Muhsin Yazıcı

Kategori -Makaleler

Eğitim üzerine makaleler…

Neden TEOG değil PISA’yı konuşmalıyız?

Maalesef eğitimde son zamanlarda ana problemleri konuşmak yerine günlük problemleri konuşmak moda oldu. TEOG ile yatıp, öğretmen ataması ile kalkıyoruz, olmayan başarılarımızı konuşup, bir türlü genel problemleri konuşamıyoruz. Bunun iki sebebi var birincisi bu işi iyi yapan ülkeleri takip edemediğimiz için pes etmiş olabiliriz. İkincisi ise kendi yaptığımızı iyi sanıyor olabiliriz. Örneğin Milli Eğitim bakanımız dahil Fen liselerimizi çok başarılı sanıyor. Bu yüzden bence biz ikinci hezeyana kapılmış olabiliriz. Devamı…

Genetik yapımız ve vahşet / Prof. Dr. Bozkurt Güvenç

Yazımın başlığı, Doğan Kubanın bir denemesini hatırlatıyor olabilir. Onun “Antropolojik-Biyolojik Aydınlanma”  yorumuna katılıyorum da, bir sorum var: Vahşet, genetik yapımızda mı yoksa geleneksel kültür yapımızda mı?

Marvin Harris‘in Our Kind (insan türü) ve Maurice Masterlink‘in Arıların Yaşamı  kitaplarını okumadım. Bir insanbilim öğrencisi olarak, Harris’in Antropoloji Kuramının Gelişmesi (1968 ve 2001 güncellemesi) ile Kültür, İnsan ve Doğa: Genel Antropolojiye Giriş (1971) sık sık başvurduğum kaynaklardır. Devamı…

İlahiyat mezunu felsefeci profesör: Deizmin (dinsiz tanrı inancı) yaygınlaşması normal

ODTÜ Fel­sefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Yasin Ceylan gençler arasında yaygınlaşan deizmi anlattı. İslam ve inanç sistemine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı: İslam mutluluğu erteler. Mutsuz insan ahlaklı olamaz, seve­mez

Geçtiği­miz hafta pek çok yazarın köşesine taşıdığı bu iddia, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çıkarılan aylık ‘Diyanet’ dergisinin ağustos sayısında “Deizm, Ateizm, Nihi­lizm Kıskacında İnsanlık” konu­sunun işlenmesinin ardından alevlenmişti. Devamı…

Eğitim şart!’ diyoruz, ama önceliğimiz farklı

Kalkınma, sadece ekonomik büyüme olarak anlaşılmamalı. Petrolün bulunduğu birçok ülke, yetişmiş insan gücüne sahip olmadığı için bu kaynaklarından yeterince yararlanamıyor.

‘Ekonomi mi eğitimi, eğitim mi ekonomiyi besler’, bu paradoks hep tartışılır…

Biz, ‘eğitim şart’ dedik, ama önceliği ekonomiye verdik. Bütün hükümet programlarında öncelik hep ekonomiye verildi, eğitim arkadan geldi. Ekonomi düzgün işlerse, eğitimin de iyi olacağı düşünüldü… Devamı…

Aslı Erdoğan’a kapıyı açın / Metin MÜNİR

Aslı Erdoğan’a kapıyı açın / Metin MÜNİR

Hapse atılıncaya kadar – benim kabahatim – Aslı Erdoğan’ın adını duymamıştım.

O içeride iken bütün kitaplarını getirttim,  okudum ve büyük bir yazarla tanışmış oldum.

Yalnızlığın, yer edinememenin, kötü geçen bir çocukluğun hiç geçmeyen bir hastalık olduğunun, şiddetin, eşsiz hikâyecisidir o.

Bu hikâyeler; kahve fincanlarının ve art arda içilen sigaraların yazarının kendi hayatının değişik kesitleridir. Ama, aynı zamanda, iyileşmeyen, yürek parçalayıcı Türkiye hastalıklarını da anlatıyorlar.

Devamı…

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Geçenlerde rastlantı sonucu TV’de peş peşe birkaç program izledim. İlki, tiryakisi olduğum İz TV yapımı ‘İkinci Yeni’ programı. Kim bilir kaçıncı kez izledim. Turgut Uyar ve Edip Cansever ağırlıklı bir şiir şöleni. İki şairin yaratıları konu alan bir belgesel. O şairlerden ‘geri kalan’lar temeline oturtulmuş bir dönem öyküsü. İnsan, böyle bir programı izleyince -ve elbette, üzerinde yeterince düşününce!-‘Geri Kalan’ söyleminin rehberliği bir yana bırakıldığında adına ‘kültür’ dediğimiz olgunun ne kadar acınası bir sığlığı sergileyebileceğini çok daha iyi anlıyor. Zaten, sanırım bu yüzden, İz TV de ‘her şey iz bırakır…’ söylemini kendine slogan edinmiş.

