Muhsin Yazıcı

Kategori -Makaleler

Eğitim üzerine makaleler…

Üniversiteler işte böyle felç edildi

Ülkemizde hala “bilim” gerekli mi ya da gereksiz mi tartışması yapılmaktadır, gerçekten çok hazin ve traji-komik bir anlayışa sokuldu üniversiteler…

Aşırı dogmatik kültürel ve dinsel yapılanma nedeniyle, özgürlüklerin zerresi olmayan tüm İslam ülkelerinde (Türkiye dahil) üretilen “high-Tech” ürünlerinin toplamı, Güney Kore’de üretilenlerin sadece yarısı kadar bile değildir, gerçekten çok acınası durum mevcuttur ülkemiz adına… Buradan açıkça görüldüğü gibi, dogmatizm ve fanatizm bataklığına saplanan Türkiye’de ve tüm İslam ülkelerinde bilimin yerlerde süründüğünün açık göstergesidir. Devamı…

Eğitimde bizden bir şey olmaz, çünkü

Eğitimde Fırsat Eşitsizlikleri Olabildiğince Üst Düzeyde Yaşanmaktadır

Okuyan Nasıl Okuyor

Doç. Dr. Mustafa Sever eğitim üzerine önemli araştırmalar yapan ve kamuoyu tarafından daha yakından tanınması gereken, eğitim konuları ile ilgili farklı kitapları ve çalışmaları olan değerli bir eğitim bilimci akademisyen. Dombıra, zil çalmayan okul, okul zilleri ve okul kültürleri adlı yazımızı Sever’in son araştırması ışığında kaleme almıştık. Bu yazımızda da Sever’in altını çizdiği bir başka noktayı ele almaya çalışacağız. İçinde varsa okur-okumaz eğitim felsefesi, okuyan nasıl okuyor… Devamı…

Din adına yapılan katliamlar

Ahlak dinin tekelinde değildir. Ahlaklı olmak için dine gereksinim yoktur. Ahlakın tarihi dinin tarihinden daha eskidir. Ancak dinlerin de bir ahlak anlayışı vardır. Dinler de insanlara merhametli olmayı, vicdanlı olmayı, adil olmayı öğütlerler.

Ancak nasıl oluyorsa, din adına hareket ettiğini iddia eden bazı odaklar, ahlakı yerle bir ediyorlar, her türlü merhametsizliği, vicdansızlığı ve zulmü gerçekleştiriyorlar, insanları katlediyorlar.  Devamı…

30 Ağustos Zaferi İki Kişiyi Çok Üzmüştü!

İngiltere Başbakanı Lloyd George’a haber geldiğinde oturduğu yerden sıçramıştı:

“Doğru olamaz!” diye adeta isyan etti.

Haberi getiren Miss Frances Stevenson “Şimdi Dışişleri Bakanlığı yazdırdı Efendim” dedi.

“Lanet olsun!” diye haykırdı Lloyd George.

Kendisine iletilen notu bir kez daha okudu.

Sonra büyük bir çöküş içinde bir süre sessiz kaldı.

“Askerler uyarmıştı” diye mırıldandı kendi kendine, “Ama ben, Yunanlıların kazanacağına inandım! Adamları teşvik ettim… Şimdi yalnızca Yunanlılar yenilmedi, benim politikam ve saygınlığım da darbe aldı! Bir çıkış yolu bulmalıyım…” Devamı…

‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldular?’

Yazının başlığında kullandığım soru cümlesi bana ati bir cümle değil.

Muhafazakar-dindar medyada neredeyse her gün bir yazar bu soru başlığı altında bir yazı kaleme alıyor.

‘Mahallenin ne kadar bozulduğunu’, ‘Ahlakın ve vicdanın kaybolduğunu’ söyleyip dindar muhafazakar insanları suçluyorlar.

Bu yazarlara göre mahallede derin bir ahlaki kriz yaşanıyor.

