Muhsin Yazıcı

Kategori -Makaleler

Eğitim üzerine makaleler…

Bir zamanlar “padişahlar” ve “müderrisler” Matematikten anlıyor, astrolojiden, doğa bilimlerinden, s

Bir zamanlar “padişahlar” ve “müderrisler”

Matematikten anlıyor, astrolojiden, doğa bilimlerinden, sanattan, dinden. Babası İstanbul kadısı, yani hem yargıç, hem de Osmanlı sistemi sonucu belediye başkanı.

Sinan Hoca öyle bir aileden geliyor.

Ünlü hocalardan ders alıyor, Ali Kuşçu, Molla Gürani gibi.

Sabahtan akşama kadar okuyor, aynı zamanda ders veriyor, yani “müderris,” bugün profesör unvanına denk gelen bir titr.

Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşıyor. Kitaplar yazıyor, şiirler yazıyor, siyasetten ve insan yönetmekten anlıyor.

Devamı…

Çocukları Tarafından Zorbalığa Uğrayan Ebeveynlerin Yaptığı 3 Hata

Çocukları Tarafından Zorbalığa Uğrayan Ebeveynlerin Yaptığı 3 Hata

Uzun bir günün sonu. İşten eve yeni geldiniz, yorgunluktan bitmiş durumdasınız. Kendinizi kanepeye attınız, televizyonun başına geçtiniz ve en sevdiğiniz programın sonunu yakaladınız. Bu sessiz anın tadını çıkarıyorsunuz.

Tam o sırada, çocuğunuz sızlanmaya başlıyor. Akşam yemeğinden önce bir dilim çikolatalı kek istiyor. Ona hayır diyorsunuz.

“Söz vermiştin!” diye ısrar ediyor. “Eve geldiğinde vereceğini söylemiştin.”

Devamı…

Otur çocuğum,

Otur çocuğum,

Otur çocuğum, çabuk yerine geç, ayakta dikilme; bunlar sağlıksız toplumun hastalıklı emirleridir

Gülümser Heper yazdı…

“Otur çocuğum”, “çabuk yerine geç”, “ayakta dikilme”, “buyurun oturun”, “ayakta kalmayın”!

Tüm bu ifadeler bizlere ne kadar tanıdık değil mi?

Sağlıksız toplumumuzun hastalıklı emirleridir bunlar…

Devamı…

Körü Körüne İnanmak

Körü Körüne İnanmak

Körü körüne inanmak, batıla yönelmek konusunda üstümüze yok sanırım.

Türklerde kör inanç, kör sevgi

Bir şeylere“körü körüne inanmak” kanımızda var. Biri bize olağanüstü olayların geçtiği bir hikaye anlattığında bile “Hadi ordan canım, öyle şey mi olur!” deriz, ama anlatılan hikayeye de içten içe inanırız. Derinlere inildiğinde Türkler aslında hayalgücü çok yüksek olan insanlardır. Ama yeteneklerini yaratıcılığa dökmek yerine toplum tarafından kendilerine dayatılmış düşünceleri daha abartılı ve ateşli kılmak için kullanırlar. Yeri gelir demiri eritirler, yeri gelir bin atlı akınlarda dev gibi bir orduyu yenerler. İş düşünce boyutuna, fikir münakaşasına geldiğinde ise kestirme yoldan batıl olana, çoğunluğun “tamam” dediği düşünceye yönelirler. Futbol takımı tutar gibi, holiganca ve vahşice siyasi parti tutarlar. Benimsediği siyasi düşünce, içine mensup olduğu topluluk ya da cemaat uğruna seve seve canlarını verirler. Evet, Türkler sevmek konusunda işin biraz cılkını çıkartırlar. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerindeki, eşlerini cinnet geçirerek kırk yerinden bıçaklayan kocalar gibi…

Devamı…

Müzakere ve uygarlık

Müzakere ve uygarlık

Toplum içinde yaşarken, toplumun nimetlerinden faydalanırken kurallarına da uyulması gerekir. Bu nedenle birey, yakın-uzak insanlarla uzlaşmak ve paylaşmak zorundadır. Bunun yolu müzakere edebilmekten geçer. Müzakere ve uzmanlaşma ise bir uygarlık sorunudur.