Devamı…

Atatürk bugün yaşasaydı çağdaş uygarlık seviyesini Doğu’da bulurdu

Atatürk bugün yaşasaydı çağdaş uygarlık seviyesini Doğu’da bulurdu

Türkiye’ye antropoloji bilimini getiren o. ‘Türk Kimliği’ (1992) ve ‘İnsan ve Kültür (1982)’, ‘Kültürün ABC’si’ (2007) isimli eserleri bugün birer başucu kitabı. Bozkurt Güvenç, halen eser veriyor, makaleler yazıyor, her gün saatlerce çalışıyor. Bülent Ecevit’in 1974’te kurduğu hükümette kültür müsteşarı; Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e danışman olarak hizmet verdi. ‘Biz kimiz”, “Nereden geldik nereye gidiyoruz” sorularını yöneltmek için çok önemli bir otorite. ‘Hocaların Hocası’, bizi zarif eşi Melda Güvenç’le beraber Ankara Çankaya’daki evinde ağırladı; giderek kutuplaşan topluma dair sorularımızı yanıtladı.

Devamı…

İntikam duygusu neye yarar?

İntikam duygusu neye yarar?

Evrim sürecinde intikam duygusu oldukça yararlı bir amaca hizmet eder; öyle ki bu beklenti bile insana zevk verir. Peki intikam duygusu neden vardır?

Evrim sürecinde intikam duygusu oldukça yararlı bir amaca hizmet eder; öyle ki bu beklenti bile insana zevk verir. Peki intikam duygusu neden vardır?

Devamı…

Bir zamanlar “padişahlar” ve “müderrisler” Matematikten anlıyor, astrolojiden, doğa bilimlerinden, s

Bir zamanlar “padişahlar” ve “müderrisler”

Matematikten anlıyor, astrolojiden, doğa bilimlerinden, sanattan, dinden. Babası İstanbul kadısı, yani hem yargıç, hem de Osmanlı sistemi sonucu belediye başkanı.

Sinan Hoca öyle bir aileden geliyor.

Ünlü hocalardan ders alıyor, Ali Kuşçu, Molla Gürani gibi.

Sabahtan akşama kadar okuyor, aynı zamanda ders veriyor, yani “müderris,” bugün profesör unvanına denk gelen bir titr.

Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşıyor. Kitaplar yazıyor, şiirler yazıyor, siyasetten ve insan yönetmekten anlıyor.

Devamı…

Çocukları Tarafından Zorbalığa Uğrayan Ebeveynlerin Yaptığı 3 Hata

Çocukları Tarafından Zorbalığa Uğrayan Ebeveynlerin Yaptığı 3 Hata

Uzun bir günün sonu. İşten eve yeni geldiniz, yorgunluktan bitmiş durumdasınız. Kendinizi kanepeye attınız, televizyonun başına geçtiniz ve en sevdiğiniz programın sonunu yakaladınız. Bu sessiz anın tadını çıkarıyorsunuz.

Tam o sırada, çocuğunuz sızlanmaya başlıyor. Akşam yemeğinden önce bir dilim çikolatalı kek istiyor. Ona hayır diyorsunuz.

“Söz vermiştin!” diye ısrar ediyor. “Eve geldiğinde vereceğini söylemiştin.”

Devamı…

Otur çocuğum,

Otur çocuğum,

Otur çocuğum, çabuk yerine geç, ayakta dikilme; bunlar sağlıksız toplumun hastalıklı emirleridir

Gülümser Heper yazdı…

“Otur çocuğum”, “çabuk yerine geç”, “ayakta dikilme”, “buyurun oturun”, “ayakta kalmayın”!

Tüm bu ifadeler bizlere ne kadar tanıdık değil mi?

Sağlıksız toplumumuzun hastalıklı emirleridir bunlar…

Devamı…

Körü Körüne İnanmak

Körü Körüne İnanmak

Körü körüne inanmak, batıla yönelmek konusunda üstümüze yok sanırım.