Meselenin tuhaf tarafı bu tür serzenişte bulunan yazarların neredeyse tamamı AK Parti iktidarını yıllardır sorgusuz sualsiz destekleyen isimler olması.  Devamı…

Tarikatçı Kafa İle Olmaz!

Tarikatçı kafayla FETÖ’yekarşı mücadele olmaz, olamaz ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmanın hayali bile kurulamaz. FETÖ ile mücadelede gerekli olan ilk ve en önemli şey; en tepedekilere yani siyasi kanada operasyon yapılmasıydı!

Bu yapılmadıktan sonra, bu hali ile halen sürdürüldüğü söylenen FETÖ operasyonu, budamadan ibaret oluyor. Yapılması gerekense FETÖ ağacının istisnasız tamamının kesilmesidir. Budananların yerine yenileri daha gür gelir, bilesiniz! Ayrıca; yapılmakta olan haliyle bu mücadeleye “muhaliflere yönelik mıntıka temizliği operasyonudur” denebilir. Devamı…

Emperyalizm Venezüella’ya niçin çullanıyor?

ABD; Venezüella’da giriştiği darbeyi, mali hamlelerle de tahkim etmeye başladı. Ülkenin dev petrol şirketi PDVSA’ya yönelik ekonomik yaptırımları devreye soktu. Venezüella’nın 7 milyar do­larlık varlığını dondurdu, ABD bankalarında bulunan parasının yönetim hakkını Devlet Başkanı Maduro’dan alıp, ABD destekli muhalif lider Guadio’ya verdi.

ABD emper­yalizminin devlet şeklide örgütlenmiş bir haydutluk olduğunu biliyoruz. Örneklerini Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bom­balarında, Kore’de, Vietnam’da, Küba’da, Şili’de, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da gördük, görüyoruz. Dünyaya yayıl­mış ABD üslerinden, ABD savunma bütçe­sinin büyüklüğünden anlıyoruz.  Devamı…

O demokrasiyi sultanlara rağmen kurduk / Ertuğrul Özkök

“EY Cumhuriyet’i yerden yere vuran, her kötülüğü, Cumhuriyet’in günah hanesine yazmaya teşebbüs eden kafa.

İzliyor musun Mısır’da, Mağrip’te Maşrık’ta olup biteni.
Ey, sen, durmadan mazini, 80 yıllık demokrasini, 60 yıllık çok partili hayatını, paspas yapan, yerden yere vuran, karalayan, azarlayan küfürbaz.
Senin kum torbasına çevirdiğin o insanların attığı adımları atmayan/atamayan Arap dünyasının sefaletini görüyor musun?
Ya sen ey insafsız; bu ülkenin demokratik miladını, üç-beş sene öncesinden başlatacak kadar kendinden geçmiş güya münevver. Devamı…

Faşizmin dili, demokrasinin dili / Prof. Dr. Emre Kongar

Faşizm ve Demokrasi sadece iki karşıt siyasal ideoloji olarak değil, iki karşıt davranış biçimi gibi de düşünülebilir.
Faşizm ve Demokrasi arasındaki karşıtlıklar ya da Faşist ve Demokrat davranış biçimleri arasındaki farklar, kullanılan dile bakılarak belirlenebilir.

Faşizmin dili kin ve nefret doludur… 
Demokrasinin dili sevgi ve saygı.
Faşizmin dili düşmanlık üzerine kuruludur… 
Demokrasinin dili hoşgörü üzerine.

Devamı…

Sömürge ekonomisinin sömürge hukuku

Yusuf Kemal Bey ve kuşağının yaşadıkları, ülkede hâkim ekonomik sistem ile hukuk sisteminin ayrılmaz diyalektiğinin kanıtı olarak tarihsel dersler içeriyor.

