuş.. Bebeği ailece ziyarete giderlerken bu üzücü durumu patavatsız oğlu küçük Temel’e anlatan babası “Sakın ama sakın bebeğin bu kusurundan bahsetmeyeceksin..!” diye tembih etmiş..”Bırak bahsetmeyi, ağzından ‘Kulak’ kelimesi çıkarsa seni mahvederim..!”
Bebeğin yanına çıkmışlar, Temel bebeğe yaklaşmış, ” Ne güzel bir bebek..” demiş
“Ciddi misin?..” demiş bebeğin annesi , “Teşekkür ederim Temel..”
“Minik ayakları, minicik elleri, ne de güzel gözleri var.. Görebiliyorlar mı bari?..”
“Evet..” demiş bebeğin annesi, “Doktor gözlerinin sağlam olduğunu söyledi..”
“Bu harika..!” demiş Temel, “Eğer gözlük takmak zorunda olsaydı ayvayı yemişti..!”

Temel ve Büyük Sahra..

Temel ve Büyük Sahra..


Orman şefliği ‘Ağaç kesici eleman aranıyor’ diye gazeteye ilan vermiş, ertesi gün sıska, yaşlı ve minicik bir adam müracaat edince Şef, adamın tipine bakıp “Olmaz..” demiş.
“Bir dakika.. Benim adım Temel..” demiş adam, “Henüz 72 yaşındayım.. Lütfen bana bir şans verin ve neler yapabileceğimi görün..!”
Orman Şefi Temel’i başından savmak için “Tamam..” demiş, “Şu karşıdaki dev meşe ağacını görüyor musun?.. Baltanı al ve onu kes..!”
Şef arkasını dönüp odasına gidemeden dev ağacın yere düşüş kütürtüsü ile birden dönmüş, bizim Temel omzunda baltası ile gülümsemekte..
“N.. Nasıl yapabildin bunu bu kadar kısa sürede?..” demiş Şef hayretle..
“Uzun süre ‘Büyük Sahra Ormanı’nda çalıştım..”
“Büyük Sahra Çölü’ demek istedin?..”
Temel gülümsemiş, “Aa, evet…” demiş, “Şimdi artık oraya böyle diyorlar..!”

Şu İlk Geceyi Bir Atlatsak..

Şu İlk Geceyi Bir Atlatsak..


Temel, karısının cenazesinde ağlıyor, kendini yerlere atıyor ve “Ne yapacağım?. Ne yapacağım” diye saçlarını yoluyormuş.. İmam efendi Temel’in yanına “Zavallı..” diyerek ve acıyarak yaklaşmış, “Oğlum..” demiş, “Senin için zor olduğunu biliyorum.. Ama Tanrı ıstıraplarımıza dayanma gücü verir.. Mutlaka iyi ve güzel bir eş bulacaksın, onunla evlenecek ve bu günleri unutacaksın..”
“Evet, evet efendim tüm bunları ben de biliyorum..” demiş Temel, “Biliyorum da, çok hazırlıksız yakalandım.. Sadece bu gece kim yemek pişirecek?. Kiminle yatacağım?. Onu çözeyim rahatlarım!.”

Tokat Atan Robot..

Tokat Atan Robot..


Bir gün Temel’in babası eve bir ‘robot’ getirmiş.. Robotun özelliği, bir yalan söylendiği zaman hemen fark etmesi ve söyleyenin suratına anında bir tokat yapıştırması.. O gün Temel okuldan evine geç dönmüş, “Nerde kaldın oğlum?..” diye merakla sormuş babası..
“Bugün öğretmen 2 saat fazla ders yaptı baba..” demiş Temel ve robot anında fırlayıp Temel’in suratına patlatmış bir tokat..
“Bana bak..” demiş babası, “Bu robot yalan söyleyeni anında tokatlar.. Bana hemen doğruyu söyle bakayım!”
“Baba, arkadaşlarla sinemaya gittik!”
“Hangisine?..”
“İkinci Dünya Savaşı ile ilgili..”
“Şrrakkk!” diye bir tokat daha inmiş Temel’in yüzüne robottan..
“Pardon baba.. Pardon.. ‘Seks Meleği’ adlı filme gittik!”
“Utanmalısın oğlum..” diye yanıt vermiş baba, “Ben senin yaşındayken böyle filmlere asla gitmezdim..!”
“Şrrakkk” diye bir tokat da babaya inmiş. Adam halının üzerinde sırtüstü yatarken sesleri duyan anne koşmuş içeri..
“Hemen bu robotu aldığın yere götürüyorsun!” demiş kocasına, “Oğluna ne kadar kötü örnek olduğunu görmüyor musun?..”
Anında “Şrraakkk” diye bir Osmanlı tokadı da kadının suratında patlamış!.