Türklerde kör inanç, kör sevgi

Bir şeylere“körü körüne inanmak” kanımızda var. Biri bize olağanüstü olayların geçtiği bir hikaye anlattığında bile “Hadi ordan canım, öyle şey mi olur!” deriz, ama anlatılan hikayeye de içten içe inanırız. Derinlere inildiğinde Türkler aslında hayalgücü çok yüksek olan insanlardır. Ama yeteneklerini yaratıcılığa dökmek yerine toplum tarafından kendilerine dayatılmış düşünceleri daha abartılı ve ateşli kılmak için kullanırlar. Yeri gelir demiri eritirler, yeri gelir bin atlı akınlarda dev gibi bir orduyu yenerler. İş düşünce boyutuna, fikir münakaşasına geldiğinde ise kestirme yoldan batıl olana, çoğunluğun “tamam” dediği düşünceye yönelirler. Futbol takımı tutar gibi, holiganca ve vahşice siyasi parti tutarlar. Benimsediği siyasi düşünce, içine mensup olduğu topluluk ya da cemaat uğruna seve seve canlarını verirler. Evet, Türkler sevmek konusunda işin biraz cılkını çıkartırlar. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerindeki, eşlerini cinnet geçirerek kırk yerinden bıçaklayan kocalar gibi…

Devamı…

Müzakere ve uygarlık

Müzakere ve uygarlık

Toplum içinde yaşarken, toplumun nimetlerinden faydalanırken kurallarına da uyulması gerekir. Bu nedenle birey, yakın-uzak insanlarla uzlaşmak ve paylaşmak zorundadır. Bunun yolu müzakere edebilmekten geçer. Müzakere ve uzmanlaşma ise bir uygarlık sorunudur.

Günümüzde müzakere olgusu/kavramı, giderek daha kapsamlı ve önemli biçimde öne çıkmaktadır. İletişim ve ulaşımın kolaylaştığı, günümüzde daha çok insan ilişki kurmak ve birlikte sosyal etkinliklere katılmak durumunda kalmıştır.

Devamı…

Otoriteye boyun eğiş üzerine…

Otoriteye boyun eğiş üzerine…

Amerikalı psikolog Stanley Milgram, 1960 ile 1963 yılları arasında bireylerin otoriteye itaata dayalı şiddet eğilimi ile ilgili çok önemli bir deneye imza atmıştır. 
“Milgram Deneyi” adı verilen deney için New Haven’daki Yale Üniversitesi gazetelere “1 saatlik bilimsel deney için 6 dolar karşılığında gönüllü aranıyor” ilanı verir. 20 ile 50 yaş arasında toplumun çeşitli kesimlerinden gelen erkek gönüllüler, ikişer ikişer deneye alınıyormuş gibi yapılır. 
Biri öğretmen olur, diğeri öğrenci ve öğretmen olan gönüllüden, öğrenci olan gönüllüye doğru cevaplayamadığı her soru için elektrik akımı vermesi istenir. 

Devamı…

Evrim Teorisi Nedir: Teori ve Gerçek

Evrim Teorisi Nedir: Teori ve Gerçek

Dünyadaki tüm bilim adamları tarafından gerçek kabul edilen, hem labaratuarda, hem doğal hayatta defalarca gözlemlenmiş, tüm TIP ve biyoloji dünyasının rehber edindiği teorinin ülkemizde bir sürü insan tarafından yalan ve yanlış sanılması son derece endişe verici ve üzücü bir durum. Son yıllarda Evrim Teorisi’ne yapılan saldırılardan sonra durum daha da vahim bir hal aldı.

Devamı…

Ağzınızla kuş tutsanız, ülkeyi düzlüğe çıkartamazsınız…

Ağzınızla kuş tutsanız, ülkeyi düzlüğe çıkartamazsınız…

Yok hayır, bu başlıktan kastım genel siyaset değil özel siyaset; eğitim meselesi. Ama ülkenin geleceği açısından da bir no’lu konu! 
Size, 3 yılda bir yapılan PISA sınavlarında ülke öğrencilerinin neden geriye doğru ilerlediğini de yazmayacağım. Öyle ki Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yetkililer “Sonuçlar devletin aleyhine kullanılmaya başlanıyor” diye kızmaya başladılar. Yani eğitimin kötüye gittiğini yazmak, vatan hainliği suçlamasından önceki basamak haline dönüşüyor! 
Derdim, bakanlığın açıkladığı yeni eğitim müfredatı taslağı ve burada yapılan değişiklikler. 

Devamı…

Finlandiya Eğitim Sistemi ile Köy Enstitülerinin İnanılmaz Benzerliği

Finlandiya Eğitim Sistemi ile Köy Enstitülerinin İnanılmaz Benzerliği

İskandinav ülkelerinin eğitim sistemleri son yıllarda dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak biliniyor. Şüphesiz ki özellikle Finlandiya. Her yıl gittikçe daha fazla yabancı delegasyonlar Finlileri ziyaret ediyor ve bu başarının ardındaki filozofiyi inceliyor. Hatta eğitime Finlilerden %40 fazla bütçe ayırmasına rağmen lise terk oranı Finlilerden %30 fazla olan Amerikalılar bile eğitim sisteminde Finlilerden aldığı ipuçlarıyla yeni düzenlemelere gidiyor.

Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı da başta Finlandiya olmak üzere gelişmiş bazı ülkelerde uygulanan eğitim sistemlerini okullarımızda hayata geçirmeyi planlıyor.

Devamı…

Önemli olan müfredat mı yoksa öğretmen mi?

Önemli olan müfredat mı yoksa öğretmen mi?

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, müfredat programıyla ilgili ayrıntıları paylaştı.
Yeni programı askıya çıkarttı.
İsteyen öneri getirebilecek, isteyen de karşı çıktığı maddelere itiraz edebilecek.
Demokrasi dediğin böyle olur diyenler mutlaka olacaktır.
Umarız öyle olur!..
Ayrıntılarıyla ilgili detaylara girmek için henüz erken. Önce sonucu görmek gerekir, çünkü Ankara’daki tasarıların başıyla sonu çok farklı olabiliyor.

Devamı…

Türkiye-Avrupa ilişkilerinde üç farklı boyut

Türkiye-Avrupa ilişkilerinde üç farklı boyut

Türkiye-Avrupa ilişkileri bizim tarafta “cahiller korosu” gibi akıllara ziyan konuşulup tartışılmaktadır. Türkiye-Avrupa ilişkilerinin “üç boyutu” vardır. Bu boyutlar sağ, sol, liberal, demokratik çevrelerde genellikle birbirine karıştırılmaktadır. Üç farklı boyut iç içe sokularak doğrular ve yanlışlar anlaşılamaz hale getirilmektedir. 
Nedir bu üç boyut: 
Türkiye-Avrupa Konseyi ilişkileri: Türkiye 1949’dan beri Avrupa Konseyi’nin üyesidir. Eşit koşullar altında bulunmaktadır. Bütün kurumlarında normal bir üyenin sahip olduğu “hak ve yükümlülüklere” sahiptir. Demokratik ve çağdaş ilkelerini benimsemektedir. Bunu özümseyerek sürdürmesi Türkiye’nin yararınadır. 

Devamı…

Arayış Dergisi 30 Mayıs 1981 / Bülent ECEVİT

Arayış Dergisi 30 Mayıs 1981 / Bülent ECEVİT

(12 Eylül Askeri darbesi bütün hışmıyla uygulandığı günlerde Bülen Ecevit’in yazdığı yazıdır)

“İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük kısıntılarına, baskıya, zulme katlanabilirler, ama haksızlığa, adaletsizliğe katlanamazlar. 
En zayıf, en ürkek insan bile haksızlık, adaletsizlik karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa vurabilir. 
Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş-devlet ilişkisini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir. 
Adaletin dayanağı ise, yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır. 
Yargı organları yeterince bağımsız değilse, yargıçlar yeterince güvenceden yoksunsa, mahkemelerin vereceği en adaletli kararlar bile inandırıcı olamaz; halk, adalet inancını, devlete güvenini yitirir. 
Adalete inanç ve devlete güven sarsıldıkça da, hakkına razı olmayanlar artar, yargı organları dışında hak arama eğilimleri yaygınlaşır, toplumsal ilişkiler zedelenir ve en kötü anlamıyla anarşi ortaya çıkar. O durumda, anarşiyi önlemenin, koyu bir baskı rejimi kurmaktan başka çaresi görülemez olur ve demokratik hukuk devletinin yolu tıkanır. 
Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar, demokrasinin de gereğidir. 
Eğer Türkiye’de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa, yargı erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.” 

Bülent ECEVİT

Eğitim özgürleştirmeli / Yakup Kepenek Eğitim konusunda çok şey söylenebilir. Ancak yılların deneyiy

Eğitim özgürleştirmeli / Yakup Kepenek

Eğitim konusunda çok şey söylenebilir. Ancak yılların deneyiyle kanıtlanmış bulunan bir gerçek var: eğitim özgürleştirici olduğu ölçüde başarılı olur. 
Ülkemizde özgürleştirici eğitimin en kusursuz örneği Köy Enstitüleridir. Dün, 17 Nisan Köy Enstitülerinin 76. kuruluş yıldönümüydü. Kuruluşlarından çok değil yalnızca altı yıl, yani 1946’dan sonra gerçek özelliklerinden adım adım uzaklaştırılan ve 1954’te Demokrat Parti iktidarı tarafından tamamen kapatılan bu kurumlar özgürlükçü eğitim verdikleri için etkilerini günümüzde de sürdürüyor; derin izleri bir türlü yok edilemiyor.

Devamı…