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı 1908-1909 yılları İstanbul Barosu Başkanı Yusuf Kemal Tengirşek, 1908 İkinci Meşrutiyet sonrası Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda iki dönem Kastamonu Mebusu olarak bulunur. Tarihçiler, 19. Asrı Osmanlı’nın en uzun yüzyılı olarak kabul ederler.Yusuf Kemal Bey, bu uzun yüzyılın son çeyreğinin hem İstanbul, hem Anadolu’dan tanığıdır.  Devamı…

İnsan Zihninin Karanlık Tarafına Işık Tutan Bir Sosyal Psikoloji Kuramı: Bilişsel Çelişki

Psikoloji tarihinde, insanı daha iyi açıklama ve davranışlarının oluştuğu temel kaynağa ulaşma amacıyla birçok deney yürütülmüş, araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaların en önemlilerinden biri ise yaklaşık 60 yıl önce ortaya çıkmış olan “Bilişsel Çelişki” kuramı.

Leon Festinger tarafından ortaya koyulan “Bilişsel Çelişki” kuramına göre, insanlar davranışlarını ve düşüncelerini geçmiş deneyimlerine ve değerlerine göre belirlerler. Devamı…

Türk toplumu zamanın ve dünyanın neresinde?

İnsanoğlu eski çağlardan beri, kendisini sorgulamıştır. Diğer canlılardan farkını belirten kimi tanımlar da bulmuştur. İnsan, konuşan hayvandır. İnsan, sosyal hayvandır. İnsan, alet yapan hayvandır, gibi.

Bu tanımlardan en güzeli, Louis Bolk tarafından yapılmıştır: İnsan eksik doğan bir canlıdır. Bu eksikliğini eğitimle tamamlar. Yani zengin içgüdülerle doğan pek çok hayvan, kısa sürede hayata atılıp yetişkin haline gelebilir. Ataları gibi aynı yuva, aynı hareketler, aynı besinlerle hayatını tamamlar. Devamı…

Öğrenilmiş Cehalet

Öğrenilmiş cehalet kavramını ilk Cumhur Doğan’ın ağzından duydum. Daha önce öğrenilmiş olan ve toplumun kültürünün bir parçası haline gelen bilgiler ve bu bilgilere dayalı oluşturulan kurallar, zaman içinde işlevsiz hele geliyorlar ve fayda yerine zarar vermeye başlıyorlar. “Kızını dövmeyen dizini döver,” sözü bence buna güzel bir örnek. Benim büyüdüğüm ortamda bebekler ishal olunca onlara su vermezlerdi, “su verme içi biraz kurusun,” denirdi. Bu nedenle çok bebek su kaybından öldü, ama anlamadık. Bugün bilimsel kavramlar ile baktığımız zaman kızını dövmenin ve ishal olan bebeğe su vermemenin büyük cehalet olduğunu görebiliyoruz. Devamı…

Bana gerçeği değil, inandığımın doğru olduğunu söyle!

Dünyamızı yakın bir gelecekte çok büyük bir tehlike bekliyor. Bilginin bir öneminin kalmadığı bir süreç dayatılmak isteniyor Doğrunun ne olduğunun gerçeklikle değil de kim neye ne kadar inanıyorsa onunla ölçüldüğü bir süreç. Böyle zamanlarda doğruluk, hakikat, izafi bir kavrama dönüşüyor. Amaç bilgi edinmek olmuyor, öğrenmek olmuyor, amaç inandırmak oluyor ve inandırmak için bilgiye gerek kalmıyor…

Böyle bir dünyada herkes kendi inandığının doğru olduğunu ispatlamak peşinde. Kimse artık gerçek nedir, önemsemiyor. Önemli olan haklı olmak ve haklı olduğunun ispatlanması… Veriler öyle göstermiyorsa, haksız olmayı kabul etmektense haklı olduğunu ispat edecek dataların üretilmesi yoluna gidiliyor ve ALTERNATİF GERÇEKLER yaratılıyor. Devamı…

Kültürel zeka

‘Akademik zekâ’ var. ‘Duygusal zekâ’ var. ‘Sosyal zekâ’ var.
Bu zekâ türleri tanımlanıyor, ölçekler yapılıyor.
Ama ‘Kültürel zekâ’ da olmalı! Tanımlanmalı. Ölçekleri yapılmalı.
Hem bireylerin, hem toplumların ‘kültürel zekâ’sı aslında tutum ve davranışlarıyla ortaya çıkıyor.

