Muhsin Yazıcı

Kategori -Kayseri Fıkraları

Kayserili Yahudi

Kayserili Yahudi

Gezgin bir Yahudi’nin yolu kayseriyle düşer.

Yahudi her gittiği şehirde bir şekilde ticaret yapar ve para kazanır yoluna devam edermiş, burada da bir iş yapmak istemiş.

Yürürken düşünüyormuş ne yapabilirim derken bir bakmış dilenci kaldırımda oturmuş dileniyor. Önündeki tas’ı görmüş tas antika kafayı takmış ona ileriden dönmüş adamla laflamaya başlamış, derken,

Yahudi:

-“Ben hayvanları çok severim bana bu tastan süt içen kediyi satarmışsın demiş.

Adamda:

-“Neden olmasın satarım” demiş.

Yahudi sormuş:

-“Kaç lira istiyorsun” demiş.

Dilenci:

-“500 lira istiyorum” demiş.

Yahudi:

-“Yuh” demiş “bu kedi okadır etmez ki” demiş.

Dilenci:

-“İşine gelirse” demiş.

Yahudi düşünmüş hesap yapmış:

-“Ben bu tası 500 liraya alırım 750 liraya satarım der” ve tekrar dilencinin yanına giderek ver bakalım kediyi der”

500 lirayı sayar verir ve kediyi alır gider.

1 gün sonra tekrar gelir bakar dilenci orada oturuyor, kediyle yanına giderek:

-Arkadaşım bu kedi dünden bu yana hiç bir şey yemedi herhalde alıştı bu kaptan süt içmeye.

Dilenci derki:

-Ne yapabilirim”

Yahudi:

-“Şu önündeki tas’ı versene bana demiş”

Dilenci:

-“Neden” demiş. 

Yahudi:

-“Kedi bir şey yemiyor alışmış. Verde yemeğini onda yesin.”

Dilenci:

-“500 lira ver vereyim” demiş.

Yahudi:

-“Ya bu tas o kadar etmez ki demiş” düşünmüş tas 750 lira ikisinin toplamı 1000 lira demiş sonra al o zaman kedini ver paramı demiş.”

Dilenci:

-“Veremem” demiş. 

Yahudi:

-“Neden” diye sormuş.

Dilenci:

-“Ben tas’ın sayesinde günde 10 tane kedi satıyorum” demiş. 

Yahudi bir daha kayserinin yakınından bile geçmemiş.

Neden ters oturdunuz?

Neden ters oturdunuz?

Kayserili tıraş olacaktı. Berber deyip döner koltuğu gösterince koltuğu çevirdi, sırtı aynaya gelecek şekilde oturdu.

Berber şaşırdı:
– Beyefendi, neden ters oturdunuz?
Kayserili, telaşsız:
– Sabah sabah, dedi, Gayserili yüzü görmek istemem de…

www.muhsinyazici.com

Kayserilinin ölüm ilanı

Kayserilinin ölüm ilanı

Kayserilinin eşi ölmüş. Gitmiş bir gazeteye, ilan vermek istediğini söylemiş. Görevli:
Buyurun ilan nedir acaba?” demiş.
-“Ayşe’yi kaybettim üzgünüm.” demiş Kayserili.
Görevli:

“6 kelime hakkınız var, ilan biraz kısa oldu isterseniz uzatabilirsiniz” demiş.
Kayserili:

“Aynı paraya mı?”
Görevli:

“Evet aynı fiyata”
Kayserili:

“O zaman şunları ekle, satılık Toyota var”

Kayserilinin Duası

Kayserilinin Duası


Kayserili ve Temel bir gün camide dua ederler temel:

-Allahım bana hanlar hamamlar çok para nasip et diye dua etmektedir yan tarafta dua eden Kayserili:

-Allahım Temele çok para ver diyerek ellerini açarak göz yasları içinde dua etmektedir bu sırada yanlarında duran biri Kayseriliye sorar:

-Neden kendin için istemiyorsun arkadaşını bu kadar çok mu seviyorsun.