6×9 a Ne Dersiniz?..

6×9 a Ne Dersiniz?..


Vesikalık fotoğraflarında hiç güzel çıkmayan Temel, resmi bir iş nedeni ile fotoğraf çektirmesi gerekince tutmuş fotoğrafçının yolunu, girmiş içeri ve “Fotoğraf çektirmek istiyorum..” demiş, “Yalnız o küçük vesikalıklarda berbat çıkıyorum..”
“Tamam efendim..” demiş fotoğrafçı, “6x9’a ne dersiniz?..”
“54 derim de bunun konumuzla ne alakası var?..”

E Çarparsan..

E Çarparsan..


Temel arkadaşı ile kahvede otururken “Bu sabah son derece çirkef bir adamla tanıştım..” diye sohbete başlamış.. “Gerçek bir bela.. Bana birden hakaret etmeye başladı, müthiş de küfürbaz.. Beni tehdit etti ya..!”
“Nasıl tanıştın ki bu herifle?..” diye sormuş arkadaşı..
“Tamamen kazara..” demiş Temel, “Karşıdan karşıya geçerken adama arabamla çarptım..!”

Temel ve Otel..

Temel ve Otel..


Temel ilk defa büyük bir şehre geliyormuş, otele girişini yapmış, belboy bavulları almış, Temel delikanlıyı takip etmiş, içeri girip kapı kapandıktan sonra etrafını iyice kontrol etmiş sinirine hâkim olmaya çalışarak “Delikanlı” demiş, “Ben köyden geliyor olsam da bu aptal biri olduğum anlamına gelmez.. Bu otele iyi para ödedim.. Bana çok küçük bir oda verilmesini bir kenara bırakalım, ama bunun penceresi yok, televizyonu, dolabı yok.. Yatak yok yahu.. Delirtmeyin beni..”
“Efendim” demiş belboy saygılı bir ifadeyle, “Daha odanıza gelmedik. Bu asansör efendim!”

Bigi ve Temel..

Bigi ve Temel..


Temel çok iyi eğitilmiş bir köpek satın almış, adı Bigi… Bigi, Temel’in her söylediğini anlıyor, hatta Temel eve telefon ettiğinde telefonun ilgili tuşuna basıp ahizenin karşısında havlayarak Temel’in sorularına yanıt veriyormuş. Temel yine bir gün evi aramış, telefonu açan Bigi, “HAV…” demiş. – Ula Bigi… Sen misin?– HAV..!– Fadime evde mi?..– HAV..!– Başka kimse var mı?..– HAV…– Ula kaç kişi var?..– HAV, HAV…– Ne yapıyorlar?…– Hehehehehhhhhehhhh! (soluma sesi)– Yahu ne zamandan beri?..– UUUuuuuuuuuuuuuuuuuu..!

Mobilyacı Temel

Mobilyacı Temel


Temel’in çok büyük bir mobilya mağazası varmış. Bir gün bayi toplantısı için Rusya’ya gitmiş. Otelin resepsiyonunda kayıt yaptırırken çok güzel bir Rus kızı ile tanışmış.İkisi de birbirlerinin lisanını bilmedikleri için Temel defter ve kalem almış, bir taksi resmi çizmiş deftere. Kız gülümsemiş, başını sallamış. Bir taksi tutup şehri birlikte gezmişler. Daha sonra Temel bir restoran ve bir masa çizmiş deftere. Kız tekrar gülmüş, başını sallamış ve güzel bir restorana akşam yemeğine gitmişler, şampanya içip havyar yemişler, dans etmişler.Vakit hayli geç olunca kız eline kalemi almış deftere 2 kişilik bir yatak çizip gülümseyerek Temel’e vermiş.Temel afallamış kalmış. Sonra da kızı bırakıp oteline dönmüş. Temel, onun mobilya işinde çalıştığını kızın nasıl anladığını hâlâ çözememiş düşünüp duruyormuş.

Temel Trende..

Temel Trende..