Günümüzde müzakere olgusu/kavramı, giderek daha kapsamlı ve önemli biçimde öne çıkmaktadır. İletişim ve ulaşımın kolaylaştığı, günümüzde daha çok insan ilişki kurmak ve birlikte sosyal etkinliklere katılmak durumunda kalmıştır.

Devamı…

Otoriteye boyun eğiş üzerine…

Otoriteye boyun eğiş üzerine…

Amerikalı psikolog Stanley Milgram, 1960 ile 1963 yılları arasında bireylerin otoriteye itaata dayalı şiddet eğilimi ile ilgili çok önemli bir deneye imza atmıştır. 
“Milgram Deneyi” adı verilen deney için New Haven’daki Yale Üniversitesi gazetelere “1 saatlik bilimsel deney için 6 dolar karşılığında gönüllü aranıyor” ilanı verir. 20 ile 50 yaş arasında toplumun çeşitli kesimlerinden gelen erkek gönüllüler, ikişer ikişer deneye alınıyormuş gibi yapılır. 
Biri öğretmen olur, diğeri öğrenci ve öğretmen olan gönüllüden, öğrenci olan gönüllüye doğru cevaplayamadığı her soru için elektrik akımı vermesi istenir. 

Devamı…

Evrim Teorisi Nedir: Teori ve Gerçek

Evrim Teorisi Nedir: Teori ve Gerçek

Dünyadaki tüm bilim adamları tarafından gerçek kabul edilen, hem labaratuarda, hem doğal hayatta defalarca gözlemlenmiş, tüm TIP ve biyoloji dünyasının rehber edindiği teorinin ülkemizde bir sürü insan tarafından yalan ve yanlış sanılması son derece endişe verici ve üzücü bir durum. Son yıllarda Evrim Teorisi’ne yapılan saldırılardan sonra durum daha da vahim bir hal aldı.

Devamı…

Ağzınızla kuş tutsanız, ülkeyi düzlüğe çıkartamazsınız…

Ağzınızla kuş tutsanız, ülkeyi düzlüğe çıkartamazsınız…

Yok hayır, bu başlıktan kastım genel siyaset değil özel siyaset; eğitim meselesi. Ama ülkenin geleceği açısından da bir no’lu konu! 
Size, 3 yılda bir yapılan PISA sınavlarında ülke öğrencilerinin neden geriye doğru ilerlediğini de yazmayacağım. Öyle ki Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yetkililer “Sonuçlar devletin aleyhine kullanılmaya başlanıyor” diye kızmaya başladılar. Yani eğitimin kötüye gittiğini yazmak, vatan hainliği suçlamasından önceki basamak haline dönüşüyor! 
Derdim, bakanlığın açıkladığı yeni eğitim müfredatı taslağı ve burada yapılan değişiklikler. 

Devamı…

Finlandiya Eğitim Sistemi ile Köy Enstitülerinin İnanılmaz Benzerliği

Finlandiya Eğitim Sistemi ile Köy Enstitülerinin İnanılmaz Benzerliği

İskandinav ülkelerinin eğitim sistemleri son yıllarda dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak biliniyor. Şüphesiz ki özellikle Finlandiya. Her yıl gittikçe daha fazla yabancı delegasyonlar Finlileri ziyaret ediyor ve bu başarının ardındaki filozofiyi inceliyor. Hatta eğitime Finlilerden %40 fazla bütçe ayırmasına rağmen lise terk oranı Finlilerden %30 fazla olan Amerikalılar bile eğitim sisteminde Finlilerden aldığı ipuçlarıyla yeni düzenlemelere gidiyor.

Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı da başta Finlandiya olmak üzere gelişmiş bazı ülkelerde uygulanan eğitim sistemlerini okullarımızda hayata geçirmeyi planlıyor.

Devamı…

Önemli olan müfredat mı yoksa öğretmen mi?

Önemli olan müfredat mı yoksa öğretmen mi?