Kayserili cevap verir:

-Temelin duası kabul olur. Allah Temele versin ki ben o parayı altından girer üstünden çıkar bir şekilde alırım. 

 

Eşek İken de Böyle İnattı


1970’li yıllarda komşu illerden bir yolcu Kayseri’ye gelmiş. Pastırmanın çok methini duymuş, hatta birkaç sefer de yemiş. Ancak pastırma aleyhinde çıkan dedikodulardan da oldukça rahatsızmış. Tek problemi eşek etinden pastırma satmayan bir dükkân bulup oradan almakmış.  Adamcağız şüpheli bakışlarla pastırmacılar çarşısını dolaşıp dükkânları inceleyip (şurası satar, burası satmaz: şurası daha temiz, burası pasaklı v.b.) düşünürken, yazı tura atmak gelmiş aklına. Atmış yazı turayı, denk gelen dükkâna girmiş. Adamın şüpheli bakışlarla girip pastırmaları incelediğini anlayan Kayserili esnaf, adamın ne için bu kadar incelediğini de tahmin etmiş ve bir oyun oynamayı düşünmüş. “buyur” demiş esnaf.

Adam yine tedirgin:

– Pastırma alacağım da. Diye kekelemiş korkarak.

-Tabii derhal, ne kadar?

-iki yüz gram yeter. Çok severim de. Ama. Öbür tarafını diyememiş. (yani aman eşek eti olmasın diyecek) Kayserili anlamış vaziyeti. Parçayı tarttıktan sonra satırla kıymaya başlamış: hemşerim bu niye bu kadar zor kesiliyor öyle.

Kayserili hemen taşı gediğine oturtmuş:

-Sorma birader, bu namussuz eşek iken de böyle inattı.

Ayak Uydurmaca

Ayak Uydurmaca


Kayserili zengin, ölüm döşeğindeymiş.

-“Vasiyetim var” diyerek oğullarını kızlarını başına topladıktan sonra öğüt vermiş:

-“Evlatlarım, size son sözüm: Devlet çalgı, siz cengi… Ayak uydurmaya
bakın!

Kadın İçin


Kayserili Pire Mehmet, istasyonda çok sıkışınca, gözü hiçbir
şeyi görmez olup kadınlar tuvaletine doğrulmuş.

Bir hemşerisi önüne geçmiş:

– Ne yapıyorsun, burası kadınlar için… Uçkurunu eline almış
olan Pire Memet:

– “Bu da kadınlar için!” deyip içeri dalmış.

Eşek Boyamak


Kayseri’ye yeni gelen yabancı, ayakkabısını boyatırken
boyacıya takılmış:

– “Siz Kayserililer eşeği boyayıp babanıza satarmışsınız. Nasıl yapılır bu iş?

Boyacı, fırça sallamayı sürdürerek:

– “İşte” demiş, eşeği böyle boyarız!”

Coğrafya


Bölük komutanı “Ali Okulu”nu denetliyordu. Hasan’a sordu:

-“Oğlum, dünya kaç parçadır?”

– “Beş parçadır komutanım.”

– Say bakalım.

-“Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.”

– “Sen nerelisin?” 

-“Kayseriliyim, komutanım.”

– Şu haritada Kayseri’yi göster bakalım.
Hasan Kastamonu’yu işaret edince:
 

– “Oğlum, orası Kastamonu.”

-“Kayseri’nin bir mahallesi sayılır,” komutanım.

Padişahın Biri,

Padişahın Biri,

-‘Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!’ demiş.

Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
”Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.”
”Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir
yavru. Kaptı mı götürür tabii!..”
”Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..”
”Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da
pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral
odur tabii!..”
”Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!”
”Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda
yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.”

Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha
bu yalandır dedirtememiş.

Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
”Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın
almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan
değil dersen borcunu öde!..”