Temel, trenle seyahat ediyor, amacı uyuyarak yolculuğu kısaltmak, ama ne mümkün.. Tam yanında oturan 2 kişi yüksek sesle Hükümeti hayli eleştirmekte, dış borçlar, işsizlik, enflasyon, v.s..
Temel uyuyabilmek için adamlara susmalarını rica ediyor, başarılı olamayınca korkutmak için “Bakın beyler..” diyor, “Memleketteki her yer gibi bu tren de dinleniyor, ona göre… Her köşede dinleme aygıtları var.. Hükümeti eleştiren ciddi okkanın altına girer ha..!” Bu uyarı ikiliyi etkilemiyor, hatta Temel’e gülüyorlar ve daha ağır eleştiriler başlıyor..
Sonunda sabaha karşı 03’e doğru Temel tuvalete gitme bahanesi ile koşuyor kondüktöre
“Bana saat tam 03’te bir bardak su ve uyku hapı getirir misiniz?..” diye rica ediyor..
Koltuğuna dönüp oturur oturmaz da “Şu anda kompartımanımızı dinleyen görevli polisler..” diye bağırıyor, “Eğer beni duyuyorsanız saat tam 03’te 1 bardak su ve 1 uyku hapı gönderir misiniz?.. Çünkü burada habire politika konuşup beni uyutmayan 2 manyak var..!”
Adamlar konuşmaya devam ediyorlar, tam 03’te kondüktör elinde 1 bardak su ve uyku hapı ile içeri girince adamlar şoke olup konuşmalarını kesiyorlar ve Temel mutlu bir şekilde uykusuna dalıyor..
Temel sabah uyanınca konuşkan iki yolcunun trende olmadığını fark ediyor, sorunca kondüktör ‘ Siyah gözlüklü ve siyah elbiseli adamların gelerek onları tutukladığını’ söylüyor, ” Yahu o zaman beni neden tutuklamadılar?..” diye merak ediyor Temel, ” Bilmiyorum..” diye yanıt veriyor kondüktör, ” Ama sana bir ipucu, adamların şefi senin uyku hapı esprine bayılmış..!”

Temel ve Buzdolabı..

Temel ve Buzdolabı..

Evinde her şeyi eksik ‘Fakir Temel’ bir vitrine bakakalıp dalınca mağaza sahibi “Buyurun efendim..” demiş, “Neye bakmıştınız?..”
“Yoo, öylesine baktım işte..” diye yanıt vermiş Temel…
“Lütfen söyleyin, yardımcı olalım..”
” Ütü’ye bakmıştım ama param yok, alamam..”
“Bir anlaşma yapalım sizinle..” diye bir teklif getirmiş onun geniş omuzlarından, endamından hoşlanan mağaza sahibi.
“Nasıl?..”
“İçeri girin, arka odada ereksiyon haline geçin, ütüyü sapından oranıza asalım, şayet taşıyabilirseniz ütü sizin olacak..!”
Temel kabul etmiş, arka odaya geçmişler, bir müddet sonra ütü yerine asılmış, bir süre taşınmış ve kazanılmış..
Büyük bir mutlulukla evine gelen Temel durumu biraz da hava atarak eşi Fadime’ye anlatmış..
Akşam yatmışlar, erkeği ile gururlanan Fadime kocasına sokulmuş ama Temel sırtını dönüp uyumuş.. Bu durum 34 gün daha aynen devam edince “Temelim ne oluyor?..” demiş Fadime, “Yoksa o olay sakatladı mı seni?..”
“Bana bi 10 gün daha yaklaşma..” diye yanıt vermiş Temel, “Kafayı buzdolabına taktım..!”

Otelci Temel

Otelci Temel

Otelci Temel’in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.

-Boş odanız var mı?

-Kimsunuz?

-Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.

-Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok!

Dile benden ne dilersen

Dile benden ne dilersen
Temel, Dursun’a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
-“Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı.

Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti.

Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve “Benden ne istersen alabilirsin” dedi, ben de arabasını aldım.”
Dursun:

-“iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!.”

Temel, İdris ve Dursun fizik dersindeler.

Temel, İdris ve Dursun fizik dersindeler.