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, müfredat programıyla ilgili ayrıntıları paylaştı.
Yeni programı askıya çıkarttı.
İsteyen öneri getirebilecek, isteyen de karşı çıktığı maddelere itiraz edebilecek.
Demokrasi dediğin böyle olur diyenler mutlaka olacaktır.
Umarız öyle olur!..
Ayrıntılarıyla ilgili detaylara girmek için henüz erken. Önce sonucu görmek gerekir, çünkü Ankara’daki tasarıların başıyla sonu çok farklı olabiliyor.

Devamı…

Türkiye-Avrupa ilişkilerinde üç farklı boyut

Türkiye-Avrupa ilişkilerinde üç farklı boyut

Türkiye-Avrupa ilişkileri bizim tarafta “cahiller korosu” gibi akıllara ziyan konuşulup tartışılmaktadır. Türkiye-Avrupa ilişkilerinin “üç boyutu” vardır. Bu boyutlar sağ, sol, liberal, demokratik çevrelerde genellikle birbirine karıştırılmaktadır. Üç farklı boyut iç içe sokularak doğrular ve yanlışlar anlaşılamaz hale getirilmektedir. 
Nedir bu üç boyut: 
Türkiye-Avrupa Konseyi ilişkileri: Türkiye 1949’dan beri Avrupa Konseyi’nin üyesidir. Eşit koşullar altında bulunmaktadır. Bütün kurumlarında normal bir üyenin sahip olduğu “hak ve yükümlülüklere” sahiptir. Demokratik ve çağdaş ilkelerini benimsemektedir. Bunu özümseyerek sürdürmesi Türkiye’nin yararınadır. 

Devamı…

Arayış Dergisi 30 Mayıs 1981 / Bülent ECEVİT

Arayış Dergisi 30 Mayıs 1981 / Bülent ECEVİT

(12 Eylül Askeri darbesi bütün hışmıyla uygulandığı günlerde Bülen Ecevit’in yazdığı yazıdır)

“İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük kısıntılarına, baskıya, zulme katlanabilirler, ama haksızlığa, adaletsizliğe katlanamazlar. 
En zayıf, en ürkek insan bile haksızlık, adaletsizlik karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa vurabilir. 
Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş-devlet ilişkisini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir. 
Adaletin dayanağı ise, yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır. 
Yargı organları yeterince bağımsız değilse, yargıçlar yeterince güvenceden yoksunsa, mahkemelerin vereceği en adaletli kararlar bile inandırıcı olamaz; halk, adalet inancını, devlete güvenini yitirir. 
Adalete inanç ve devlete güven sarsıldıkça da, hakkına razı olmayanlar artar, yargı organları dışında hak arama eğilimleri yaygınlaşır, toplumsal ilişkiler zedelenir ve en kötü anlamıyla anarşi ortaya çıkar. O durumda, anarşiyi önlemenin, koyu bir baskı rejimi kurmaktan başka çaresi görülemez olur ve demokratik hukuk devletinin yolu tıkanır. 
Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar, demokrasinin de gereğidir. 
Eğer Türkiye’de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa, yargı erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.” 

Bülent ECEVİT

Eğitim özgürleştirmeli / Yakup Kepenek Eğitim konusunda çok şey söylenebilir. Ancak yılların deneyiy

Eğitim özgürleştirmeli / Yakup Kepenek

Eğitim konusunda çok şey söylenebilir. Ancak yılların deneyiyle kanıtlanmış bulunan bir gerçek var: eğitim özgürleştirici olduğu ölçüde başarılı olur. 
Ülkemizde özgürleştirici eğitimin en kusursuz örneği Köy Enstitüleridir. Dün, 17 Nisan Köy Enstitülerinin 76. kuruluş yıldönümüydü. Kuruluşlarından çok değil yalnızca altı yıl, yani 1946’dan sonra gerçek özelliklerinden adım adım uzaklaştırılan ve 1954’te Demokrat Parti iktidarı tarafından tamamen kapatılan bu kurumlar özgürlükçü eğitim verdikleri için etkilerini günümüzde de sürdürüyor; derin izleri bir türlü yok edilemiyor.