Şimdi bakalım:
*Öğrenme yeteneği.
Görebilme yetisi (vizyon).
*Geniş açılı bakabilme kazanımı.
*Değiştirme becerisi.
*Analitik düşünme yetisi.
*Sentezci davranış gücü.
Devamı…

Ortadoğululuk nedir bilir misiniz?

Ülkemiz Ortadoğulu bir zihniyet tarafından, Ortadoğulu bir üslupla yönetiliyor ve görünen o ki yakında tamamen Ortadoğu’ya dönüşeceğiz.

Ortadoğululuk nedir bilir misiniz?

-Ölümü yüceltip güzel yaşamayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Dini yüceltip bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.
-Lideri yüceltip, iyi sistem kurmayı aşağılamak Ortadoğululuktur. Devamı…

Seçmen Fiyatları

Siyasiler “Her şeyin bir fiyatı vardır” sözünü çok severler;
Onun da ötesinde bu söze pek güvenirler.
O yüzden seçmeni ikna etmenin değil satın almanın peşine düşerler.
Seçim vaatlerinin yarısı ideolojikse diğer yarısı da hep ekonomiktir.

Doğru ya da yanlış…
Samimi ya da samimiyetsiz…
Türlü vaatlerle dolu konuşmalarda seçmeni en çok ‘nakit’ tekliflerin cezbedeceğinden emindirler.
Her şeyin ve herkesin satılık olduğuna inanıldığı sürece siyaset kirli bir meseledir.  Devamı…

Tarih Bizi Zorluyor – Attila İlhan

Meraklısı bilir, Fransızcada bir deyim vardır: “İ’lerin noktalarını koymak”; herhangi bir olayı adlı adınca yerine koymak, açıkça değerlendirmek anlamına geliyor; Regis Debray, YDD’ci  takımının ağızlarında geveledikleri olumsuz eleştirileri netleştirip, i’lerin noktalarını yerine koymuş, diyor ki:

“… ’daha az devlet, daha çok özgürlük’, ‘daha mütevazı bir devlet ve daha girişimci bireyler istiyoruz.’ Ne demekse bu! Peki, bunun adını neden ‘daha az cumhuriyet istiyoruz’ diye koymuyorsunuz? Yurttaşların özerk olarak var olmalarının, belli bir merkezi otoriteyi gerektirdiğine; ve kamusal çıkarların kendinden emin ve egemen baskı gruplarına hakim olması gereğine inanmıyor musunuz? Cumhuriyet, ne jandarma/devlet, ne işletmeci/devlet; o daha fazlası, çok daha kapsamlı bir program!” Devamı…

Korku kültürü: Korku, halkları ayrıştırıyor ve parçalıyor

Bugün dünyada en hâkim duygu korku. Son yıllarda korku kültürünü toplumun geneline aşılayan medya kanalları, politikacılar ve şirketler, korkuyla beslenen toplumları daha kolay manipüle edebildiklerini görüyorlar. Eskiden toplumları birleştiren, dayanışmayı güçlendiren korku, artık toplumları bölüyor, parçalıyor ve ayrıştırıyor. Devamı…

Bana gerçeği değil, inandığımın doğru olduğunu söyle!

Dünyamızı yakın bir gelecekte çok büyük bir tehlike bekliyor. Bilginin bir öneminin kalmadığı bir süreç dayatılmak isteniyor Doğrunun ne olduğunun gerçeklikle değil de kim neye ne kadar inanıyorsa onunla ölçüldüğü bir süreç. Böyle zamanlarda doğruluk, hakikat, izafi bir kavrama dönüşüyor. Amaç bilgi edinmek olmuyor, öğrenmek olmuyor, amaç inandırmak oluyor ve inandırmak için bilgiye gerek kalmıyor… Devamı…