Hoca sözlü yapmak için Dursun’u kaldırmış :
‘Kalk bakalım Dursun, sıcak bir havada arabanla gidiyorsun, sıcak
arttı ne yaparsın?’ demiş.
Dursun da ‘Cami açarım hocam,’ der demez hoca atlamış:
‘Hah iste o camdan giren rüzgârın ivmesi nedir?’
Dursun duvar tabi…
Almış sıfırı oturmuş.
Hoca bu sefer: ‘Kalk bakalım İdris,’ deyince sıranın yaklaştığını anlayan Temel iyice korkar.
‘Söyle bakalım İdris sıcak bir havada ve arabanla gidiyorsun. Sıcak
arttı ne yaparsın?’
‘Ceketimi çıkarırım hocam.’
‘Daha sıcak?’
‘Cami açarım.’
‘Hah camdan giren rüzgârın ivmesi ne?’ Yanıt yok tabi.
Ve sıra Temel’de:
‘Temel kalk bakalım sıcak bir havada ve arabanla gidiyorsun. Sıcak arttı ne yaparsın?’
‘Ceketimi çıkartırım .’
‘Daha sıcak oldu?’
‘gömleğimi çıkartırım.’
‘Daha sıcak?’
‘Pantolonumu çıkarırım.’
‘Daha sıcak?’
‘Atletimi.’
‘Daha sıcak?’
‘Donumu.’
‘çok sıcak?’
‘Hocam beni kesseler o camı açmam..’

Temel ve Karıncası

Temel ve Karıncası
15 yıl hapis yiyen Temel in koğuşunda bir karıncadan başka hiçbir şey yokmuş.
Temel, karıncayı yetiştirmeye başlamış ve 15 yıl boyunca hayvana bütün
akrobasi hareketlerini öğretmiş… Karınca takla atıyor, tek ayaküstünde
duruyor, zıplayıp-hopluyormuş…
Temel, 15 yıl bittikten sonra karıncayı kibrit kutusuna koyup hapisten çıkmış.
Karnı müthiş derecede aç ama beş kuruş da parası yok. “Ne de olsa karıncam
var, bir-iki hareket çekince bedavadan yerim” diyerek bir lokantaya dalmış…
Güzelce karnını doyurduktan sonra karıncayı kibrit kutusundan çıkarıp
masanın üstüne koymuş ve garsonu çağırmış,
“-Garson Bey, şu karıncayı görüyor musunuz?…”
Garson karıncanın üstüne yumruğu indirmiş;
“-Özür dileriz beyefendi…

ASD Fren

ASD Fren

Bir gün Temel yarışlara katılmış önce Alman Mersedes’iyle gelmiş hızı 150 ye gelmiş tam duvara çarpacakken frene basmış ve durmuş Temel sormuş,

-“Nasıl yaptın, Alman kasılarak yanıt vermiş;

-“ABS”

Arkasından İsveçli Volvo’suyla gelmiş ve ayni şekilde olmuş ve Temel sormuş, nasıl yaptın.

İsveçli övünerek yanıt vermiş;

-“ABS” Ve Temel binmiş bizim hacı Murat 124 e zor bela hızı 100’ü bulmuş ve duvara yaklaşırken frene basmış ama ne fayda ala pijamalı girmiş duvara.

İsveçli ve Alman gülerek sormuşlar senin frenler ne?

Temel yanıt vermiş

-“ASD” Alman atılmış hemen;

-“O da ne demek.”

Temel yanıt vermiş;

-“ASD” dedik ya

Amerikalı

Amerikalı

Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor birgün bir Amerikalıyı alıyor başlıyolar gezmeye…Amerikalı bir saray görüyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diyor
Temel :
-5 yılda, diye cevap veriyor…
Amerikalı :
-Yazık bizde olsa 1 yılrda yapılırdı.
Biraz sonra bir cami göruyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış,diye soruyor…
Temel :
-2 yıl, diye cevap veriyor.
Amerikalı :
-Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor.
Temel uyuz oluyor duruma…
Biraz sonra bi tarihi yapı daha göruyolar..gene soruyor Amerikalı…
Temel :
2 ay, diyor.
Amerikalı yine :
-Yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor.
Temel iyice kıllanıyor.Tam o sırada Boğaz Köprüsü`nün altına geliyorlar…
Amerikalı yukarıyı göstererek :
-Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor.
Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp :
-Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu daa…

At

At

Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil.

O yüzden Temel`in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş.

Dursun`un ona inat o da diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymus.

Dursun`da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş.

Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun`a :
-Ha Tursun bak bu böyle olmayacak.

 Beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun, demiş.

Seç Seç Ye

Seç Seç Ye

Karadeniz kıyısında bir otele tatile gelen çift, birkaç günün ardından yemeklere isyan etmişler:

“Ne bu kardeşim, her gün hamsi hamsi. Broşürünüzde bütün yemekler serbest seçim yazıyordu!”

Temel yanıtlamış:

-“Seçim serbest beyefendi, ister yiyin ister yemeyin!”

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.