Devamı…

Anti-entelektüalizm ya da fikirlerin gücü

Anti-entelektüalizm ya da fikirlerin gücü

Entelektüellerden bu kadar korktuklarına göre, entelektüel denilen kişinin gücünün hâlâ farkındadırlar demektir. Aynı şey kitapları yakmak / yasaklamak durumu için de geçerli…

Geçen hafta Murathan Mungan’a dair bir “topyekûn-entelektüel” yazısı yazmıştım. Entelektüelin müdahil ve kapsayıcı bir figür olması gerektiğini söyleyen o yazının üstünden bir hafta bile geçmeden, müdahil bir entelektüel davranışı sergileyip ülkedeki savaş politikalarına hayır diyen akademisyenlerden üçü hakkında tutuklama kararı çıktı. Özgürlük ifadesi iktidar duvarına çarptı. “Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan Esra Mungan, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy’un “teröre destek verdikleri” iddia ediliyor. Mantığı tersine çeviren bu karar, aslında bir sürecin devamı, iktidarda birçok fecaatin yanı sıra görülen “anti-entelektüalizm” eğiliminin nihai noktası sayılabilir.

Devamı…

Sınırlarda yaşamanın zorluğu / Doç. Dr. Şafak Nakajima ”Onu çözemiyorum! Bazen bana o kadar iyi dav

Sınırlarda yaşamanın zorluğu / Doç. Dr. Şafak Nakajima

”Onu çözemiyorum! Bazen bana o kadar iyi davranıyor ki, kendimi bulutların üzerinde hissediyorum. Ama birden bire, hiç nedensiz, yerle gök birbirine karışıyor. Az önce bana cenneti tattıran o insan gidip, yerine zalim, kaba, en ağır sözleri hiç sakınmadan söyleyebilen bir canavar geliyor.

Devamı…

Ben karşının ölüsüyüm… / Leyla Alp – T24

Ben karşının ölüsüyüm… / Leyla Alp – T24

Ben karşının ölüsüyüm…

 “Terörist” dediğiniz Kürt.  Küfür ettiğiniz Ermeni…

Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…

Kapısı işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hristiyan, korkuttuğunuz Süryani…

Ötekileştirdiğiniz beriki…

Ben karşının ölüsüyüm…

Devamı…

Kıssa-hisse! / Hüsnü Mahalli

Kıssa-hisse! / Hüsnü Mahalli

1950’de ‘milli iradenin tecellisiyle’ Menderes iktidar oldu.
ABD ve NATO üsleri ülkenin her tarafına yayıldı.
Türkiye; NATO ve Bağdat Paktına girdi, Kore’ye asker gönderdi, ABD istiyor diye Suriye sınırına bir  milyon mayın döşedi, İsrail ile gizli anlaşmalar imzaladı ve bölgedeki anti-emperyalist ülke ve güçlere karşı her türlü pis oyunun içinde oldu.
İçerde ‘ülke ve toplumun İslamlaştırılması yolunda gerekli adımlar atıldı ve demokrasinin ortadan kaldırılması içim gerekli olan her şey yapıldı’.

Devamı…

Bilgi yoksa aydınlanma da yoktur / Afşar Timuçin

Bilgi yoksa aydınlanma da yoktur / Afşar Timuçin

Aydınlanma bilgiyle olur, kafadan atmakla ne aydınlanabiliriz ne de kimseyi aydınlatabiliriz

Hem aydın olduklarını söylüyorlar ya da duyuruyorlar, hem de yerli yersiz ya da fırsat buldukça “ortaçağ karanlığı” diye bir şeyden söz ediyorlar. Cahilliğin uç noktasında çadır kurmak değil de nedir bu?

Devamı…

İranlı bir gazetecinin uyarıları hazır olun! / Bizdeki olaylarla pek örtüşüyor

İranlı bir gazetecinin uyarıları hazır olun! / Bizdeki olaylarla pek örtüşüyor

Merhaba. Benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir gazeteci-yazarım.
Şahın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım.
Ve aynı zamanda mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim.

Devamı…