Ar-ge nedir, nasıl yapılır, yapan nasıl bir insandır? / Ali Akurgal

Eğer, bulunduğumuz teknolojik noktadan ileri gideceksek, eğer gönencimiz artacak ve şu takılıp kaldığımız 10.000$ kişi başı GSYİH rakamını aşacaksak, bu yerli teknolojilerimiz sayesinde olacak. Bunu da argecilerimiz yaratacak. Bu nedenle, dilimize bir kısaltmanın yazılışı olan Ar-Ge’yi artık sözcük olarak almanın zamanı geldi: “ar-ge” kısaltmasını diğer sözcüklerle eş şekilde yazıyorum. Yazım hatası sanılmasın. Devamı…

Sanayi 1.0’ı kaçırdık, Sanayi 4.0’ı kaçırmayalım / Edip Emil Öymen

Dördüncüyü de kaçırmayalım derken, “gerçek” tarihi bilmek gerek. Geriye dönüp bakarsak, çok şey görürüz. Kitaplar, ciltler, tezler, makaleler dolusu. Sadece birkaç örnek:

Osmanlı’da ilk banka, padişahın izniyle 1847’de iki Galata bankeri Jacques Alléon ve  Manolaki Baltazzi tarafından Bank-ı Dersaadet-İstanbul Bankası (Banque de Constantinople) adıyla kuruldu. (Daha önce izinsiz kurulan bir banka kapatılmıştı). Taa Mediciler’den bu yana bankacılığı saymazsak, başlangıç olarak ilk kez kağıt para basan (1695) İngiltere Merkez Bankası’ndan 152 yıl sonra… Osmanlı Merkez Bankası “gibi” çalışan Bank-ı Osmanî-i Şahane ise İngiliz sermayesiyle 1863’te kuruldu. Sonra Fransızlar eklendi. Osmanlı’nın merkez bankası yabancıların yönetimindeydi. Devamı…

Çanlar, ziller ve düdükler kimler için çalıyor? / Prof. Dr. Bozkurt Güvenç

Kent kültürü tarihçilerinden Oscar Lewis, Sanayi Devrimi’nin, matbaadan sonra ve buhar makinesinden önce, şehirlerdeki saat kuleleriyle başladığını savunur. Tabii bunlardan önce de müminleri toplu duaya çağıran kiliselerin çanları, minarelerden yayılan Ezan sesleri vardı.

Saat kulesi, günlük çalışma hayatını, her şeyin var olduğu zaman ve mekân kavramlarımızı değiştirdi. Bilim öncüsü fizikçi Newton’un zaman ve mekân ayırımı, uzay fizikçisi Einstein’da zamanmekan oldu. Bu devrimsel dönüşümün günlük hayatımızdaki sonuçlarını yorumlamaya çalışıyorum. Devamı…

Yılbaşı bir ‘insani-evrensel’dir

Bilinen en eski yılbaşı törenleri milattan önce 2’nci bin yılda Babil’de ortaya çıkar. Bu, Mart ayının sonlarında kutlanan ve 11 gün süren bahar bayramıdır ve yeni yılla aynı gün başlar. Belli ki bunun yolu bugün Nevruz’a kadar çıkmaktadır.

Roma’da da yılbaşı olarak ilkin baharın başlangıcı kabul edilen 25 Mart benimsenmiştir. Sonra milattan önce 153’te Roma senatosu yılbaşını 1 Ocak’a taşıdı. Görüldüğü gibi ortada henüz “İsa-Mesih” yoktur ve 1 Ocak, pagan Roma’da yılbaşı olarak karşımızdadır. Devamı…

İnsanoğluna özgü en yıkıcı 10 davranış

İnsanoğluna özgü en yıkıcı 10 davranış

Hayvanların büyük bir bölümüne kıyasla insanlar kendi türlerine ve bizzat kendilerine zarar veren bir dizi davranışlar sergilerler. İnsanlar yalan söyler, aldatır, çalar, kendi bedenlerini oyup kazıyarak süsler, çok gerilip kendilerini ve elbette başkalarını da öldürürler. İnsanoğlu gibi zeki bir türün görünürde neden öylesine kötücül, kinci, kendine ve başkalarına zarar veren davranışlarda bulunduğu konusunda epey bilimsel veri var. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.