Eşeği Böyle Boyarlar

Eşeği Böyle Boyarlar
Kayseri’ye bir banka müfettişi gelmiş, zamanın en iyi oteli olan
Zümrüt Palas’ta yatmış. Sabah teftiş edeceği bankaya gitmeden önce kapıdaki boyacı çocuğa ayakkabılarını boyatmaya karar vermiş. Bir taraftan da çocukla muhabbete başlamışlar:
-Siz eşeği boyar da satarmışsınız, doğru mu?
-Doğru.
-Nasıl olur bu?
Çocuk elindeki fırçaları çaprazlama çalımla ayakkabılar üzerinde sallarken
ahanda Boyuyoh ya! İşte böyle…

Kayserili, Laz Ve Kürt Ölmüşler

Kayserili, Laz Ve Kürt Ölmüşler

Sorgu sual derken karar verilmiş. Melek kararları okumuş.

Karar:

-“Sizlerin dünyadayken günahlarınız ve sevaplarınız tartıldı ve sizlerin günahları fazla olduğu görüldü. Sizler 100 bin TL öderseniz cennete gideceksiniz.”

Laz: Bulmuş buluşturmuş parayı hemen yatırmış ve cennete gitmiş.

Kayserili: İndirim ve taksit için pazarlığa oturmuş.

Kürt ise: Devlet yok mu? Benim payımı devlet ödemek zorundadır demiş.

Kayserili Ve Oğlu

Kayserili Ve Oğlu

Kayser’linin oğlu
Kayseriliden para ister:
-“Baba 5 milyon verir misin “
Kayserili:
-” 4 milyon mu dedin?
-Napcan lan 3 milyonu,
2 milyon neyine yetmiyor! Al sana 1 milyon yeter!”
Oğlu parayı almış
-“Hehe… Baba zaten 500 bin lira lazımdı… ”
-“Bak sen kerataya…
-Demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni…”

En zengin Kayserili

En zengin Kayserili

Harp yılları…

Kayseri’de gayrimüslimler zengin, Müslümanlar fakir…

Gayrimüslim komsusu Kayseriliye büyük bir para gönderip bozmasını istiyormuş. Kayserili de bunu onur meselesi yaptığı için hemen oğlunu bir başka gayrimüslime gönderip parayı ondan bozdurup diğerine geri gönderiyormuş.

Böylece kendi sıkıntısını belli etmiyormuş.

Bir gün iki gayrimüslim aralarında konuşurken biri diğerine:

-Vallahi su memleketin en zengin adamı Kayserili Mehmet Ağa, ona ne zaman para göndersem hemen bozar.

Diğeri de onun fikrini destekliyormuş:

-Vallahi doğru, adamda para çok, ben de onun gönderdiği paraları bozmaktan usandım.

Uyanık Kayserili

Uyanık Kayserili 

Gözleri kör yanlız ve yoksul bir Kayserili kırlarda başıboş dolaşırken, karşısına bir cin çıkmış.

Cin Kayseriliyi şöyle bir süzmüş ve:

-Senin, senin şimdi çok fazla istediğin vardır. Gözlerin açılsın istersin; zenginlik dilersin; evlenmeyi arzularsın; çocugum olsun dersin. Uğraşamam. Sadece bir tek dileğini yerine getireceğim. Dile benden ne dilersen” diye sormuş

Kayserili biraz düşündükten sonra şu cevabı vermiş:

-Çocuğumun saatlerce, altınlarımı saymasını görmek isterim

Cehennem Satışı

Cehennem Satışı

Kayserili, Papa’nın cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan’a gitmiş. Papa’ya:
-Bazı Müslümanlar cehennemlik olduğu için demiş, Cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum.
Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş.

Bunun üzerine zengin Hıristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş:
-Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına…

Kayserilinin elindeki fermanı gören Hıristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar.

Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayseriliyi çağırtmış:
-Al şu verdiğin parayı, ver cehennemin tapusuyla anahtarını!
Kayserili:
-Ben cehennemi sattım, demiş. Geri almak için çok para gerekli.
-Ne kadar?
-Heybenin iki gözü dolusu altın.

Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş:
-Doldurun bu Kayserilinin heybesini altınla!

Kurnaz Kayserili

Kurnaz Kayserili

Bir Kayserili ve iki Çorumlu bir gün trende karşılaşır ve konuşmaya başlarlar… Çorumlular derki:

-“Biz çok zekiyizdir trene bineceğimiz zaman hep bir başka Çorumlu arar buluruz ve beraber bineriz trene, sonra biletçi gelince ikimizde bir tuvalete girip biletçi bileti isteyince bir bilet veririz…”

Kayserili gülmüş buna ve demiş ki:

—Bende trene bineceğim zaman hemen iki tane Çorumlu ararım, sonra bakarım onlar ne zaman tuvalete gidiyorsa takılırım o zaman peşlerine ve kapı kapanınca biletçi gibi gelir alırım biletlerini, bedavaya binmiş olurum…

Kayserilinin Duası

Kayserilinin Duası

Kayserili ve Temel bir gün camide dua ederler.

Temel:

-“Allahlım bana hanlar hamamlar çok para nasip et diye dua etmektedir.

Yan tarafta dua eden Kayserili:

-“Allahım Temele çok para ver” diyerek ellerini açarak göz yasları içinde dua etmektedir.

Bu sırada yanlarında duran biri Kayseriliye sorar:

-“Neden kendin için istemiyorsun arkadaşını bu kadar çok mu seviyorsun.

Kayserili yanıt verir:

-“Temelin duası kabul olur. Allah temele versin ki ben o parayı altından girer üstünden çıkar bir şekilde alırım.”

Üçüncü Köprü

Üçüncü Köprü
Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayserili Türklerden oluşan bir şirketler birliği almış.

Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelenin kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş.

Japon:

– ‘Gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım’ diye yakarıp harakiri yapmış.

Amerikalı:

 -‘Gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı’ diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş.

Tüm bunları izleyen Kayserili yüklenici de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş:

-‘Lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.’

Taksimetre

Taksimetre
Taksinin yokuşta frenleri patlamış, müthiş bir hızla aşağı iniyor.
Kayserili müşteri bağırmış..
-‘Durdur şu arabayı..’
Şoför panik içinde haykırmış..
-‘Durduramıyorum!..’
-“O zaman taksimetreyi durdur hiç değilse” demiş, Kayserili.

Çiftçiler

Çiftçiler
İki tane çiftçi, biri Adanalı, diğeri Kayserili…  Sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler…
Kayserili tarlalarının çokluğundan, isçi yetiştirememekten, ürünlerin her sene telef olmasından bahsedince Adanalı atlıyor:
– ‘Benim çiftlikte, sabah güneş dogmadan biniyoruz arabaya, aksam oluyor, biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna yetişemiyor oluyuz, çaresiz geri dönüyoruz’.
Kayserili de hiç bozuntuya vermeden lafı yapıştırıyor:
-‘Yahu bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçen sene sattık, illet onlarla yolculuk ya…’

İşin Formülü

İşin Formülü
Yahudi’nin biri, pazara, topal eşeği satmak için götürür, fakat alıcıyı kandırsın diye eşeğin tırnağına çivi çakar, eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar. Kayserili ayakta ki çiviyi görür, içinden ‘çiviyi çıkarırım düzelir diye düşünür, eşeği alır.

Yahudi ertesi gün sağda solda övünür.

-siz Kayserililer akılıyı diye övünürsünüz çiviyi çaktım anada doğma sakat eşeği sattım der.

Duyanlar bunu Kayseriliye anlatırlar.

Kayserili eli dizine vurur:

—Tüh yahu, verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım.

Yerde Para Buldum

Yerde Para Buldum
Bir gün Kayserililerle Lazlar savaş yapıyorlarmış. Kayserililerin aklına bir fikir gelmiş. Demişler ki:
Bu Lazların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısı da Dursun’dur . Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-Temel! Temel!!!
Lazlardaki temeller kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra Kayserililer:
-Dursun! Dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Durgunlarda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar. Lazlardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin? Diye bağırmışlar.
Bütün Kayserililer kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.